Kış Depresyonuna Karşı Omega 3 Desteği Alın!

Omega 3 yağ asitleriyle ilgili bugüne kadar zihinsel fonksiyonlar üzerine yapılmış tüm araştırmalar, Omega 3’ün beyin fonksiyonları ve sinir sistemini güçlendirici etkiler sunduğunu göstermiştir. Sağlıklı beslenmenin zihin ve beden sağlığı açısından önemine sıklıkla değinen uzmanlar, depresif duyguları yenmenin de mümkün olduğunu belirtiyor. Omega 3 yağ asitleri, vücut tarafından üretilmediği için ancak dışarıdan alındığında etkileri gözlemleniyor. Anne karnındaki bebeklik döneminden itibaren ihtiyaç duyulmaya başlanan ve tüm yaşam boyunca gerekli olan Omega 3, beyin gelişimini destekliyor, sinir sisteminin güçlenmesine katkı sağlıyor, böylece algılama öğrenme kapasitesinde ve dikkatin toplanmasında artış sağlayıp unutkanlıkla mücadele edilmesinde rol alırken, Alzheimer, demans  gibi sinir sistemi rahatsızlıklarına karşı da mücadele ediyor ve zihin sağlığını korumaya yardımcı oluyor. Kış depresyonları da bu fayda ağına dâhildir.

Kış depresyonu nedir?

Kış aylarında havalar erken karardığından ve dışarıda geçirilen vakit genel anlamda azaldığından, hem gün ışığından hem de güneşin faydasından yeteri kadar yararlanılmıyor. Uzmanlara göre bu durum depresyona zemin hazırlıyor. Gün ışığından az yararlanan beynin, tepkisini bu şekilde verdiği düşünülüyor. Depresyonda serotonin ve melatonin yani mutluluk ve uyku hormonlarının salgılanması yavaşlıyor, kişi uyku – uyanıklık arasında kaldığından bedenen ve ruhen istediği enerjiye sahip olamıyor. Hormonların salgılanmasındaki dengesizlikler depresyonun biyolojik yönünü hazırlıyor. Kişi kendini yorgun ve enerjisiz hissettiğinde ise zihnen depresyon başlıyor. Bol sıvı tüketimi, egzersiz, gün ışığından daha fazla yararlanmak, Omega 3 tüketimini artırmak, dengeli beslenmek depresyondan kurtulmanın önemli adımlarıdır.

Kış depresyonunun sebepleri ve belirtileri

Depresyonun sebepleri arasındaki bariz neden hormonsal değişimler, kapalı havalar, gün ışığından az yararlanmak, düzensiz uykuya sahip olmak ve yetersiz beslenmektir. D vitamini ve Omega 3 yönünden vücut yetersiz kaldığında bile depresyona sebep hazırlanıyor. Kış depresyonunun belirtileri arasındaki tipik özellikler, kişinin kendisini sebepsiz yere üzgün hissetmesidir. Güzel bir şey olduğunda bile keyif alamamak, sürekli yorgun hissetmek, sosyalleşmekten uzak kalmak, kaygılı ruh haline bürünmek, uykusuz ve iştahsız olmak, çok çabuk yorulmak, çaresiz hissetmek, geleceğe dair umudu kaybetmek, en ufak bir şeyde ağlamak, çok çabuk sinirlenmek ve benzeri etkenler kış depresyonunun belirtileri arasında yer alıyor. Bu tür belirtiler olduğunda kişi depresyonda olduğunu anlayabilir. Depresyondan kurtulmak yine kişinin kendisine bağlıdır. Bu konuda istekli olması, ufak adımlar atması gerekiyor. Örneğin bu dönemde yapılabilecek en basit ve pratik yöntem daha çok temiz hava almak, Omega 3 desteğinden faydalanmaktır.

