otizmde balık yağı

Otizmin etkileri balık yağı ile azaltılabilir mi?

Otizmin etkileri balık yağı ile azaltılabilir mi?

Otizmde Omega 3 – Temelde beynin farklı bölgelerinin aynı anda çalışamamasından kaynaklı bir hastalıktır ve ömür boyu devam eder. Otizmli bireyler çevreleri ile iletişim kurma konusunda yaşamları boyunca güçlük çekerler. Otizm nedenleri tam olarak bilinmez, ancak bazı bilim adamları bu durumun genetik olduğunu düşünürler. Bununla birlikte otizme neden olan etmenler arasında bazı ilaçlar ve geçirilen hastalıklar olduğu da düşünülmektedir. Son yıllarda, çokça konuşulan konular arasında aşıların otizme sebep olduğu tartışması yer alır. Bu tartışmaların aslının olmadığı ise ispatlanmış bir gerçektir ve çocukluk döneminde yapılan aşıların, ölümle sonuçlanabilecek kadar ağır hastalıkların çok daha kolay atlatılmasını sağladığı yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur.

Otizm belirtileri her bireyde aynı olmaz ve bu da hastalığın tanısını geciktirir. Erken teşhis edilen otizm gerekli eğitimler ile bireyin yaşamını büyük ölçüde kolaylaştırır.

Otizm ve beslenme ilişkisi arasında oldukça güçlü bir bağ vardır. Beslenme, otizm için tek başına bir anlam ifade etmez, ancak otizmde doğru beslenme, otizm belirtilerinin azaltılmasında etkin rol oynar. Beslenme aynı zamanda çocukluk çağında gelişme ve büyüme için de gereklidir.

Otizm tedavisinde balık yağı desteği

Beyin davranışlarında meydana gelen farklılardan temel alan bir hastalık olan otizm tedavisinde Omega 3 kullanımının büyük faydalar sağladığı bilinmektedir. Omega 3 desteği sağlayan otizmde balık yağı, otizmde yaygın olarak kullanılmaktadır ve birçok hastada olumlu etkileri görülmektedir. Balık yağının içinde, beyin hücrelerinin ihtiyacı olan ve beyin fonksiyonlarının gelişiminde rol oynayan Omega 3 yağ asitleri bulunmaktadır. Otizmde balık yağının olumlu etkilerinin görülmesi, bu değerli yağ asitlerinin beyin hücrelerine sağladığı faydadan kaynaklanmaktadır.

Omega-3, eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) içerir ve bu yağ asitlerinden özellikle DHA,beyindeki sinir hücreleri arasındaki geçirgenliği arttırarak daha iyi çalışmasına yardımcı olur. Omega 3 kaynağı olarak akla ilkgelen besin takviyesi hiç şüphesiz ki balık yağıdır. İhtiyacı karşılayan içeriğe sahip kaliteli bir balık yağı otizmde kullanıldığında, beyin içerisinde meydana gelen işlevsel iletişim kopukluklarından kaynaklı semptomların azalmasına ve dolayısıyla da bireylerin yaşadıkları otizm ataklarının azalmasına katkı sağlar.Otizmde balık yağı kullanımı, olumlu gelişmeler görülmesini sağlayabilir.

Erken teşhis, doğru beslenme ve gerekli eğitim alındığında otizmde ciddi iyileşmelerin kaydedildiği yüzlerce olgu vardır.

Otizmli çocuklar yemek yerken,  yemeğin kokusunu, tadını, rengini hatta görünüşünü dâhi farklı algılayabilmektedirler. Bu nedenle de otizmde yemek eğitimi oldukça zorlu bir süreçtir ve uzun yıllar devam edebilir. Hal böyle olunca da kişiler gerekli besinleri beslenme yolu ile alamazlar. Beyin dostu bir gıda türü olan balık tüketimi, normal bireyler için bile düzenli bir yemek alışkanlığı haline getirilememiştir. Balığın kokusu, dokusu ya da dış görünüşü de otizmli bireylerde rahatsızlık nedeni olabilir ve sıradan gibi görünen bu durum otizmli kişilerde kontrol edilemeyen öfke nöbetlerine neden olabilir. Otizmde, balık gibi önemli bir besin kaynağının sağlayacağı faydalar, güçlü içerikli ve doğal balık yağı takviyesi ile de sağlanabilir.Ancak mutlaka bilinmesi gerekir ki otizm, bireye özel bir hastalıktır,semptomlar her hastada aynı şekilde görülmez. Bundan dolayı otizmdeOmega 3 desteği sağlayacak olan balık yağı kullanımı için, öncelikle bireyi takip eden hekime danışılmalı ve uygun gördüğü takdirde başlatılmalıdır.

