Gebelikte D Vitamini Eksikliği Hangi Hastalıklara Neden Olur?

Vücut sağlığı için gerekli elzem vitaminlerden biri kabul edilen D vitamini; bağışıklık sistemi, diş sağlığı, kemik ve kas sağlığı, hormon dengesi, hücrelerin yenilenmesi gibi birçok alanda etkilidir. D vitamini eksikliğinin olması başlangıçta kas ve kemik güçsüzlüğü ile kendisini gösteriyor. Üst seviyede bir eksikliğin yaşanması ise çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde osteomalasi hastalığını ortaya çıkarıyor. Gebelikte D vitamini tıpkı diğer vitamin grupları için önem teşkil ediyor. Hem anne sağlığı hem de bebeğin gelişimi için D vitamini düzenli alınmalıdır.
Gebelerdeki D vitamini eksikliğinin neden olduğu rahatsızlıklar raşitizm ve kemik yumuşaması (osteomalasi) rahatsızlıklarıdır. Dengeli beslenme veya D vitamini takviyesi gebelik sürecinin sağlıklı geçmesini sağlar. Doktorlar D vitamininin yetersiz olduğu dönemlerde annenin kas ve kemik ağrıları yaşayabileceğini belirtiyor ve kronik yorgunluk, diş kırılmaları, dişeti kanamaları, bel ve sırt ağrılarının oluşacağını söylüyor.
Mevsim değişimleri gebelerin D vitamini seviyesini doğrudan etkiliyor. Bahar ve yaz aylarında gebe olanlar, doğum yapanlar sonbahar ve kış gebelerine oranla D vitamini bakımından daha şanslı. Uzmanlar, gebelerin 15 – 20 dakika güneşten faydalanmasının yanı sıra D vitamini takviyesi alması gerektiğini belirtiyor. Annenin fiziksel zindelik kazanması, bebeğin gelişim evresini sağlıklı tamamlaması için D vitamini alımına önem verilmelidir.

Balık Yağı Kilo Aldırmaz

Balık yağlarıyla ilgili geçmişten bu yana yaygın olan bir şehir efsanesi vardır. Söz konusu efsaneye göre balık yağı tüketmek kilo almaya neden olur. Ancak uzmanların görüşlerine göre, bilinenin aksine balık yağının kilo aldırıcı etkisi yoktur.
Balık yağlarından Omega 3 nedeniyle faydalanıyoruz. Herkesin ihtiyacı olan omega-3, beyin gelişimini destekler, kalp ve damar sağlığını korur, sinir sistemini güçlendirir, bağışıklığı destekler. Hücre yenilenmesini sağlar, sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Kilo almaktan çekinen herkes balık yağını endişe etmeden kullanabilir. Balık yağı düzenli kullanıldığında, egzersizlerle desteklendiğinde çok sağlıklı bir vücut sistemi oluşturuyor. “Kilo alırım” endişesi ile bu değerli yağ asitlerinden uzak kalmak uzun vadede sağlıksız bir tercihtir. Çünkü balık yağının sağladığı faydalar saymakla bitmiyor. Zihinsel ve fiziksel açıdan her alanda en doğal yardımcıdır.

Keyifli Bir Yaz İçin Omega 3 Desteği Almayı İhmal Etmeyin

Omega 3, sağlığımız açısından elzem olan EPA ve DHA yağ asitlerini içeren doğal bir yağdır. Omega-3’ün en fazla bulunduğu yağlı balıkların sıklıkla tüketilmesi, semiz otu gibi yeşil yapraklı sebzelerin sofralarda yer alması ve balık yağı takviyelerinin kullanılması sağlığın korunması açısından önemle tavsiye ediliyor. Omega-3, bağışıklık sistemini güçlü tutuyor, hafızayı güçlendiriyor, iltihap oluşumunu önlüyor, beyin hücrelerinin yenilenmesini sağlıyor, kalbi koruyor, depresyonu önlüyor, kas ve kemik sistemini güçlendiriyor, en önemlisi enerjik bir bedene ve ruha kavuşmak için zemin hazırlıyor.
Omega 3 kaynağı olan balık yağının yazın kullanılmaması gerektiği hakkındaki yanlış bir görüşü de düzeltmek gerekiyor. Bu görüşün aksine, balık yağları yazın da kullanılır ve hatta yazın mevsimsel etkiler çok daha şiddetli olduğundan ve dengesizlikler yaşandığından vücudu bu değişimlere hazırlamak, etkilerinden korumak adına özellikle yazın da kullanımı gerekmektedir. Örneğin aşırı sıcaklar stres arttırıyor, kalbi yoruyor, kalp krizi ve felç riskini yükseltiyor, beyni yoruyor, kas ve kemik sistemini olumsuz etkiliyor, ruhsal düşüşler yaşanmasına sebep olabiliyor. Sağlıklı bir sisteme sahip olmak, yazın getirdiği riskleri en aza indirgemek için Omega 3 kaynağı olan balık yağları yaz aylarında da alınmaya devam edilmelidir.