Omega 3 ve Depresyon

Omega 3 yağ asitlerinin depresyon ile doğrudan ilgisi var. Bilim insanlarının yaptıkları çalışmaların sonuçları bu durumu açıkça gösterdiği gibi, uzmanların uyguladıkları tedavileri Omega 3 ile desteklemeleri neticesinde de faydaları gözlemlenmektedir. Omega 3 yağ asitleri olan EPA ve DHA değerli bileşenlerdir ve özellikle DHA, beyin ve sinir sistemi sağlığını olumlu etkiliyor. Beyin yapısının büyük çoğunluğunu oluşturan DHA miktarını korumak, böylece beyin fonksiyonlarını canlı tutmak için dışarıdan takviye şeklinde alınması önerilen Omega 3, yaşam kalitesini artıran ve sürdüren önemli besin öğesidir. Beyin ve vücut hücreleri, değerli yağ asitlerinden uzak kaldığında çeşitli rahatsızlıklar baş göstermeye başlıyor, hastalıklara zemin hazırlanıyor. Psikolojik veya bedensel fark etmeksizin kişiler olumsuz etkileniyor. Omega 3 alamayanlara bu bağlamda, Omega 3 kaynağı olan balık yağları gibi takviyeler öneriliyor. Sıvı balık yağı veya balık yağı kapsülleri ile de alınabilen Omega 3, beslenmeyi ve egzersiz yaşamını destekler, daha hızlı bir toparlanma süreci yaşatır.

Omega 3 ihtiyacının besinlerden karşılanabilmesinin maalesef yetersiz olduğu görülüyor. Yıl boyunca balık yeme şansı olmadığı gibi sezon açıldıktan sonra bile yeterli ve dengeli balık tüketilmediğinden Omega 3 yağlarından mahrum kalınıyor. Kış depresyonu gibi insanın yaşamını tüm yönüyle olumsuz etkileyen ve değiştiren ruhsal bir bozukluğun önlenmesi amacıyla, yeterince Omega 3 içeren besinler tüketilemiyor diye Omega 3’ten vazgeçilmemelidir. Tercihe göre sıvı veya kapsül formlu balık yağları Omega 3 ihtiyacının karşılanmasına yardımcı oluyor.

Gebelikte Balık Yağı Kullanımı Nasıl Olmalıdır?

Gebelikte Balık Yağı Kullanımı Nasıl Olmalıdır?

Dünyada kıymeti uzun süredir bilinen ancak ülkemizde son yıllarda önem kazanan Omega 3 kaynağı olan balık yağı, anne karnındaki bebeğe bile oldukça faydalı. Balık yağında bulunan Omega 3 yağ asitleri, esansiyel yağ denilen, çoklu doymamış yağları ifade ediyor. Sağlıklı vücut fonksiyonları için elzem olan bu yağlar, vücut tarafından üretilemez ve uzun süre depolanamaz. Uzmanların her gün balık yağı takviyesi alınmalı önerisinin temelinde bu gerçek yatıyor. Omega 3 yağ asitlerini içeren besinlerin sıklıkla tüketilememesi ve tüketilen besinlerle sağlanan Omega 3’ün şifasının vücutta depolanamaması, günlük Omega 3 ihtiyacının karşılanmasının kolay yolu olan balık yağı takviyelerine yönlendiriyor. Omega 3 yağ asitlerini beslenme ya da takviye şeklinde almak mümkündür. Ancak beslenme yoluyla alınan Omega 3, çoğu zaman yetersiz kaldığından doktorlar takviye alternatifini öneriyor. Balık yağı takviyesi balık sevmeyen kişilerin de Omega 3 yağ asitlerinden faydalanmaları imkanını sağlıyor. Günün herhangi bir zamanında alınabilen balık yağı takviyesi, günlük ihtiyacın karşılanmasına yardımcı oluyor. Balık yağı kullanımı hamilelik döneminde de büyük önem taşıyor. Kadınlar hamile kaldıktan sonra, uzmanlar bilhassa annenin ve bebeğin sağlığı açısından beslenme programına hemen Omega 3 desteğini ekliyor. Bebeklerde, çocuklarda Omega 3 desteğinin zekâyı artırdığı biliniyor. Daha zeki çocuklar, daha kaliteli yaşamlar için balık yağı ihmal edilmemelidir.