Otizm için diyet listesi her bireyde aynı şekilde uygulanamaz. Bu nedenle de otizmdeki diyet tedavisine balık yağı eklenecek ise, süreç içerisinde kesinlikle beslenme uzmanı ya da doktordan habersiz şekilde doz artırımı ya da azaltımı yapılmamalıdır.

balık yağı hapı

Balık Yağı Nedir ve Neden Faydalıdır?

Balık Yağı Nedir ve Neden Faydalıdır?

Balık yağı, adından da anlaşılacağı üzere balıktan elde edilen yağdır. Sardalya, istavrit, hamsi, ringa gibi küçük balıkların gövdesinden elde edilebileceği gibi, morina balığının karaciğerinden (CodLiverOil) veya köpek balığı karaciğerinden de (SharkLiverOil) elde edilebilmektedir. Tüm bu kaynaklardan elde edilen balık yağı, vücut sağlığı açısından son derece faydalı olduğu bilinen Omega-3 yağ asitlerini içermeleri bakımından önemlidir. Her yaşta ihtiyaç duyulan Omega 3’ün kaynağı olan balık yağları ile yapılan bilimsel araştırmalar,bebeklik döneminden itibaren beyin gelişimini desteklemesinden bağışıklığın güçlendirilmesine kadar sağlıklı yaşam açısından birçok alanda faydasının olduğunu ortaya koymaktadır.

balık yağı
balık yağı

EPA ve DHA Yağ Asitleri Nelerdir?

Balık yağı Omega-3 yağ asidi bakımından zengindir. Omega-3 yağ asidi ise EPA, DHA ve DPA olmak üzere üç temel bileşenden oluşur, fakat vücutta etkili olanlar EPA ve DHA’dır. EPA ve DHA vücut tarafından üretilemeyen fakat vücudun işlevselliği için ihtiyaç duyduğu değerli yağ asitleridir. Bu yağ asitlerinden DHA, özellikle beyin tarafından tüketilir. Sinir sistemi ve göz sağlığı için önemlidir. DHA, iyi işleyen ve kendini yenileyen hücreler için mükemmel bir yakıttır. Vücut, bu yağ asitlerini hücre yenilemesinde yoğun olarak kullanır. EPA ise özellikle antienflamatuar (iltihap önleyici) etkisi sayesinde birçok hastalığa karşı vücudun dayanıklılığını artıran, bağışıklığı destekleyen yağ asididir. Her iki yağ asidinin birlikteliği, zihinsel ve fiziksel açıdan güçlü destek sağlamaktadır. Bu nedenle mutlaka omega-3 açısından zengin içerikli gıdaların günlük tüketimi ile veya takviye edici gıdalar ile vücudun ihtiyacının karşılanması gerekmektedir.

Omega 3 kaynağı olan balık yağının kalitesini ve onun vücuda olan faydasını belirleyen temel unsur, doğallığı ve içerisindeki EPA ve DHA değerlerinin yoğunluğudur. Kutup bölgelerinde yaşayan balıklardan elde edilen yağlar, içerik açısından standart balık yağlarına göre daha zengindir.

 

Balık Yağı Kilo Aldırır Mı?

Düzenli olarak tüketildiğinde ve egzersiz yapıldığında balık yağının kilo aldırmadığı, tam tersine kilo vermeye yardımcı olduğu bilinmektedir. Bir yağ olması, kilo yapıcı etkiye neden olacağı önyargısı oluşturmasına rağmen, araştırmalar bunun doğru olmadığını göstermektedir. Basit bir egzersizle, balık yağlarından alınan kalori kolaylıkla yakılabilir. Balık yağlarında bulunan Omega 3, ayrıca “termojenez” adı verilen bir süreci harekete geçirir. Bu süreçte vücut gün içerisinde daha fazla kalori yakmaya başlar.

balık yağı hapı
balık yağı hapı

Balık Yağı Kullanmak İçin Bir Yaş Sınırı Var Mı?

Anne karnındaki bebeklik döneminden itibaren tüm yaşam boyunca Omega 3 yağ asitlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Hamile veya emziren kadınların Omega 3 açısından zengin beslenmesi veya takviye kullanımları ile bebeğin de Omega 3 ihtiyacı karşılanmaktadır. Anne sütünün daha fazla tüketilemediği bebeklik döneminden itibaren iseçocuk ya da yetişkin her yaşta ihtiyaç duyulan Omega 3 yağ asitleri,besinlerle yeteri kadar alınamıyorsa, balık yağları gibi takviye edici gıdalar ile de sağlanabilmektedir. Balık yağı, her yaş grubu için uygun bir takviyedir. Balık yağları çeşitli formlarda bulunabilmektedir ve kullanacak kişinin yaşına uygun bir form tercih edilmelidir. Sıvı formlu balık yağları çocuklar veya yetişkinler tarafından, ambalajları üzerinde yaş gruplarına göre belirtilen tavsiye edilen günlük kullanım dozlarına uyularak kullanılabilmekte iken, kapsül formlu balık yağlarının ise, yutma güçlüğü açısından risk oluşturmamak amacıyla 11 yaş üzeri ve yetişkinler tarafından kullanılması önerilmektedir. Omega 3 yağ asitleri, hamilelik döneminde anne karnındaki bebeğin zeka gelişimine, çocukluk döneminde algılama, öğrenme kapasitesinde artışakatkı sağlarken, ilerleyen yaşlarda depresyonun önlenmesinde, unutkanlığın artmasını engellemede, Alzheimer gibi hastalıkların önüne geçmede rol oynadığı da bilinmektedir.

