Neden Morina Balığı Karaciğer Yağına İhtiyaç Duyarız?

Neden Morina Balığı Karaciğer Yağına İhtiyaç Duyarız?

Zararlı çevresel etkilerin artış göstermesi ve yaşam koşullarından kaynaklı sağlıklı beslenme düzeninden uzaklaşılması sağlığımızı olumsuz etkilemektedir. Uzmanlar, gün geçtikçe artan kronik hastalıkların önlenmesi ve sağlıklı yaşamın desteklenmesi amacıyla sağlıklı ve çeşitli gıdaların düzenli tüketilmesi önerilerinde bulunarak bizlere yol göstermeye çalışıyorlar. Omega-3 besin öğesine sahip gıdaların da sağlıklı beslenme düzeninde çarkın önemli bir dişi olduğunu, zihin ve beden sağlığı açısından omega-3’ün mutlaka besinlerle alınması gerektiğini belirtiyorlar. İstatistiksel verilere göre,en çok da balıktan elde edilen omega-3, ülkemizde maalesef yeteri kadar alınamıyor.

Bir yandan omega-3 eksikliğiyle mücadele ederken, diğer yandan günümüzün bir başka ciddi problemi olan D vitamini eksikliği de karşımıza çıkıyor. Büyük çoğunlukla D vitamini, güneş ışınlarının üzerimize dik geldiği zamanlarda faydalanabildiğimiz UVB ışınları sayesinde vücudumuzda sentezlenebiliyor. Güneşin cilt üzerindeki zararlı etkilerine karşı korunmamız, öğlen güneşinden kaçınmamız ve güneşli zamanları ev, işyeri ve diğer kapalı ortamlarda geçirmemiz nedeniyle de maalesef büyük oranda D vitamini eksikliğini yaşıyoruz.

D Vitamini EksikliğiNeye Sebep Olur?

D vitamini kemik sağlığının korunması için en çok gereksinim duyulan vitamindir. Bağışıklık sistemi koruyucusu olarak da bilinen bu vitaminin eksikliğinde vücut direnci düşer, anksiyete, depresyon ve yorgunluk gibi sayısız sağlık sorunları ortaya çıkar. Kalp ve damar sağlığının korunması ve kas hastalıklarının önlenmesine kadar faydaları olduğu da bilinen ve günümüzde vücudun işlevselliğini sağlayan önemli bir hormon olarak nitelendirilen D vitamininin eksikliğine karşı, yine uzmanlar tarafından önlem alınması gereken ciddi bir durum olduğu konusunda uyarılıyoruz.

Vücudu hastalıklardan korumak, hastalıkları tedavi etmekten daha kolaydır ve bu nedenle sağlığımız henüz yerinde iken bunu sürekli hale getirmek temel amacımız olmalıdır. Ancak bunun için gerekli olan bazı besin öğelerini metabolizma kendi kendine üretemediğinden dolayı dışarıdan desteğe ihtiyaç duyar. Önemli besin öğelerinin yetersizliğine karşı, bu besin öğelerini içeren takviye edici gıdalar ile vücudun ihtiyacını karşılamak mümkündür.

CodLiverOil (Morina Balığı Karaciğer Yağı) Önemi

Codliveroil (morina balığı karaciğer yağı),Kuzey Atlantik Denizi’nde yaşayan morina balığının karaciğerinden elde edilen bir çeşit balık yağıdır.İskandinav ülkelerinde kullanımı çok eski zamanlara dayanmaktadır ve Vikingler döneminde, vücut direncinin artırılması amacıyla kullanılmıştır. 1850’li yıllardan itibaren de takviye edici gıda olarak üretilmekte, halen günümüzde özellikle İskandinav ülkelerinde başlıca kullanımı olmakla birlikte dünyada kullanımı gün geçtikçe artan bir besin öğesidir.

CodLiverOil’ın (Morina balığı karaciğeri yağı)önemi, omega 3 açısından zengin olması ile birlikte A ve D vitaminlerinin de doğal kaynağı olmasından dolayıdır ve böylece standart balık yağlarından farklılık gösterir. Hem omega-3 yetersizliğinin hem de D vitamini eksikliğinin önlenmesine yardımcı olan güçlü bir destektir.

Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki; her omega 3 desteği sağlayan balık yağı aynı kalitede olmadığı gibi her codliveroil da aynı kalitede değildir. Tüm balık yağlarında olduğu gibi üretim aşamasında uygulanan saflaştırma yöntemi codliveroil ürünleri için de oldukça önemlidir. Ne kadar hassas saflaştırma yöntemi uygulanırsa o kadar ağır metaller gibi sağlığa zararlı olabilen toksik maddelerden arındırılmış güvenle kullanılabilen balık yağı elde edilir. Kaliteli bir codliveroil ürününde, balıktan gelen A ve D vitaminleri üretim aşamasında balık yağından ayrıştırılır ve sonrasında istenilen miktarlarda balık yağına dahil edilir. Böylece sağlıklı yaşam için vücudun ihtiyaç duyduğu önemli vitaminlerden olan,fakat yağda çözünen vitaminler olması nedeniyle yüksek miktarlarda alınması istenmeyen A ve D vitaminleri miktarları sınırlandırılarak yüksek değerlerde alınması önlenir. Sadece günlük ihtiyacı karşılayabilen değerlere sahip olmasıyla her gün ve her mevsim kullanıma uygun hale gelir.

Tüm balık yağları için geçerli olduğu gibi codliveroil ürünleri için de yüksek kalitede üretim teknolojisinin uygulanması neticesinde, doğallığı korunur, saf balık yağı elde edilir, A ve D vitaminlerini uygun miktarlarda içerir, böylece uzun süreli güvenle kullanım olanağı sağlanır.

 

Balık Yağı Almadan Önce Bilmeniz Gerekenler

Balık Yağı Almadan Önce Bilmeniz Gerekenler

Balık Yağı Almadan Önce Bilmeniz Gerekenler

Balık yağı içerisinde bulunan omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA, bebeklikten yaşlılığa kadar ihtiyaç duyulan en önemli besin kaynaklarındandır. Vücut tarafından üretilemeyen omega 3 yağ asitlerinin kaynağı olan balık yağı ile hem kalp ve damar sağlığı hem de beyin sağlığı korunabilir.Öte yandan, sağlıklı fiziksel ve zihinsel yaşamın vazgeçilmez desteği olan omega-3 yağ asitlerini içeren balık yağlarının her biri aynı özellikte değildir. İhtiyacınızı karşılayan ve güvenle kullanılabileceğiniz bir balık yağı için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır.