Hamilelikte Balık Yağı Kullanılmalı mı?

Omega 3 yağ asitleri, büyüme ve gelişmeyi doğrudan olumlu etkilediğinden uzmanlar, hamilelikte balık yağı kullanımını öneriyor. Balık yağı, bebeğin göz ve beyin gelişimini olumlu etkiliyor, anne adayının düşük riskini ciddi oranda azaltıyor ve daha kolay bir doğum yapılmasına zemin hazırlıyor. Anne adayı bebeğiyle birlikte kendi sağlığını da korumak zorundadır. Bebek annenin beslenmesiyle birlikte gelişimini tamamlıyor. Bu nedenle anne balık yağı kapsülleriyle kendisini korumalı ki bebek de aynı oranda korunsun ve gelişimini olumlu yönde tamamlasın. Anne adayları, yeterli miktarda balık yağı, Omega 3 almaz ise bebek annenin Omega 3 deposunu kullanır ve annenin sağlığını olumsuz etkiler. Annenin her anlamda balık yağından faydalanması gerekiyor. Elbette tercih edilecek balık yağının kalitesi hamilelik döneminde güvenle kullanım açısından büyük önem taşıyor.

Omega 3 yönünden yetersiz beslenen bebeklerde görülen fonksiyonlar şöyledir;

  • Erken doğum ortaya çıkar.
  • Anne adayı düşük yapabilir.
  • Bebek normalin altında bir kiloyla doğabilir.
  • Bebeğin beyin hücreleri yeterince gelişmeyebilir.
  • Bebeğin ileriki yaşamında meme ve prostat kanseri başta olmak üzere çeşitli kanser türlerine yakalanma riski yüksek olur.
  • Bebeğin zihinsel ve fiziksel becerileri gelişmemiş olabilir.

Gebelikte Balık Yağı Kullanmak Bebek Zekâsını Artırıyor!

Bilimsel araştırmaların sonuçları, Omega 3 yağ asitlerinden DHA’nın bebek zekâsını artırdığını göstermektedir. Gebelikte Omega 3 kaynağı olan balık yağı takviyesi tüketen annelerin, daha zeki bebekler doğurduğu gözlenmiştir. Omega 3, anne karnındaki bebeğin fiziksel gelişimiyle birlikte zihinsel gelişimini de olumlu etkilediğinden bu sonuç ortaya çıkıyor. Omega 3 desteği sağlayan balık yağı bebeğin göz, beyin ve sinir sistemi gelişimi için kullanımı önerilen önemli bir besindir.

Gebelikte Balık Yağı Alım Miktarı

Gebelikte hem annenin hem de bebeğin ihtiyacını karşılayabilmek amacıyla, annenin Omega 3 yağ asitlerinden en az 250 mg EPA ve DHA toplam miktarına ilave olarak ayrıca 200 mg daha DHA alması sağlanmalıdır. Bu miktarlar hem bebeği hem de anneyi korumaya yetiyor. Genellikle yüksek miktar Omega 3 içeren balık yağı kapsüllerinin tavsiye edilen günlük kullanım dozları bu miktarları rahatlıkla karşılayabiliyor. Omega 3 takviyesi olan balık yağı hamile kalmayı planladıktan itibaren düzenli kullanılmalı, hamilelik süresince özellikle de son üç ay hiç ihmal edilmeden alınmalıdır. Bebeğin beyin gelişimi son 3 ay içerisinde geliştiğinden asla ihmal edilmemelidir.

Balık Yağı Nelere İyi Gelir?

Beynin gıdası şeklinde anılan balık yağı, Omega 3 yağ asitlerini barındırdığından insan sağlığı için oldukça önemlidir. Omega 3, hem fiziksel hem de zihinsel fayda sağladığından vücudumuzun önemli bir yapı taşını oluşturuyor. Omega 3, kolesterolden tansiyona, depresyondan Alzheimer’a kadar kalp ve damar hastalıkları, sinir sistemi hastalıkları gibi yaygın sağlık sorunlarına ve daha birçok şeye iyi geliyor. Alzheimer özellikle balık yağı yani Omega 3 ile önlenebilecek, riskleri düşürülebilecek bir hastalıktır. Çağın en büyük sorunlarından olan kalp ve damar hastalıklarının ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıkların önlenmesinde Omega 3 yağ asitlerinin olumlu etkileri olduğunun anlaşılmasından bu yana balık yağı kullanımı arttı.

