möllers balık tüketen çocuklar daha zeki

Balık tüketen çocuklar yaşıtlarına göre daha zeki!

Balık tüketimine dair yapılan yeni bir araştırma, düzenli olarak haftada en az bir kez balık yiyen çocukların yaşıtlarına oranla daha zeki olduklarını göstermiştir. Üstelik uyku kaliteleri de artmıştır. Bu sonuç, balık içerisinde yer alan Omega 3 yağ asitlerinin, IQ seviyesinin yükseltilmesinde ve uykunun daha kaliteli hale gelmesinde olumlu etkileri olabileceği yönünde dikkati çekmiştir.

Araştırmacılara göre çocukların uykusunu düzenlemekte kurallar kadar balık tüketimi de etkili. Çocukların haftada en az bir ya da iki kez düzenli balık tüketmesini sağlamak düzenli bir uyku döngüsüne kavuşmayı kolaylaştırıyor. İyi bir uyku algılama yeteneğini artırıyor, okuldaki başarısını olumlu etkiliyor.

Uyku arasında sürekli uyanmak uykunun kalitesini düşürdüğü gibi çocukların gün içerisinde uykusuzluk ve dikkat dağınıklığı yaşamasına sebep oluyor. Araştırmacılar, 9 ila 11 yaş arasındaki yüzlerce çocuğu değerlendirmiş ve balık tüketen çocukların, tüketmeyenlere oranla daha yüksek skorlar aldığını gözlemlemişlerdir. Bu çalışma, Omega 3 yağ asitlerinin  çocukların zihinsel açıdan sağlıklı gelişimlerine yardımcı olucu etkisini bir kez daha ortaya koymuştur. Düzenli balık tüketimi çocukların beden ve zihin gelişimleri açısından önemle tavsiye edilmektedir. Balık tüketmeyen çocuklar için, Omega 3 içerikli takviye edici gıdalardan da destek alınabilir.

möllers tuzda kalkan tarifi

Tuzda Kalkan Tarifi

Bahar ayının en çok tüketilen balıklarından biri olan kalkan, tuzda yapılan tarifiyle oldukça beğeniliyor. İşte tuzda kalkanın malzemeleri ve yapılışı;

Malzemeler:

 

  • 3 kilo kalkan
  • 3 kilo iri tuz
  • 1 limon
  • İnce kıyılmış dereotu
  • Bir tutam kekik
  • 1 çay kaşığı kimyon
  • 1 çay kaşığı pul biber
  • Bir tutam ezilmiş tane karabiber
  • 3 diş sarımsak


Yapılışı:

Kalkanı önce soğuk suda yıkayıp ardından kafasını ve kuyruğunu ayırmak gerekiyor. Ayrı bir kapta ise tuz, limon, dereotu, kekik, kimyon, pul biber, sarımsak ve karabiber karıştırılır. Karışıma isteğe bağlı olarak 50 milim rakı eklenebilir.

Tuz karışımı bittikten sonra kalkan balıklarının sığabileceği ölçüde bir fırın tepsisine tuzun yarısı konulur. Tuzun üstüne balıklar yerleştirilir ve kalan tuz balığın üzerine dökülür. Tuz balığın her tarafını kaplayacak şekilde olmalıdır. Hazırlanan tepsi 180 derece önceden ısıtılmış fırında pişirilir. Pişirim süresi kilo başına 20 dakika olmalıdır. Balık piştikten sonra tuz kırılarak kaldırılıp hemen tüketilmelidir.

möllers nisan ayında yiyecek balık

Nisan Ayında Hangi Balıklar Yenir?

A, B12, D vitamini, fosfor, iyot ve çinko mineralleri ve Omega 3 yağ asitleri bakımından faydalı olan balık, yıl boyunca haftada en az 2 kez tüketilmelidir. Bahar aylarını yaşadığımız şu günlerde en çok tüketilen ve önerilen balıklar şöyledir;

Kalkan: Nisan ayında en çok tüketilen balık elbette kalkandır. Kalkan balığı, lezzetinin yanı sıra faydalarıyla da öne çıkıyor. Bağışıklık sistemini güçlendirir, Omega 3 desteği sağlar, eklem sağlığını korur, cilt sağlığını destekler.

