en-fazla-omega-3-hangi-baliklarda-bulunur

En Fazla Omega 3 Hangi Balıklarda Bulunur?

Deniz mahsullerinde bol miktarda protein, vitamin, Omega 3 ve mineral bulunuyor. Araştırmalar balık ağırlıklı beslenmenin çok sağlıklı olduğunu gösteriyor. Günümüzde Omega 3 dendi mi akla gelen ilk besin şüphesiz balıklar oluyor. Bebeğin anne karnındaki gelişimini, annenin sağlığını koruyan Omega 3; yetişkinlerde Alzheimer riskini düşürüyor, kalbi koruyor, bağışıklık sistemini güçlendirerek zekâyı olumlu yönde etkiliyor. Uzmanlar haftada 20 ila 350 gram arasında balık tüketilmesi gerektiğini belirtiyor. Peki, hangi balıkları tüketmede öncelikli olmak gerekiyor? Hangi balıklarda daha fazla Omega 3 bulunuyor? İşte cevabı;

Balık tüketiminde civa oranlarına özen göstermek gerekiyor. Civa oranı az, Omega 3 oranı yüksek olan balıklar; somon, ton balığı, karides, hamsi, morina, lüfer, mezgit, karides, orkinos – ton balığı gibi balıklardır. İçerisinde Omega 3 olmasına karşın civa barındırdığı için ölçülü tüketilmesi gereken balık türü ise uskumru balığıdır.

Omega 3 yağ asitlerinden balık tüketerek yararlanmak isteyenlerin haftada “en az” 2 kez balık yemesi gerekiyor. Omega 3 kaynağı olan balık yağı takviyelerinin asıl kullanılma sebebi balık tüketiminin azlığı. Eğer balık yağı alınmayacaksa en azından doğal yollarla bitkisel ürünlerden ve hayvansal gıdalardan Omega 3 alınmaya özen gösterilmelidir.

Omega 3 Kaynakları Nelerdir?

Omega 3, hayvanlardan, bitkilerden, tohumlardan ve tahıllardan alınabiliyor. Geçmişte doğal yaşamın gerçekten var olduğu dönemde insanlar ineklerin ve koyunların yediği yeşillikler aracılığıyla daha doğrusu bu hayvanların sütü sayesinde Omega 3 kaynaklarından en doğal şekilde yararlanabiliyordu. Ancak günümüzde süt ve süt ürünleri, hayvancılık endüstriyel zeminde gerçekleştiğinden en zengin Omega 3 kaynağı balık kabul ediliyor. Balıkların denizde yüzerken yediği yosunlarla Omega 3 üretiyor ve bizler de bu yolla Omega 3’ten faydalanıyoruz.

Ceviz, keten tohumu, yumurta, süt, kırmızı et, tavuk, balık, ceviz, ıspanak, brokoli, lahana, marul, semiz otu, chia tohumu, mercimek gibi besinlerde de Omega 3 bulunuyor. Ancak  bitkisel kaynaklardan elde edilen Omega 3 yağ asitlerinin vücut tarafından kullanımı, hayvansal ürünlerden sağlanan Omega 3 kadar olamıyor. Aslında her mevsim, o mevsimin meyve ve sebzelerini tüketmek, et ve balık tüketimine dikkat etmek Omega 3 almayı doğal bir rutin haline getiriyor.

Hangi Balıkları Dikkatli Tüketmek Gerekiyor?

Balık sağlıklı bir deniz ürünüdür ancak bazı balık türleri denizin dip bölümlerinde yaşadığı için ağır civa içerebiliyor. Bu nedenle mezgit, kalkan, barbun gibi diplerde yüzen balıkları tüketirken dikkat etmek gerekiyor. Dip balıklardaki ağır metal ölçümleri devlet tarafından kontrol ediliyor. Bu ölçümlerin yapıldığı balıklar tüketilebilir. Ancak balığa karşı hassasiyeti olanlar, bünyesi hassas olan kişiler doktora danışmadan hareket etmemelidir.

Balık mı? Balık Yağı Kapsülü mü?