Balık yağı almadan önce…

Sağlıklı bir yaşam ve bağışıklık gelişimi için takviye olarak alınacak balık yağından iyi bir fayda sağlamak açısından aşağıdaki maddeleri göz önünde tutmalısınız.

Balık Yağı Almadan Önce Bilmeniz Gerekenler
Balık Yağı Almadan Önce Bilmeniz Gerekenler
  1. Doğal bir ürün olmasına dikkat edin.

Temin edilen ürünlerin etiketlerinin kontrol edilmesi pek de alışık olunan bir şey değildir. Ancak gıda takviyesi gibi ürünleri almadan önce etiket bilgilerine bakmakta fayda vardır, nitekim balık yağı alırken de etikete bakılması, genel olarak o balık yağı markası hakkında fikir sahibi olmanıza yardımcı olur. Balık yağı takviyeleri olan ürünlerin, balıkta olduğu haliyle doğal balık yağı içerdiği sanılsa da, maalesef bu durum tüm balık yağı markaları için geçerli değildir. Etiket veya kutusu üzerinde “trigliserid” formunda balık yağı olduğu belirtilmiş ise, balıkta bulunduğu gibi doğal balık yağı içerdiği anlaşılmaktadır. Doğal bir diğer form ise “serbest yağ asidi” halindeki balık yağıdır. Bu formda balık yağı içerdiğini belirten ürünlerin, doğal olan trigliseridformunun  vücutta enzimlerle dönüşmüş halini içerdiği anlaşılmaktadır. Avrupa Gıda Güvenilirliği Kuruluşu olan EFSA’ya göre, bu iki form da doğaldır. Sentetik olan balık yağı formu ise “Etil ester”dir.  “Etil ester” balık yağı, doğal değildir. Ayrıca yüksek miktarlarda omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA alındığı zannedilmesine rağmen, vücuttaki düşük biyoyararlanımı neticesinde ihtiyacın karşılanamaması dahi söz konusudur. Etil ester formlu balık yağları, Trigliserid ve serbest yağ asidi formundaki balık yağlarına nazaran oldukça düşük oranda vücut tarafından emildikleri için etkileri de düşüktür.Etiket bilgisi, balık yağının doğal mı sentetik mi olduğunun anlaşılmasının yanı sıra, ürün içeriğinde doğal olmayan bir katkı maddesinin olup olmadığını da göstermektedir.                                               Balık yağı kapsüllerinin sığır veya balık jelatini kullanılarak imal edilmiş olması gerekir. Bu bilgiyi de etiketten öğrenebilirsiniz.

  1. Omega 3 miktarını kontrol edin.

Balık yağını değerli kılan en önemli özellik omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA miktarlarıdır. DHA ve EPA açısından zengin içeriğe sahip olmayan bir balık yağından ihtiyacınız olan faydayı elde edebilmek mümkün olmaz. DHA, beyin aktiviteleri ve göz sağlığı için tercih edilmesi gereken en önemli yağ asididir. EPA ve DHA birlikte kalp ve damar sağlığı için önem ifade eder. Dikkat dağınıklığı gibi sorunları olan kişilerin DHA oranı yüksek balık yağlarını tercih etmelerinde fayda vardır. Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA açısından en zengin balıklar, soğuk denizlerde yaşar. Vücut ısılarını ayarlamak üzere daha fazla yağ üretmek zorunda kalan balıklarda omega 3 yağ asitleri yoğun bir şekilde bulunur.

Balık Yağı Almadan
Balık Yağı Almadan
  1. Üretim kalite standartlarına önem verin.

Balık yağı üretici firmalarının, üretim ve kalite kontrol sürecinde global kalite standartlarını uyguladıklarını gösteren sertifikalara sahip olması, üretilen balık yağının güvenilirliği açısından önemlidir. Balık yağı ürününün etiketi veya kutusu üzerinde belirtilen sertifika logolarının incelenmesi, balık yağının kalitesi hakkında ön bilgi oluşmasını sağlar. Özellikle balık yağı üretiminde küresel bir kuruluş olan GOED standartlarının uygulanması yüksek kaliteye sahip olunmasında önemli bir ayrıntıdır. Kalite sertifikalarına sahip kurumların her sene denetlenmesi ve üretim süreçlerinde yeniliklere önem vermeleri kaliteli balık yağı ürünlerinin ortaya çıkmasını sağlar.

  1. Ağır metal içermediği bilgisine bakılmalıdır.

Ağır metallerin insan vücudundan atılması zordur. Civa, arsenik, kurşun gibi ağır metalleri vücut tolere edemediği için, sürekli bu maddelere maruz kalındığı zaman vücutta birikir ve maalesef sağlığa zararlı etki oluştururlar. Balık yağlarının düzenli kullanımının gerektiği göz önüne alındığı takdirde, bu riskin önlenmesi amacıyla balık yağlarının mutlaka akredite laboratuvarlar tarafından analiz edilmesi ve sağlık üzerine risk oluşturacak bir içeriğe sahip olmadığının belgelenmesi gerekmektedir. Balık yağı markalarının üretimini veya pazarlamasını yapan firmalardan, balık yağlarının analiz sertifikalarıyla güvenilirliği belgelenip belgelenmediği sorgulanabilir ve bu analiz belgelerini görme talebinde bulunabilirsiniz. Bu tür testleri yapılan ve şeffaf bir şekilde test bilgilerine erişebilen ürünlerin temin edilmesine önem verilmelidir.

  1. Müşteri yorumlarına önem verin.

İnternetin gelişimi ile beraber her ürün ve marka hakkında birtakım bilgilere erişmek mümkündür. Kullandıkları ürünle ilgili deneyimlerini paylaşma eğilimi gösteren kişilerin yazdıklarına değer vermek gerekir. Almaya karar verdiğiniz ürünle ilgili bir paylaşım yapılıp yapılmadığına yönelik internet üzerinden bir araştırma yapılabilir ya da forumlara üye olarak kendiniz bir konu paylaşabilir ve merak edilenleri sorabilirsiniz.