Balık yağı ciddi anlamda koruyucu rol üstleniyor. Henüz anne karnındaki bebeğin gelişiminde bile önemli rolü vardır. Annenin sağlığının korunmasını, rahat bir hamilelik döneminin geçirilmesini, bebeğin sağlıklı fiziksel gelişimini ve zekâ gelişimini olumlu yönde etkiliyor.

Omega 3 ve Balık Yağı Faydaları

Kalp ve damar sağlığını kötü havalardan koruyor

Amerikalı bilim insanları tarafından balık yağı ve kalp sağlığı ile ilgili bir araştırma yapılmıştır. Bu araştırmaya göre orta yaşlı 30 kadar yetişkin 4 haftalık bir süreçte düzenli olarak 3 gram balık yağı kullanmıştır. Her gün balık yağı içen denekler, günde yaklaşık 2 saat kötü, kirli havaya çıkartılmıştır. Araştırma, balık yağı alan kişilerin kirli havadan minimum seviye etkilendiğini ve balık yağının kalp ve damar sağlığını olumlu etkilediği gözlenmiştir. Bu sonuç kalabalık, şehir yaşamına maruz kalan kişilerin balık yağı ile kendisini kötü havalardan koruyabileceğini göstermiştir.

Omega 3 kaynağı olan balık yağının kalp ve damar sağlığındaki faydasını gösteren daha birçok çalışma da mevcuttur. Omega 3, kalp ve damar sağlığını koruyucu etkisi nedeniyle kardiyoloji tedavi kılavuzlarında da yer edinmiştir. Bundan dolayı günümüzde uzmanlar tarafından da mutlaka Omega 3 ihtiyacını karşılayan balık yağlarının düzenli kullanımı önerilmektedir.

Hafızayı güçlendirir, zekâyı artırır

Omega 3’ün zekâyı arttırdığı ve hafızayı güçlendirdiği artık herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Bu gerçekler nedeniyle Omega 3 içeren balık yağının kullanımı günden güne artıyor. Balık yağını düzenli tüketen kişilerin, tüketmeyenlere oranla beyinlerindeki hafıza bölümlerinin daha güçlü olduğu gözlenmiştir. Beyin, beslenmeden eksik faydalandığı takdirde olumsuz etkileniyor, daha hızlı hareket ediyor; yavaş düşünme, geç hatırlama, geç öğrenme gibi sorunlar bu aşamada çıkıyor. Beyin gelişimini desteklemek, beyni canlı tutmak ve sağlığını korumak için Omega 3 kaynağı olan balık yağı mükemmel bir destek kabul ediliyor.

Yaşlılık izlerini azaltır, yaşlanmayı geciktirir

Yapılan bir başka araştırma balık yağının yaşlılık üzerindeki mucizevî etkisini göstermiştir. Balık yağının hücre yenilenmesindeki yavaşlığı ortadan kaldırdığı, hücrelerin yenilenme döngüsünü devam ettirerek yaşlanmayı geciktirdiği görülmüştür. Bol miktarda Omega 3 içerikli gıdaları tüketmek ve omega-3 kaynağı olan balık yağı kullanmak, vücuttaki Omega 3 seviyesini yükseltir ve yaşlanmayı geciktirir.

Bağışıklık sistemini güçlendirir

Soğuk algınlığı, bronşit, grip, nezle, boğaz ağrıları ve benzeri kış hastalıklarında bağışıklık sistemini güçlendirmek gerekiyor. Uzmanlar, kış hastalıklarından korunmanın en etkili yollarından biri olarak Omega 3 desteği sağlayan balık yağı takviyesini gösteriyor. Bağışıklığın güçlendirilmesinde, mevsimsel yorgunlukların atlatılmasında, depresif ruh halinin ortadan kaldırılmasında balık yağları önemli role sahiptir.

