Kışın Gelmesiyle Birlikte Hastalıklar Artıyor!

Kışın gelmesiyle birlikte hastalıklar artıyor. Hastalıkların önüne geçmek, rahat, sağlıklı ve mutlu bir kış geçirmek için önleminizi önceden almalısınız. Aksi takdirde, olumsuz çevre koşulları, aşırı yorgunluk, uykusuzluk, stres, yetersiz ve sağlıksız beslenme, sigara ve alkol kullanımı bünyenizi ele geçirerek bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir. Dolayısıyla her şeyden önce beslenmenize dikkat etmeli, sağlığınıza önem vermelisiniz.

Görme işlevleri, epitel doku devamlılığı, büyüme-gelişme ve üreme gibi fonksiyonlarının yanı sıra A vitamini, bağışıklık sisteminde etkisi en büyük vitaminlerden biridir. A vitamininin günlük ihtiyacının karşılanması; deri bütünlüğünü korumaya yardımcı olarak mikroplara karşı ilk engeli oluşturur. Bağışıklık sistemini güçlendirir, enfeksiyonlara karşı vücut direncini arttırır, hastalık yapıcı etkenlerle mücadele ederek kronik hastalıkları önler. Havuç, kayısı, balkabağı, ıspanak, kabak, tere, maydanoz, marul, dereotu, roka, brokoli A vitamini açısından zengindir. Ancak A vitaminin işlenmiş ya da hormonlu gıdalardan temin edilmesi insan sağlığı bakımından tehlikeli olabilir. A vitaminini doğal kaynaklardan temin etmek daha uygundur. Cod liver oil (morina balığı karaciğer yağı) doğal A vitamini kaynağıdır, her gün düzenli olarak kullanılmalıdır.

Sporcularda Yağ Tüketimi

Sağlıklı bir yaşam, temiz bir zihin, hayata uyum sağlamak için gerekli olan kondisyon ve esnekliğin yanı sıra mutluluk hormonu salgılanmasına yol açan ve insanı iyi hissettiren en iyi araç spordur. Profesyonel ya da amatör olarak sporla uğraşan bireylerin dikkat etmesi gereken en önemli nokta beslenmedir. Çünkü beslenme, sağlık ve performans üzerinde büyük etkiye sahiptir.

Sporcuların optimal sağlık düzeyinin, yağsız vücut ağırlığının ve düşük yağ dokusunun sürdürülmesi gerekmektedir. Dolayısıyla sporcular yüksek karbonhidrat ve orta düzey (% 30) yağ içeren besinlerle beslenmelidir. Ancak düzenli ve yoğun spor yapan sporcularda bu oran % 50’ye çıkabilmektedir. Dayanıklılıkta karbonhidratların değil, yağların rolü büyüktür. Haliyle sporcular yağ tüketimine önem vermeli, çoklu yağ asidi bakımından zengin yağları tercih etmeli, toplam enerji ihtiyacının en az % 10’unu çoklu yağ asitlerinden karşılamalılardır. Omega 3 açısından zengin yiyecekleri seçmeliler, Omega 3 alımı günde 1 gram seviyesinde olmalıdır. Bu miktarı karşılamak için günde 30-60 gram yağlı balık tüketilmeli, Omega 3 eksikliği gözlendiğinde gıda takviyeleri ile desteklenmelidir.

İçeriğinde Doğal D Vitamini Bulunan Balık Yağlarının Yazın Kullanımı

D vitaminikalsiyum ve fosfor emilimini düzenleyerek kemik ve diş sağlığının korunmasına yardımcı olurken, ayrıca kalp sağlığından beyin fonksiyonlarının korunmasına kadar genel sağlığımız için de önemli bir vitamindir. Günlük ihtiyacımızı tereyağı, karaciğer ve yumurta gibi besinlerle kısmen karşılayabilmekteyiz. Ancak ilerleyen yaş, bağırsak fonksiyonları düzensizliği gibi etmenler D vitamini emilimini azaltabilmektedir. Ayrıca vücudumuzda doğal olarak bulunan inaktif haldeki D3 vitamininin, aktif D3 vitaminine dönüşümünü sağlayan kaynak olan güneş ışınlarından da yeteri kadar faydalanamamamız, ciddi boyutlara ulaşan D vitamini eksikliği ile yüz yüze kalmamıza neden olmaktadır.