Sonuç olarak, balık yağından elde edilmek istenilen fayda için, düzenli kullanım kadar hangi ürünü kullandığınızın da önemi büyüktür. Kendi ihtiyacınızı da göz önüne alarak en doğru balık yağını tercih etmeniz gerekir. Zihin yapısını güçlendirmek isteyenler için en uygun balık yağları DHA asitleri açısından zengin ürünlerdir.

 

 

balık yağı faydaları

Omega-3 ihtiyacınızı balıkla karşılayın

Omega-3 ihtiyacınızı balıkla karşılayın

Deniz ürünleri içerisinde balıklar, omega-3 bakımından çok zengindir. İnsan vücudu için gerekli olan omega-3, en fazla soğuk deniz balıklarında bulunmaktadır. Omega 3, zihinsel gelişimden, kalp ve damar hastalıklarının önlenmesine kadar birçok alanda etkinliğe sahiptir. Balıklardan üretilen balık yağları ise,balık yiyemeyenler için pratik bir çözümdür ve balık yağı hapı diye bilinen kapsüller halinde ya da balık yağı şurubu olarak bilinen sıvı halindeki seçenekleri ile her yaş için kullanımı kolaylaştırmaktadır.

Elbette ki, her balık yağı aynı kalitede, içerikte ve güvenilirlikte değildir. Somon, morina, orkinos, alabalık, sardalya, tekir, ringa, dil, uskumru ve hamsi gibi balık türlerinden özel üretim teknolojileriyle elde edilen yağlar, saflaştırma işlemine tabi tutularak ağır metaller gibi sağlığa zararlı olabilecek maddelerden ayrıştırılmaktadır.

Balık yağları arasında kalite farklılığı, uygulanan üretim teknolojisinden ve saflaştırma yönteminden kaynaklıdır. Balık yağlarının elde edildiği balıkların hangi denizlerde yaşadığı da, üretilen balık yağlarının içeriğindeki omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA miktarlarını etkilemektedir. Ne kadar soğuk deniz balığı olursa, o kadar balık yağında bulunan omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA miktarları yüksek olacaktır.

balık yağı faydaları
balık yağı faydaları

 

Omega-3’ün Faydaları

 

Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA, başta beyin, göz, kalp gibi önemli organlar olmak üzere sağlıklı vücut sistemi için gereklidir. Çocukların zihinsel gelişiminden, dikkat problemine kadar birçok amaçla balık yağları tüketilebilir.

Omega-3 içerisinde yer alan EPA ve DHA’nın, kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu etkileri uzun zamandır bilinmektedir ve bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Damarlar içindeki daralmaya sebep oluşturan kan pıhtılaşmasının önlenmesini ve kolesterol seviyesinin dengelenmesini sağlayarak damar sertliği olarak bilinen ateroskleroz oluşumuyla ve kalp ritm bozukluğuyla mücadele etmeye, kandaki şeker seviyesini dengelemeye yardımcı olur.

Beyin fonksiyonlarının, görme yetisinin ve sinir sisteminin güçlendirilmesinde omega-3 yağ asitlerinden DHA’nın önemi büyüktür.Çocuklarda algılama, öğrenme kapasitesinde artış, okul başarısını olumsuz etkileyen dikkat eksikliğinin önlenmesi omega-3 yağ asitleri ile mümkün olabilmektedir. Unutkanlık, depresyon, demans ve Alzheimer gibi sinir sistemi hastalıklarına karşı da omega-3 desteğinden fayda sağlanabilmektedir.

Omega-3, görme yetisinin güçlendirilmesine de katkıda bulunur. Gözün retina tabakası DHA bakımından zengindir. Omega-3 ile göz sağlığı desteklenerek, görme problemleri, göz kuruluğu, sarı nokta hastalığı gibi rahatsızlıklara karşı korunma sağlanabilir.

Antienflamatuar etkiye sahip olan omega-3, bağışıklık gelişiminde de rol oynar. Soğuk algınlıkları, grip enfeksiyonları gibi sıklıkla karşılaşılan rahatsızlıklara karşı vücudun savunmasının güçlendirilmesinde ve kanser, iltihaplı eklemrahatsızlıkları gibi kronik hastalıkların önlenmesinde omega 3 desteğinden fayda görülmektedir.

 

Omega 3 Desteği için Balık Yağları

 

Omega 3 içeren gıdalar, çocuk veya yetişkin olsun herkesin beslenmesinde düzenli olarak yer almalıdır. Yeterli tüketim yapılamadığı zaman, vücudun ihtiyacı olan omega-3’ü sağlayacak takviye edici gıdalardan da destek alınabilir. Balık yağları önemli bir omega 3 kaynağıdır, fakat balık yağı markalarının aynı özelliklerde olmadığı düşünüldüğünde, akla “en iyi balık yağının hangi özelliklere sahip olması gerektiği” sorusunu getirmektedir.

En iyi balık yağının özellikleri; Yüksek üretim kalitesine sahip, ihtiyacı karşılayan Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA miktarlarını içeren, zararlı maddelerden arındırılmış olduğu. Analiz raporlarıyla gösterilerek saflığı garantili ve ayrıca doğal formda olan, balık kokusu ve mide rahatsızlığı hissettirmeyip zorlanmadan kolay kullanım olanağı sağlayan balık yağı olarak özetlenebilir. Nitekim sıvı formlardaki balık yağları için lezzetli aromalara sahip çocuklar kadar yetişkinler tarafından da sevilerek tüketilen balık yağı markaları da mevcuttur.

 

 

Çocukluk döneminde balık tüketimi

Çocukluk döneminde balık tüketimi

 

Tüm yaşam boyunca, beyin gelişiminden kalp damar sağlığına, göz sağlığından sinir sistemine kadar faydaları saymakla bitmeyen omega3 yağ asitlerininönemi büyüktür. Özellikle çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimi için, omega 3’e anne karnındaki bebeklik döneminden itibaren ihtiyaç duyulmaktadır.

Omega-3 yağ asitleri, vücut için elzem olan çoklu doymamış yağ asitlerindendir ve vücut tarafından üretilmediği için dışarıdan alınması gerekmektedir. Omega-3 içeren bitkisel ve hayvansal gıdaların tüketimiyle ihtiyacın karşılanması mümkündür. Omega-3, bitkisel kaynaklardan ALA (α – linoleik asit) olarak alınabiliyorken, hayvansal kaynaklardan aktif metabolitleri olan EPA ve DHA olarakdoğrudan sağlanabilmektedir, bu nedenle omega-3 içerikli hayvansal gıdaların tüketilmesi önemle tavsiye edilir. Omega-3 içerikli gıdaların yeterince veya hiç tüketilememesi söz konusu ise, takviye edici gıdalarla da ihtiyaç karşılanabilmektedir. Balık yağları, balıklardan elde edilen ve omega3 yağ asitleri EPA ve DHA desteğini sağlayan doğal kaynaklardır.