Kemik yapısını güçlendirir

Kemik yapısını güçlendirmek ve korumak için tek destek D vitamini veya magnezyum değildir. Uzmanlar Omega 3 yağ asitlerinin kemik sağlığını korumada ne denli etkili olduğunu belirtiyor. Özellikle sporcular için balık yağı takviyesi mükemmel bir destek sağlıyor.

 

En Fazla Omega 3 Hangi Balıklarda Bulunur?

Deniz mahsullerinde bol miktarda protein, vitamin, Omega 3 ve mineral bulunuyor. Araştırmalar balık ağırlıklı beslenmenin çok sağlıklı olduğunu gösteriyor. Günümüzde Omega 3 dendi mi akla gelen ilk besin şüphesiz balıklar oluyor. Bebeğin anne karnındaki gelişimini, annenin sağlığını koruyan Omega 3; yetişkinlerde Alzheimer riskini düşürüyor, kalbi koruyor, bağışıklık sistemini güçlendirerek zekâyı olumlu yönde etkiliyor. Uzmanlar haftada 20 ila 350 gram arasında balık tüketilmesi gerektiğini belirtiyor. Peki, hangi balıkları tüketmede öncelikli olmak gerekiyor? Hangi balıklarda daha fazla Omega 3 bulunuyor? İşte cevabı;

Balık tüketiminde civa oranlarına özen göstermek gerekiyor. Civa oranı az, Omega 3 oranı yüksek olan balıklar; somon, ton balığı, karides, hamsi, morina, lüfer, mezgit, karides, orkinos – ton balığı gibi balıklardır. İçerisinde Omega 3 olmasına karşın civa barındırdığı için ölçülü tüketilmesi gereken balık türü ise uskumru balığıdır.

Omega 3 yağ asitlerinden balık tüketerek yararlanmak isteyenlerin haftada “en az” 2 kez balık yemesi gerekiyor. Omega 3 kaynağı olan balık yağı takviyelerinin asıl kullanılma sebebi balık tüketiminin azlığı. Eğer balık yağı alınmayacaksa en azından doğal yollarla bitkisel ürünlerden ve hayvansal gıdalardan Omega 3 alınmaya özen gösterilmelidir.

Omega 3 Kaynakları Nelerdir?

Omega 3, hayvanlardan, bitkilerden, tohumlardan ve tahıllardan alınabiliyor. Geçmişte doğal yaşamın gerçekten var olduğu dönemde insanlar ineklerin ve koyunların yediği yeşillikler aracılığıyla daha doğrusu bu hayvanların sütü sayesinde Omega 3 kaynaklarından en doğal şekilde yararlanabiliyordu. Ancak günümüzde süt ve süt ürünleri, hayvancılık endüstriyel zeminde gerçekleştiğinden en zengin Omega 3 kaynağı balık kabul ediliyor. Balıkların denizde yüzerken yediği yosunlarla Omega 3 üretiyor ve bizler de bu yolla Omega 3’ten faydalanıyoruz.

Ceviz, keten tohumu, yumurta, süt, kırmızı et, tavuk, balık, ceviz, ıspanak, brokoli, lahana, marul, semiz otu, chia tohumu, mercimek gibi besinlerde de Omega 3 bulunuyor. Ancak  bitkisel kaynaklardan elde edilen Omega 3 yağ asitlerinin vücut tarafından kullanımı, hayvansal ürünlerden sağlanan Omega 3 kadar olamıyor. Aslında her mevsim, o mevsimin meyve ve sebzelerini tüketmek, et ve balık tüketimine dikkat etmek Omega 3 almayı doğal bir rutin haline getiriyor.

Hangi Balıkları Dikkatli Tüketmek Gerekiyor?