Morina: Cildi besler, kırışıklıkları önler. Üreme sistemini korur. Karaciğerin düzenli çalışmasını sağlar. Kemik ve diş gelişimini destekler. Kas ve sinir hastalıklarından korumaya yardımcı olur.

Levrek: Omega 3 ve 6 zenginidir. Kış hastalıklarından korumaya yardımcı olur. A, B, D ve E vitamini desteği sağlar. Kas hastalıklarından korur ve kas fonksiyonlarını düzenler. Kolesterolü dengeler, kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini düşürür.

Kefal: Kefal ihtiyaç duyduğumuz vitamin ve mineral desteğini sağlar. Bağışıklığı güçlendirir. Kas ve kemik sağlığını korur.

Gümüş: A, B1, B2 ve D vitamini deposudur. Daha yağlı bir balık olduğu için protein bakımından oldukça zengindir. Karbonhidrat ve şeker oranı az olduğundan çok sağlıklıdır.

möllers karaciger yağlanması nedir

Karaciğer Yağlanması Nedir? Nasıl Korunur?

Karaciğer rahatsızlıkları hiçbir zaman erken dönemde bariz belirtiler göstermez, sinsice ilerler ve kişiyi rahatsız eder. Karaciğerdeki rahatsızlıkları cildin sararmasından, tırnakların soluklaşmasından, karındaki şişkinlikten anlamak mümkündür. Ancak tüm bu belirtiler ilerleyen dönemlerde ortaya çıkıyor. Aslında karaciğerdeki problemlerin ana nedeni yağlanmadan kaynaklanıyor. Yoğun alkol tüketimi, yanlış beslenme, obezite, zararlı yağlar, mineral eksikliği ve şekerli gıdalar karaciğeri yağlandırıyor.

Karaciğer yağlanmasını önlemenin yolları düzenli ve dengeli yaşamdan geçiyor. Örneğin kızartılmış yiyecekler, fast-food, aşırı alkol tüketimi, sigara, aşırı kilo, sürekli katı gıda tüketmek karaciğer yağlanmasını hızlandırıyor. Karaciğer yağlanmasından korunmak için daha hafif, sağlıklı besinler tüketmek, Omega 3 gibi güçlü yağ asitlerinden faydalanmak, yeterli sürelerde uyumak gerekiyor.

Omega 3 desteği bilindiği üzere dışarıdan alınıyor. Vücut bu yağları kendisi üretemiyor. Balık, keten tohumu, ceviz, semizotu, kabak çekirdeği, badem gibi besinlerde bulunan Omega 3 yağ asitleri, sağlıklı yaşam devamlılığı için her gün alınmalıdır. Omega 3 açısından zengin gıdalar mutlaka günlük beslenmeye eklenmelidir. Bu gıdaların tüketiminin yetersiz olması durumunda, Omega 3 yağ asitleri içeriği güçlü olan balık yağı gibi takviye edici gıdalar sayesinde ihtiyaç karşılanmalıdır. Hem katı hem de sıvı formda olan balık yağları, günlük Omega 3 ihtiyacının kolay yoldan karşılanmasına yardımcı oluyor. Omega 3 alımını düzenli hale getirmek karaciğer yağlanmasından ve elbette pek çok rahatsızlıktan koruyor.

möllers gazlı içecekler çocuklara zararlı

Gazlı İçecekler Çocukların Bağışıklık Sistemini Zayıflatıyor!