 

Çocuklarda Zeka Gelişimi ve Sağlıklı Uyku İçin Balık

 

 

Yapılan araştırmalara göre haftada en az bir kez balık tüketen çocuklar yaşıtlarına göre çok daha zeki oluyor. Bunun yanında bu şekilde beslenen çocukların uyku kaliteleri artıyor. Düzenli balık tüketen çocukların omega desteği sayesinde IQ seviyeleri yükseliyor. Uykunun daha kaliteli olması da çocuğun gün içindeki aktivitelerine olumlu şekilde yansıyor.

 

 

Çocuklara kurallar koyarak uyku, yemek ve oyun saatleri düzenleyebilirsiniz. Ancak araştırmacılar, kurallar kadar balık tüketiminin de etkili olduğunu savunuyor. Çocuklar haftada en az iki kez düzenli balık tükettiğinde düzenli bir uyku döngüsü elde etmektedir. Bu durum çocuğun algılama yeteneğini artırır. Okuldaki başarısının da artmasını sağlar.

 

 

Uyku içinde sürekli uyanmak uykunun kalitesini düşürür. Hatta bu duruma bağlı olarak çocuklar dikkat dağınıklığı yaşayabilir. Yapılan bir araştırmada,9 ile 11 yaş arasındaki çocuklar değerlendirilmiş ve balık tüketen çocukların tüketmeyenlere oranla sınavlarda daha yüksek başarılar elde ettiği gözlemlenmiştir. Araştırma omega 3 asitlerinin çocuklarda zihinsel gelişime pozitif yönde etki ederek fayda sağladığını ortaya koymuştur.

Yapılan tüm araştırmaların sonuçlarına göre, çocukların düzenli balık tüketmesi çok önemlidir. Balık sevmeyen ve tüketemeyen çocuklar için ise,içerdiği omega3 yağ asitleri EPA ve DHA miktarlarına, saflık derecesine, doğallığına ve çocukların severek tüketebilecekleri lezzetli tatlarda olmasına dikkat ederek seçilecek balık yağı içeren takviyeler ile omega 3 ihtiyaçları karşılanabilir.

 

 

Büyüten Proteinleri ile Balık

 

 

Hayvansal kaynaklı olan balık proteininin bioyararlılığı yüksektir. Hızlı bir şekilde vücut proteinine dönüşür. Hücrelerin yenilenmesi için en temel besinlerden biri balıktır. Özellikle büyüme çağındaki çocuklar yeni ve sağlıklı hücre üretimine çok ihtiyaç duyar. Büyüme çağındaki çocukların beslenme düzenlerinde balık olması çok önemlidir.

 

 

Bağışıklık Sistemini Kuvvetlendirmek İçin Balık (Omega3)

 

Balık içindeki omega-3 yağ asitlerinin anti-enflamatuar etkisi sayesinde hastalıklara karşı koruyuculuk elde edilir. Bu yağ asitlerinin bağışıklık güçlendirerek, enfeksiyonların ve kanser gibi kronik hastalıklarınönlenmesinde etkili olduğu bilinmektedir. Kış aylarında grip gibi hastalıklara karşı balık tüketimi ile çocuklarınızı ve kendinizi koruma altına alabilirsiniz.

Henüz anne karnında olan ya da anne sütüyle beslenen bebeklerin omega3 ihtiyacının karşılanabilmesi, annenin omega-3 açısından desteklenmesi ile mümkün olabilmektedir. Emzirilen bebekler için anne sütü mucizevi besindir ve annenin sütündeki omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA da değerli besin öğelerindendir.  EPA ve DHA vücut tarafından üretilemediği için, annenin ve anne adayının omega-3 açısından zengin beslenmesi ve balık yağı gibi omega-3 kaynağı olan takviye kullanması, kendilerine olduğu kadar bebeğede fayda sağlamaktadır.

 

 

Obeziteye Karşı Balık

 

Teknoloji çağı çocuklarda fiziksel aktiviteleri azaltmıştır. Dengesiz beslenme ile birlikte hareketsizlik, insülin direncinin çocukluk çağına kadar düşmesine neden oldu. İnsülin direncinin kırılmasında balık yağındabulunan omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA’nın önemli rolü vardır. Zengin omega 3kaynağı olan balık, obezite riskinin azaltılmasında da etkilidir. Dikkat edilmesi gereken tek kısım ise balık tüketiminin düzenli olmasıdır.

 

 

Düzenli Ama Ne Sıklıkta?

 

Balık tüketimi çocuklar için önemli bir omega3 desteği olmaktadır. Haftada en az iki kez hatta mümkünse üç kez balık tüketilmesi balığın faydalarından yararlanmayı sağlayacaktır. Pişirme yöntemi olarak kızartma yerine ızgara, buğulama ve fırında gibi daha sağlıklı yöntemler tercih edilebilir. Balık sevmeyen çocuklar için, saflığı garantili, balık tadının algılanmadığı, severek tüketebilecekleri lezzetli aromalardakibalık yağı içeren ürünler tercih edilebilir. Bu şekilde çocuğun ihtiyaç duyduğu omega3 desteği sağlanabilir.

otizmde balık yağı

Günümüzde otizim

Günümüzde otizim

Otizmde Omega 3 – Temelde beynin farklı bölgelerinin aynı anda çalışamamasından kaynaklı bir hastalıktır ve ömür boyu devam eder. Otizmli bireyler çevreleri ile iletişim kurma konusunda yaşamları boyunca güçlük çekerler. Otizm nedenleri tam olarak bilinmez, ancak bazı bilim adamları bu durumun genetik olduğunu düşünürler. Bununla birlikte otizme neden olan etmenler arasında bazı ilaçlar ve geçirilen hastalıklar olduğu da düşünülmektedir. Son yıllarda, çokça konuşulan konular arasında aşıların otizme sebep olduğu tartışması yer alır. Bu tartışmaların aslının olmadığı ise ispatlanmış bir gerçektir ve çocukluk döneminde yapılan aşıların, ölümle sonuçlanabilecek kadar ağır hastalıkların çok daha kolay atlatılmasını sağladığı yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur.