Balık sağlıklı bir deniz ürünüdür ancak bazı balık türleri denizin dip bölümlerinde yaşadığı için ağır civa içerebiliyor. Bu nedenle mezgit, kalkan, barbun gibi diplerde yüzen balıkları tüketirken dikkat etmek gerekiyor. Dip balıklardaki ağır metal ölçümleri devlet tarafından kontrol ediliyor. Bu ölçümlerin yapıldığı balıklar tüketilebilir. Ancak balığa karşı hassasiyeti olanlar, bünyesi hassas olan kişiler doktora danışmadan hareket etmemelidir.

Balık mı? Balık Yağı Kapsülü mü?

Balık sezonu kışın açıldığından, yıl boyunca bol balık çıkmadığından balık tüketimini düzenli yapmak zorlaşıyor. Denizlerdeki kirlilik ise ekstra bir faktördür. Öncelikle balığın tüketimi önerilmekle birlikte, balık tüketilemediği ve yetersiz Omega 3 alımı düşünüldüğü durumlarda balık yağları Omega 3 desteği sağlayan alternatifler olarak sunuluyor. Balık yağı takviyesi kullanmak pratik bir yöntemdir. Omega 3’ün hayvansal kaynağı olan balık yağı takviyeleri, yine sağlıklı ve lezzetli balıklardan elde edilerek sıvı, şurup veya kapsül formları haline getirilmektedir.

Balık Yağı Takviyesi Obeziteye Yol Açar mı?

Balık yağı kullanımına dair en çok soru işareti ve endişe yaratan konu obezite – kilo problemidir. Zira balık yağı kilo yapar, iştah açar ve obeziteye yol açar gibi yanlış bir düşünce var. Ancak araştırmalar tam aksini gösteriyor. Balık yağı, karın tipi yağlanmayı önlemede çok etkili bir koruyucudur. Karaciğer yağlanmasında etkili bir tedavi sağlar. Kilo vermek isteyenler için balık yağı kilo aldırmaktan ziyade metabolizmayı hızlandırarak kilo verme sürecini daha tempolu hale getirir. Balık yağı ihtiyaç duyulan enerjiyi sağlar, bu enerji kilo vermeye çalışılırken kullanılarak yağları eritir.

Çölyak Hastaları Balık Yağı Tüketebilir mi?

Çölyak hastalığı; ince bağırsakların glutene karşı hassas olması anlamına geliyor. Bu hassasiyet ömür boyu kronik şekilde sürüyor. Buğday, yulaf, arpa, çavdar gibi çeşitli tahıllarda ve ekmek, bisküvi, makarna, erişte gibi unlu yiyeceklerde bulunan gluten ne yazık ki çölyak hastalarının yememesi gereken besinler arasında yer alıyor. Glutene maruz kalan ince bağırsakta tahribat yaşanır, küçülme gerçekleşir. Bağırsakta meydana gelen bu etkiler beslenmeyi ve sindirimi zorlaştırarak başka sağlık problemlerine yol açar. Çölyak hastalarının kesinlikle gluten tüketmemesi bu nedenle önemlidir. Bu aşamada çölyak hastaları balık yağı tüketebilir mi sorusu akıllara geliyor. Hassas bir bünyeye sahip oldukları için, çölyak hastaları dikkatli besleniyor. Balık yağına karşı da temkinliler. Genellikle balık yağı takviyelerinin içinde gluten olmadığından çölyak hastaları şifa deposu Omega 3 yağ asitlerinden istediği gibi faydalanabilir. Risk oluşturmamak için, Çölyak hastaları kullanmayı düşündükleri balık yağının firmasıyla temasa geçerek, gluten içerip içermediği konusunda teyit de alabilirler. Gluten içermeyen Omega-3 kaynağı olan balık yağları çölyak hastalarına bağışıklık desteği sunuyor.

 

Kışın Etkilerine Karşı Bünyenizi Korumak için Balık Yağı Alın!