Kola, gazoz başta olmak üzere hayatımızda yer alan tüm asitli içecekler aslında küçük büyük demeden hepimiz için zararlı içeceklerdir. Uzmanlar asitli içecekler yerine su, limonata, portakal suyu, maden suyu gibi daha doğal içerikli sıvıları öneriyor. Asitli içecekler en çok çocuklar için tehlike arz ediyor. Obezitenin temelini oluşturan asitli içecekler çocukların sağlıklı gelişimini olumsuz etkiliyor. Zararlı içecekler çocukların bağışıklık sistemini hedef alarak hastalıklara karşı savunmasız kalmalarına sebep oluyor.

Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı, çocukların sağlıksız beslenmesine dikkat çekerek sıvı alımında asitli içeceklerin tercih edilmesinin ne denli tehlikeli olduğunu belirtiyor. Gazlı içeceklerin çok tüketimi su tüketimini azalttığından vücut susuz kalıyor. Susuz kalan vücut ise zarar görüyor. Öte yandan gazlı içecekler barındırdığı yüksek oranda şeker ve asit ile bağışıklık sisteminin zayıflamasını hızlandırıyor.

Çocuklar yaşları itibariyle okulda ve sokaklarda çok vakit geçirdiğinden bağışıklık sistemleri zayıfladığında çok çabuk hastalanıyorlar. Çocuk hastalıkları uzmanlarına göre çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek, gazlı içeceklerin etkisinden arındırmak için su ve sağlıklı sıvı tüketimini artırmak, abur cubur tüketimini azaltmak, sağlıklı yemek ve atıştırmalıklarla beslenme düzenine geçilmesini öneriyor. Doktorlar bu döngüye Omega 3 desteğinin de katılmasını belirtiyor. Omega 3 besin desteği çocukların sağlıklı, güçlü büyümelerini sağlıyor, zekâ gelişimlerini olumlu yönde etkiliyor.

EPA ve DHA nedir

EPA ve DHA Nedir? Aralarındaki Farklar Nelerdir? Yararları Nelerdir?

Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA, vücudumuz için oldukça önemli, sağlıklı yağlardır. Ruhsal, fiziksel ve bilişsel sağlıkta EPA ve DHA’nın etkisi büyük. EPA “Eikosa Pentaenoik Asit”, DHA ise “Dokosa Heksaenoik Asit” isminin kısaltılmış halidir. Beyin, hafıza, kalp, damar, kemik, cilt, karaciğer, bağışıklık sistemi ve depresif rahatsızlıklara karşı EPA ve DHA etkili bir koruma, tedavi desteği sunuyor.

Omega 3 yağ asitlerinin her ikisi de sağlığa faydalıdır. İkisinin ayrı ayrı fayda sağladığı alanlar olduğu gibi, birlikte olduğunda daha etkili olduğu alanlar da mevcuttur. Bu aşamada biri diğerinden daha üstün gibi bir şey söylemek söz konusu değildir. Zira uzmanlar, sağlıklı bir beden işlevselliğini sağlamak ve yaşam kalitesini artırmak için EPA ve DHA’nın birlikte olması gerektiğini belirtiyorlar. EPA ve DHA, daha çok hayvansal gıdalardan sağlanabiliyor. Balık, ideal bir Omega 3 yağ asitleri kaynağı olarak biliniyor. Omega 3’ten yararlanmak için, başta balık olmak üzere Omega 3 içerikli pek çok besini tüketmek önemlidir. Ancak besinlerle Omega 3 desteğini almak her zaman mümkün olmuyor.

DHA, beynin ve gözün retina tabakasının önemli bir kısmını oluşturuyor. Göz sağlığı, beyinsel rahatsızlıklar ve hafıza problemlerinin önlenmesi açısından önem arz ediyor. Vücut üretemediği için bu organlardaki DHA miktarının korunması ancak dışarıdan alımlarla sağlanabiliyor. Böylece beyin fonksiyonları, göz sağlığı ve sinir sistemi gelişimi destekleniyor ve korunuyor. EPA ise, antienflamatuar (iltihap önleyici) etkisiyle bağışıklık sisteminin gelişiminde ayrı bir öneme sahip yağ asididir. EPA ve DHA’nın birlikte olması, damar tıkanıklıkları, damar genişlemesi, kan pıhtılaşması, kolesterol artışı, kandaki şeker seviyesinin yükselmesi gibi kalp ve damar hastalıklarına karşı korunmayı sağlıyor, bu hastalıkların önlenmesinde etkili oluyorlar.

