Neden Morina Balığı Karaciğer Yağına İhtiyaç Duyarız?

Neden Morina Balığı Karaciğer Yağına İhtiyaç Duyarız?

Zararlı çevresel etkilerin artış göstermesi ve yaşam koşullarından kaynaklı sağlıklı beslenme düzeninden uzaklaşılması sağlığımızı olumsuz etkilemektedir. Uzmanlar, gün geçtikçe artan kronik hastalıkların önlenmesi ve sağlıklı yaşamın desteklenmesi amacıyla sağlıklı ve çeşitli gıdaların düzenli tüketilmesi önerilerinde bulunarak bizlere yol göstermeye çalışıyorlar. Omega-3 besin öğesine sahip gıdaların da sağlıklı beslenme düzeninde çarkın önemli bir dişi olduğunu, zihin ve beden sağlığı açısından omega-3’ün mutlaka besinlerle alınması gerektiğini belirtiyorlar. İstatistiksel verilere göre,en çok da balıktan elde edilen omega-3, ülkemizde maalesef yeteri kadar alınamıyor.

Bir yandan omega-3 eksikliğiyle mücadele ederken, diğer yandan günümüzün bir başka ciddi problemi olan D vitamini eksikliği de karşımıza çıkıyor. Büyük çoğunlukla D vitamini, güneş ışınlarının üzerimize dik geldiği zamanlarda faydalanabildiğimiz UVB ışınları sayesinde vücudumuzda sentezlenebiliyor. Güneşin cilt üzerindeki zararlı etkilerine karşı korunmamız, öğlen güneşinden kaçınmamız ve güneşli zamanları ev, işyeri ve diğer kapalı ortamlarda geçirmemiz nedeniyle de maalesef büyük oranda D vitamini eksikliğini yaşıyoruz.

D Vitamini EksikliğiNeye Sebep Olur?

D vitamini kemik sağlığının korunması için en çok gereksinim duyulan vitamindir. Bağışıklık sistemi koruyucusu olarak da bilinen bu vitaminin eksikliğinde vücut direnci düşer, anksiyete, depresyon ve yorgunluk gibi sayısız sağlık sorunları ortaya çıkar. Kalp ve damar sağlığının korunması ve kas hastalıklarının önlenmesine kadar faydaları olduğu da bilinen ve günümüzde vücudun işlevselliğini sağlayan önemli bir hormon olarak nitelendirilen D vitamininin eksikliğine karşı, yine uzmanlar tarafından önlem alınması gereken ciddi bir durum olduğu konusunda uyarılıyoruz.

Vücudu hastalıklardan korumak, hastalıkları tedavi etmekten daha kolaydır ve bu nedenle sağlığımız henüz yerinde iken bunu sürekli hale getirmek temel amacımız olmalıdır. Ancak bunun için gerekli olan bazı besin öğelerini metabolizma kendi kendine üretemediğinden dolayı dışarıdan desteğe ihtiyaç duyar. Önemli besin öğelerinin yetersizliğine karşı, bu besin öğelerini içeren takviye edici gıdalar ile vücudun ihtiyacını karşılamak mümkündür.

CodLiverOil (Morina Balığı Karaciğer Yağı) Önemi

Codliveroil (morina balığı karaciğer yağı),Kuzey Atlantik Denizi’nde yaşayan morina balığının karaciğerinden elde edilen bir çeşit balık yağıdır.İskandinav ülkelerinde kullanımı çok eski zamanlara dayanmaktadır ve Vikingler döneminde, vücut direncinin artırılması amacıyla kullanılmıştır. 1850’li yıllardan itibaren de takviye edici gıda olarak üretilmekte, halen günümüzde özellikle İskandinav ülkelerinde başlıca kullanımı olmakla birlikte dünyada kullanımı gün geçtikçe artan bir besin öğesidir.

CodLiverOil’ın (Morina balığı karaciğeri yağı)önemi, omega 3 açısından zengin olması ile birlikte A ve D vitaminlerinin de doğal kaynağı olmasından dolayıdır ve böylece standart balık yağlarından farklılık gösterir. Hem omega-3 yetersizliğinin hem de D vitamini eksikliğinin önlenmesine yardımcı olan güçlü bir destektir.

Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki; her omega 3 desteği sağlayan balık yağı aynı kalitede olmadığı gibi her codliveroil da aynı kalitede değildir. Tüm balık yağlarında olduğu gibi üretim aşamasında uygulanan saflaştırma yöntemi codliveroil ürünleri için de oldukça önemlidir. Ne kadar hassas saflaştırma yöntemi uygulanırsa o kadar ağır metaller gibi sağlığa zararlı olabilen toksik maddelerden arındırılmış güvenle kullanılabilen balık yağı elde edilir. Kaliteli bir codliveroil ürününde, balıktan gelen A ve D vitaminleri üretim aşamasında balık yağından ayrıştırılır ve sonrasında istenilen miktarlarda balık yağına dahil edilir. Böylece sağlıklı yaşam için vücudun ihtiyaç duyduğu önemli vitaminlerden olan,fakat yağda çözünen vitaminler olması nedeniyle yüksek miktarlarda alınması istenmeyen A ve D vitaminleri miktarları sınırlandırılarak yüksek değerlerde alınması önlenir. Sadece günlük ihtiyacı karşılayabilen değerlere sahip olmasıyla her gün ve her mevsim kullanıma uygun hale gelir.

Tüm balık yağları için geçerli olduğu gibi codliveroil ürünleri için de yüksek kalitede üretim teknolojisinin uygulanması neticesinde, doğallığı korunur, saf balık yağı elde edilir, A ve D vitaminlerini uygun miktarlarda içerir, böylece uzun süreli güvenle kullanım olanağı sağlanır.

 

Çocukluk döneminde balık tüketimi

Çocukluk döneminde balık tüketimi

 

Tüm yaşam boyunca, beyin gelişiminden kalp damar sağlığına, göz sağlığından sinir sistemine kadar faydaları saymakla bitmeyen omega3 yağ asitlerininönemi büyüktür. Özellikle çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimi için, omega 3’e anne karnındaki bebeklik döneminden itibaren ihtiyaç duyulmaktadır.

Omega-3 yağ asitleri, vücut için elzem olan çoklu doymamış yağ asitlerindendir ve vücut tarafından üretilmediği için dışarıdan alınması gerekmektedir. Omega-3 içeren bitkisel ve hayvansal gıdaların tüketimiyle ihtiyacın karşılanması mümkündür. Omega-3, bitkisel kaynaklardan ALA (α – linoleik asit) olarak alınabiliyorken, hayvansal kaynaklardan aktif metabolitleri olan EPA ve DHA olarakdoğrudan sağlanabilmektedir, bu nedenle omega-3 içerikli hayvansal gıdaların tüketilmesi önemle tavsiye edilir. Omega-3 içerikli gıdaların yeterince veya hiç tüketilememesi söz konusu ise, takviye edici gıdalarla da ihtiyaç karşılanabilmektedir. Balık yağları, balıklardan elde edilen ve omega3 yağ asitleri EPA ve DHA desteğini sağlayan doğal kaynaklardır.

 

Çocuklarda Zeka Gelişimi ve Sağlıklı Uyku İçin Balık

 

 

Yapılan araştırmalara göre haftada en az bir kez balık tüketen çocuklar yaşıtlarına göre çok daha zeki oluyor. Bunun yanında bu şekilde beslenen çocukların uyku kaliteleri artıyor. Düzenli balık tüketen çocukların omega desteği sayesinde IQ seviyeleri yükseliyor. Uykunun daha kaliteli olması da çocuğun gün içindeki aktivitelerine olumlu şekilde yansıyor.

 

 

Çocuklara kurallar koyarak uyku, yemek ve oyun saatleri düzenleyebilirsiniz. Ancak araştırmacılar, kurallar kadar balık tüketiminin de etkili olduğunu savunuyor. Çocuklar haftada en az iki kez düzenli balık tükettiğinde düzenli bir uyku döngüsü elde etmektedir. Bu durum çocuğun algılama yeteneğini artırır. Okuldaki başarısının da artmasını sağlar.

