26) 16-01-12-altın-besinler

2016’nın Faydalı 10 Altın Besini

2016 yılında bizlere faydalı gelecek, sağlığımızı olumlu etkileyecek besinleri araştırdık ve sizler için sıraladık.

  1. Chia tohumu: Omega 3, Omega 6, kalsiyum ve demir açısından zengin bir besindir. Somondan daha fazla Omega 3 içerir.
  1. Çörek otu: Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Omega 3 ve Omega 6’nın yanı sıra çeşitli enzimleri ve vitaminleri de içerir.
  1. Kinoa: Çok tahıl, az protein içerir. Vücudun kendi başına üretemediği 9 temel amino aside sahiptir. Dolayısıyla iyi bir protein kaynağı olarak bilinir.
  1. Ispanak: İçerdiği demirin yanı sıra, B vitamini türü olan folat adlı maddeyi bünyesinde barındırır.
  1. Brokoli: Kansere yol açan maddeleri sulforafan ve indole-3 karbinol gibi fotokimyasallarla yok eder. Çiğ yenmeli ya da çok az pişirilmelidir.
  1. Yaban mersini: Bulundurduğu antosiyaninler beynin gücünü arttırır. Kanser ve kalbe de iyi gelir.
  1. Yulaf: Kolesterolün düşürülmesinde etkilidir. Her gün düzenli olarak, çiğ ya da pişirilmiş olarak tüketilmelidir.
  1. Tatlı patates: Sarı patatese nazaran daha fazla lif içerir. Diyet yapanlar için de faydalıdır. Beta karoten, C vitamin, demir ve kalsiyum açısından zengindir.
  1. Sarımsak: Bileşenlerindeki sülfidler kolesterolü düşürür. Kanın yapışkanlığını azaltır.
  1. Bitter çikolata: Kan basıncını (tansiyon) düşürür. İçerdiği flavanoidler kalp-damar hastalıklarına karşı korur. Antioksidanlar ise kötü kolesterolü önler. İyi kolesterolü yükseltir.
29) 15-12-17-saglik-trend

Bu Yıl Uygulanabilecek 10 Sağlık Trendi

Hızlı ve sağlıksız yaşam koşulları günden güne hayatımızda yer etmeye devam ederken bu gidişe “dur” demek elimizde. Bütün bu güçlüklere rağmen sağlıklı ve mutlu yaşamak istiyorsak elimizden geleni yapmalı, çabalamaya var gücümüzle devam etmeliyiz. Beslenme şeklimizi ve tarzımızı değiştirmek bize bu konuda büyük bir kazanım sağlayacaktır. Sağlıklı bir yaşama adım atmak için aşağıdaki beslenme trendlerini dikkate alarak uygulayabiliriz.

  • Beslenme tarzımızda değişikliğe gitmek için uygulamamız gereken ilk adım, şekeri ve yağı azaltmaktır. Kızartmalardan ve tatlılardan uzak durmalıyız.
  • İkinci adım ise işlenmiş etlerden kurtulmaktır. Çünkü 50 gram işlenmiş et, bağırsak kanseri ihtimalini yükseltir.
  • Üçüncü adım; vücuda protein ve Omega 3 alımıdır. Omega 3 balık ya da balık yağlarından alınabilir. Kalp sağlığı ve kilo korunumuna etkisi büyüktür.
  • Balık en sağlıklı besinlerden biridir. Tek bir çeşit balık tüketmektense, çeşitli balıklara soframızda yer vermek daha faydalı olacaktır. Zira düşük cıva içerikli balık tüketmemiz gerekmektedir. Kabuklu deniz ürünleri ile uzun yaşayan balıkların cıva oranı yüksektir.
  • Kalp sağlığı için koyu yeşil yapraklı sebzeler etkilidir. Kırmızı-turuncu sebzeler de antioksidan etkisi gösterir.
  • Kanada Sağlık Örgütü’nün yaptığı araştırmaların sonucuna göre, lif ve sağlıklı yağ içeren kinoa, kuru baklagil, kuruyemiş, tofu gibi bitkisel kaynaklı gıdalar tüketmek bizler için faydalı olacaktır. En azından haftada bir gün hayvansal kaynaklı gıda tüketmeyerek denemeye başlayabiliriz. Bu kalp ve sindirim sistemi sağlığımızı da geliştirir.
  • Gün içerisinde içeceklerden aldığımız ortalama 300 kaloridir. Kalorili ve şekerli içecekleri hayatımızdan çıkarmalıyız. Çünkü bu, 3 haftada 1 kg vermemize neden olacaktır. Ayrıca kahvelere krema eklemek de oldukça zararlıdır.
  • Yemek yemek çoğu zaman ruhsal bir durumdur. Hissettiklerimiz sağlıksız beslenmeyi tetikler. Böyle durumlar için en etkili çözüm; yemek yeme düşüncesini aklımızdan çıkarıp beynimizi hissettiklerimize yöneltmektir.
  • Dokuzuncu adım olarak egzersizlerimizi asla ihmal etmememiz gerektiğini söyleyebiliriz. Egzersiz yapmak, hem bizi motive eder, hem de bizlere sağlıklı ve fit bir vücut bahşeder.
  • Son adım ise alışkanlıklarımızı değiştirmektir. İnsan aynı zaman dilimi içinde sadece 3 alışkanlığını değiştirebilir. Dolayısıyla kötü alışkanlıklarımızı listeleyip onlardan vazgeçmek için çabalamak yerinde bir adım olacaktır.
CUMA 30) 15-12-22-tukettigimiz-besinler