Günlük güneşlik olan ülkemizde, yazın dahi D vitamini eksikliği görülme oranı neden ciddi boyutlardadır?

Öğlen güneşindeki vücudumuza dik gelen UVB ışınlarının vücudumuzda D vitamini dönüşümünü sağlarken, öğleden önce ve sonraki vücudumuza eğimli gelen UVA ışınlarının vücudumuzda D vitamini dönüşümünü sağlayamadığını daha önceki yazılarımızda bahsetmiştik. Kendiniz veya çocuklarınız için sormanız gereken sorular şunlardır:

  • Öğlen güneşinde kalıyor muyuz?
  • Kalıyorsak ne kadar süre kalıyoruz?
  • Her gün öğlen güneşinden faydalanabiliyor muyuz?
  • Güneş koruyucu kremler kullanıyor muyuz?

Uzmanlara göre, her gün öğlen güneşi altında en az 20 dakika güneş koruyucu krem kullanmadan kaldığımız takdirde günlük D vitamini ihtiyacımız karşılanabilmektedir. Oysaki günümüz şartlarının getirisi olarak yukarıdaki soruların tamamına olması gereken doğru cevabı vermek zor… Bir yandan kanserojen etkiye karşı kendimizi koruma altına alırken, diğer yandan D vitamini eksikliği oluşumuna zemin hazırlıyoruz.

Sağlığımız açısından önemli yeri olan D vitamini eksikliğiyle mücadele etmede, sentetik D vitamini takviyelerinin kullanımının yanı sıra cod liver oil ürünleri de önerilmektedir. Cod Liver Oil ürünleri hem güçlü Omega-3 yağ asitleri kaynağı olmasının yanında, ayrıca A ve D vitaminlerinin de doğal kaynağıdır. Böylece hem Omega-3 ihtiyacının hem de günlük D vitamini ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olmaktadır.

Cod Liver Oil olan “Möller’s Omega-3”ün her gün alınan 5 ml’si ile günlük 10 mcg (400 IU) D3 vitamini desteği sağlanmaktadır. Bu miktar çocuklar ve yetişkinler için D vitamini eksikliği ile mücadele etmek açısından günlük ihtiyacın karşılanmasına yardımcı olduğu gibi, yazın da güvenle kullanım imkânı sağlamaktadır.

NOT: Ülkemizde D vitamini eksikliği olmayan çocuklar için günde 12,5 mcg’a kadar, yetişkinler için de günde 25 mcg’a kadar takviye edici gıdalarla D vitamini alımının güvenilir olduğunu belirtilmektedir. Eğer D vitamini eksikliği tespit edilmişse, doktor önerisiyle daha yüksek dozların kullanımı gerekmektedir.

Kuru Baklagillerin Mucizevi Etkileri

Yaza girerken formunuzu kuru baklagiller ile koruyabilir, vücudunuzdaki yağ yıkımını hızlandırabilirsiniz. Çünkü kuru baklagiller, içerisinde yüksek miktarda protein, demir ve vitamin barındırır. Metabolizmayı hızlı çalıştırır. Vücuda giren kötü yağların emilimini azaltarak daha az yağlı besinler tüketmeyi sağlar, vücuttaki yağ miktarını azaltır. İçerdiği zengin lif miktarı sebebiyle iştahı kontrol eder, tokluk hissi verir.

Kuru Baklagillerin Doğru Tüketimi

  • Kuru baklagilleri salçalı ve yağlı olarak tüketmemelisiniz.
  • Her gün 1 öğününüzde haşlanmış kuru baklagilleri en fazla 4 yemek kaşığı olarak salatalarınıza ekleyebilirsiniz. Ancak aynı gün içinde peş peşe öğünlerde kuru baklagil tüketmemelisiniz.
  • Yoğurt, semizotu, ceviz ve kırmızı biberle karıştırarak tüketirseniz damar sağlığınızı korumuş olursunuz. Ek olarak, semizotu ve ceviz vücudunuza Omega 3 desteği sağlar. Yoğurt ve kırmızı biber de metabolizmanızı hızlandırır.
  • Demir emilimini arttırmak için C vitamini içeren limon ve yeşilliklere sofranızda yer verebilirsiniz.
  • Kuru baklagilleri ara öğün olarak tükettiğiniz takdirde yanında 1 bardak ayran ya da sütlü kahve içerseniz kendinizi daha tok hissedersiniz.
  • Haşlanmış yumurta, zerdeçal, kırmızıbiber ve karabiberle karıştırıp baharatlayarak kuru baklagil tüketmek metabolizmanızı hızlandırarak yağ yıkımınızı arttırır.
  • Sebzeleri haşlanmış kuru baklagillerle pişirmelisiniz. Bu hem sebzelerin protein değerini arttırır hem de kilo vermenize yardımcı olur.