Otizm belirtileri her bireyde aynı olmaz ve bu da hastalığın tanısını geciktirir. Erken teşhis edilen otizm gerekli eğitimler ile bireyin yaşamını büyük ölçüde kolaylaştırır.

Otizm ve beslenme ilişkisi arasında oldukça güçlü bir bağ vardır. Beslenme, otizm için tek başına bir anlam ifade etmez, ancak otizmde doğru beslenme, otizm belirtilerinin azaltılmasında etkin rol oynar. Beslenme aynı zamanda çocukluk çağında gelişme ve büyüme için de gereklidir.

Otizm tedavisinde balık yağı desteği

Beyin davranışlarında meydana gelen farklılardan temel alan bir hastalık olan otizm tedavisinde Omega 3 kullanımının büyük faydalar sağladığı bilinmektedir. Omega 3 desteği sağlayan otizmde balık yağı, otizmde yaygın olarak kullanılmaktadır ve birçok hastada olumlu etkileri görülmektedir. Balık yağının içinde, beyin hücrelerinin ihtiyacı olan ve beyin fonksiyonlarının gelişiminde rol oynayan Omega 3 yağ asitleri bulunmaktadır. Otizmde balık yağının olumlu etkilerinin görülmesi, bu değerli yağ asitlerinin beyin hücrelerine sağladığı faydadan kaynaklanmaktadır.

Omega-3, eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) içerir ve bu yağ asitlerinden özellikle DHA,beyindeki sinir hücreleri arasındaki geçirgenliği arttırarak daha iyi çalışmasına yardımcı olur. Omega 3 kaynağı olarak akla ilkgelen besin takviyesi hiç şüphesiz ki balık yağıdır. İhtiyacı karşılayan içeriğe sahip kaliteli bir balık yağı otizmde kullanıldığında, beyin içerisinde meydana gelen işlevsel iletişim kopukluklarından kaynaklı semptomların azalmasına ve dolayısıyla da bireylerin yaşadıkları otizm ataklarının azalmasına katkı sağlar.Otizmde balık yağı kullanımı, olumlu gelişmeler görülmesini sağlayabilir.

Erken teşhis, doğru beslenme ve gerekli eğitim alındığında otizmde ciddi iyileşmelerin kaydedildiği yüzlerce olgu vardır.

Otizmli çocuklar yemek yerken,  yemeğin kokusunu, tadını, rengini hatta görünüşünü dâhi farklı algılayabilmektedirler. Bu nedenle de otizmde yemek eğitimi oldukça zorlu bir süreçtir ve uzun yıllar devam edebilir. Hal böyle olunca da kişiler gerekli besinleri beslenme yolu ile alamazlar. Beyin dostu bir gıda türü olan balık tüketimi, normal bireyler için bile düzenli bir yemek alışkanlığı haline getirilememiştir. Balığın kokusu, dokusu ya da dış görünüşü de otizmli bireylerde rahatsızlık nedeni olabilir ve sıradan gibi görünen bu durum otizmli kişilerde kontrol edilemeyen öfke nöbetlerine neden olabilir. Otizmde, balık gibi önemli bir besin kaynağının sağlayacağı faydalar, güçlü içerikli ve doğal balık yağı takviyesi ile de sağlanabilir.Ancak mutlaka bilinmesi gerekir ki otizm, bireye özel bir hastalıktır,semptomlar her hastada aynı şekilde görülmez. Bundan dolayı otizmdeOmega 3 desteği sağlayacak olan balık yağı kullanımı için, öncelikle bireyi takip eden hekime danışılmalı ve uygun gördüğü takdirde başlatılmalıdır.

Otizm için diyet listesi her bireyde aynı şekilde uygulanamaz. Bu nedenle de otizmdeki diyet tedavisine balık yağı eklenecek ise, süreç içerisinde kesinlikle beslenme uzmanı ya da doktordan habersiz şekilde doz artırımı ya da azaltımı yapılmamalıdır.

balık yağı hapı

Balık Yağı Nedir ve Neden Faydalıdır?

Balık Yağı Nedir ve Neden Faydalıdır?

Balık yağı, adından da anlaşılacağı üzere balıktan elde edilen yağdır. Sardalya, istavrit, hamsi, ringa gibi küçük balıkların gövdesinden elde edilebileceği gibi, morina balığının karaciğerinden (CodLiverOil) veya köpek balığı karaciğerinden de (SharkLiverOil) elde edilebilmektedir. Tüm bu kaynaklardan elde edilen balık yağı, vücut sağlığı açısından son derece faydalı olduğu bilinen Omega-3 yağ asitlerini içermeleri bakımından önemlidir. Her yaşta ihtiyaç duyulan Omega 3’ün kaynağı olan balık yağları ile yapılan bilimsel araştırmalar,bebeklik döneminden itibaren beyin gelişimini desteklemesinden bağışıklığın güçlendirilmesine kadar sağlıklı yaşam açısından birçok alanda faydasının olduğunu ortaya koymaktadır.

balık yağı
balık yağı

EPA ve DHA Yağ Asitleri Nelerdir?

Balık yağı Omega-3 yağ asidi bakımından zengindir. Omega-3 yağ asidi ise EPA, DHA ve DPA olmak üzere üç temel bileşenden oluşur, fakat vücutta etkili olanlar EPA ve DHA’dır. EPA ve DHA vücut tarafından üretilemeyen fakat vücudun işlevselliği için ihtiyaç duyduğu değerli yağ asitleridir. Bu yağ asitlerinden DHA, özellikle beyin tarafından tüketilir. Sinir sistemi ve göz sağlığı için önemlidir. DHA, iyi işleyen ve kendini yenileyen hücreler için mükemmel bir yakıttır. Vücut, bu yağ asitlerini hücre yenilemesinde yoğun olarak kullanır. EPA ise özellikle antienflamatuar (iltihap önleyici) etkisi sayesinde birçok hastalığa karşı vücudun dayanıklılığını artıran, bağışıklığı destekleyen yağ asididir. Her iki yağ asidinin birlikteliği, zihinsel ve fiziksel açıdan güçlü destek sağlamaktadır. Bu nedenle mutlaka omega-3 açısından zengin içerikli gıdaların günlük tüketimi ile veya takviye edici gıdalar ile vücudun ihtiyacının karşılanması gerekmektedir.