 

 

Uyku içinde sürekli uyanmak uykunun kalitesini düşürür. Hatta bu duruma bağlı olarak çocuklar dikkat dağınıklığı yaşayabilir. Yapılan bir araştırmada,9 ile 11 yaş arasındaki çocuklar değerlendirilmiş ve balık tüketen çocukların tüketmeyenlere oranla sınavlarda daha yüksek başarılar elde ettiği gözlemlenmiştir. Araştırma omega 3 asitlerinin çocuklarda zihinsel gelişime pozitif yönde etki ederek fayda sağladığını ortaya koymuştur.

Yapılan tüm araştırmaların sonuçlarına göre, çocukların düzenli balık tüketmesi çok önemlidir. Balık sevmeyen ve tüketemeyen çocuklar için ise,içerdiği omega3 yağ asitleri EPA ve DHA miktarlarına, saflık derecesine, doğallığına ve çocukların severek tüketebilecekleri lezzetli tatlarda olmasına dikkat ederek seçilecek balık yağı içeren takviyeler ile omega 3 ihtiyaçları karşılanabilir.

 

 

Büyüten Proteinleri ile Balık

 

 

Hayvansal kaynaklı olan balık proteininin bioyararlılığı yüksektir. Hızlı bir şekilde vücut proteinine dönüşür. Hücrelerin yenilenmesi için en temel besinlerden biri balıktır. Özellikle büyüme çağındaki çocuklar yeni ve sağlıklı hücre üretimine çok ihtiyaç duyar. Büyüme çağındaki çocukların beslenme düzenlerinde balık olması çok önemlidir.

 

 

Bağışıklık Sistemini Kuvvetlendirmek İçin Balık (Omega3)

 

Balık içindeki omega-3 yağ asitlerinin anti-enflamatuar etkisi sayesinde hastalıklara karşı koruyuculuk elde edilir. Bu yağ asitlerinin bağışıklık güçlendirerek, enfeksiyonların ve kanser gibi kronik hastalıklarınönlenmesinde etkili olduğu bilinmektedir. Kış aylarında grip gibi hastalıklara karşı balık tüketimi ile çocuklarınızı ve kendinizi koruma altına alabilirsiniz.

Henüz anne karnında olan ya da anne sütüyle beslenen bebeklerin omega3 ihtiyacının karşılanabilmesi, annenin omega-3 açısından desteklenmesi ile mümkün olabilmektedir. Emzirilen bebekler için anne sütü mucizevi besindir ve annenin sütündeki omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA da değerli besin öğelerindendir.  EPA ve DHA vücut tarafından üretilemediği için, annenin ve anne adayının omega-3 açısından zengin beslenmesi ve balık yağı gibi omega-3 kaynağı olan takviye kullanması, kendilerine olduğu kadar bebeğede fayda sağlamaktadır.

 

 

Obeziteye Karşı Balık

 

Teknoloji çağı çocuklarda fiziksel aktiviteleri azaltmıştır. Dengesiz beslenme ile birlikte hareketsizlik, insülin direncinin çocukluk çağına kadar düşmesine neden oldu. İnsülin direncinin kırılmasında balık yağındabulunan omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA’nın önemli rolü vardır. Zengin omega 3kaynağı olan balık, obezite riskinin azaltılmasında da etkilidir. Dikkat edilmesi gereken tek kısım ise balık tüketiminin düzenli olmasıdır.

 

 

Düzenli Ama Ne Sıklıkta?

 

Balık tüketimi çocuklar için önemli bir omega3 desteği olmaktadır. Haftada en az iki kez hatta mümkünse üç kez balık tüketilmesi balığın faydalarından yararlanmayı sağlayacaktır. Pişirme yöntemi olarak kızartma yerine ızgara, buğulama ve fırında gibi daha sağlıklı yöntemler tercih edilebilir. Balık sevmeyen çocuklar için, saflığı garantili, balık tadının algılanmadığı, severek tüketebilecekleri lezzetli aromalardakibalık yağı içeren ürünler tercih edilebilir. Bu şekilde çocuğun ihtiyaç duyduğu omega3 desteği sağlanabilir.