Omega 3 Desteği ile Ramazan’da Tok Kalın!

Ramazan ayı son yıllarda yaz aylarına denk geldiğinden, oruç tutma süreleri her yıl uzuyor. Uzmanlar Ramazan ayı boyunca kişilerin zindeliğini koruyabilmesi, tok hissetmesi için önerilerde bulunuyor. Bu önerilerden biri Omega 3 desteği… Gün boyunca aç kalmak, esasında sindirim sistemi organlarının dinlenmesini sağlıyor. Ancak, besinlerden alınan vitaminler ve diğer besin öğeleri vücut bütünlüğünü, beden zindeliğini, dayanma gücünü arttırıyor. İftar ve sahurda Omega 3 ağırlıklı beslenmek de, Ramazan ayında da sağlıklı kalmak açısından önem teşkil ediyor. Uzmanlar, oruçken vücudun iftar ve sahur süresince tükettiği besinleri depoladığını ve gün içerisinde harcadığını belirtiyor. Bilinçli beslenme, Ramazan ayının daha kolay geçmesini sağlıyor. Örneğin; Omega 3’ün tüm etkilerinden ve sağladığı tokluk hissinden faydalanmak için ceviz, yumurta, yağlı balıklar gibi Omega 3 içerikli besinlere yönelmek gerekiyor. Omega 3 yağ asitlerinin zihinsel ve bedensel zindelik sağladığı kabul edilmiş bir gerçek. Ramazan ayını sağlıklı tamamlamak, vücudun içinde bulunduğu durumdan olumsuz etkilenmesini önlemek ve tokluk hissine kavuşmak için Omega 3 yağ asitlerinden faydalanılması öneriliyor. Beslenme yolu ile alınamıyorsa, takviye olarak da alınabilir.

Neden Yaz Aylarında Omega 3 tüketmeliyiz?

Gelişme dönemindeki çocuklar başta olmak üzere tüm yaş gruplarındaki kişiler için büyük önem taşıyan Omega 3, ana kaynak olarak balıklardan elde ediliyor. Balık yağı kapsül ve şurupları ise balık tüketmeyenler için ideal bir alternatif oluşturuyor. Elbette Omega 3 ile ilgili yanlış yargılar bulunuyor. Örneğin ‘yaz mevsiminde, aşırı sıcaklarda Omega 3 takviyesi yapılmaz’ gibi. Aslında bu düşünce tamamen yanlış bir genellemedir. Zira uzmanlar Omega 3 yağ asitlerinin vücut için faydalarına değinip, yıl boyunca her mevsimde alınması gerektiğini belirtiyor. Özellikle yaz aylarında halsizlik, yorgunluk gibi sıkıntılar yaşayanlar için Omega 3 desteği tam bir enerji kaynağı oluşturuyor. İşte yazın Omega 3 kullanmaya devam etmek için sebepler;
– Omega 3 yağ asitleri esansiyel özelliğe sahip yağlardır. Bu nedenle vücutta sentezlenmezler. Yani mutlaka dışarıdan alınması gerekiyor.
– Omega 3, anne karnından itibaren bebekler ve çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimleri için önemlidir. Zekâyı, odaklanmayı, algılama becerisini, sinir sistemini, retinayı, kemik yapısını, bağışıklık sistemini, okuma – yazma becerisini destekler ve geliştirir. Anne adaylarının ve emzirme dönemindeki annelerin bilhassa Omega 3 desteğini aksatmaması öneriliyor.
– Yaz aylarında balık mevsimi geçtiği için balık tüketim miktarı büyük oranda azalıyor ve doğal olarak Omega 3 eksikliği yaşanıyor. Yazın Omega 3 takviyesi almak vücudu alışık olduğu düzende korumaya devam eder.
– Düzenli olarak balık tüketenler veya önerilen ölçülerde tüketmeyenler, yaz aylarında Omega 3 eksikliğine bağlı halsizlik, enerji düşüklüğü ve benzeri sorunlar yaşayabiliyor. Bu tip durumların oluşmaması için kaliteli bir balık yağı takviyesi kullanmak yeterlidir.

