Chia Tohumu Omega 3 İçeriyor

Chia tohumu, Avrupa ve Amerika’da sıklıkla kullanılan, faydalı bir bitkidir. Latin Amerika’da yetişmektedir. Fazla miktarda suda çözünen posa içerir. Ağırlığından daha fazla su absorbe etmesi sebebiyle bol miktarda su ile tüketilmelidir. Bu durum diyet yapanların yararınadır. Çünkü chia tohumları iştah azaltmaya ve tok hissetmeye sebep olur. Ayrıca içerdiği posa, kan şekerinin ayarlanmasını ve kabızlığın önlenmesini sağlar. Çölyak hastaları için de birebirdir. Tahıl tanesi olarak ya da öğütülerek kullanılabilir.

Chia tohumu, içerdiği posanın yanı sıra bünyesinde omega yağ asitleri, protein, kalsiyum, B grubu vitaminleri ve antioksidan maddeler de barındırıyor. Bitkiler arasında en yüksek Omega 3 miktarını içermesi nedeniyle kalp ve eklem sağlığında olumlu etkileri görülmektedir.

Tükettiğimiz Besinler Duygularımızı Etkiliyor

Tükettiğimiz besinlerin vücudumuza yararı ya da zararı olduğu gibi, ruhumuza da yararı ya da zararı vardır. Duygularımız, yediklerimize göre değişkenlik gösterir.

Aşağıda sırasıyla, içinde bulunduğumuz duygu durumuna göre besinlerin iyi ya da kötü etkilerini görebilirsiniz.

İyimserlik:

Omega 3’ün insanın iyimser hissetmesinde önemli bir rolü vardır. İçerdiği yağ asitleri beyninizi pozitif düşünmeye iter. Balık, ceviz ve fındık gibi besinlerden Omega 3 kaynağı olarak faydalanabilirsiniz.

Sakinlik:

Yoğun stres içindeyseniz ve sakinleşmek istiyorsanız magnezyum içeren besinler tüketmelisiniz. Badem, kabak çekirdeği ve tahıllı ekmek magnezyum içerir. Rahat ve sakin hissetmenizi sağlar.

Mutluluk:

Nörotransmitter maddeler, mutluluğu eksik ya da fazla hissetmenizi sağlar. Çünkü bu maddeler sinirler arasındaki iletimde görevlidir. Karides, ananas ve muz gibi meyveler de serotonin hormonunu arttırır. Bu hormon mutlu olmanızı sağlar.

Özgüven:

Araştırmalara göre tiamin yani B1 vitamini eksikliği, özgüven eksiliğine neden olmaktadır. Kuru üzüm, yulaf, süt ve süt ürünleri, yumurta ve mayalı besinler B1 vitamini eksikliğinizi giderir.

Depresyon:

Omega-3’ün beyin fonksiyonlarını geliştirdiği ve omega-3 açısından zengin beslenmenin depresyonu önlediği bilinmektedir. Vücutta iltihap var ise, bu durum da depresyonu tetikler ve sizi mutsuz bir hale sokar. Soğan tüketimi iltihabın azalmasını sağlar. Düzenli Omega-3 tüketimi de iltihabı azaltıcı etki gösterir.

İsteksizlik:

Zencefil yönünden yüksek besinler isteksizliği azaltır, zor zamanları atlatmanızda size yardımcı olur.

Endişe:

Selenyum eksikliği bireyde endişeye neden olur. Kuruyemişler endişelerden kurtulmanızda oldukça etkilidir.

Tok Hissettiren 3 Besin

Doyma hissi yaşamamak kimilerinin muzdarip olduğu bir konu. Ne kadar yemek yenirse yensin, ne kadar düzenli beslenilirse beslenilsin bazı durumlarda tokluk hissi yaşanmıyor. Yemek yendikten bir müddet sonra hiçbir şey yenmemiş gibi bir açlık hissi oluşuyor. Bu durumun nedeni biyolojik ya da psikolojik olabilir. Açlık hissini gidermek için lifli gıdalar tüketmekte fayda var. Örneğin, enginar, portakal ve badem bu lifli gıdalardan.

Badem

Omega 3 seviyesi yüksek bir besindir. Omega 3 yağ asitleri ve lifler açlık hissini yok eder. Bağırsak hareketlerini hızlandırır. Diyet yapanlar, ara öğün olarak, günde en fazla 10-15 tane tüketebilir.

Enginar

Kemikler ve karaciğer için oldukça faydalıdır. Kan şekerini de ayarlar. Vücudun dinç olmasını sağlar.

Portakal

Bağışıklık sistemini güçlendirir. Vücudu zararlı maddelerden arındırır. Cilt sağlığını korur. Hazmı kolaylaştırır. C vitamini oranı yüksektir. Yağ yakımını sağlar. Portakal, bir bütün olarak tüketilmelidir. Sadece suyu içilirse, vücuda yeterli miktarda lif alınamaz.

Yağların Vücudumuz İçin Gerekliliği

Yağlar, insan vücudu için gerekli olan enerjinin en önemli kaynaklarındandır. Vücudun yağ depolama kapasitesi sınırsızdır. Enerjiye gereksinim duyduğunda bu yağ depolarını kullanır. Yağlar ayrıca, vücut ısısının ve organların dış darbelere karşı korunmasında görevlidir. Yağda eriyen A, E ve K vitaminlerinin emilimini sağlar. Yağ alımı, günlük olarak ihtiyaç duyulan kalorinin % 25 ya da 35’ini karşılamalıdır. Gereğinden fazlası her zaman vücut için zararlıdır. Çünkü obezite, kanser veya kalp gibi hastalıklara neden olabilir.