Balık Yağı Tercihi Yapılırken Nelere Dikkat Edilmeli?

Balık yağı tercihinde bulunurken şu unsurlar göz önüne alınmalıdır.

  • Doğallık: Her balık yağı doğal formda değildir. “Trigliserid” veya “serbest yağ asidi” formunda olan balık yağları doğaldır ve biyoyararlanımları yüksektir. “Etil ester” formunda olanlar ise sentetiktir ve vücutta düşük biyoyararlanım gösterirler.  Balık yağı seçiminde, EPA ve DHA miktarlarıyla birlikte balık yağının hangi formda olduğuna da dikkat edilmesi, vücutta yeterli etkinliğin görülmesi amacıyla önemlidir.
  • İhtiyacı karşılayan içerik: Balık yağlarının içerdiği etken maddeler ve miktarları birbirinden farklıdır.Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA miktarları, vitaminler içerip içermediği ve hatta vitaminlerin balıktan gelen doğal vitaminler mi yoksa sentetik mi olduğu, balık yağlarının etkinliği açısından farklılık oluşturan etkenlerdir.
  • Garantili saflık: Balık yağlarının saflık dereceleri aynı değildir. Yaşadıkları denizlerdeki kirlilik oranıyla bağlantılı olarak, balıkların bünyelerinde bulunan ağır metaller gibi toksik madde miktarları farklılık gösterir. Bu nedenle, balık yağının hangi denizlerde yaşayan balıklardan elde edildiği ve balık yağının saflaştırılması amacıyla uygulanan yöntem önemlidir. Balık yağlarının, ağır metal test sonuçlarını da içeren ve güvenilirliğini gösteren analiz sertifikaları olmalıdır.
  • Tazelik:Balık yağı markalarının tazelikleri birbirinden farklıdır. Taze balıkların kısa süre içinde üretim işlemine tabi tutulması, uygulanan üretim kalite standartları ve üretim sonrasında balık yağının bekletilmeden kısa sürede ambalajlanması balık yağının tazeliği açısından önem taşımaktadır. Özellikle sıvı formlu balık yağının üretimi ile şişelenmesi arasında geçen süre ne kadar uzarsa o kadar oksidasyon riski artar. Uzun süren lojistik sürece maruz kalmış, ambalajlanması geciken balık yağlarında oksidasyon oluşumu ve tazeliğin korunamaması riski bulunmaktadır.
  • Sıvı formlu balık yağları için tat:Yüksek kalitede üretilen balık yağlarında balık kokusu az hissedilebildiği gibi, bu koku da çeşitli aromalarla baskılanabilmektedir. Kullanacak kişinin ağız tadına uygun olan aromayı içeren bir balık yağı tercih edilebilir. Çeşitli balık yağı markalarında benzer aroma olduğu gözükmesine rağmen, aynı tatlar algılanmayabilir. Bu nedenle tadı beğenilmeyen bir balık yağı markasındaki aromanın benzeri, başka bir balık yağı markasında da beğenilmeyeceği anlamında değildir.
  • Yüksek Kalitede Üretim: Balık yağlarının üretim kalitesi ülkeden ülkeye farklılık gösterir. Dünyada üst düzey kalitede balık yağı üretimi yapılan ve üretici firmalara sıkı kalite kontrol standartları uygulayan başlıca ülke Norveç’Üretim kalite farklılığı nedeniyle balık yağı midede rahatsızlık yapabilir. Kaliteli bir balık yağı, reflü, ağza gelen balık kokusu veya mide rahatsızlığı yapmaz. Bu nedenle günün herhangi bir saatinde aç veya tok karnına alınabilir.
  • Güvenilirlik:Balık yağı markası ile kazanılan tüketici deneyimi süresi, farklı ülkelerde de bulunması ve bu balık yağına özgü yapılan bilimsel çalışmalarının olması balık yağının güvenle kullanılması açısından önemli unsurlardır.