Balık sezonu kışın açıldığından, yıl boyunca bol balık çıkmadığından balık tüketimini düzenli yapmak zorlaşıyor. Denizlerdeki kirlilik ise ekstra bir faktördür. Öncelikle balığın tüketimi önerilmekle birlikte, balık tüketilemediği ve yetersiz Omega 3 alımı düşünüldüğü durumlarda balık yağları Omega 3 desteği sağlayan alternatifler olarak sunuluyor. Balık yağı takviyesi kullanmak pratik bir yöntemdir. Omega 3’ün hayvansal kaynağı olan balık yağı takviyeleri, yine sağlıklı ve lezzetli balıklardan elde edilerek sıvı, şurup veya kapsül formları haline getirilmektedir.

Balık Yağı Takviyesi Obeziteye Yol Açar mı?

Balık yağı kullanımına dair en çok soru işareti ve endişe yaratan konu obezite – kilo problemidir. Zira balık yağı kilo yapar, iştah açar ve obeziteye yol açar gibi yanlış bir düşünce var. Ancak araştırmalar tam aksini gösteriyor. Balık yağı, karın tipi yağlanmayı önlemede çok etkili bir koruyucudur. Karaciğer yağlanmasında etkili bir tedavi sağlar. Kilo vermek isteyenler için balık yağı kilo aldırmaktan ziyade metabolizmayı hızlandırarak kilo verme sürecini daha tempolu hale getirir. Balık yağı ihtiyaç duyulan enerjiyi sağlar, bu enerji kilo vermeye çalışılırken kullanılarak yağları eritir.

shutterstock_380349367

Günlük Omega 3 İhtiyacı Nedir?

Omega 3 denince akla hemen balıklar ve balık yağı takviyeleri geliyor. Her gün mutlaka besinlerle veya takviyelerle Omega 3 almak, zihinsel ve fiziksel açıdan sağlıklı yaşam için önem arz ediyor.

Uzmanlar, Omega 3 yağ asitlerinin önemini özellikle balık sezonu açıldığında hatırlatıyor. Haftada 2 kez balık tüketmek, yeşil yapraklı sebzeler yemek, keten tohumu gibi tohumlar tüketmek, ceviz yemek, kahvaltıda yumurtaya yer vermek, kırmızı eti beslenmeye eklemek gibi çeşitli beslenme rutinleri Omega 3 yağ asitlerinden her gün yararlanmayı sağlıyor.

Omega 3 sadece kışın ihtiyaç duyulan ve alınması gereken bir yağ asidi değil. Kişiler en çok burada yanılgıya düşüyor. Oysaki kışın olduğu kadar yazın da insanın desteğe ihtiyacı var. Özellikle de yazın ortaya çıkan kronik yorgunluk, halsizlik, enerji düşüklüğü, isteksizlik gibi problemler Omega 3 ihtiyacı olduğunun göstergesi olabiliyor.

Uzmanlar tarafından Omega 3 yağ asitlerinin her gün alınması gerektiği belirtiliyor, fakat ne kadar alınması gerektiği kesin olarak söylenemiyor. Sağlık otoriteleri tarafından sağlıklı yaşamın devamlılığına yardımcı olan en az ve en fazla ne kadar Omega 3 alınması gerektiği konusunda tavsiyede bulunulmakta, fakat ideal alınması gereken miktar konusunda kesin bir bilgi verilememektedir. Omega 3 ihtiyacı kişinin yaşadığı ortama, genetik yapısına, beslenme düzenine, yaşam kalitesine bağlı olarak kişiden kişiye değişkenlik gösterebiliyor. Bu nedenle yaşadığımız ortamın sağlık üzerine olan olumsuz şartları ve balık tüketiminin azlığı düşünülerek, güvenle kullanılabilecek miktarlar göz önünde tutularak ve bilimsel çalışmalarda kullanılan ve olumlu sonuçların elde edildiği miktarlar da esas alınarak yaş gruplarına göre tavsiye edilen kullanım doz önerileri yapılabiliyor.

Omega 3 Kaynağı olan Balık Yağları Nasıl Kullanılır?