Tükettiğimiz Besinler Duygularımızı Etkiliyor

Tükettiğimiz besinlerin vücudumuza yararı ya da zararı olduğu gibi, ruhumuza da yararı ya da zararı vardır. Duygularımız, yediklerimize göre değişkenlik gösterir.

Aşağıda sırasıyla, içinde bulunduğumuz duygu durumuna göre besinlerin iyi ya da kötü etkilerini görebilirsiniz.

İyimserlik:

Omega 3’ün insanın iyimser hissetmesinde önemli bir rolü vardır. İçerdiği yağ asitleri beyninizi pozitif düşünmeye iter. Balık, ceviz ve fındık gibi besinlerden Omega 3 kaynağı olarak faydalanabilirsiniz.

Sakinlik:

Yoğun stres içindeyseniz ve sakinleşmek istiyorsanız magnezyum içeren besinler tüketmelisiniz. Badem, kabak çekirdeği ve tahıllı ekmek magnezyum içerir. Rahat ve sakin hissetmenizi sağlar.

Mutluluk:

Nörotransmitter maddeler, mutluluğu eksik ya da fazla hissetmenizi sağlar. Çünkü bu maddeler sinirler arasındaki iletimde görevlidir. Karides, ananas ve muz gibi meyveler de serotonin hormonunu arttırır. Bu hormon mutlu olmanızı sağlar.

Özgüven:

Araştırmalara göre tiamin yani B1 vitamini eksikliği, özgüven eksiliğine neden olmaktadır. Kuru üzüm, yulaf, süt ve süt ürünleri, yumurta ve mayalı besinler B1 vitamini eksikliğinizi giderir.

Depresyon:

Omega-3’ün beyin fonksiyonlarını geliştirdiği ve omega-3 açısından zengin beslenmenin depresyonu önlediği bilinmektedir. Vücutta iltihap var ise, bu durum da depresyonu tetikler ve sizi mutsuz bir hale sokar. Soğan tüketimi iltihabın azalmasını sağlar. Düzenli Omega-3 tüketimi de iltihabı azaltıcı etki gösterir.

İsteksizlik:

Zencefil yönünden yüksek besinler isteksizliği azaltır, zor zamanları atlatmanızda size yardımcı olur.

Endişe:

Selenyum eksikliği bireyde endişeye neden olur. Kuruyemişler endişelerden kurtulmanızda oldukça etkilidir.

ÇARŞAMBA 31) 16-01-04-kaliteli-yasam-sifre

Kaliteli Yaşamın 9 Şifresi

Sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmek istiyorsanız yapılması gerekenleri ertelememeli, dengeli beslenmeli, sporunuzu aksatmamalısınız. Sizlere biraz olsun yardımcı olmak adına yapmanız gerekenleri aşağıda sıraladık.

