Balık Yağı Almadan Önce Bilmeniz Gerekenler

Balık Yağı Almadan Önce Bilmeniz Gerekenler

Balık Yağı Almadan Önce Bilmeniz Gerekenler

Balık yağı içerisinde bulunan omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA, bebeklikten yaşlılığa kadar ihtiyaç duyulan en önemli besin kaynaklarındandır. Vücut tarafından üretilemeyen omega 3 yağ asitlerinin kaynağı olan balık yağı ile hem kalp ve damar sağlığı hem de beyin sağlığı korunabilir.Öte yandan, sağlıklı fiziksel ve zihinsel yaşamın vazgeçilmez desteği olan omega-3 yağ asitlerini içeren balık yağlarının her biri aynı özellikte değildir. İhtiyacınızı karşılayan ve güvenle kullanılabileceğiniz bir balık yağı için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır.

Balık yağı almadan önce…

Sağlıklı bir yaşam ve bağışıklık gelişimi için takviye olarak alınacak balık yağından iyi bir fayda sağlamak açısından aşağıdaki maddeleri göz önünde tutmalısınız.

Balık Yağı Almadan Önce Bilmeniz Gerekenler
Balık Yağı Almadan Önce Bilmeniz Gerekenler
  1. Doğal bir ürün olmasına dikkat edin.

Temin edilen ürünlerin etiketlerinin kontrol edilmesi pek de alışık olunan bir şey değildir. Ancak gıda takviyesi gibi ürünleri almadan önce etiket bilgilerine bakmakta fayda vardır, nitekim balık yağı alırken de etikete bakılması, genel olarak o balık yağı markası hakkında fikir sahibi olmanıza yardımcı olur. Balık yağı takviyeleri olan ürünlerin, balıkta olduğu haliyle doğal balık yağı içerdiği sanılsa da, maalesef bu durum tüm balık yağı markaları için geçerli değildir. Etiket veya kutusu üzerinde “trigliserid” formunda balık yağı olduğu belirtilmiş ise, balıkta bulunduğu gibi doğal balık yağı içerdiği anlaşılmaktadır. Doğal bir diğer form ise “serbest yağ asidi” halindeki balık yağıdır. Bu formda balık yağı içerdiğini belirten ürünlerin, doğal olan trigliseridformunun  vücutta enzimlerle dönüşmüş halini içerdiği anlaşılmaktadır. Avrupa Gıda Güvenilirliği Kuruluşu olan EFSA’ya göre, bu iki form da doğaldır. Sentetik olan balık yağı formu ise “Etil ester”dir.  “Etil ester” balık yağı, doğal değildir. Ayrıca yüksek miktarlarda omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA alındığı zannedilmesine rağmen, vücuttaki düşük biyoyararlanımı neticesinde ihtiyacın karşılanamaması dahi söz konusudur. Etil ester formlu balık yağları, Trigliserid ve serbest yağ asidi formundaki balık yağlarına nazaran oldukça düşük oranda vücut tarafından emildikleri için etkileri de düşüktür.Etiket bilgisi, balık yağının doğal mı sentetik mi olduğunun anlaşılmasının yanı sıra, ürün içeriğinde doğal olmayan bir katkı maddesinin olup olmadığını da göstermektedir.                                               Balık yağı kapsüllerinin sığır veya balık jelatini kullanılarak imal edilmiş olması gerekir. Bu bilgiyi de etiketten öğrenebilirsiniz.

  1. Omega 3 miktarını kontrol edin.

Balık yağını değerli kılan en önemli özellik omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA miktarlarıdır. DHA ve EPA açısından zengin içeriğe sahip olmayan bir balık yağından ihtiyacınız olan faydayı elde edebilmek mümkün olmaz. DHA, beyin aktiviteleri ve göz sağlığı için tercih edilmesi gereken en önemli yağ asididir. EPA ve DHA birlikte kalp ve damar sağlığı için önem ifade eder. Dikkat dağınıklığı gibi sorunları olan kişilerin DHA oranı yüksek balık yağlarını tercih etmelerinde fayda vardır. Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA açısından en zengin balıklar, soğuk denizlerde yaşar. Vücut ısılarını ayarlamak üzere daha fazla yağ üretmek zorunda kalan balıklarda omega 3 yağ asitleri yoğun bir şekilde bulunur.