Her Mevsim Omega 3 Desteği Alınmalı

Vücutta sentezlenemeyen Omega 3, mevsim fark etmeksizin mutlaka dışarıdan alınmalıdır. Besinler yolu ile alınabilen omega 3 yağ asitleri, ayrıca balık yağının kapsül ve şurup formlarında hazırlanmış olan gıda takviyeleri ile de alınabiliyor. Omega 3 denince akla gelen ilk şey yağlı balıklar oluyor. Balık tüketemeyenlerin kurtarıcı alternatifi olan balık yağları da omega 3 kaynağı olarak vücudun sağlıklı bir sisteme kavuşmasına yardımcı oluyor.
Yazın Balık Yağı Kullanılmaz Düşüncesi Yanlış
Uzmanlar yazın da Omega 3 ihtiyacı olduğunun altını çiziyor. Yaz aylarında balık aracılığı ile Omega 3 almak mevsim şartlarından ötürü pek mümkün olmuyor, ancak yeşil yapraklı sebzeler gibi bitkisel kaynaklardan faydalanmak ve balık yağı takviyeleri ile alım yapmaya devam etmek mümkündür. Güneşten bol bol D vitamini alınıyor düşüncesiyle, doğal D vitamini kaynağı da olabilen balık yağlarının yazın kullanılamayacağı algısına sahip olunması nedeniyle, birçok kişi vücut için son derece değerli ve zorunlu olan Omega 3 yağ asitlerinden mahrum kalıyor. Oysaki her balık yağı D vitamini içermediği gibi, içeren balık yağı olsa dahi tavsiye edilen günlük kullanım dozuna uyulması halinde yazın da kullanımında sakınca yoktur. Takviye edici gıdalardaki D vitamini miktarları, günümüzde sağlık açısından risk oluşturmasının önlenmesi amacıyla zaten sınırlandırılmış olup, her gün kullanılmaya uygun miktarlarda sunulmakta, yazın dahi güvenle alımları sağlanabilmektedir.

shutterstock_294823673

Omega 3 Deposu Karides

Kabuklular ailesinin lezzetlerinden biri olan karides, Avrupa ve Kuzey Amerika sularında yaşıyor. Karides salata, meze, suşi, tava ve ızgara tariflerinde oldukça sık tüketiliyor. Sağlığa çok faydalı olan karides, düzenli tüketildiğinde EPA ve DHA yani Omega 3 yağ asitlerinden fayda sağlanması için zemin oluşturuyor. Karides besin değeri nedeniyle hem sağlığa hem de damaklara hitap eden bir deniz mahsulü.
Çocuklarda, gelişim sürecindeki bireylerde karides tüketmek, doğrudan Omega 3 almak, E ve B12 vitaminlerinden yararlanmak, çinko, iyot ve fosfor mineralini almak anlamına geliyor. Karides küçük bir deniz mahsulü olmasına karşın bol etli, doyurucudur. Kalorisi düşük olduğu için diyet programlarının vazgeçilmez unsurlarından biri oluyor. Omega 3, gelişimi desteklediği gibi kilo verme sürecinde olan kişilere de yardımcı oluyor, istenilen enerjiyi ve yağ yakımını sağlıyor.
Omega 3 yağ asitlerinden fayda sağlamak isteyenler için diğer balık ürünlerine kıyasla lezzetli bir alternatif oluşturan karides, küçükten büyüğe herkesin keyifle yiyebileceği sulu bir lezzete sahip.

Spor Çocukların Hafıza Gelişimine Destek Oluyor

Spor yapmak, hareketli bir yaşama sahip olmak her zaman beyin gelişimi ve sağlığı için öneriliyor. Enerji sarf etmek beyin fonksiyonlarını çalıştırdığından hafıza güçlü kalıyor. Amerika’da bir üniversitenin yaptığı araştırma neticesinde sporun hafızayı etkilediğine dair veriler elde edilmiştir. Araştırma kapsamında 9 ila 10 yaşlarında 50 çocuk, araştırmacıların istediği isim ve yerleri ezberlemiştir. Spor becerisi ve geçmişi olan çocukların ezberledikleri isim ve yerleri aktarma konusunda, diğer gruptaki çocuklara göre çok daha başarılı oldukları görülmüştür.  Bu sonuç sportif faaliyetlerin hafıza gelişimine katkıda bulunduğunu göstermiştir.