Omega 3 yağ asitleri içeren besinler, nasıl günün herhangi bir saatinde tüketilebiliyorsa, Omega 3 takviyesi olan balık yağları da günün herhangi bir saatinde alınabilir. Aç veya tok karnına alınabilir olması balık yağının üretim kalitesine bağlı olarak değişir. Bazı balık yağları midede rahatsızlık hissi oluşturur, reflüye neden olur ve balık yağı kokusunun hissedilmesi nedeniyle kişide tiksinti oluşturur. Bu nedenle bu çeşit balık yağlarının mutlaka tok karnına alınması ve hatta rahatsızlık hissinin az hissedilmesi için akşam yatmadan önce alınması önerilir. Oysaki her balık yağı bu duruma neden olmaz. Üretim kalitesi yüksek olan balık yağları bu gibi şikayetler oluşturmayacağı gibi aç veya tok karnına günün herhangi bir zamanında alınması kolaylığı da sağlar. Omega 3 yağ asitleri, yaşam kalitesini yükseltip, birçok hastalığa karşı koruyucu rol oynadığından düzenli olarak alınması önemlidir.

Neden Omega 3 Alınmalı?

Omega 3 vücudun üretemediği ancak dışarıdan mutlaka alınması gereken en temel yağ asitlerinden biridir. Birçok hastalığa karşı koruyucudur, riskleri düşürmede etkilidir. Örneğin diyabet hastalığına karşı direnç sağlar, kişiyi korur. Öte yandan hücre zarlarını korumada etkilidir. Hücrelerin yenilenmesini sağlar, yaşlanmanın izlerini azaltır ve geciktirir. Cilt üzerindeki esnekliği sağlar, daha dinç bir görüntü sunar. Damarlardaki pıhtılaşmayı önler, kanser türlerine yakalanma riskini düşürür. Kanı sulandırması sebebiyle kalp krizine karşı koruyuculuk gösterir. Zihinsel performansı doğrudan artırır. Düzenli Omega 3 alımı sayesinde, çocukların akademik yaşamı daha başarılı hale geliyor. matematik zekasını artırmak, dikkat bozukluğunu yenmek, hiperaktivite ile savaşmak, çocukların ruh dengesini korumak için Omega 3’ü düzenli almak yeterlidir. Yapılan araştırmalar, Omega 3’ün depresif ruh haline iyi geldiğini göstermiştir.

shutterstock_357691430

Çölyak Hastaları Balık Yağı Tüketebilir mi?

Çölyak hastalığı; ince bağırsakların glutene karşı hassas olması anlamına geliyor. Bu hassasiyet ömür boyu kronik şekilde sürüyor. Buğday, yulaf, arpa, çavdar gibi çeşitli tahıllarda ve ekmek, bisküvi, makarna, erişte gibi unlu yiyeceklerde bulunan gluten ne yazık ki çölyak hastalarının yememesi gereken besinler arasında yer alıyor. Glutene maruz kalan ince bağırsakta tahribat yaşanır, küçülme gerçekleşir. Bağırsakta meydana gelen bu etkiler beslenmeyi ve sindirimi zorlaştırarak başka sağlık problemlerine yol açar. Çölyak hastalarının kesinlikle gluten tüketmemesi bu nedenle önemlidir. Bu aşamada çölyak hastaları balık yağı tüketebilir mi sorusu akıllara geliyor. Hassas bir bünyeye sahip oldukları için, çölyak hastaları dikkatli besleniyor. Balık yağına karşı da temkinliler. Genellikle balık yağı takviyelerinin içinde gluten olmadığından çölyak hastaları şifa deposu Omega 3 yağ asitlerinden istediği gibi faydalanabilir. Risk oluşturmamak için, Çölyak hastaları kullanmayı düşündükleri balık yağının firmasıyla temasa geçerek, gluten içerip içermediği konusunda teyit de alabilirler. Gluten içermeyen Omega-3 kaynağı olan balık yağları çölyak hastalarına bağışıklık desteği sunuyor.

 

shutterstock_1006596310

Omega 3 Desteği Kalp Krizi Riskini Azaltıyor!