  1. Stresten uzak durun ve depresyon riskinizi azaltın.

Stres, vücudumuzda serbest radikalleri tetikler. Serbest radikaller tüm hastalıkların temelini oluşturan nedenlerden birisidir. Yaşamımızda stresle mücadele etmek, zihinsel ve fiziksel açıdan sağlığımız için önem taşımaktadır. Stresle mücadele etmekte zorlanıldığında daha ciddi boyut olan depresyona meyillenme söz konusu olacağı unutulmamalıdır. Omega 3 yağ asitlerinin, kalp-damar sağlığını korumak ve bağışıklığı güçlendirmenin yanı sıra, depresyondan ve negatif ruh halinden uzak durmanıza yardımcı olduğunu hatırlatmak isteriz.

  1. Fazla kilolarınızdan kurtulun.

Birkaç kilo vermek bile hafif ve zinde hissetmenizi sağlayacaktır. Ayrıca kolesterol, felç ve kanser gibi hastalıklara yakalanma riskiniz de azalır.

  1. Cildinizi gençleştirin.

Çevre kirliliği, sigara dumanı ve UV ışınları cildinizin yaşlanmasında etkilidir. C vitamini kolajen üretimini artırarak ve cilt hücrelerinin yıkımını önleyerek cildin yaşlanma sürecini yavaşlatır. Bol bol C vitamini tüketerek sağlıklı, gergin ve genç görünümlü bir cilde sahip olabilirsiniz.

  1. Bol bol patates tüketin.

Tatlı patates besin değeri en yüksek olan ve doğal şeker içeren nişastalı sebzelerden biridir. Lif, potasyum ve A vitamini açısından zengindir.

  1. Derin derin nefes alın.

Nefes almak, stresli dönemlerde zihninizi rahatlatır. Yavaş ve derin nefes almak vücudunuzu dinlendirir, rahatlatır, üstelik huzura kavuşturur. Bu nedenle meditasyonda da nefes egzersizleri yapılmaktadır.

  1. Kısa sürelerle yoga yapın.

Yoga yapmak sizi rahatlatır ve enerjik hissettirir. Rahatlamak ve enerjik hissetmek için günde sadece 10 dakika yeterlidir. Yoga yaparken kimseye ihtiyaç duymanıza gerek yok. Odaklanmanız yeterli.

  1. Takviye edici gıdalardan yardım alın.

Her ne kadar takviye edici gıdalar normal beslenmenin yerine geçemese de, yetersiz ve dengesiz beslendiğinizi düşünüyorsanız, eksik hissettiğiniz besin değerlerini takviye edici gıdalarla destekleyebilirsiniz. Omega-3 yağ asitleri içerikli, vitamin ve minerallerden ibaret multivitamin içerikli takviyeler bu konuda yardımcı olabilir.

  1. 100 kaloriyi gözden çıkarın.

Asitli içecekleri, abur cuburları hayatınızdan çıkarır, geç saatlerde yemek yemekten vazgeçebilirseniz, günde 100 kalori daha az tüketebilirsiniz.

  1. 8 saat uyuyun.

Ruhen ve bedenen dinlenmeniz için tek yol uyumaktır. Kaliteli ve düzenli uyku, zinde ve mutlu hissetmenizi sağlar.

25-tokluk-hissi

Tok Hissettiren 3 Besin

Doyma hissi yaşamamak kimilerinin muzdarip olduğu bir konu. Ne kadar yemek yenirse yensin, ne kadar düzenli beslenilirse beslenilsin bazı durumlarda tokluk hissi yaşanmıyor. Yemek yendikten bir müddet sonra hiçbir şey yenmemiş gibi bir açlık hissi oluşuyor. Bu durumun nedeni biyolojik ya da psikolojik olabilir. Açlık hissini gidermek için lifli gıdalar tüketmekte fayda var. Örneğin, enginar, portakal ve badem bu lifli gıdalardan.

Badem

Omega 3 seviyesi yüksek bir besindir. Omega 3 yağ asitleri ve lifler açlık hissini yok eder. Bağırsak hareketlerini hızlandırır. Diyet yapanlar, ara öğün olarak, günde en fazla 10-15 tane tüketebilir.

Enginar

Kemikler ve karaciğer için oldukça faydalıdır. Kan şekerini de ayarlar. Vücudun dinç olmasını sağlar.