Omega 3 kaynağı olan balık yağının kalitesini ve onun vücuda olan faydasını belirleyen temel unsur, doğallığı ve içerisindeki EPA ve DHA değerlerinin yoğunluğudur. Kutup bölgelerinde yaşayan balıklardan elde edilen yağlar, içerik açısından standart balık yağlarına göre daha zengindir.

 

Balık Yağı Kilo Aldırır Mı?

Düzenli olarak tüketildiğinde ve egzersiz yapıldığında balık yağının kilo aldırmadığı, tam tersine kilo vermeye yardımcı olduğu bilinmektedir. Bir yağ olması, kilo yapıcı etkiye neden olacağı önyargısı oluşturmasına rağmen, araştırmalar bunun doğru olmadığını göstermektedir. Basit bir egzersizle, balık yağlarından alınan kalori kolaylıkla yakılabilir. Balık yağlarında bulunan Omega 3, ayrıca “termojenez” adı verilen bir süreci harekete geçirir. Bu süreçte vücut gün içerisinde daha fazla kalori yakmaya başlar.

balık yağı hapı
balık yağı hapı

Balık Yağı Kullanmak İçin Bir Yaş Sınırı Var Mı?

Anne karnındaki bebeklik döneminden itibaren tüm yaşam boyunca Omega 3 yağ asitlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Hamile veya emziren kadınların Omega 3 açısından zengin beslenmesi veya takviye kullanımları ile bebeğin de Omega 3 ihtiyacı karşılanmaktadır. Anne sütünün daha fazla tüketilemediği bebeklik döneminden itibaren iseçocuk ya da yetişkin her yaşta ihtiyaç duyulan Omega 3 yağ asitleri,besinlerle yeteri kadar alınamıyorsa, balık yağları gibi takviye edici gıdalar ile de sağlanabilmektedir. Balık yağı, her yaş grubu için uygun bir takviyedir. Balık yağları çeşitli formlarda bulunabilmektedir ve kullanacak kişinin yaşına uygun bir form tercih edilmelidir. Sıvı formlu balık yağları çocuklar veya yetişkinler tarafından, ambalajları üzerinde yaş gruplarına göre belirtilen tavsiye edilen günlük kullanım dozlarına uyularak kullanılabilmekte iken, kapsül formlu balık yağlarının ise, yutma güçlüğü açısından risk oluşturmamak amacıyla 11 yaş üzeri ve yetişkinler tarafından kullanılması önerilmektedir. Omega 3 yağ asitleri, hamilelik döneminde anne karnındaki bebeğin zeka gelişimine, çocukluk döneminde algılama, öğrenme kapasitesinde artışakatkı sağlarken, ilerleyen yaşlarda depresyonun önlenmesinde, unutkanlığın artmasını engellemede, Alzheimer gibi hastalıkların önüne geçmede rol oynadığı da bilinmektedir.

Balık Yağı Tercihi Yapılırken Nelere Dikkat Edilmeli?

Balık yağı tercihinde bulunurken şu unsurlar göz önüne alınmalıdır.

  • Doğallık: Her balık yağı doğal formda değildir. “Trigliserid” veya “serbest yağ asidi” formunda olan balık yağları doğaldır ve biyoyararlanımları yüksektir. “Etil ester” formunda olanlar ise sentetiktir ve vücutta düşük biyoyararlanım gösterirler.  Balık yağı seçiminde, EPA ve DHA miktarlarıyla birlikte balık yağının hangi formda olduğuna da dikkat edilmesi, vücutta yeterli etkinliğin görülmesi amacıyla önemlidir.
  • İhtiyacı karşılayan içerik: Balık yağlarının içerdiği etken maddeler ve miktarları birbirinden farklıdır.Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA miktarları, vitaminler içerip içermediği ve hatta vitaminlerin balıktan gelen doğal vitaminler mi yoksa sentetik mi olduğu, balık yağlarının etkinliği açısından farklılık oluşturan etkenlerdir.
  • Garantili saflık: Balık yağlarının saflık dereceleri aynı değildir. Yaşadıkları denizlerdeki kirlilik oranıyla bağlantılı olarak, balıkların bünyelerinde bulunan ağır metaller gibi toksik madde miktarları farklılık gösterir. Bu nedenle, balık yağının hangi denizlerde yaşayan balıklardan elde edildiği ve balık yağının saflaştırılması amacıyla uygulanan yöntem önemlidir. Balık yağlarının, ağır metal test sonuçlarını da içeren ve güvenilirliğini gösteren analiz sertifikaları olmalıdır.
  • Tazelik:Balık yağı markalarının tazelikleri birbirinden farklıdır. Taze balıkların kısa süre içinde üretim işlemine tabi tutulması, uygulanan üretim kalite standartları ve üretim sonrasında balık yağının bekletilmeden kısa sürede ambalajlanması balık yağının tazeliği açısından önem taşımaktadır. Özellikle sıvı formlu balık yağının üretimi ile şişelenmesi arasında geçen süre ne kadar uzarsa o kadar oksidasyon riski artar. Uzun süren lojistik sürece maruz kalmış, ambalajlanması geciken balık yağlarında oksidasyon oluşumu ve tazeliğin korunamaması riski bulunmaktadır.
  • Sıvı formlu balık yağları için tat:Yüksek kalitede üretilen balık yağlarında balık kokusu az hissedilebildiği gibi, bu koku da çeşitli aromalarla baskılanabilmektedir. Kullanacak kişinin ağız tadına uygun olan aromayı içeren bir balık yağı tercih edilebilir. Çeşitli balık yağı markalarında benzer aroma olduğu gözükmesine rağmen, aynı tatlar algılanmayabilir. Bu nedenle tadı beğenilmeyen bir balık yağı markasındaki aromanın benzeri, başka bir balık yağı markasında da beğenilmeyeceği anlamında değildir.
  • Yüksek Kalitede Üretim: Balık yağlarının üretim kalitesi ülkeden ülkeye farklılık gösterir. Dünyada üst düzey kalitede balık yağı üretimi yapılan ve üretici firmalara sıkı kalite kontrol standartları uygulayan başlıca ülke Norveç’Üretim kalite farklılığı nedeniyle balık yağı midede rahatsızlık yapabilir. Kaliteli bir balık yağı, reflü, ağza gelen balık kokusu veya mide rahatsızlığı yapmaz. Bu nedenle günün herhangi bir saatinde aç veya tok karnına alınabilir.
  • Güvenilirlik:Balık yağı markası ile kazanılan tüketici deneyimi süresi, farklı ülkelerde de bulunması ve bu balık yağına özgü yapılan bilimsel çalışmalarının olması balık yağının güvenle kullanılması açısından önemli unsurlardır.