 

 

 

 

 

 

Möller’s Omega 3 Tüketim Süresi

Balık yağları, kapakları ilk açıldığı andan itibaren havayla temasa geçer. Balık yağının havayla temasa geçmesiyle de oksidasyon süreci başlar. Bu sürecin yavaş veya hızlı ilerlemesi, balık yağının üretim kalitesine, havanın oksijeni ile temas etme sıklığına, saklandığı ortamın sıcaklığına ve doğrudan güneş ışığına maruz kalıp kalmamasına göre değişir.  Bu nedenleri en aza indirgeyebildiğiniz takdirde oksidasyon süreci yavaşlayabilmektedir. Sağlığı tehlikeye atmamak amacıyla gıdalarda kullanılan antioksidanların da ilave edilmesi oksidasyon sürecini mümkün olduğunca geciktiren önemli bir destektir.

Okside olmuş bir balık yağının kullanılması önerilmez. Çünkü böyle bir balık yağı tazeliğini ve besin değerini yitirmiştir, kalitesi bozulmuştur, tadı ve görüntüsü değişmiştir, vücudumuz için zararlı olabilecek hale dönüşmüştür.  Bu nedenle, tüm balık yağı ürünleri için ambalajın üzerinde belirtilen saklama koşullarına ve kapağı açıldıktan itibaren tüketilmesi tavsiye edilen sürenin aşılmamasına özen gösterilmelidir.

Üretim kalitesi tescilli olan Möller’s Omega 3’ün kapağı açıldıktan itibaren buzdolabında saklanması ve 3 ay içinde tüketilmesi tavsiye edilmektedir. Bu süre boyunca tazeliği ve kalitesi garantilidir, güvenle kullanabilirsiniz.

Cildimizi Güzelleştiren Besinler

Stres, sağlıksız beslenme, uykusuzluk ve yorgunluk ne yazık ki yaşam koşullarımızın getirileri. Ruhumuz ve bedenimiz de bütün bu koşullara göre şekillendi. Cildimiz gibi eskidi, yıprandı, yaşlandı. Bildiğimiz üzere, dış görünüş insana özgüven katar. Kendimizi iyi hissetmemizi sağlar. Sanırım kendimizi iyi hissetmeye cildimizi güzelleştirerek başlayabiliriz.

Uzun yıllar süren araştırmalar sonucunda, bazı besin maddelerinin cilt üzerinde yapıcı ve yenileyici etkileri olduğu öğrenildi. Örneğin; likopen, antioksidan bir maddedir. Cilt kırışıklıklarına ve kuru cilde etki eder. Likopen’in başlıca kaynağı ise domatestir. Üstelik suyunu da içebiliriz. Kırışıklara ek olarak, cildimize giden kan miktarını arttırmak ve akneyle mücadele etmek istersek kırmızı biber de tüketebiliriz. Bitter çikolata da seviyorsak, işimiz daha kolay. Kan akışımızı böyle de düzene sokabiliriz. Ayrıca, bitter çikolatanın bileşiminde bulunan flavonoidler ve antioksidan maddeler bizi güneş ışınlarına karşı korur. Yumurta, Hindistan cevizi yağı, yeşil çay, ıspanak, kereviz, havuç, ay çiçeği, kabak, keten tohumları da bileşimleri nedeniyle cildimiz için oldukça faydalı besinlerdir.

Cildimizin elastikliğini arttırıp yaşlanmayı geciktiren bir başka kaynak da yağ asitleridir. Aynı zamanda, cildimizin pürüzsüz bir hale gelmesinde de hayli etkilidir. Bunun için balık ve balık yağı tüketebiliriz. Çünkü balık ve balık yağı Omega 3’ün en güçlü kaynaklarındandır.

Balık Yağının Yağ Yakıcı Etkisi Olabilir Mi?

Konuya girmeden önce vücudumuzda bulunan yağ hücrelerinin tiplerinden kısaca bahsetmek gerekir.

Yakın bir tarihe kadar vücudumuzda iki tip yağ hücresi olduğu biliniyordu.

  1. Beyaz hücreler enerji elde edilmesini sağlarken,
  2. Kahverengi hücreler yağı metabolize ederek vücut ısısını korumakla görevlidir. Özellikle bebeklerde sayıca fazla olan kahverengi hücrelerin, yaş ilerledikçe sayıları azalır.
  3. Bu yağ hücrelerine ilave olarak insanlarda ve farelerde “bej hücreler” adında 3.bir yağ hücresi tipi olduğu da bulunmuş. Yaptığı görev açısından kahverengi hücrelere benzetilen bej hücrelerin de yaşın ilerlemesiyle birlikte sayıca azaldığı belirtiliyor.

Bej hücrelerin sayısı artırılabilir mi? Böylelikle yağ birikimi engellenebilir mi? İşte bu sorular Japonya’nın en köklü üniversitelerinden biri olan Kyoto Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmanın konusunu oluşturmuş. Çıkan sonuç ise oldukça dikkat çekici…

Daha önceki araştırmalardan balık yağının yağ birikimini önleyici etkisi olduğunun sunulmasından esinlenen araştırmacı Teruo Kawada, balık yağı tüketimiyle vücuttaki bej hücre artışının doğru orantılı olduğunu ortaya koymuş.  Çalışmada; bir grup fareye yağlı gıdalar, başka bir grup fareye de yağlı gıdalarla birlikte balık yağı ilaveleri verilmiş. Balık yağı alan farelerde, daha az kilo alımı ve daha az yağ depolanması olmuş. Bu durum, sempatik sinir sisteminin aktif duruma geçmesiyle, beyaz yağ hücrelerinden bej hücrelerinin oluştuğu, böylece yağ hücrelerinin metabolize etme yeteneğinde artış görüldüğü şeklinde belirtilmiş.