Vücudumuzun üretemediği bu iki önemli yağ, bazı hayvansal ve bitkisel besinlerde bulunuyor. Bu yağları, yüksek miktarda doğal Omega 3 yağ asitleri içeren takviye edici gıdalarla da kolaylıkla almak mümkün.

möllers baharı sağlıkla geçir

Baharı Sağlıkla Geçirmek için Omega 3 Desteği Alın!

Bahar tüm enerjisiyle birlikte hayatımıza adım attı. Bahar ışıltısı ve coşkusuyla sevilen bir mevsim olmasına karşın soğuk havalardan sıcak havalara ani geçiş bünyeyi yormaya yetiyor. Özellikle bünyesi hassas olan kişiler için hava değişimleri hastalıkla geçiyor. Uzmanlar tarafından mevsim geçişlerinde bağışıklık sistemini korumak için dengeli beslenmek, Omega 3 gibi besin desteklerinden faydalanmak öneriliyor.

Bahar yorgunluğunun ana nedeni, ısı değişiminin bağışıklığı ve ruhsal dengeyi kötü etkilemesidir. Bahar yorgunluğundan korunmak için Omega 3 desteği ile birlikte; kısa yürüyüşler yapmak, bol su içmek, dengeli uyumak, sebze ve meyve tüketimini artırmak gerekiyor. Görüleceği üzere bahar yorgunluklarıyla mücadele etmede basit yöntemler işe yarıyor.

Bahar mevsiminde ortaya çıkan alerjilerle mücadele etmek için ise temizliğe dikkat etmek gerekiyor. Örneğin daha sık el yüz yıkamak, temiz hava solumak gerekiyor. Omega 3 yağ asitlerinin alerjik reaksiyonları kontrol etmede etkili olduğunu bilmelisiniz. Omega 3 açısından zengin içerikli gıdaları beslenmenize dahil ederek ya da doğrudan Omega 3 takviyesi alarak baharı sağlıklı geçirebilir, bağışıklığınızı güçlendirebilirsiniz.

möllers hafıza kaybına kolesterol

Kolesterol Hafıza Kaybına Neden Oluyor

Kolesterol Hastalığı ve Hafızaya Etkisi Nedir?

Kolesterol; hayvansal kaynaklı gıdalardan alınan kanda ve hücre zarlarında bulunan steroldür. Tüm hücrelerde bulunan kolesterol, halk arasında iyi ve kötü olarak bilinen HDL ve LDL olmak üzere ikiye ayrılıyor. İyi olan HDL, beyin ve kalp sağlığını korumada oldukça etkilidir. Kötü olan LDL ise, kalp ve beyin başta olmak üzere birçok sağlık problemine zemin hazırlıyor, yaşam kalitesini düşürüyor. Özellikle LDL kolesterolün yükselmesi damar tıkanıklığına yol açıyor. Damar tıkanıklığı ise önce kalbi, sonra beyni ve vücudumuzdaki diğer organları kötü yönde etkiliyor. Organlara giden kan akışının zayıflaması kalp krizi, beyin felci gibi ciddi birçok hastalığa neden oluyor. Yüksek kolesterolün hafıza üzerinde de olumsuz etkisi biliniyor. Yüksek kolesterole bağlı gelişen damar tıkanıklığı beyne giden kan akışını kötü etkiliyor, beynin hasar görmesine sebep oluyor. Beyin fonksiyonlarını bu denli etkilemesi yüksek kolesterolü ciddi bir rahatsızlık haline getirmiştir. Hafıza problemlerinin sebepleri incelendiğinde kolesterol yüksekliğinin başlıca etkenlerden biri olduğu görülmektedir. Yüksek kolesterol, özellikle kalp ve beyinde ciddi tehlike arz ediyor.