 

 

 

 

 

 

Möller’s Omega 3 Tüketim Süresi

Balık yağları, kapakları ilk açıldığı andan itibaren havayla temasa geçer. Balık yağının havayla temasa geçmesiyle de oksidasyon süreci başlar. Bu sürecin yavaş veya hızlı ilerlemesi, balık yağının üretim kalitesine, havanın oksijeni ile temas etme sıklığına, saklandığı ortamın sıcaklığına ve doğrudan güneş ışığına maruz kalıp kalmamasına göre değişir.  Bu nedenleri en aza indirgeyebildiğiniz takdirde oksidasyon süreci yavaşlayabilmektedir. Sağlığı tehlikeye atmamak amacıyla gıdalarda kullanılan antioksidanların da ilave edilmesi oksidasyon sürecini mümkün olduğunca geciktiren önemli bir destektir.

Okside olmuş bir balık yağının kullanılması önerilmez. Çünkü böyle bir balık yağı tazeliğini ve besin değerini yitirmiştir, kalitesi bozulmuştur, tadı ve görüntüsü değişmiştir, vücudumuz için zararlı olabilecek hale dönüşmüştür.  Bu nedenle, tüm balık yağı ürünleri için ambalajın üzerinde belirtilen saklama koşullarına ve kapağı açıldıktan itibaren tüketilmesi tavsiye edilen sürenin aşılmamasına özen gösterilmelidir.

Üretim kalitesi tescilli olan Möller’s Omega 3’ün kapağı açıldıktan itibaren buzdolabında saklanması ve 3 ay içinde tüketilmesi tavsiye edilmektedir. Bu süre boyunca tazeliği ve kalitesi garantilidir, güvenle kullanabilirsiniz.

Mitler & Gerçekler

Mit 1: Tüm balık yağları temelde aynıdır.

Gerçek şu ki; Cod Liver Oil (Morina balığı karaciğer yağı) ve Fish Oil (Balık gövdesinden elde edilen yağ) içerdikleri omega-3 yağ asidi miktarları ve doğal A ve D vitamini içeriği olup olmaması açısından farklılık göstermektedir. Cod Liver Oil ürünleri arasında dahi farklılık söz konusu olabilmektedir. Tüm balık yağları;

  • Balığın bulunduğu bölge,
  • Balık yağının hangi ülkede üretildiği,
  • Geleneksel ya da yeni üretim teknikleriyle işlenmiş olmaları,
  • Balık yağının doğal mı, yoksa sentetik formda mı olduğu, (Trigliserid ve Serbest yağ asidi formundaki balık yağları doğaldır, etil ester formunda olanlar sentetiktir).
  • İçeriğinde bulunan vitaminler ve bu vitaminlerin bozulmadan korunması
  • Uluslararası denetimlerin varlığı,
  • Ağır metaller gibi zararlı maddelerden ayrıştırılması amacıyla uygulanan saflaştırma yöntemleri,
  • Üretimin her aşamasında uygulanan analizler,
  • Balık yağı üretiminin ve şişelenmesinin aynı yerde veya farklı ülkelerde yapılmış olması

açısından her adımda farklılaşabilmektedir. İlk adımdan son adıma kadar kalitenin ön planda tutulduğu sabırlı ve disiplinli bir süreç gerçekleşmelidir.

Mit 2: 4 yaş altı çocuklarda omega 3 kullanımı tavsiye edilmez.

Norveç’te üretilen Cod Liver Oil (Morina balığı karaciğer yağı) ürünlerinin, Norveç Beslenme Kurulu tarafından 4 haftalık bebeklik döneminden itibaren kullanımı önerilmektedir. Bunun nedeni omega-3 içeriğinin yanında doğal D vitamini kaynağı da olmasıdır. Ülkemizde ise bebeklik döneminde D vitamini damlaları kullanılması nedeniyle, bu damlaların kullanımını tamamlandıktan itibaren başlanabilir. Hekimlerin önerisiyle genellikle 1 yaş civarında bu damlaların kullanımı tamamlanmaktadır. Bu yaştan itibaren çocuk veya yetişkinler için günlük ihtiyacın karşılanması amacıyla da doğal D vitamini kaynağı olan Cod Liver Oil ürünlerini güvenle kullanabilirsiniz. 4 yaşına kadar yarım doz, 4 yaşından sonra tam doz kullanımı tavsiye edilmektedir.

Mit 3: Cod Liver Oil (Morina balığı karaciğer yağı) kullanılması tavsiye edilmiyor.

Morina balığı karaciğer yağı, güçlü omega-3 yağ asitlerinin yanı sıra doğal A ve D vitamini kaynağıdır. Cod Liver Oil ürünlerinin güvenilir olması açısından dikkat edilmesi gereken iki önemli konu vardır:

  • İçeriğinde bulunan A ve D vitaminleri miktarlarının her gün alınmaya uygun miktarlarda olması ve böylelikle yazın dahi kullanım imkanı sağlaması,
  • Vücuda zararlı olan ağır metaller gibi toksik maddelerden arındırılmış olarak güvenilir saflıkta olması.

Eğer bu iki kriteri karşılayan bir Cod Liver Oil ürünü ise her gün ve her mevsim güvenle kullanılabilir.

Mit 4: Hamile bayanlar Cod Liver Oil ürünlerinden uzak durmalıdır.

Bir önceki maddede belirtilen kriterleri karşılayan bir Cod Liver Oil ürünü tek başına kullanıldığı takdirde hamileler için de güvenilirdir. Fakat hamilelik döneminde genellikle çeşitli vitamin ve minerallerden oluşan multivitamin ürünü de kullanılmaktadır. Bu ürünler içinde de A, D ve E vitaminleri bulunmaktadır ve genellikle A vitamini miktarı yüksek olabilmektedir. Bir Cod Liver Oil ürünü ile birlikte bir multivitamin takviyesi de kullanıldığı takdirde, her iki üründeki A, D ve E vitaminlerinin toplam miktarları fazla olabilir.  Her ne kadar Avrupa ülkelerinde bir Cod Liver Oil ve bir multivitamin ürünü birlikte kullanılıyor olsa da, ülkemizde A, D ve E vitaminlerinin günlük alınabilecek maksimum miktarları, Avrupa ve Amerika kaynaklarına göre düşük tutulmaktadır. Bu nedenle birlikte kullanım konusu veya dönüşümlü kullanma alternatifi muhakkak doktora danışılmalıdır.