Hafıza ve spor arasındaki ilişkiye dair yapılan farklı çalışmalar da bulunuyor. Örneğin bilim insanları spor yapan kişilerin konsantrasyon konusunda daha güçlü olduklarını gözlemlemiştir. Öte yandan başka bir araştırma, okula bisiklet sürerek veya yürüyerek giden öğrencilerin toplu taşımayı tercih eden öğrencilere oranla daha iyi bir düzeyde olduğunu göstermiştir. Spor yaparken salgılanan hormonlar ruhsal bir iyileşme de sağladığından, sporun fiziken ve zihnen kaliteli yaşama hizmet ettiğini söylemek mümkündür.

Beyni Genç Tutabilmenin Yolları Nelerdir?

Vücudumuz gibi beynimiz de zamana yenik düşüyor ve yaşlanma evresine geçiş yapıyor. Esasında beyni genç ve zinde tutmak aktif bir yaşam ile mümkün. Uzmanlar Alzheimer gibi çeşitli hastalıklara karşı önerdikleri egzersizler ile beyni canlı ve genç tutmanın mümkün olduğunu dile getiriyor. İşte genç bir beyin için yapabileceğiniz basit şeyler;

Spor yapmayı ihmal etmeyin: Spor yapmak vücut, zihin ve ruh sağlığını olumlu yönde etkiliyor. Yapılan araştırmalar ve gözlemler neticesinde, spor yapmanın beyni aktif tuttuğu, beyin fonksiyonlarını çalıştırdığı görülmüştür.

Yeni şeyler öğrenin: Müzik enstrümanı çalmak, resim yapmayı öğrenmek, örgü örmeyi keşfetmek, yabancı dil öğrenmek ve benzeri yenilikleri hayatınıza almak beynin tüm hücreleriyle birlikte çalışmasını sağlar.

Sosyalleşin: Uzmanlar her gün onlarca kişiyle görüşmenin, iletişim kurmanın zihni taze tuttuğunu ve hafızayı güçlendirdiğini belirtiyor. Kısacası sosyalleşmek, yeni insanlarla tanışmak, yeni kültürler tanımak zihni canlandırıyor.

Sağlıklı beslenin: Sağlıklı ve dengeli beslenme vücut bütünlüğü için olduğu kadar zihin ve ruh sağlığı için de önemli. Uzmanlar vitaminlerden, minerallerden ve Omega 3 gibi değerli yağlardan faydalanmanın kişiyi sağlık problemlerine karşı koruduğunu dile getiriyor.

Yeterli uyuyun: Az uyumak veya sürekli uykusuz olmak zihinsel karmaşaya neden olabiliyor. Beynin kapasitesini arttırmak için ideal seviyelerde uyumak ve zihni dinlendirmek gerekiyor.

 

Omega 3 Her Balıkta Bulunur mu?

Omega-3’ün sağlığımız için ne kadar önemli ve gerekli olduğu konusunda yaşanılan farkındalık balık tüketim oranlarını bir nebze de olsa arttırmış durumda. Toplumun büyük bir kısmı Omega-3 alımı için her türlü balığın tüketilebileceğini, tüm balıklarda Omega-3 yağ asitlerinin olduğunu genel anlamda biliyor. Ancak her balıkta yüksek oranda yağ asidi olduğunu söylemek mümkün değildir. Tüm balıklarda Omega-3 vardır, fakat soğuk ve derin denizlerde yaşayan yağlı balıklarda daha fazla omega-3 bulunur.

Deniz ürünleri tüketemeyenler için semiz otu, ceviz, keten tohumu gibi bitkisel kaynaklardan da omega-3 alımı sağlanabiliyor. Fakat bitkisel kaynaklardan sağlanan omega-3’ün vücut tarafından kullanımı hayvansal kaynaklardan sağlanan omega-3 kadar olamıyor. Balık yağı takviyeleri yüksek miktarda Omega-3 desteği sağlıyor. Elbette, kullanılacak balık yağının kalitesi ve saflığı güvenli kullanım açısından önem oluşturuyor. Gelişim çağındaki çocukların, anne adaylarının, tüm yetişkinlerin düzenli olarak Omega 3 alması yaşamı olumlu yönde etkiliyor, gelişimi destekliyor, zihinsel ve fiziksel birçok fayda sağlıyor.