Yazın Güneşlenmek D Vitamini İhtiyacını Karşılamaya Yeterli mi

Yazın Güneşlenmek D Vitamini İhtiyacını Karşılamaya Yeterli mi

Türkiye’de D vitamini eksikliği yaşayanların oranı yüzde 90 seviyesinde. D vitamini kaynağını güneşten alan bir vitamin, ancak tek başına güneş hiçbir zaman yeterli değil. Aslında D vitaminini besinlerden alıyoruz, güneş bu vitamini güçlü ışınlarıyla aktif hale getiriyor. Bu yüzden sadece güneşlenmek D vitamini ihtiyacını karşılamıyor. Güneş ışınları elbette D vitamini bakımından sağlıklı, destekleyici bir etken, ama uzmanlar güneşe güvenerek D vitaminince zengin beslenmeyi, hatta besin desteği almayı ihmal etmeyin diyor. Yaz aylarında güneşin bol olduğu günlerde güneş banyosu yapmak, güneşlenmek, azalmış D vitamini seviyesinin normale dönmesinde gerek duyulan D vitamini ihtiyacını karşılamada yetersiz kalabiliyor.

D vitamini içeren beslenme önerilerinde özellikle Omega 3 açısından zengin balık türlerinin tüketimi öneriliyor. Deniz ürünleri hem Omega 3 hem de D vitamini desteği sunuyor. Yumurta ve süt de D vitamini açısından ideal besinlerdir. Bu beslenme döngüsünde 100 – 150 IU (ünite) D vitamini almak mümkün. Güneşlenme ise 200 – 300 IU oranında D vitamini alımını sağlıyor. Ancak hala yeterli değil. Uzmanlara göre D vitamini seviyesini korumak için günlük 400 – 600 IU D vitaminine ihtiyaç duyuluyor. İleri yaşlarda 800 IU’ye çıkıyor. Eğer kan tahlili sonucunda D vitamini eksikliği tespit edilmiş ise, hekimler tarafından daha yüksek dozlarda D vitamini kullanılması öneriliyor. Yeterli düzeyde D vitamini alınamadığı zaman, D vitamini içeren takviyeler ihtiyacı karşılayan önemli desteklerdir. Doktorlara göre D vitamini ve Omega 3 alımı asla ihmal edilmemeli. Vitamin ve sağlıklı yağlardan mahrum kalmak kronik hastalıklara zemin hazırlıyor. Bu nedenle her mevsim Omega 3 takviyesi, ihtiyaca göre de D vitamini desteği alınmalıdır.

 

En Fazla Omega 3 Hangi Balıklarda Bulunur?

Deniz mahsullerinde bol miktarda protein, vitamin, Omega 3 ve mineral bulunuyor. Araştırmalar balık ağırlıklı beslenmenin çok sağlıklı olduğunu gösteriyor. Günümüzde Omega 3 dendi mi akla gelen ilk besin şüphesiz balıklar oluyor. Bebeğin anne karnındaki gelişimini, annenin sağlığını koruyan Omega 3; yetişkinlerde Alzheimer riskini düşürüyor, kalbi koruyor, bağışıklık sistemini güçlendirerek zekâyı olumlu yönde etkiliyor. Uzmanlar haftada 20 ila 350 gram arasında balık tüketilmesi gerektiğini belirtiyor. Peki, hangi balıkları tüketmede öncelikli olmak gerekiyor? Hangi balıklarda daha fazla Omega 3 bulunuyor? İşte cevabı;

Balık tüketiminde civa oranlarına özen göstermek gerekiyor. Civa oranı az, Omega 3 oranı yüksek olan balıklar; somon, ton balığı, karides, hamsi, morina, lüfer, mezgit, karides, orkinos – ton balığı gibi balıklardır. İçerisinde Omega 3 olmasına karşın civa barındırdığı için ölçülü tüketilmesi gereken balık türü ise uskumru balığıdır.

Omega 3 yağ asitlerinden balık tüketerek yararlanmak isteyenlerin haftada “en az” 2 kez balık yemesi gerekiyor. Omega 3 kaynağı olan balık yağı takviyelerinin asıl kullanılma sebebi balık tüketiminin azlığı. Eğer balık yağı alınmayacaksa en azından doğal yollarla bitkisel ürünlerden ve hayvansal gıdalardan Omega 3 alınmaya özen gösterilmelidir.