Balık Yağı Almadan
Balık Yağı Almadan
  1. Üretim kalite standartlarına önem verin.

Balık yağı üretici firmalarının, üretim ve kalite kontrol sürecinde global kalite standartlarını uyguladıklarını gösteren sertifikalara sahip olması, üretilen balık yağının güvenilirliği açısından önemlidir. Balık yağı ürününün etiketi veya kutusu üzerinde belirtilen sertifika logolarının incelenmesi, balık yağının kalitesi hakkında ön bilgi oluşmasını sağlar. Özellikle balık yağı üretiminde küresel bir kuruluş olan GOED standartlarının uygulanması yüksek kaliteye sahip olunmasında önemli bir ayrıntıdır. Kalite sertifikalarına sahip kurumların her sene denetlenmesi ve üretim süreçlerinde yeniliklere önem vermeleri kaliteli balık yağı ürünlerinin ortaya çıkmasını sağlar.

  1. Ağır metal içermediği bilgisine bakılmalıdır.

Ağır metallerin insan vücudundan atılması zordur. Civa, arsenik, kurşun gibi ağır metalleri vücut tolere edemediği için, sürekli bu maddelere maruz kalındığı zaman vücutta birikir ve maalesef sağlığa zararlı etki oluştururlar. Balık yağlarının düzenli kullanımının gerektiği göz önüne alındığı takdirde, bu riskin önlenmesi amacıyla balık yağlarının mutlaka akredite laboratuvarlar tarafından analiz edilmesi ve sağlık üzerine risk oluşturacak bir içeriğe sahip olmadığının belgelenmesi gerekmektedir. Balık yağı markalarının üretimini veya pazarlamasını yapan firmalardan, balık yağlarının analiz sertifikalarıyla güvenilirliği belgelenip belgelenmediği sorgulanabilir ve bu analiz belgelerini görme talebinde bulunabilirsiniz. Bu tür testleri yapılan ve şeffaf bir şekilde test bilgilerine erişebilen ürünlerin temin edilmesine önem verilmelidir.

  1. Müşteri yorumlarına önem verin.

İnternetin gelişimi ile beraber her ürün ve marka hakkında birtakım bilgilere erişmek mümkündür. Kullandıkları ürünle ilgili deneyimlerini paylaşma eğilimi gösteren kişilerin yazdıklarına değer vermek gerekir. Almaya karar verdiğiniz ürünle ilgili bir paylaşım yapılıp yapılmadığına yönelik internet üzerinden bir araştırma yapılabilir ya da forumlara üye olarak kendiniz bir konu paylaşabilir ve merak edilenleri sorabilirsiniz.

Sonuç olarak, balık yağından elde edilmek istenilen fayda için, düzenli kullanım kadar hangi ürünü kullandığınızın da önemi büyüktür. Kendi ihtiyacınızı da göz önüne alarak en doğru balık yağını tercih etmeniz gerekir. Zihin yapısını güçlendirmek isteyenler için en uygun balık yağları DHA asitleri açısından zengin ürünlerdir.

 

 

balık yağı faydaları

Omega-3 ihtiyacınızı balıkla karşılayın

Omega-3 ihtiyacınızı balıkla karşılayın

Deniz ürünleri içerisinde balıklar, omega-3 bakımından çok zengindir. İnsan vücudu için gerekli olan omega-3, en fazla soğuk deniz balıklarında bulunmaktadır. Omega 3, zihinsel gelişimden, kalp ve damar hastalıklarının önlenmesine kadar birçok alanda etkinliğe sahiptir. Balıklardan üretilen balık yağları ise,balık yiyemeyenler için pratik bir çözümdür ve balık yağı hapı diye bilinen kapsüller halinde ya da balık yağı şurubu olarak bilinen sıvı halindeki seçenekleri ile her yaş için kullanımı kolaylaştırmaktadır.