Portakal

Bağışıklık sistemini güçlendirir. Vücudu zararlı maddelerden arındırır. Cilt sağlığını korur. Hazmı kolaylaştırır. C vitamini oranı yüksektir. Yağ yakımını sağlar. Portakal, bir bütün olarak tüketilmelidir. Sadece suyu içilirse, vücuda yeterli miktarda lif alınamaz.

22-kuvvetli-bagisiklik-sistemi

Kuvvetli Bir Bağışıklık Sistemi İçin

Daha çok kış aylarında soğuk algınlığından yakınırız. Ancak grip ve nezle sadece kış aylarında değil, bütün mevsimlerde bünyemizi ele geçirebilir. Bu hastalıklara teslim olmamak için yapmamız gerekenlere göz atmaya ne dersiniz?

  • Omega 3 gribin güçlü düşmanlarından biridir. Balık yemeyi ihmal etmemeliyiz.
  • Günde 1 tane portakal ya da mandalina yemeliyiz. Fazlası kiloya sebep olur.
  • Sarımsağı çiğ yemek antioksidan etkisini arttırır.
  • Kırmızı et tüketmeliyiz. Mercimek, nohut ve ıspanak da kırmızı etin muadilidir.
  • D vitamini kemiklerimizi güçlendirmenin yanı sıra gribe de engel olur.
  • Günde 1 çay bardağı boza bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirir.
  • Salataya pancar eklemeliyiz.
  • Günde 1 yumurta sağlığımızı olumlu etkiler.
  • Balkabağı, Trabzon hurması, havuç gibi turuncu besinler gribe karşı korur.
  • Brüksel lahanası, karnabahar, turp, brokoli gibi turpgiller bağışıklığı güçlendirir.
balik

Kullandığımız Balık Yağı Bizim İçin Faydalı Mı?

Sağlığımız için balık yağı kullanıyoruz. Peki kullandığımız balık yağları ne kadar sağlıklı? Hangi balık yağını nereden satın alıyoruz? Alırken dikkat etmemiz gereken noktaları biliyor muyuz? Bu soruların cevapları oldukça önemli olmasına rağmen birçoğumuz tarafından göz ardı ediliyor.

Günümüzde artık tüketicilerin çoğu eskiye nazaran daha bilinçli ve birçok şeyin farkında. Alacakları ürüne dair ne varsa öğrenmeye çalışıyorlar. Ürünün üretildiği yerden nasıl üretildiğine, içeriğindeki maddelerden, market raflarına nasıl getirildiklerine ve nasıl taze tutulduklarına kadar her şeyden haberdarlar. Fakat konu balık yağı olunca ihmaller başlıyor. Çünkü her bir balık yağının doğal ve üç aşağı beş yukarı sağlık üzerine benzer olumlu etkileri olduğu düşünülüyor. Oysaki her bir balık yağının kalitesi, etkisi ve güvenilirliği farklıdır.

Balık yağı seçiminde en çok göz önünde bulundurulması gereken faktörler;

  • Saflık
  • Tazelik
  • İçerik
  • Doğallık

Saflık: Coğrafi olarak balığın yetiştiği yer son derece önemli. Balıklardan omega-3 açısından zengin balık yağı elde edilmek isteniyorsa, kaynak olarak soğuk ve derin denizlerde doğal ortamında yaşayan balık türleri tercih edilmelidir. Fakat sanayileşmenin her geçen gün artmasıyla oluşan kirlilik denizleri etkilemekte ve denizlerde yaşayan canlılar için tehlike oluşturmaktadır. Her ne kadar Kuzey Atlantik Denizi gibi dünyanın en temiz denizinde yaşayan balıklardan elde edilen balık yağı da olsa, muhakkak üretim aşamasında etkin bir saflaştırma yöntemi uygulanmalı, ağır metal ölçümleri analiz belgeleriyle gösterilmelidir. Aksi takdirde ağır metallerin vücut tarafından tolere edilememesi sonucu vücutta birikmesi insanlarda kanser riskinin ve kalp-damar hastalıklarının artmasına, düşük ve sakat doğumlara neden olabilir. Tercih edilecek balık yağının saflığı, en çok çocuklar ve hamileler açısından önem taşımaktadır. Bir balık yağı tercihinde dikkat edilmesi gereken önemli konulardan biri muhakkak “saflığı” olmalıdır.