Omega 3 Kaynakları Nelerdir?

Omega 3, hayvanlardan, bitkilerden, tohumlardan ve tahıllardan alınabiliyor. Geçmişte doğal yaşamın gerçekten var olduğu dönemde insanlar ineklerin ve koyunların yediği yeşillikler aracılığıyla daha doğrusu bu hayvanların sütü sayesinde Omega 3 kaynaklarından en doğal şekilde yararlanabiliyordu. Ancak günümüzde süt ve süt ürünleri, hayvancılık endüstriyel zeminde gerçekleştiğinden en zengin Omega 3 kaynağı balık kabul ediliyor. Balıkların denizde yüzerken yediği yosunlarla Omega 3 üretiyor ve bizler de bu yolla Omega 3’ten faydalanıyoruz.

Ceviz, keten tohumu, yumurta, süt, kırmızı et, tavuk, balık, ceviz, ıspanak, brokoli, lahana, marul, semiz otu, chia tohumu, mercimek gibi besinlerde de Omega 3 bulunuyor. Ancak  bitkisel kaynaklardan elde edilen Omega 3 yağ asitlerinin vücut tarafından kullanımı, hayvansal ürünlerden sağlanan Omega 3 kadar olamıyor. Aslında her mevsim, o mevsimin meyve ve sebzelerini tüketmek, et ve balık tüketimine dikkat etmek Omega 3 almayı doğal bir rutin haline getiriyor.

Hangi Balıkları Dikkatli Tüketmek Gerekiyor?

Balık sağlıklı bir deniz ürünüdür ancak bazı balık türleri denizin dip bölümlerinde yaşadığı için ağır civa içerebiliyor. Bu nedenle mezgit, kalkan, barbun gibi diplerde yüzen balıkları tüketirken dikkat etmek gerekiyor. Dip balıklardaki ağır metal ölçümleri devlet tarafından kontrol ediliyor. Bu ölçümlerin yapıldığı balıklar tüketilebilir. Ancak balığa karşı hassasiyeti olanlar, bünyesi hassas olan kişiler doktora danışmadan hareket etmemelidir.

Balık mı? Balık Yağı Kapsülü mü?

Balık sezonu kışın açıldığından, yıl boyunca bol balık çıkmadığından balık tüketimini düzenli yapmak zorlaşıyor. Denizlerdeki kirlilik ise ekstra bir faktördür. Öncelikle balığın tüketimi önerilmekle birlikte, balık tüketilemediği ve yetersiz Omega 3 alımı düşünüldüğü durumlarda balık yağları Omega 3 desteği sağlayan alternatifler olarak sunuluyor. Balık yağı takviyesi kullanmak pratik bir yöntemdir. Omega 3’ün hayvansal kaynağı olan balık yağı takviyeleri, yine sağlıklı ve lezzetli balıklardan elde edilerek sıvı, şurup veya kapsül formları haline getirilmektedir.

Balık Yağı Takviyesi Obeziteye Yol Açar mı?

Balık yağı kullanımına dair en çok soru işareti ve endişe yaratan konu obezite – kilo problemidir. Zira balık yağı kilo yapar, iştah açar ve obeziteye yol açar gibi yanlış bir düşünce var. Ancak araştırmalar tam aksini gösteriyor. Balık yağı, karın tipi yağlanmayı önlemede çok etkili bir koruyucudur. Karaciğer yağlanmasında etkili bir tedavi sağlar. Kilo vermek isteyenler için balık yağı kilo aldırmaktan ziyade metabolizmayı hızlandırarak kilo verme sürecini daha tempolu hale getirir. Balık yağı ihtiyaç duyulan enerjiyi sağlar, bu enerji kilo vermeye çalışılırken kullanılarak yağları eritir.

Günlük Omega 3 İhtiyacı Nedir?

Omega 3 denince akla hemen balıklar ve balık yağı takviyeleri geliyor. Her gün mutlaka besinlerle veya takviyelerle Omega 3 almak, zihinsel ve fiziksel açıdan sağlıklı yaşam için önem arz ediyor.