Möller’s Omega 3 Tüketim Süresi

Balık yağları, kapakları ilk açıldığı andan itibaren havayla temasa geçer. Balık yağının havayla temasa geçmesiyle de oksidasyon süreci başlar. Bu sürecin yavaş veya hızlı ilerlemesi, balık yağının üretim kalitesine, havanın oksijeni ile temas etme sıklığına, saklandığı ortamın sıcaklığına ve doğrudan güneş ışığına maruz kalıp kalmamasına göre değişir.  Bu nedenleri en aza indirgeyebildiğiniz takdirde oksidasyon süreci yavaşlayabilmektedir. Sağlığı tehlikeye atmamak amacıyla gıdalarda kullanılan antioksidanların da ilave edilmesi oksidasyon sürecini mümkün olduğunca geciktiren önemli bir destektir.

Okside olmuş bir balık yağının kullanılması önerilmez. Çünkü böyle bir balık yağı tazeliğini ve besin değerini yitirmiştir, kalitesi bozulmuştur, tadı ve görüntüsü değişmiştir, vücudumuz için zararlı olabilecek hale dönüşmüştür.  Bu nedenle, tüm balık yağı ürünleri için ambalajın üzerinde belirtilen saklama koşullarına ve kapağı açıldıktan itibaren tüketilmesi tavsiye edilen sürenin aşılmamasına özen gösterilmelidir.

Üretim kalitesi tescilli olan Möller’s Omega 3’ün kapağı açıldıktan itibaren buzdolabında saklanması ve 3 ay içinde tüketilmesi tavsiye edilmektedir. Bu süre boyunca tazeliği ve kalitesi garantilidir, güvenle kullanabilirsiniz.

Sevimli Balıklar

Kimisi kokusundan kimisi de tadından dolayı balık tüketmeyi sevmiyor. Hatta bazıları evine bile sokmuyor. Bu durum ister istemez balık sevmeyen ebeveynlerin çocuklarını da etkiliyor. Oysa balık vücut sağlığı için elzem besin maddeleri içeriyor. Daha önce balık sevmeyen çocuklara yönelik Çocuklara Balığı Nasıl Sevdirebilirsiniz?” başlıklı bir yazıya blogumuzda yer vermiştik. Tavsiyelerimizi uyguladıysanız ve çocuğunuza hala balığı sevdiremediyseniz daha eğlenceli yollar deneyebilirsiniz. Bu yöntemler çocuğunuzu eğlendirirken balıkları sevmesini sağlayacaktır.

  • Renkli kağıtlardan küçük balıklar yapın.800x400_2
  • Tahta parçalarıyla farklı türlerde balıklar yapın, çocuğunuza da yaptırın.800x400_1
  • Peluş balıklar alın.800x400_5
  • Çocuğunuzun odasına değişik renkte ve çeşitte balık süsleri asın.800x400_6
  • Cam balık boyaması yapın ya da boyama kitabı alın.800x400_4
    800x400_3
  • Balonlardan farklı türde balıklar yaratın.balikk

Bahar Bizi Kapıda Karşılıyor

Vücudumuz her ne kadar mevsimlere uyum sağlamaya çalışsa da ufak tefek pürüzler çıkabiliyor. Kış semptomlarını henüz üzerimizden atamamışken bahar bizi kapıda karşılıyor. İlkbaharın gelmesiyle havalar aniden ısınıp aniden soğuyabiliyor. Değişken havalara ayak uyduramayan bünyemiz ister istemez zayıf düşünce bedensel ve ruhsal hastalıklarla debelenmeye devam ediyoruz.