Omega 3 yağ asitleriyle ilgili yapılan tüm bilimsel çalışmalar, Omega 3’ün insan sağlığına faydalı olduğunu açıkça göstermiştir. Bilim dünyası, yaptıkları kapsamlı araştırmalar neticesinde Omega 3 yağ asitlerinin ölümcül kalp krizi riskini ciddi oranda azalttığını ortaya çıkarmıştır. Kalp krizinden hayatını kaybeden kişilerin yoğunluğu, öte yandan küçücük yaştaki çocuklarda bile kalp krizinin görünmesi, bilim dünyasını araştırmaya itmiştir. Önlem almak, riskleri en aza indirgemek için en faydalı ve pratik yol Omega 3 desteği olmuştur.

Damar tıkanıklıkları, kalbi en fazla yoran sorunların başında yer alıyor. Bilim insanları Eskimolardaki sağlıklı kalp ve damar dolaşım sisteminden yola çıkarak balıklardaki Omega 3 yağ asitlerinin şifa olduğunu fark etmişlerdir. Omega 3 yağ asitleri bugün kalp sağlığının korunması amacıyla tüketilmesi gereken en önemli kaynaklardan kabul ediliyor. Amerikan Kalp Derneği’nin hazırladığı tedavi kılavuzunda, sağlıklı bireylerde kalp – damar sağlığını koruması ve kalp – damar rahatsızlığı olan kişilere uygulanan tedaviye ise destek olması amacıyla Omega 3 yağ asitlerinin alımı öneriliyor. Omega 3’ün düzenli alınması önemlidir. Yağlı balıklar ve Omega 3 kaynağı olan balık yağlarının kullanımı, vücudun üretemediği fakat ihtiyaç duyduğu Omega 3 yağ asitlerinin alınmasını sağlıyor, kalp ve damar problemlerinin oluşumunu önlüyor.

 

shutterstock_597249428

Ekim Ayında Hangi Balıklar Tüketilir?

Balık sezonunun açıldığı, kış mevsiminin kapıları araladığı şu günlerde tezgâhlarda balıklar yerini almaya başladı. Omega 3 deposu şifalı balıklar hem mideye, hem de sağlığa hitap ediyor. Ekim ayı denince akla gelen ilk balık türü şüphesiz palamut oluyor. Palamudun en bol olduğu dönemlerde fiyatlar da oldukça ekonomikken bol bol tüketmek gerekiyor. İşte Ekim ayında tüketebileceğiniz diğer balıklar;

Lüfer: Lüfer, buğulama ve ızgara olarak tüketilen lezzetli bir balıktır. Lüfer balığının boylarına göre farklı isimleri vardır. Çinekop, sarıkanat, kafana gibi isimlerle anıldığını görmek mümkündür. Ekim ayında bolca lüfer tüketmek sağlığa iyi gelecek.

Hamsi: Ülkemizin en sevilen ve bol balıklarından hamsi, sezonu bütün haşmetiyle açmış durumda. Ekim ayında sıklıkla hamsi tüketmek balığın tüm etkilerinden faydalanmayı, sağlıklı kalmayı sağlar.

İstavrit: Tavada veya ızgara şeklinde tüketimi yoğun olan istavrit, lezzet anlamında şahane bir balıktır. B2, B6, B12 gibi önemli vitaminleri barındırması, hormon dengesini koruması istavritin öne çıkan faydalarından.

Kefal: Leziz etiyle ön plana çıkan kefal, bu mevsimde açık denizlerde bolca avlanır. Kefal balığı buğulama, ızgara, tava haricinde kavurma gibi farklı tariflerle de zenginleştirilip yenilebiliyor.

Karagöz: Yassı bir balık olan karagöz, bol yağlı bir balıktır. Kış mevsiminde denizin derinliklerinde yakalanır. Her mevsimde bulunsa da kışın tutulan karagöz balıkları daha lezzetli ve dolgundur.

shutterstock_1196919559

Yaşamın Her Döneminde Omega 3 Desteği Şart!