Uzmanlar, Omega 3 yağ asitlerinin önemini özellikle balık sezonu açıldığında hatırlatıyor. Haftada 2 kez balık tüketmek, yeşil yapraklı sebzeler yemek, keten tohumu gibi tohumlar tüketmek, ceviz yemek, kahvaltıda yumurtaya yer vermek, kırmızı eti beslenmeye eklemek gibi çeşitli beslenme rutinleri Omega 3 yağ asitlerinden her gün yararlanmayı sağlıyor.

Omega 3 sadece kışın ihtiyaç duyulan ve alınması gereken bir yağ asidi değil. Kişiler en çok burada yanılgıya düşüyor. Oysaki kışın olduğu kadar yazın da insanın desteğe ihtiyacı var. Özellikle de yazın ortaya çıkan kronik yorgunluk, halsizlik, enerji düşüklüğü, isteksizlik gibi problemler Omega 3 ihtiyacı olduğunun göstergesi olabiliyor.

Uzmanlar tarafından Omega 3 yağ asitlerinin her gün alınması gerektiği belirtiliyor, fakat ne kadar alınması gerektiği kesin olarak söylenemiyor. Sağlık otoriteleri tarafından sağlıklı yaşamın devamlılığına yardımcı olan en az ve en fazla ne kadar Omega 3 alınması gerektiği konusunda tavsiyede bulunulmakta, fakat ideal alınması gereken miktar konusunda kesin bir bilgi verilememektedir. Omega 3 ihtiyacı kişinin yaşadığı ortama, genetik yapısına, beslenme düzenine, yaşam kalitesine bağlı olarak kişiden kişiye değişkenlik gösterebiliyor. Bu nedenle yaşadığımız ortamın sağlık üzerine olan olumsuz şartları ve balık tüketiminin azlığı düşünülerek, güvenle kullanılabilecek miktarlar göz önünde tutularak ve bilimsel çalışmalarda kullanılan ve olumlu sonuçların elde edildiği miktarlar da esas alınarak yaş gruplarına göre tavsiye edilen kullanım doz önerileri yapılabiliyor.

Omega 3 Kaynağı olan Balık Yağları Nasıl Kullanılır?

Omega 3 yağ asitleri içeren besinler, nasıl günün herhangi bir saatinde tüketilebiliyorsa, Omega 3 takviyesi olan balık yağları da günün herhangi bir saatinde alınabilir. Aç veya tok karnına alınabilir olması balık yağının üretim kalitesine bağlı olarak değişir. Bazı balık yağları midede rahatsızlık hissi oluşturur, reflüye neden olur ve balık yağı kokusunun hissedilmesi nedeniyle kişide tiksinti oluşturur. Bu nedenle bu çeşit balık yağlarının mutlaka tok karnına alınması ve hatta rahatsızlık hissinin az hissedilmesi için akşam yatmadan önce alınması önerilir. Oysaki her balık yağı bu duruma neden olmaz. Üretim kalitesi yüksek olan balık yağları bu gibi şikayetler oluşturmayacağı gibi aç veya tok karnına günün herhangi bir zamanında alınması kolaylığı da sağlar. Omega 3 yağ asitleri, yaşam kalitesini yükseltip, birçok hastalığa karşı koruyucu rol oynadığından düzenli olarak alınması önemlidir.

Neden Omega 3 Alınmalı?

Omega 3 vücudun üretemediği ancak dışarıdan mutlaka alınması gereken en temel yağ asitlerinden biridir. Birçok hastalığa karşı koruyucudur, riskleri düşürmede etkilidir. Örneğin diyabet hastalığına karşı direnç sağlar, kişiyi korur. Öte yandan hücre zarlarını korumada etkilidir. Hücrelerin yenilenmesini sağlar, yaşlanmanın izlerini azaltır ve geciktirir. Cilt üzerindeki esnekliği sağlar, daha dinç bir görüntü sunar. Damarlardaki pıhtılaşmayı önler, kanser türlerine yakalanma riskini düşürür. Kanı sulandırması sebebiyle kalp krizine karşı koruyuculuk gösterir. Zihinsel performansı doğrudan artırır. Düzenli Omega 3 alımı sayesinde, çocukların akademik yaşamı daha başarılı hale geliyor. matematik zekasını artırmak, dikkat bozukluğunu yenmek, hiperaktivite ile savaşmak, çocukların ruh dengesini korumak için Omega 3’ü düzenli almak yeterlidir. Yapılan araştırmalar, Omega 3’ün depresif ruh haline iyi geldiğini göstermiştir.