Kolesterol tüm hücrelerde olan yağ türü bir madde olduğundan, vücuttan atılması mümkün değildir. Ancak iyi kolesterol HDL’yi beslemek, kötü kolesterol LDL’yi ise dengede tutmak sağlıklı beslenme ve yaşam biçimiyle sağlanabilir. Kötü kolesterolün beyinde, hafıza kaybında tehlike oluşturmaması kişilerin nasıl yaşadığıyla doğrudan bağlıdır. Kolesterol hep kötü yönde bahsedilse de, esasında kolesterolün vücuda etkisi büyüktür. Bir bebeğin gelişiminde bile iyi kolesterol geliştirici rol oynuyor. Kolesterol seviyesini bu nedenle çok dikkatli ayarlamak gerekiyor. Kolesterole dair dikkat edilmesi gereken şey, kötü kolesterol olan LDL’nin yükselmemesidir. Damarların tıkanması, kan akışının güçsüzleşmesi, kalbin kan pompalamada zayıflaması ve organlara kan akışının istenilen seviyede olmaması ciddi hastalıklara yol açıyor. Beyin sağlığını korumak için, vücut omega-3 açısından desteklenmeli, beyin hücrelerinin korunmasını sağlayan antioksidanca zengin gıdalar tüketilmeli, doymamış yağlar kullanılmalı ve özellikle B vitaminlerince zengin beslenmeye özen gösterilmelidir.

Kolesterolün Belirtileri

Kolesterolün belirtileri şöyledir;

  • Baş ağrısı
  • Halsizlik
  • Kronik yorgunluk
  • Ayaklarda ve bacaklarda karıncalanma, yanma
  • Yaraların çok geç iyileşmesi
  • Baş dönmesi
  • Ciltte solgunluk
  • Ellerde uyuşma ve üşüme hissi
  • Nefes darlığı, nefes almada güçlük
  • Ayak parmaklarının morarması
  • Ayaklardaki tırnak yapısının kalınlaşması
  • Göz kapaklarında ve göz çevresinde cilt lekelerinin oluşması
  • Vücutta ağrı, kramp girme
  • Deride yağ birikmesi
  • Bacak ağrıları
  • Göğüs kafesinde ağrı hissi
  • Göz çevresinde sarı lekeler

Yüksek kolesterol şikayeti olan hastaların beslenmesine dikkat etmesi gerekiyor, et ağırlıklı değil, sebze ve meyve odaklı beslenmesi öneriliyor. Ayrıca sigara ve alkolün azaltılması, egzersizin artırılması da önemle tavsiye ediliyor.

Kolesterolden Korunmanın Yolları

Lifli gıdalar tüketilmeli: Kolesterolü düşürmenin ve kolesterolden korunmanın yollarından biri lif oranı yüksek gıdalar tüketmektir. Buğday ve baklagiller, sebze ve meyveler lif oranı yüksek gıdalardır. Nohut, bezelye, fasulye, mercimek, barbunya gibi kolesterol düşmanı gıdalar kolesterol seviyesinin hızlı düşmesini sağlıyor.

Omega 3 alımı: Bitkisel ve hayvansal kaynaklardan alınan Omega 3 yağ asitleri, kolesterolün dengelenmesinde etkilidir. Omega 3 içeren gıda takviyeleri de sağlıklı yaşam için gerekli olan Omega 3 desteğini sağlamaktadır.

Deniz ürünleri: Deniz ürünleri tüketileceği zaman en ideali soğuk deniz balıklarının tercih edilmesidir. Olanaklar dahilinde hangi balık tüketimi yapılırsa yapılsın, mutlaka ızgarada pişirilmesi önerilmektedir.