Kullandığımız Balık Yağı Bizim İçin Faydalı Mı?

Sağlığımız için balık yağı kullanıyoruz. Peki kullandığımız balık yağları ne kadar sağlıklı? Hangi balık yağını nereden satın alıyoruz? Alırken dikkat etmemiz gereken noktaları biliyor muyuz? Bu soruların cevapları oldukça önemli olmasına rağmen birçoğumuz tarafından göz ardı ediliyor.

Günümüzde artık tüketicilerin çoğu eskiye nazaran daha bilinçli ve birçok şeyin farkında. Alacakları ürüne dair ne varsa öğrenmeye çalışıyorlar. Ürünün üretildiği yerden nasıl üretildiğine, içeriğindeki maddelerden, market raflarına nasıl getirildiklerine ve nasıl taze tutulduklarına kadar her şeyden haberdarlar. Fakat konu balık yağı olunca ihmaller başlıyor. Çünkü her bir balık yağının doğal ve üç aşağı beş yukarı sağlık üzerine benzer olumlu etkileri olduğu düşünülüyor. Oysaki her bir balık yağının kalitesi, etkisi ve güvenilirliği farklıdır.

Balık yağı seçiminde en çok göz önünde bulundurulması gereken faktörler;

  • Saflık
  • Tazelik
  • İçerik
  • Doğallık

Saflık: Coğrafi olarak balığın yetiştiği yer son derece önemli. Balıklardan omega-3 açısından zengin balık yağı elde edilmek isteniyorsa, kaynak olarak soğuk ve derin denizlerde doğal ortamında yaşayan balık türleri tercih edilmelidir. Fakat sanayileşmenin her geçen gün artmasıyla oluşan kirlilik denizleri etkilemekte ve denizlerde yaşayan canlılar için tehlike oluşturmaktadır. Her ne kadar Kuzey Atlantik Denizi gibi dünyanın en temiz denizinde yaşayan balıklardan elde edilen balık yağı da olsa, muhakkak üretim aşamasında etkin bir saflaştırma yöntemi uygulanmalı, ağır metal ölçümleri analiz belgeleriyle gösterilmelidir. Aksi takdirde ağır metallerin vücut tarafından tolere edilememesi sonucu vücutta birikmesi insanlarda kanser riskinin ve kalp-damar hastalıklarının artmasına, düşük ve sakat doğumlara neden olabilir. Tercih edilecek balık yağının saflığı, en çok çocuklar ve hamileler açısından önem taşımaktadır. Bir balık yağı tercihinde dikkat edilmesi gereken önemli konulardan biri muhakkak “saflığı” olmalıdır.

Tazelik: Balık yağları içerdikleri doymamış yağ asitleri sebebiyle okside olmaya elverişlidirler. Okside olmuş balık yağı kullanımı, vücutta sağlıklı hücrelerin zarar görmesine ve hastalıkların tetiklenmesine sebep olmaktadır. Böylelikle faydadan çok zararı söz konusu olur. Dolayısıyla taze balık yağları tercih edilmelidir. Taze balık yağını anlamanın yolu ise analiz raporlarını incelemekten geçer. Bu raporlarda “peroxide value” değeri “4 meq/kg”dan küçük olmalıdır. Taze avlanan balıkların kısa sürede üretime alınması, üretimin ve şişelenmenin aynı yerde yapılması balık yağının tazeliğinin korunmasında önemlidir.

Halk arasında yaygın bir düşünce olan, balık yağları ile birlikte muhakkak bir antioksidan ürünün de alınması ise balık yağlarındaki omega-3’ün etkinliğini artırmak amacıyla değil, balık yağlarının oksidan etkisini önlemek amacıyladır. Tercih ettiğiniz balık yağı tazeliği açısından güvenilir ise ilave bir antioksidan kullanmanıza gerek yoktur.

İçerik: Mevcut balık yağlarının her birinin içeriği birbirinden farklıdır. Dikkat edilmesi gereken konulardan biri balık yağının içerdiği balık yağı miktarı değil, omega-3 yağ asitleri olan EPA ve DHA miktarıdır. Çünkü vücudumuz tarafından omega-3 metabolitleri olan EPA ve DHA kullanılmakta ve her iki yağ asidi de farklı fonksiyonel etkiler ile fiziksel ve zihinsel açıdan sağlığımızın korunmasına ve gelişimine yardımcı olmaktadır. Eğer güvenilir bir morina balığı karaciğeri yağı (Cod Liver Oil) kullanıyorsanız, hem omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA açısından doğal ve zengindir, hem de doğal A ve D vitamini içeriğiyle de günlük alınması gereken, günümüzde önemi gittikçe artan bu vitaminlerin de doğal kaynağını alıyorsunuzdur.