Omega 3 yağ asitleri ilk kez Eskimoların sağlıklı yaşamları incelendiğinde dikkatleri çekmiştir. Düzenli balık tüketen Eskimolar, birçok yönden sağlıklı bir bünyeye sahiptirler. Eskimoların yaşamı gösteriyor ki; Omega 3 desteği yaşamın her döneminde insan vücudu için gereklidir. Hamilelik döneminde Omega 3 yağ asitleri hem annenin sağlığına hem de anne karnındaki bebeğin gelişimine destek oluyor. Öyle ki erken doğumu bile önlüyor. Omega 3 ile ilgili yapılan tüm araştırmalar, anne karnındaki dönemden itibaren ilerleyen yaşlara kadar fiziksel ve zihinsel sağlık için yağ asitlerine ihtiyaç duyulduğunu, Omega 3 takviyesinin yaşam kalitesini yükselttiğini gösteriyor.

Zeka gelişimi, kas ve kemik sistemini koruma, bağışıklığı güçlendirme, kalp ve damar sağlığını koruma altına alma, depresif ruh halini kontrol etme, hafızayı ve sinir sistemini güçlendirme gibi birçok fayda Omega 3 ile sağlanıyor. Uzmanlar, Omega 3 alımını desteklemek amacıyla balık tüketimine ve balık yağı takviyelerine dikkatleri çekiyor. Omega 3’ün en zengin kaynağı balıklar olduğundan, yağlı balıklara sıklıkla soframızda yer vermek veya balık yağı tüketmek vücudun üretemediği, fakat ihtiyaç duyduğu Omega 3 yağ asitlerini alabilmemizi sağlıyor.

shutterstock_687472996

Dikkat Eksikliğine Karşı Omega 3!

Yapılan işe odaklanamamak, planlanan süre içerisinde işi yetiştirememek, işi yaparken sürekli başka şeyler düşünmek, el – göz koordinasyonunu sağlayamamak, bir türlü istenilen dikkati sağlayamamak dikkat eksikliğinin genel belirtileridir. Dikkat eksikliği çocuklarda çok fazla görülüyor ve hep çocuklarla anılıyor. Aslında bu problem tüm bireylerde yaşanabiliyor. Yoğun olarak okul çağındaki çocuklarda olması, çocuklarla birlikte anılmasına sebep oluyor. Araştırmacılar, dikkat eksikliğini beslenme yoluyla nasıl dengeleyebilecekleri üzerine yoğunlaşmıştır. Ortaya Omega 3 yağ asitleri çıkmıştır. Omega 3 yağ asitlerinin sinir sistemine etki ettiği, beyin fonksiyonlarını uyardığı zaten bilinen bir gerçek. Uzmanlara göre Omega 3 yağ asitlerinden mahrum kalmayan bireyler, beyin ve düşünce hareketlerini kontrol etmede daha başarılı. Odaklanmak ve dikkat isteyen işlerde tüm kontrolü sağlamak Omega 3 yağ asitlerinin beyin fonksiyonlarına, sinir sistemine müdahale etmesiyle gerçekleşiyor. Bu sonuç ebeveynlerin çocuklarının beslenmesini yeniden düzenlemesini sağlıyor. Omega 3 içeren besinler, Omega 3 takviyesi çocukların okuldaki başarısını yükseltiyor, dikkat eksikliğini ortadan kaldırmaya yardımcı oluyor.

shutterstock_774741127

Omega 3 Eksikliği Dikkat Bozukluğuna ve Hiperaktiviteye Yol Açıyor!

Uzmanlar, Omega 3 eksikliği yaşayan çocuklarda hiperaktivite ve dikkat bozukluğu olabileceğine dikkat çekiyor. Yağlı balık türlerinde bulunan Omega 3, çocuk gelişiminde aktif rol oynuyor; fiziksel ve zihinsel gelişimi destekleyerek sağlıklı bir metabolizmaya kavuşmalarını sağlıyor. Araştırmacılar, Omega 3 yağ asitlerinin düzenli alınması gerektiğini savunuyor.