Egzersiz programı: Haftanın birkaç günü spor yapmak ya da her gün 20 – 30 dakika tempolu yürüyüşler yapmak kötü kolesterol LDL’yi düşürürken, sağlıklı bünyelerin iyi kolesterolünü destekliyor. Egzersiz yapmak aynı zamanda kolesterolün hafızayı kötü etkilemesini önlüyor.

Dengeli beslenme: Az ve sık tüketmek, öğünleri kaçırmamak, kısa yürüyüşler yapmak kolesterolden korunmanın basit yöntemlerindendir.

möllers damla balığı

Damla Balığını Tanıyor musunuz?

Damla balığı, nesli tükenmekte olan canlılardan biri. Aynı zamanda dünyanın en çirkin hayvanı sayılıyor. Yapılan bir oylama sonucu damla balığı kendine has görüntüsü, sarkık ve yumuşak yapısı ile dünyanın en çirkin balığı seçildi. Denizin derinliklerinde yaşayan damla balığı, 900 metre derinlerde yaşayan ve eti yenmeyen bir balık türüdür. Birçok kişi için balık çirkin görüntüsü nedeni ile iştah kapatıcı kabul ediliyor. Damla balığı tam anlamıyla akışkan, jel kıvamında farklı bir balık görüntüsündedir. Büyük bir vücutları olmasına karşın küçücük bir kuyrukları vardır.

Damla balığı Avustralya’nın güneyindeki adalarda ve Tazmanya yakınlarındaki okyanusların derinliklerinde yaşıyor. Yengeç ve ıstakoz ile beslendiği gözlenmiştir. Akışkan yapıya sahip olan damla balığı, balıkçı ağlarına sürekli takıldığı için neslinin tükenmesi söz konusudur. Damla balıkları için yapılan çirkin yakıştırması neticesinde Çirkin Hayvanları Koruma Derneği, damla balığını derneğin maskotu haline getirmiştir. Hayvanların neslini korumada çirkin – sevimli ayrımı yapılmaması gerektiğini belirten dernek, damla balığının yaşam alanlarını korumak için çalışmalar gerçekleştiriyor.

möllers haşimato nedir

Haşimato Nedir?

Haşimato hastalığı bir tür tiroit hastalığıdır. Vücudun koruma mekanizmasının tiroit dokularını yabancı olarak algılayıp saldırıya geçmesi neticesinde ortaya çıkan bağışıklık sistemi hastalığıdır.  Bu hastalık tiroit hormonu fazlalığına ya da eksikliğine neden oluyor. hastalık ilk kez 1912 yılında Japon bilim insanı Akara Haşimato tarafından keşfedildiğinden Haşimato ismi ile anılmaktadır. Haşimato hastalığı kadınlarda daha sık ve yoğun şekilde görülüyor. 45 ila 65 yaş arasındaki kadınlar risk grubunda kabul ediliyor. D, B vitamini, selenyum, iyot, probiyotikler tüketerek hastalığın etkilerini hafifletmek mümkündür.

Haşimato Hastalığının Belirtileri

Haşimato hastalığını bariz şekilde gösteren klinik bir belirti yoktur. Hormonsal değişimler, çeşitli belirtiler neticesinde uzmana görünmek sureti ile Haşimato hastalığının tanısı konulabiliyor. Belirgin Haşimato belirtileri şunlardır;

  • Çok sık kilo alıp verme
  • Çabuk üşüme
  • Ciltte kuruluk
  • Ses tonunda değişiklik
  • Kronik yorgunluk
  • Vücutta kramp
  • Kabızlık

Haşimato tespit edilmesi zor bir hastalıktır. Belirtiler farklı hastalıkların belirtileri arasında da yer aldığından ya da mevsim geçişlerinde rastlanılan şeyler olduğundan tanısını koymak zor olabiliyor. Unutkanlık, odaklanma zorluğu, konuşmada yavaşlık, saç dökülmesi, menstrüasyon düzensizliği, depresif ruh hali, sinir, iştahsızlık da belirtiler arasında yer alıyor.