Mit 5: Balık yağı cıva ve dioksin gibi zararlı toksinler içerebilir.

Moleküler distilasyon vb. hassas saflaştırma yöntemleri sayesinde balıkta bulunan ağır metaller ve diğer toksinler ayrıştırılarak uzaklaştırılmaktadır. Mükemmel saflığa sahip olan ve uluslararası denetimlerden geçen balık yağlarına güvenebilirsiniz.

Möller’s Omega-3, 161 yıldır kendini kanıtlamış güvenilir bir Cod Liver Oil (Morina balığı karaciğer yağı) ürünüdür. Dünyanın en temiz denizi kabul edilen Kuzey Atlantik Denizi’ndeki yabani kuzey kutbu morina balığından elde edilmesine rağmen, en hassas saflaştırma yöntemi olan “moleküler distilasyon” yöntemi ile ağır metaller gibi zararlı maddelerden arındırılarak mükemmel saflığa sahiptir. İçeriğinde bulunan A ve D vitaminleri kesinlikle yüksek miktarlarda olmayıp, aksine her gün alınmaya uygun miktarlardadır. Güçlü omega-3 içeriğinin yanı sıra, günümüzde her 10 kişinin 7’sinde görülen D vitamini eksikliğinin önlenmesinde, günlük D vitamini ihtiyacını karşılaması açısından da önemli doğal bir kaynaktır. Ülkemizde 1 yaşından itibaren her yaşın kullanımına uygun olan Möller’s Omega-3’ü her gün güvenle kullanabilirsiniz.

Omega 3 Desteği Almanız İçin Yeterli Sebepler

Sağlıklı bir yaşam sürebilmek için esansiyel, yani vücudun işlevselliği için elzem olan yağ asitlerine ihtiyaç vardır. Ancak vücut bu yağ asitlerini kendisi üretemediği için dışarıdan almak zorundadır. Omega 3, bu yağ asitlerinden biridir. Her gün omega-3 almaya özen göstermek, sağlık açısından önem taşımaktadır. Eğer, günlük beslenmeyle omega-3 alımının yetersiz olduğu düşünülüyorsa, ihtiyacın karşılanması amacıyla omega-3 açısından zengin içeriğe sahip olan takviye edici gıdalar tüketilebilir.

Uzun yıllar boyunca yapılan araştırmalar doğrultusunda elde edilen bilimsel verilere göre omega-3’ün hayatımızdaki önemi şöyle sıralanabilir:

  • En sıklıkla karşılaşılan hastalıkların başında yer alan kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi açısından omega-3’ün yeri tartışılmazdır. Kardiyolojide tedavi kılavuzlarına girmiş olan omega-3, kolesterol yükselmesi ve damar içinde pıhtı oluşumunu engelleyerek, kalp krizi riskini azaltır. Böylece kalp ritmi de düzene girer. Dolayısıyla kalp ve damar sağlığının korunması amacıyla önemle tavsiye edilmektedir.
  • Diyabetin önlenmesi açısından önemli bir yere sahip olan omega 3 yağ asitleri, kandaki insülin miktarını dengelemekle birlikte kan şekerini de düzenler. Kandaki şeker miktarının düzenlenmesiyle ortalama ağırlık da korunmuş olur.
  • Omega-3 açısından zengin kaynak olan balık yağı, beyin fonksiyonlarına doğrudan etki ederek zihin sağlığını korur. Çocukluk döneminde zihin gelişimi açısından ne kadar önemliyse, ilerleyen yaşa bağlı olarak azalan beyin fonksiyonlarının güçlenmesi için de bir o kadar önem taşımaktadır.
  • Sinir sistemini güçlendirici etkisiyle, depresyon gibi sinir sistemi hastalıklarıyla mücadele edilmesine yardımcı olur.
  • Sinir sistemini güçlendirmekten bahsederken, elbette ki ağrıların hafiflemesi üzerine etkisini unutmamak gerekir. Özellikle eklem ağrılarından şikayet ediliyorsa, omega 3 düzenli kullanıldığı takdirde ağrıların azalmasındaki etki hissedilebilir.
  • Omega-3 tüketimi, göz sağlığının gelişiminde ve korunmasında ayrı bir öneme sahiptir.
  • Düzenli omega-3 kullanımı, bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde önemli rol oynar. Böylelikle hastalıklarla mücadele gücü artar.
  • Kemiklerin güçlenmesi için kalsiyuma ihtiyaç vardır. Ancak kalsiyumun yanında omega-3 kaynağı olan balık yağının etkisi ihmal edilmemeli.
  • Omega-3 açısından zengin balık yağı kullanımı metabolizmanın düzenlenmesinde önem taşımaktadır.
  • Hamilelik döneminde kullanılan omega-3, bebeğin fiziksel ve zihinsel gelişiminin yanı sıra, annenin de fiziksel ve zihinsel sağlığının korunmasındaki en temel unsurlardan biridir.

Her şeyi bir kenara bırakırsak, omega 3 kişinin kendisini güçlü ve zinde hissetmesini sağlar. Bunca faydası öğrenildikten sonra neden kullanılmasın ki?

Omega 3 Bilimsel Deney

Omega 3 ile ilgili bilgilere ve haberlere artık her yerde rastlayabiliyoruz. Fakat karşılaşılan bilgilerin insanları bilgilendirmekten çok bir bilgi yığınına dönüştüğünü görüyoruz. Bu sefer de bilgilenmek yerine daha fazla soru işareti oluşmaya başlıyor. İnsanlara iletilmeye çalışılan hayati bilgiler sadece pratikte kalıyor ve sağlıklı eylemlere dönüşemiyor. O zaman bu sefer biraz daha farklı bir şeyler yapalım. Omega 3’le ilgili pratikte olan bilgilerin eyleme dönüşmüş bir halini sizlere sunalım.

Aşağıda yer alan videoda öğrencilerden yardım alınarak gerçekleştirilen bir omega 3 deneyini sizinle paylaşıyoruz. Kısa sürede öğrencilerde bu denli bir farklılaşma yaşanması emin olun, sizi de şaşırtacak.