Doğallık: Omega-3 kaynağı olan balık yağlarının her birinin doğal olduğu düşünülmemelidir.   Balık yağlarının da farklı formları bulunmakta ve formlar vücutta farklı miktarda emilim göstererek, sonuç olarak gösterdikleri etkinlikleri de farklı olabilmektedir. 3 ayrı balık yağı tipi mevcuttur. Trigliserid ve Serbest Yağ Asidi formunda elde edilen balık yağları doğaldır ve vücutta gösterecekleri etkinlikleri de EPA ve DHA miktarlarıyla doğru orantılı olarak yüksektir. Etil ester formundan elde edilen balık yağları ise sentetiktir ve her ne kadar ürün ambalajı üzerinde yüksek miktar EPA ve DHA değerleri var gibi gözükse de vücutta gösterecekleri etki düşüktür. Balıkta doğal haliyle bulunan form trigliserid formudur. Bir balık yağı tercihinde EPA ve DHA değerlerinin yüksek olması sizi yanıltmasın. Balık yağının hangi formda olduğu da tercih kriterlerinden biri olmalıdır.

Mitler & Gerçekler

Mit 1: Tüm balık yağları temelde aynıdır.

Gerçek şu ki; Cod Liver Oil (Morina balığı karaciğer yağı) ve Fish Oil (Balık gövdesinden elde edilen yağ) içerdikleri omega-3 yağ asidi miktarları ve doğal A ve D vitamini içeriği olup olmaması açısından farklılık göstermektedir. Cod Liver Oil ürünleri arasında dahi farklılık söz konusu olabilmektedir. Tüm balık yağları;

  • Balığın bulunduğu bölge,
  • Balık yağının hangi ülkede üretildiği,
  • Geleneksel ya da yeni üretim teknikleriyle işlenmiş olmaları,
  • Balık yağının doğal mı, yoksa sentetik formda mı olduğu, (Trigliserid ve Serbest yağ asidi formundaki balık yağları doğaldır, etil ester formunda olanlar sentetiktir).
  • İçeriğinde bulunan vitaminler ve bu vitaminlerin bozulmadan korunması
  • Uluslararası denetimlerin varlığı,
  • Ağır metaller gibi zararlı maddelerden ayrıştırılması amacıyla uygulanan saflaştırma yöntemleri,
  • Üretimin her aşamasında uygulanan analizler,
  • Balık yağı üretiminin ve şişelenmesinin aynı yerde veya farklı ülkelerde yapılmış olması

açısından her adımda farklılaşabilmektedir. İlk adımdan son adıma kadar kalitenin ön planda tutulduğu sabırlı ve disiplinli bir süreç gerçekleşmelidir.

Mit 2: 4 yaş altı çocuklarda omega 3 kullanımı tavsiye edilmez.

Norveç’te üretilen Cod Liver Oil (Morina balığı karaciğer yağı) ürünlerinin, Norveç Beslenme Kurulu tarafından 4 haftalık bebeklik döneminden itibaren kullanımı önerilmektedir. Bunun nedeni omega-3 içeriğinin yanında doğal D vitamini kaynağı da olmasıdır. Ülkemizde ise bebeklik döneminde D vitamini damlaları kullanılması nedeniyle, bu damlaların kullanımını tamamlandıktan itibaren başlanabilir. Hekimlerin önerisiyle genellikle 1 yaş civarında bu damlaların kullanımı tamamlanmaktadır. Bu yaştan itibaren çocuk veya yetişkinler için günlük ihtiyacın karşılanması amacıyla da doğal D vitamini kaynağı olan Cod Liver Oil ürünlerini güvenle kullanabilirsiniz. 4 yaşına kadar yarım doz, 4 yaşından sonra tam doz kullanımı tavsiye edilmektedir.

Mit 3: Cod Liver Oil (Morina balığı karaciğer yağı) kullanılması tavsiye edilmiyor.

Morina balığı karaciğer yağı, güçlü omega-3 yağ asitlerinin yanı sıra doğal A ve D vitamini kaynağıdır. Cod Liver Oil ürünlerinin güvenilir olması açısından dikkat edilmesi gereken iki önemli konu vardır:

  • İçeriğinde bulunan A ve D vitaminleri miktarlarının her gün alınmaya uygun miktarlarda olması ve böylelikle yazın dahi kullanım imkanı sağlaması,
  • Vücuda zararlı olan ağır metaller gibi toksik maddelerden arındırılmış olarak güvenilir saflıkta olması.