Tazelik: Balık yağları içerdikleri doymamış yağ asitleri sebebiyle okside olmaya elverişlidirler. Okside olmuş balık yağı kullanımı, vücutta sağlıklı hücrelerin zarar görmesine ve hastalıkların tetiklenmesine sebep olmaktadır. Böylelikle faydadan çok zararı söz konusu olur. Dolayısıyla taze balık yağları tercih edilmelidir. Taze balık yağını anlamanın yolu ise analiz raporlarını incelemekten geçer. Bu raporlarda “peroxide value” değeri “4 meq/kg”dan küçük olmalıdır. Taze avlanan balıkların kısa sürede üretime alınması, üretimin ve şişelenmenin aynı yerde yapılması balık yağının tazeliğinin korunmasında önemlidir.

Halk arasında yaygın bir düşünce olan, balık yağları ile birlikte muhakkak bir antioksidan ürünün de alınması ise balık yağlarındaki omega-3’ün etkinliğini artırmak amacıyla değil, balık yağlarının oksidan etkisini önlemek amacıyladır. Tercih ettiğiniz balık yağı tazeliği açısından güvenilir ise ilave bir antioksidan kullanmanıza gerek yoktur.

İçerik: Mevcut balık yağlarının her birinin içeriği birbirinden farklıdır. Dikkat edilmesi gereken konulardan biri balık yağının içerdiği balık yağı miktarı değil, omega-3 yağ asitleri olan EPA ve DHA miktarıdır. Çünkü vücudumuz tarafından omega-3 metabolitleri olan EPA ve DHA kullanılmakta ve her iki yağ asidi de farklı fonksiyonel etkiler ile fiziksel ve zihinsel açıdan sağlığımızın korunmasına ve gelişimine yardımcı olmaktadır. Eğer güvenilir bir morina balığı karaciğeri yağı (Cod Liver Oil) kullanıyorsanız, hem omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA açısından doğal ve zengindir, hem de doğal A ve D vitamini içeriğiyle de günlük alınması gereken, günümüzde önemi gittikçe artan bu vitaminlerin de doğal kaynağını alıyorsunuzdur.

Doğallık: Omega-3 kaynağı olan balık yağlarının her birinin doğal olduğu düşünülmemelidir.   Balık yağlarının da farklı formları bulunmakta ve formlar vücutta farklı miktarda emilim göstererek, sonuç olarak gösterdikleri etkinlikleri de farklı olabilmektedir. 3 ayrı balık yağı tipi mevcuttur. Trigliserid ve Serbest Yağ Asidi formunda elde edilen balık yağları doğaldır ve vücutta gösterecekleri etkinlikleri de EPA ve DHA miktarlarıyla doğru orantılı olarak yüksektir. Etil ester formundan elde edilen balık yağları ise sentetiktir ve her ne kadar ürün ambalajı üzerinde yüksek miktar EPA ve DHA değerleri var gibi gözükse de vücutta gösterecekleri etki düşüktür. Balıkta doğal haliyle bulunan form trigliserid formudur. Bir balık yağı tercihinde EPA ve DHA değerlerinin yüksek olması sizi yanıltmasın. Balık yağının hangi formda olduğu da tercih kriterlerinden biri olmalıdır.

800x400_12

Morina Neden Tercih Edilmeli?

Omega-3 yağ asidinin en iyi doğal kaynaklarının sardalya, somon, morina gibi okyanus balıkları olduğunu söyleyebiliriz. Fakat içerdikleri omega-3 yağ asidi konsantrasyonu bir balık türünden diğerine farklılık göstermektedir. Başka bir ifadeyle; omega 3 yağ asitleri olan EPA ve DHA’nın kalitesi ve miktarı balıktan balığa farklı olmaktadır. Bu balıklar arasında omega-3 yağ asitlerinin en yüksek konsantrasyonuna sahip olan kaynak ise morina balığıdır. 100 gr başına diğer balıklar en fazla 2,5 gr omega-3 içerirken, morina balığının karaciğeri 18,5 gr kadar omega-3 içerebilmektedir. Bu durum diğer balıkların omega-3 içeriğine kıyasla morina balığı karaciğerinin güçlü bir omega-3 kaynağı olmasını sağlamaktadır. Aşağıdaki tabloda balıklardaki omega-3 miktarları dağılımının nasıl olduğunu inceleyebilirsiniz.