Balık yağı, sıradan yağlardan çok daha üstün faydalara sahip olduğundan insan sağlığı için müthiş bir besin kabul ediliyor. Uzmanlar, balık yağının kullanımını artırmak için önerilerde bulunuyor, balık tüketimine ve balık yağı takviyesine dikkatleri çekiyor. Vücudumuzun ihtiyaç duyduğu birçok besin öğesi balık yağında mevcut. Balık yağı takviyesi kullananlar aslında gıda olarak kullanılan balıkların yağını tüketmiş olur. Balık yağı takviyeleri balık tüketemeyen kişiler için iyi bir alternatif iken, aynı zamanda şifalı yağ asitlerinin her mevsimde alınmasına da olanak sağlıyor. Özellikle kış mevsiminde hastalıklara karşı güçlü bir bağışıklık sistemi için balık yağı takviyesi öneriliyor. Soğuklardan etkilenmeden, hastalıklarla uğraşmadan, zihinsel ve bedensel yorgunluklara maruz kalmadan sağlıklı bir kış geçirmek isteyenlerin imdadına balık yağı yetişiyor. Bağışıklık sistemini iç ve dış etkenlere karşı güçlendiren besin öğelerini içeren balık yağı, aynı zamanda bedenen ve ruhen dinginlik kazanılmasına yardımcı olur. Balık yağının fiziksel olduğu kadar psikolojik faydaları da olduğu gözlenmiştir.

Omega 3 Desteği Kalp Krizi Riskini Azaltıyor!

Omega 3 yağ asitleriyle ilgili yapılan tüm bilimsel çalışmalar, Omega 3’ün insan sağlığına faydalı olduğunu açıkça göstermiştir. Bilim dünyası, yaptıkları kapsamlı araştırmalar neticesinde Omega 3 yağ asitlerinin ölümcül kalp krizi riskini ciddi oranda azalttığını ortaya çıkarmıştır. Kalp krizinden hayatını kaybeden kişilerin yoğunluğu, öte yandan küçücük yaştaki çocuklarda bile kalp krizinin görünmesi, bilim dünyasını araştırmaya itmiştir. Önlem almak, riskleri en aza indirgemek için en faydalı ve pratik yol Omega 3 desteği olmuştur.

Damar tıkanıklıkları, kalbi en fazla yoran sorunların başında yer alıyor. Bilim insanları Eskimolardaki sağlıklı kalp ve damar dolaşım sisteminden yola çıkarak balıklardaki Omega 3 yağ asitlerinin şifa olduğunu fark etmişlerdir. Omega 3 yağ asitleri bugün kalp sağlığının korunması amacıyla tüketilmesi gereken en önemli kaynaklardan kabul ediliyor. Amerikan Kalp Derneği’nin hazırladığı tedavi kılavuzunda, sağlıklı bireylerde kalp – damar sağlığını koruması ve kalp – damar rahatsızlığı olan kişilere uygulanan tedaviye ise destek olması amacıyla Omega 3 yağ asitlerinin alımı öneriliyor. Omega 3’ün düzenli alınması önemlidir. Yağlı balıklar ve Omega 3 kaynağı olan balık yağlarının kullanımı, vücudun üretemediği fakat ihtiyaç duyduğu Omega 3 yağ asitlerinin alınmasını sağlıyor, kalp ve damar problemlerinin oluşumunu önlüyor.

 

Yaşamın Her Döneminde Omega 3 Desteği Şart!

Yaşamın Her Döneminde Omega 3 Desteği Şart!

Omega 3 yağ asitleri ilk kez Eskimoların sağlıklı yaşamları incelendiğinde dikkatleri çekmiştir. Düzenli balık tüketen Eskimolar, birçok yönden sağlıklı bir bünyeye sahiptirler. Eskimoların yaşamı gösteriyor ki; Omega 3 desteği yaşamın her döneminde insan vücudu için gereklidir. Hamilelik döneminde Omega 3 yağ asitleri hem annenin sağlığına hem de anne karnındaki bebeğin gelişimine destek oluyor. Öyle ki erken doğumu bile önlüyor. Omega 3 ile ilgili yapılan tüm araştırmalar, anne karnındaki dönemden itibaren ilerleyen yaşlara kadar fiziksel ve zihinsel sağlık için yağ asitlerine ihtiyaç duyulduğunu, Omega 3 takviyesinin yaşam kalitesini yükselttiğini gösteriyor.