Bahar aylarında havadaki pozitif ve negatif elektrik yükleri artıyor. Pozitif iyonlar, kişiyi canlı ve enerjik hissettirirken negatif iyonlar halsizliği ve yorgunluğu getiriyor. Güneşe daha fazla temas edilen dönemlerde bazı hormonlar daha fazla salgılanarak kişiyi neşeli bir bireye dönüştürüyor. Ancak depresif ruh haline sahip olan insanlar kendini daha çıkmaz bir durumda hissedebiliyor. Bu hissiyatın tek nedeni hava değişimi değil tabii ki. Yeterli ve sağlıklı beslenmeme, vitamin ve minerallerin eksik kalması, tiroit bezinin düzensiz çalışması, tansiyon, kalp, enfeksiyon hastalıkları ve fazla sigara kullanımı yorgunluğu arttırıyor. Migren, depresyon, tansiyon gibi rahatsızlıklara daha sık rastlanıyor. Hava sıcaklığındaki yükselişler, sıcağa maruz kalan bireylerde kalp debisi ve hızında artışa, terlemeye, vücutta sıvı kaybına doğru gidiyor. İleri yaşlardaki bireylerde de yine yüksek tansiyon, koroner kalp hastalığı, kalp yetmezliği, kalp krizi, inme, bacak damarlarında tıkanma gibi ciddi sağlık sorunları görülüyor.

Bahar yorgunluğunu gidermek için kış aylarında eksik olan vitaminlerin vücuda alınması gerekiyor. Özellikle B ve C vitaminleri, potasyum-çinko içeren besinler, vücuda enerji sağlayan karbonhidratlar ile Omega 3 yağ asitleri, hücrelerimizin temel yapı taşı olan proteinler zinde hissettirerek yorgunluğu gideriyor. Daha az kimyasal maddeye maruz kaldığı için mevsim meyve ve sebzelerini tüketerek, çay ve kahveyi azaltarak günde en az 8-10 bardak su içerek, düzenli egzersiz yaparak metabolizma hızlandırılıp bahar yorgunluğundan korunmak mümkün. Bunlara ek olarak da çalışma ve dinlenme aralıklarının iyi ayarlanması zihni ve bedeni diri tutmaya yardımcı olabilir. Yorgunluğun dinmemesi, günlük rutini,  kişinin performansını ve psikolojisini etkilemesi durumunda ise bu sağlık sorunlarının geçiştirilmemesi, bir doktora başvurulması gerektiği tavsiye edilmektedir.

Morina Balığı ve D Vitamini

Yaş ilerledikçe, daha çok kadınlarda baş gösteren en önemli sağlık sorunlarından biri kemik erimesidir. D vitamini, kemik sağlığının korunması ve kemiklerin güçlenmesinde vücuda alınması gereken en önemli vitamindir. Yapılan birçok araştırmalar neticesinde, soğuk yerlerde yaşayan ve yeterince güneş ışığına maruz kalmayan kişilerde D vitamini eksikliğine rastlanma oranının yüksek olduğu görülmektedir. Bu eksiklik, kemiklerde çatlamaya, güçsüzleşmeye, kemik yoğunluğunda azalmaya ve hatta obeziteye neden olmaktadır.

Güneş ışığı, en güçlü D vitamini kaynağıdır. Fakat vücudumuz tarafından D vitamininin aktif kullanımı, ancak dik gelen güneş ışınlarıyla sağlanmaktadır. Uzmanlara göre, öğle güneşi altında cildimize güneş koruyucu sürmeden, her gün 20’şer dakika güneşlendiğimiz takdirde sağlığımızın devamlılığı açısından gerekli olan günlük D vitamini miktarını karşılayabilmekteyiz. Fakat ülkemizde ciddi boyutlara ulaşmış olan D vitamini eksikliği görülme oranı düşünüldüğünde, güneşten mahrum kaldığımız aşikardır. O halde size D vitamininin başka bir doğal kaynağından bahsedelim:  Morina balığı karaciğer yağı (Cod Liver Oil) yüksek miktarda D vitamini içermekte, kemiklerin güçlenmesinde ve kemik sağlığının korunmasında önemli rol oynamaktadır. Norveç’te bebeklik döneminden itibaren morina balığı karaciğer yağı (Cod Liver Oil) kullanılmasının önemli nedenlerinden birisi, bebeklerin ihtiyacını karşılayacak düzeydeki D vitamini içeriğinden dolayıdır. Düzenli olarak morina balığı karaciğer yağı (Cod Liver Oil) kullanmak, osteoporoz ve raşitizm gibi kemik hastalıklarını da önlemektedir.