mollers-tablo

Omega-3’ün vücudumuzda etkili olan metabolitleri EPA ve DHA’dır. Bu yağ asitlerinin ne olduğuyla ilgili daha ayrıntılı bilgi sahibi olmak istiyorsanız “EPA ve DHA’nın Açılımı Nedir?” ve “Hangi Miktarda Ne Kadar Omega-3 Yağ Asitleri EPA ve DHA Mevcut?” yazımıza göz atabilirsiniz.

yag-fayda

Yağların Vücudumuz İçin Gerekliliği

Yağlar, insan vücudu için gerekli olan enerjinin en önemli kaynaklarındandır. Vücudun yağ depolama kapasitesi sınırsızdır. Enerjiye gereksinim duyduğunda bu yağ depolarını kullanır. Yağlar ayrıca, vücut ısısının ve organların dış darbelere karşı korunmasında görevlidir. Yağda eriyen A, E ve K vitaminlerinin emilimini sağlar. Yağ alımı, günlük olarak ihtiyaç duyulan kalorinin % 25 ya da 35’ini karşılamalıdır. Gereğinden fazlası her zaman vücut için zararlıdır. Çünkü obezite, kanser veya kalp gibi hastalıklara neden olabilir.

Yağlar, doymuş yağ asitleri ve doymamış yağ asitleri olarak ikiye ayrılırlar. Daha çok hayvansal besinlerde bulunan doymuş yağlar, oda sıcaklığında katı halde bulunur. Bunlara tereyağı ve margarinler örnek gösterilebilir. Doymuş yağlar sağlığa oldukça zararlıdır. Tercih edilmemesi gerekmektedir. Zira vücutta kolesterolün yükselmesine sebep olarak kalp hastalığı riskini arttırırlar. Doymamış yağlar ise, vücudun ihtiyaç duyduğu yağ asitlerinin en iyi kaynaklarıdır. Bitkisel kaynaklı olup, oda sıcaklığında sıvı halde bulunurlar. Ayçiçek, mısırözü, zeytinyağı ve benzerleri bu gruba örnek verilebilir. Çoklu yağ asitleri ise, Omega 3 ve Omega 6 olmak üzere iki ana grupta toplanır. Soğuk su balıklarında (somon, uskumru, sardalya, ton balığı vs.) yüksek miktarda bulunur. Ayrıca vücuda hazır olarak da alınabilir.

Yağ asitleri vücuda dengeli ve sağlıklı beslenmeyle alınmalıdır. Dolayısıyla bu yağları öğünlerde çeşitlendirerek tüketmek ve her yemeğe uygun yağı kullanmak hem insan sağlığı için faydalı olacak, hem de yemeğe lezzet katacaktır.

800x400_11

Balığın Yanında Ne Yemeli Ne Yememeli?

Balığın, esansiyel yağ asidi olan Omega 3 kaynağı olduğu konusunda hemfikiriz.  Zengin Omega-3 içerikli balık cinsi seçimine ve Omega-3’ü kaybetmemek için de pişirme tekniklerine dikkat ederek haftada en az 2 kere tüketmenin de sağlığımıza olumlu etkileri olduğunu biliyoruz. Bilmediğimiz nokta; balığın yanında ne yememiz ya da ne yemememiz gerektiği…

Örneğin roka. İçerdiği yüksek miktardaki demir, özellikle kılçığı yenebilen balıkla birlikte tüketildiğinde, balıktan alacağımız kalsiyumun emilimini azaltır. Bu nedenle bu iki besinin bir arada alınması önerilmez.

Balıkla tüketilmesi gereken en önemli besin limondur. Çünkü limonun içinde C vitamini gibi antioksidanlar mevcuttur. Eğer balığın yaşadığı denizden kaynaklanan ağır metal içeriği var ise, vücudun bu toksik etkiye karşı tolerabilite göstermesine ve zararlı etkiyi gidermesine de yardımcı olur.

Yoğurt, balıkla birlikte tüketilmeli mi, tüketilmemeli? Bu, çok tartışılan bir konu. Eğer balık bayat ise protein yapısında bulunan histamin miktarı artar. Histaminin fazla olması da toksik etkiyi arttırır. Bu nedenle balık bayat ise asla yoğurtla birlikte tüketilmemelidir. Taze ise tüketilmesinde hiçbir sakınca yoktur.