Yağlar, doymuş yağ asitleri ve doymamış yağ asitleri olarak ikiye ayrılırlar. Daha çok hayvansal besinlerde bulunan doymuş yağlar, oda sıcaklığında katı halde bulunur. Bunlara tereyağı ve margarinler örnek gösterilebilir. Doymuş yağlar sağlığa oldukça zararlıdır. Tercih edilmemesi gerekmektedir. Zira vücutta kolesterolün yükselmesine sebep olarak kalp hastalığı riskini arttırırlar. Doymamış yağlar ise, vücudun ihtiyaç duyduğu yağ asitlerinin en iyi kaynaklarıdır. Bitkisel kaynaklı olup, oda sıcaklığında sıvı halde bulunurlar. Ayçiçek, mısırözü, zeytinyağı ve benzerleri bu gruba örnek verilebilir. Çoklu yağ asitleri ise, Omega 3 ve Omega 6 olmak üzere iki ana grupta toplanır. Soğuk su balıklarında (somon, uskumru, sardalya, ton balığı vs.) yüksek miktarda bulunur. Ayrıca vücuda hazır olarak da alınabilir.

Yağ asitleri vücuda dengeli ve sağlıklı beslenmeyle alınmalıdır. Dolayısıyla bu yağları öğünlerde çeşitlendirerek tüketmek ve her yemeğe uygun yağı kullanmak hem insan sağlığı için faydalı olacak, hem de yemeğe lezzet katacaktır.

Omega 3 Desteği Almanız İçin Yeterli Sebepler

Sağlıklı bir yaşam sürebilmek için esansiyel, yani vücudun işlevselliği için elzem olan yağ asitlerine ihtiyaç vardır. Ancak vücut bu yağ asitlerini kendisi üretemediği için dışarıdan almak zorundadır. Omega 3, bu yağ asitlerinden biridir. Her gün omega-3 almaya özen göstermek, sağlık açısından önem taşımaktadır. Eğer, günlük beslenmeyle omega-3 alımının yetersiz olduğu düşünülüyorsa, ihtiyacın karşılanması amacıyla omega-3 açısından zengin içeriğe sahip olan takviye edici gıdalar tüketilebilir.

Uzun yıllar boyunca yapılan araştırmalar doğrultusunda elde edilen bilimsel verilere göre omega-3’ün hayatımızdaki önemi şöyle sıralanabilir:

  • En sıklıkla karşılaşılan hastalıkların başında yer alan kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi açısından omega-3’ün yeri tartışılmazdır. Kardiyolojide tedavi kılavuzlarına girmiş olan omega-3, kolesterol yükselmesi ve damar içinde pıhtı oluşumunu engelleyerek, kalp krizi riskini azaltır. Böylece kalp ritmi de düzene girer. Dolayısıyla kalp ve damar sağlığının korunması amacıyla önemle tavsiye edilmektedir.
  • Diyabetin önlenmesi açısından önemli bir yere sahip olan omega 3 yağ asitleri, kandaki insülin miktarını dengelemekle birlikte kan şekerini de düzenler. Kandaki şeker miktarının düzenlenmesiyle ortalama ağırlık da korunmuş olur.
  • Omega-3 açısından zengin kaynak olan balık yağı, beyin fonksiyonlarına doğrudan etki ederek zihin sağlığını korur. Çocukluk döneminde zihin gelişimi açısından ne kadar önemliyse, ilerleyen yaşa bağlı olarak azalan beyin fonksiyonlarının güçlenmesi için de bir o kadar önem taşımaktadır.
  • Sinir sistemini güçlendirici etkisiyle, depresyon gibi sinir sistemi hastalıklarıyla mücadele edilmesine yardımcı olur.
  • Sinir sistemini güçlendirmekten bahsederken, elbette ki ağrıların hafiflemesi üzerine etkisini unutmamak gerekir. Özellikle eklem ağrılarından şikayet ediliyorsa, omega 3 düzenli kullanıldığı takdirde ağrıların azalmasındaki etki hissedilebilir.
  • Omega-3 tüketimi, göz sağlığının gelişiminde ve korunmasında ayrı bir öneme sahiptir.
  • Düzenli omega-3 kullanımı, bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde önemli rol oynar. Böylelikle hastalıklarla mücadele gücü artar.
  • Kemiklerin güçlenmesi için kalsiyuma ihtiyaç vardır. Ancak kalsiyumun yanında omega-3 kaynağı olan balık yağının etkisi ihmal edilmemeli.
  • Omega-3 açısından zengin balık yağı kullanımı metabolizmanın düzenlenmesinde önem taşımaktadır.
  • Hamilelik döneminde kullanılan omega-3, bebeğin fiziksel ve zihinsel gelişiminin yanı sıra, annenin de fiziksel ve zihinsel sağlığının korunmasındaki en temel unsurlardan biridir.

Her şeyi bir kenara bırakırsak, omega 3 kişinin kendisini güçlü ve zinde hissetmesini sağlar. Bunca faydası öğrenildikten sonra neden kullanılmasın ki?