D vitamini kemik sağlığı dışında sinir sistemi, kalp sağlığı ve iltihaplara da iyi gelmektedir.  Bu nedenle insanların güneşli havalarda dışarıda vakit geçirmeleri vücut sağlığı için çok faydalıdır. D vitamini eksikliği vücudumuzdaki bütün hücrelere ve sistemlere etki edip vücut direncini düşürür. Bağışıklık sistemini çökertip akıl ve beden sağlığımızı olumsuz etkiler. Bu olumsuzluklar ise daha ciddi boyuttaki kronik hastalıklara kadar gidebilir.

Zamanının büyük bir bölümünü evde ve kapalı ortamlarda geçiren çocuklar ve bebeklerde D vitamini eksikliğine sık rastlanmaktadır. Dolayısıyla çocuklar ve bebekler de sık sık ebeveynleri tarafından dışarıya çıkarılmalıdır. Sonuçları bir anda ortaya çıkmayan D vitamini eksikliği astım, içe kapanma, anksiyete veya yorgunluk olarak da kendini gösterebilir.

Doğal A Vitamini Kaynağı

A vitamini, yaşamımızın her döneminde sağlığımız açısından birçok önemli faydası olan olmazsa olmaz vitaminlerden bir tanesidir. Oysaki bizler A vitaminine dört elle sarılacağımıza, detayı vurgulanmadan, gözümüzün korkmasına neden olan “yağda çözünen vitamin, karaciğerde birikici özellik gösterir” ifadesiyle uzaklaşmaktayız. Burada önemle vurgulanması gereken konu; her gün tavsiye edilen miktarlarda A vitamini almamız sağlık açısından herhangi bir sakınca oluşturmayacağı gibi, aksine sağlığımıza yatırım yapmamıza olanak tanıyacaktır.

A vitamininin hayatımızda ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu kısaca özetleyelim:

  • Öncelikle “anti-enfeksiyon” vitamini olarak bilinen A vitamini, vücudumuzun hastalık yapıcı etkenlerle mücadele etmesine ve bu gibi etkenlere karşı vücudun korunmasına yardımcı olmaktadır. Çocukluk döneminin ilk yıllarında sıklıkla görülen ateşli hastalıklar sonrasında A vitamini gereksiniminin daha da arttığı belirtilmektedir.
  • Antioksidan etkinliği ile sağlıklı hücrelerin korunmasında ve bazı kronik hastalıkların önlenmesinde de etkileri görülmektedir.
  • Anne karnında sağlıklı bebek oluşumu ve gelişimi açısından, günlük alım doz önerisine uyularak muhakkak kullanımı tavsiye edilmektedir.
  • Vücudun büyümesi ve gelişiminde önemlidir.
  • Göz sağlığı açısından da önemi büyüktür. Gece körlüğü ve göz kuruluğunun A vitamini eksikliği ile de bağlantısı olduğu düşünülmektedir.
  • DNA yapısının korunması ve böylece sağlıklı hücrelerin oluşumu açısından da A vitamini önem taşımaktadır.
  • İç organlarımızın epitel dokusunun gelişimine ve korunmasına yardımcı olur.
  • Üremeyi tetikleyici etkisi vardır.

A vitamininin bu faydalarının görülebilmesi için bağırsak fonksiyonlarının sağlıklı işleve sahip olması gerekmektedir. İşlenmiş gıdalardan sağlanan A vitamini alımı yerine, doğal kaynaklardan elde edilen A vitamini tavsiye edilmektedir.

A vitamininin önemli bir doğal kaynağı morina balığı karaciğer yağıdır (Cod Liver Oil). Morina balığı karaciğer yağı, hem güçlü Omega-3 yağ asitleri, hem de doğal A ve D vitaminleri kaynağıdır. Tavsiye edilen günlük kullanım dozuna uyulduğu takdirde herhangi bir toksik etkisi olmadan güvenle kullanabilirsiniz.