Eğer bu iki kriteri karşılayan bir Cod Liver Oil ürünü ise her gün ve her mevsim güvenle kullanılabilir.

Mit 4: Hamile bayanlar Cod Liver Oil ürünlerinden uzak durmalıdır.

Bir önceki maddede belirtilen kriterleri karşılayan bir Cod Liver Oil ürünü tek başına kullanıldığı takdirde hamileler için de güvenilirdir. Fakat hamilelik döneminde genellikle çeşitli vitamin ve minerallerden oluşan multivitamin ürünü de kullanılmaktadır. Bu ürünler içinde de A, D ve E vitaminleri bulunmaktadır ve genellikle A vitamini miktarı yüksek olabilmektedir. Bir Cod Liver Oil ürünü ile birlikte bir multivitamin takviyesi de kullanıldığı takdirde, her iki üründeki A, D ve E vitaminlerinin toplam miktarları fazla olabilir.  Her ne kadar Avrupa ülkelerinde bir Cod Liver Oil ve bir multivitamin ürünü birlikte kullanılıyor olsa da, ülkemizde A, D ve E vitaminlerinin günlük alınabilecek maksimum miktarları, Avrupa ve Amerika kaynaklarına göre düşük tutulmaktadır. Bu nedenle birlikte kullanım konusu veya dönüşümlü kullanma alternatifi muhakkak doktora danışılmalıdır.

Mit 5: Balık yağı cıva ve dioksin gibi zararlı toksinler içerebilir.

Moleküler distilasyon vb. hassas saflaştırma yöntemleri sayesinde balıkta bulunan ağır metaller ve diğer toksinler ayrıştırılarak uzaklaştırılmaktadır. Mükemmel saflığa sahip olan ve uluslararası denetimlerden geçen balık yağlarına güvenebilirsiniz.

Möller’s Omega-3, 161 yıldır kendini kanıtlamış güvenilir bir Cod Liver Oil (Morina balığı karaciğer yağı) ürünüdür. Dünyanın en temiz denizi kabul edilen Kuzey Atlantik Denizi’ndeki yabani kuzey kutbu morina balığından elde edilmesine rağmen, en hassas saflaştırma yöntemi olan “moleküler distilasyon” yöntemi ile ağır metaller gibi zararlı maddelerden arındırılarak mükemmel saflığa sahiptir. İçeriğinde bulunan A ve D vitaminleri kesinlikle yüksek miktarlarda olmayıp, aksine her gün alınmaya uygun miktarlardadır. Güçlü omega-3 içeriğinin yanı sıra, günümüzde her 10 kişinin 7’sinde görülen D vitamini eksikliğinin önlenmesinde, günlük D vitamini ihtiyacını karşılaması açısından da önemli doğal bir kaynaktır. Ülkemizde 1 yaşından itibaren her yaşın kullanımına uygun olan Möller’s Omega-3’ü her gün güvenle kullanabilirsiniz.

Omega 3 Desteği Almanız İçin Yeterli Sebepler

Sağlıklı bir yaşam sürebilmek için esansiyel, yani vücudun işlevselliği için elzem olan yağ asitlerine ihtiyaç vardır. Ancak vücut bu yağ asitlerini kendisi üretemediği için dışarıdan almak zorundadır. Omega 3, bu yağ asitlerinden biridir. Her gün omega-3 almaya özen göstermek, sağlık açısından önem taşımaktadır. Eğer, günlük beslenmeyle omega-3 alımının yetersiz olduğu düşünülüyorsa, ihtiyacın karşılanması amacıyla omega-3 açısından zengin içeriğe sahip olan takviye edici gıdalar tüketilebilir.

Uzun yıllar boyunca yapılan araştırmalar doğrultusunda elde edilen bilimsel verilere göre omega-3’ün hayatımızdaki önemi şöyle sıralanabilir:

  • En sıklıkla karşılaşılan hastalıkların başında yer alan kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi açısından omega-3’ün yeri tartışılmazdır. Kardiyolojide tedavi kılavuzlarına girmiş olan omega-3, kolesterol yükselmesi ve damar içinde pıhtı oluşumunu engelleyerek, kalp krizi riskini azaltır. Böylece kalp ritmi de düzene girer. Dolayısıyla kalp ve damar sağlığının korunması amacıyla önemle tavsiye edilmektedir.
  • Diyabetin önlenmesi açısından önemli bir yere sahip olan omega 3 yağ asitleri, kandaki insülin miktarını dengelemekle birlikte kan şekerini de düzenler. Kandaki şeker miktarının düzenlenmesiyle ortalama ağırlık da korunmuş olur.
  • Omega-3 açısından zengin kaynak olan balık yağı, beyin fonksiyonlarına doğrudan etki ederek zihin sağlığını korur. Çocukluk döneminde zihin gelişimi açısından ne kadar önemliyse, ilerleyen yaşa bağlı olarak azalan beyin fonksiyonlarının güçlenmesi için de bir o kadar önem taşımaktadır.
  • Sinir sistemini güçlendirici etkisiyle, depresyon gibi sinir sistemi hastalıklarıyla mücadele edilmesine yardımcı olur.
  • Sinir sistemini güçlendirmekten bahsederken, elbette ki ağrıların hafiflemesi üzerine etkisini unutmamak gerekir. Özellikle eklem ağrılarından şikayet ediliyorsa, omega 3 düzenli kullanıldığı takdirde ağrıların azalmasındaki etki hissedilebilir.
  • Omega-3 tüketimi, göz sağlığının gelişiminde ve korunmasında ayrı bir öneme sahiptir.
  • Düzenli omega-3 kullanımı, bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde önemli rol oynar. Böylelikle hastalıklarla mücadele gücü artar.
  • Kemiklerin güçlenmesi için kalsiyuma ihtiyaç vardır. Ancak kalsiyumun yanında omega-3 kaynağı olan balık yağının etkisi ihmal edilmemeli.
  • Omega-3 açısından zengin balık yağı kullanımı metabolizmanın düzenlenmesinde önem taşımaktadır.
  • Hamilelik döneminde kullanılan omega-3, bebeğin fiziksel ve zihinsel gelişiminin yanı sıra, annenin de fiziksel ve zihinsel sağlığının korunmasındaki en temel unsurlardan biridir.

Her şeyi bir kenara bırakırsak, omega 3 kişinin kendisini güçlü ve zinde hissetmesini sağlar. Bunca faydası öğrenildikten sonra neden kullanılmasın ki?

Zeki Bebekler

Hamileler ve yeni çocuk sahibi olan ebeveynler geleceğe dair yeni umutlar beslemeye başlarlar. Tarifi mümkün olmayan ve sadece yaşanıldığında tam olarak anlaşılabilecek olan anne ve baba olma durumu size yeni bir hayatın başlangıcını müjdeler. Peki sizin bu güne hazır olduğunuz kadar o küçük aile bireyi de hazır olabilir mi? Bu tamamen size bağlı bir durum. Bebeğiniz doğmadan önceki dönemde onu dünyaya hazırlamak için yeterli süreye sahip olacaksınız. Bu süreci ne kadar başarılı geçirirseniz bebeğiniz de geleceğe hazır olacaktır.

Hamilelikle ilgili yapılan çalışmalardan elde edilen veriler sayesinde uzmanlar, hamilelik süreci, öncesi ve sonrası hakkında bebeğinizi hayata hazırlamanızı sağlayacak önerilerde bulunabiliyor. Ayrıca bu önerilerle bebeğinizin zeka gelişimini olumlu etkilememiz mümkün olabiliyor. Nasıl mı?

Hamileliğin en az üç ay öncesinden itibaren düzenli olarak omega 3 içeren besinler tüketmeye başlamalısınız. Daha önceden düzenli olarak omega 3 tüketmediyseniz, omega 3’ün sizin için yeni bir başlangıç olacağını unutmamalısınız. Başlangıcın ardından hamilelik sürecinde ve sonrasında omega 3 tüketimine aynı şekilde devam etmelisiniz. Bu sayede ilk olarak erken doğum riskini azaltır ve doğum ağırlığını artırmış olursunuz. Ayrıca doğum sonrası lohusalık depresyonu riskini de bu şekilde azaltabilirsiniz. Bebeğinize olan faydası ise bu saydıklarımızın kat ve kat fazlasıdır. Bebeğiniz daha hızlı gelişir. Okul çağında ve sonrasındaki dönemlerde öğrenme eylemini daha hızlı gerçekleştirir. Sonuç olarak omega 3 yağ asidiyle çocuğunuzun zeka gelişimini destekleyebilirsiniz. Çünkü onlar her şeyin en iyisini hak ediyor.

Omega 3 Bilimsel Deney

Omega 3 ile ilgili bilgilere ve haberlere artık her yerde rastlayabiliyoruz. Fakat karşılaşılan bilgilerin insanları bilgilendirmekten çok bir bilgi yığınına dönüştüğünü görüyoruz. Bu sefer de bilgilenmek yerine daha fazla soru işareti oluşmaya başlıyor. İnsanlara iletilmeye çalışılan hayati bilgiler sadece pratikte kalıyor ve sağlıklı eylemlere dönüşemiyor. O zaman bu sefer biraz daha farklı bir şeyler yapalım. Omega 3’le ilgili pratikte olan bilgilerin eyleme dönüşmüş bir halini sizlere sunalım.

Aşağıda yer alan videoda öğrencilerden yardım alınarak gerçekleştirilen bir omega 3 deneyini sizinle paylaşıyoruz. Kısa sürede öğrencilerde bu denli bir farklılaşma yaşanması emin olun, sizi de şaşırtacak.