Ekim Ayında Hangi Balıklar Tüketilir?

Balık sezonunun açıldığı, kış mevsiminin kapıları araladığı şu günlerde tezgâhlarda balıklar yerini almaya başladı. Omega 3 deposu şifalı balıklar hem mideye, hem de sağlığa hitap ediyor. Ekim ayı denince akla gelen ilk balık türü şüphesiz palamut oluyor. Palamudun en bol olduğu dönemlerde fiyatlar da oldukça ekonomikken bol bol tüketmek gerekiyor. İşte Ekim ayında tüketebileceğiniz diğer balıklar;

Lüfer: Lüfer, buğulama ve ızgara olarak tüketilen lezzetli bir balıktır. Lüfer balığının boylarına göre farklı isimleri vardır. Çinekop, sarıkanat, kafana gibi isimlerle anıldığını görmek mümkündür. Ekim ayında bolca lüfer tüketmek sağlığa iyi gelecek.

Hamsi: Ülkemizin en sevilen ve bol balıklarından hamsi, sezonu bütün haşmetiyle açmış durumda. Ekim ayında sıklıkla hamsi tüketmek balığın tüm etkilerinden faydalanmayı, sağlıklı kalmayı sağlar.

İstavrit: Tavada veya ızgara şeklinde tüketimi yoğun olan istavrit, lezzet anlamında şahane bir balıktır. B2, B6, B12 gibi önemli vitaminleri barındırması, hormon dengesini koruması istavritin öne çıkan faydalarından.

Kefal: Leziz etiyle ön plana çıkan kefal, bu mevsimde açık denizlerde bolca avlanır. Kefal balığı buğulama, ızgara, tava haricinde kavurma gibi farklı tariflerle de zenginleştirilip yenilebiliyor.

Karagöz: Yassı bir balık olan karagöz, bol yağlı bir balıktır. Kış mevsiminde denizin derinliklerinde yakalanır. Her mevsimde bulunsa da kışın tutulan karagöz balıkları daha lezzetli ve dolgundur.

Yaşamın Her Döneminde Omega 3 Desteği Şart!

Yaşamın Her Döneminde Omega 3 Desteği Şart!

Omega 3 yağ asitleri ilk kez Eskimoların sağlıklı yaşamları incelendiğinde dikkatleri çekmiştir. Düzenli balık tüketen Eskimolar, birçok yönden sağlıklı bir bünyeye sahiptirler. Eskimoların yaşamı gösteriyor ki; Omega 3 desteği yaşamın her döneminde insan vücudu için gereklidir. Hamilelik döneminde Omega 3 yağ asitleri hem annenin sağlığına hem de anne karnındaki bebeğin gelişimine destek oluyor. Öyle ki erken doğumu bile önlüyor. Omega 3 ile ilgili yapılan tüm araştırmalar, anne karnındaki dönemden itibaren ilerleyen yaşlara kadar fiziksel ve zihinsel sağlık için yağ asitlerine ihtiyaç duyulduğunu, Omega 3 takviyesinin yaşam kalitesini yükselttiğini gösteriyor.

Omega3 Yararları

Zeka gelişimi, kas ve kemik sistemini koruma, bağışıklığı güçlendirme, kalp ve damar sağlığını koruma altına alma, depresif ruh halini kontrol etme, hafızayı ve sinir sistemini güçlendirme gibi birçok fayda Omega 3 ile sağlanıyor. Uzmanlar, Omega 3 alımını desteklemek amacıyla balık tüketimine ve balık yağı takviyelerine dikkatleri çekiyor. Omega 3’ün en zengin kaynağı balıklar olduğundan, yağlı balıklara sıklıkla soframızda yer vermek veya balık yağı tüketmek vücudun üretemediği, fakat ihtiyaç duyduğu Omega 3 yağ asitlerini alabilmemizi sağlıyor.