Omega3 Yararları

Zeka gelişimi, kas ve kemik sistemini koruma, bağışıklığı güçlendirme, kalp ve damar sağlığını koruma altına alma, depresif ruh halini kontrol etme, hafızayı ve sinir sistemini güçlendirme gibi birçok fayda Omega 3 ile sağlanıyor. Uzmanlar, Omega 3 alımını desteklemek amacıyla balık tüketimine ve balık yağı takviyelerine dikkatleri çekiyor. Omega 3’ün en zengin kaynağı balıklar olduğundan, yağlı balıklara sıklıkla soframızda yer vermek veya balık yağı tüketmek vücudun üretemediği, fakat ihtiyaç duyduğu Omega 3 yağ asitlerini alabilmemizi sağlıyor.

Dikkat Eksikliğine Karşı Omega 3!

Yapılan işe odaklanamamak, planlanan süre içerisinde işi yetiştirememek, işi yaparken sürekli başka şeyler düşünmek, el – göz koordinasyonunu sağlayamamak, bir türlü istenilen dikkati sağlayamamak dikkat eksikliğinin genel belirtileridir. Dikkat eksikliği çocuklarda çok fazla görülüyor ve hep çocuklarla anılıyor. Aslında bu problem tüm bireylerde yaşanabiliyor. Yoğun olarak okul çağındaki çocuklarda olması, çocuklarla birlikte anılmasına sebep oluyor. Araştırmacılar, dikkat eksikliğini beslenme yoluyla nasıl dengeleyebilecekleri üzerine yoğunlaşmıştır. Ortaya Omega 3 yağ asitleri çıkmıştır. Omega 3 yağ asitlerinin sinir sistemine etki ettiği, beyin fonksiyonlarını uyardığı zaten bilinen bir gerçek. Uzmanlara göre Omega 3 yağ asitlerinden mahrum kalmayan bireyler, beyin ve düşünce hareketlerini kontrol etmede daha başarılı. Odaklanmak ve dikkat isteyen işlerde tüm kontrolü sağlamak Omega 3 yağ asitlerinin beyin fonksiyonlarına, sinir sistemine müdahale etmesiyle gerçekleşiyor. Bu sonuç ebeveynlerin çocuklarının beslenmesini yeniden düzenlemesini sağlıyor. Omega 3 içeren besinler, Omega 3 takviyesi çocukların okuldaki başarısını yükseltiyor, dikkat eksikliğini ortadan kaldırmaya yardımcı oluyor.

Omega 3 Eksikliği Dikkat Bozukluğuna ve Hiperaktiviteye Yol Açıyor!

Uzmanlar, Omega 3 eksikliği yaşayan çocuklarda hiperaktivite ve dikkat bozukluğu olabileceğine dikkat çekiyor. Yağlı balık türlerinde bulunan Omega 3, çocuk gelişiminde aktif rol oynuyor; fiziksel ve zihinsel gelişimi destekleyerek sağlıklı bir metabolizmaya kavuşmalarını sağlıyor. Araştırmacılar, Omega 3 yağ asitlerinin düzenli alınması gerektiğini savunuyor.

El – göz koordinasyonu, odaklanma, dikkat eksikliği, zekâ gelişimi, sosyal yetenekler, akademik başarı anlamında ideal seviyede olan çocukların Omega 3 yağ asitlerinden yeterince fayda sağladığı görülüyor. Gelişme çağında beslenmenin çok önemli olduğunu belirten uzmanlar, fiziksel büyümeyle birlikte zihinsel gelişimin de yaşanabilmesi için Omega 3 yağ asitlerinden mutlaka faydalanılması gerektiğini dile getiriyor. Özellikle de eğitim hayatına adım atan çocukların okul başarısı için Omega 3 desteği gerekiyor. Vücut kendi başına bu yağ asitlerini üretemediğinden, Omega 3 içeren besinleri tüketerek ve Omega 3 takviyeleri kullanarak ihtiyacın karşılanmasına özen gösterilmelidir.