El – göz koordinasyonu, odaklanma, dikkat eksikliği, zekâ gelişimi, sosyal yetenekler, akademik başarı anlamında ideal seviyede olan çocukların Omega 3 yağ asitlerinden yeterince fayda sağladığı görülüyor. Gelişme çağında beslenmenin çok önemli olduğunu belirten uzmanlar, fiziksel büyümeyle birlikte zihinsel gelişimin de yaşanabilmesi için Omega 3 yağ asitlerinden mutlaka faydalanılması gerektiğini dile getiriyor. Özellikle de eğitim hayatına adım atan çocukların okul başarısı için Omega 3 desteği gerekiyor. Vücut kendi başına bu yağ asitlerini üretemediğinden, Omega 3 içeren besinleri tüketerek ve Omega 3 takviyeleri kullanarak ihtiyacın karşılanmasına özen gösterilmelidir.

shutterstock_269816084

Doğum Sonrası Depresyona Karşı Omega 3!

Aylarca beklenen doğum gerçekleştikten sonra yeni anneler ne yazık ki depresif duygulara kapılarak depresyona sürükleniyor. Doğum sonrası depresyon şeklinde anılan bu durumun ne kadar süreceği tahmin edilemiyor. Uzmanlar doğum sonrası depresyonu için yaptığı araştırmalarda Omega 3 eksikliğinin ve genetik faktörlerin depresyona yol açtığını saptamıştır. İstatistikler doğumdan sonra yüzde 10 ila 15 oranında annenin depresyona girdiğini gösteriyor. Araştırmacılar bu istatistiklerden yola çıkarak Omega 3 eksikliğine işaret edecek sonuçlara ulaşmıştır. Hamilelik sürecinde ve sonrasında ihtiyaç duyulan Omega 3, yetersiz olması durumunda kendisini depresif duygularla gösteriyor.

Anne ve bebek sağlığı için çok önemli olan Omega 3, en çok yağlı balıklarda bulunuyor.  Ancak her anne adayı balık tüketemeyebiliyor ya da hamilelik esnasında canı istemediği için tüketimden kaçabiliyor. Uzmanlar, Omega 3 eksikliğini gidermek için balık yağı gibi Omega 3 içerikli takviyelerin de kullanılabileceğini belirtiyor. İçerken veya içildikten sonra balık kokusundan rahatsızlık duyulmayan Omega-3 takviyeleri herkes tarafından kolayca kullanabiliyor. Vücut böylece yağ asitlerinden fayda sağlayarak hem annenin hem de anne karnındaki bebeğin zihinsel ve fiziksel sağlığını destekliyor, annenin doğum sonrası depresyonu oluşumunu önlüyor.

shutterstock_97713707

Mevsim Değişikliğinin Etkilerini Omega 3 ile Önleyin!

Sıcak yaz mevsiminin Eylül ayı ile birlikte geride kaldığı ve sonbahara kucak açılan şu günlerde ruh hali ve beden bu değişime kolayca uyum sağlayamayabiliyor. Bu geçiş sürecinde grip, nezle, enfeksiyon, iltihaplanma, depresyon, sürekli yorgunluk hali gibi çeşitli rahatsızlıklar ortaya çıkıyor. Mevsim geçişlerinin yaşam kalitesini düşürdüğü çoğu kişi tarafından kabul ediliyor. Uzmanların da bu değişime dikkat çektiğini görebiliyoruz. Depresif ve hasta ruh halinden sıyrılıp enerjik ve sağlıklı bir bünyeye geçiş yapmak, yoğun geçecek olan kış mevsimine hazır girmek için, çare Omega 3!

Omega 3 yağ asitlerinin vücutta üretilemediği ve sürekli beslenme ya da takviye yoluyla alınması gerektiğini bilmek gerekiyor. Uzmanlar, küçükten büyüğe herkesin ihtiyaç duyduğu Omega 3’ün bu mevsim geçişlerinde kişilere ruhsal ve fiziksel şifa olacağını belirtiyor. Bağışıklık sistemi, beyin fonksiyonları, sinir sistemi Omega 3 yağ asitleriyle güçleniyor, kişilere olumlu etkiler sunuyor. Vücut için hayati önem taşıyan Omega 3 yağ asitlerinin yaşam kalitesindeki ve beyindeki mucizevî etkileri düzenli kullanımda anlaşılıyor.