Elbette ki, her balık yağı aynı kalitede, içerikte ve güvenilirlikte değildir. Somon, morina, orkinos, alabalık, sardalya, tekir, ringa, dil, uskumru ve hamsi gibi balık türlerinden özel üretim teknolojileriyle elde edilen yağlar, saflaştırma işlemine tabi tutularak ağır metaller gibi sağlığa zararlı olabilecek maddelerden ayrıştırılmaktadır.

Balık yağları arasında kalite farklılığı, uygulanan üretim teknolojisinden ve saflaştırma yönteminden kaynaklıdır. Balık yağlarının elde edildiği balıkların hangi denizlerde yaşadığı da, üretilen balık yağlarının içeriğindeki omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA miktarlarını etkilemektedir. Ne kadar soğuk deniz balığı olursa, o kadar balık yağında bulunan omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA miktarları yüksek olacaktır.

balık yağı faydaları
balık yağı faydaları

 

Omega-3’ün Faydaları

 

Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA, başta beyin, göz, kalp gibi önemli organlar olmak üzere sağlıklı vücut sistemi için gereklidir. Çocukların zihinsel gelişiminden, dikkat problemine kadar birçok amaçla balık yağları tüketilebilir.

Omega-3 içerisinde yer alan EPA ve DHA’nın, kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu etkileri uzun zamandır bilinmektedir ve bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Damarlar içindeki daralmaya sebep oluşturan kan pıhtılaşmasının önlenmesini ve kolesterol seviyesinin dengelenmesini sağlayarak damar sertliği olarak bilinen ateroskleroz oluşumuyla ve kalp ritm bozukluğuyla mücadele etmeye, kandaki şeker seviyesini dengelemeye yardımcı olur.

Beyin fonksiyonlarının, görme yetisinin ve sinir sisteminin güçlendirilmesinde omega-3 yağ asitlerinden DHA’nın önemi büyüktür.Çocuklarda algılama, öğrenme kapasitesinde artış, okul başarısını olumsuz etkileyen dikkat eksikliğinin önlenmesi omega-3 yağ asitleri ile mümkün olabilmektedir. Unutkanlık, depresyon, demans ve Alzheimer gibi sinir sistemi hastalıklarına karşı da omega-3 desteğinden fayda sağlanabilmektedir.

Omega-3, görme yetisinin güçlendirilmesine de katkıda bulunur. Gözün retina tabakası DHA bakımından zengindir. Omega-3 ile göz sağlığı desteklenerek, görme problemleri, göz kuruluğu, sarı nokta hastalığı gibi rahatsızlıklara karşı korunma sağlanabilir.

Antienflamatuar etkiye sahip olan omega-3, bağışıklık gelişiminde de rol oynar. Soğuk algınlıkları, grip enfeksiyonları gibi sıklıkla karşılaşılan rahatsızlıklara karşı vücudun savunmasının güçlendirilmesinde ve kanser, iltihaplı eklemrahatsızlıkları gibi kronik hastalıkların önlenmesinde omega 3 desteğinden fayda görülmektedir.

 

Omega 3 Desteği için Balık Yağları

 

Omega 3 içeren gıdalar, çocuk veya yetişkin olsun herkesin beslenmesinde düzenli olarak yer almalıdır. Yeterli tüketim yapılamadığı zaman, vücudun ihtiyacı olan omega-3’ü sağlayacak takviye edici gıdalardan da destek alınabilir. Balık yağları önemli bir omega 3 kaynağıdır, fakat balık yağı markalarının aynı özelliklerde olmadığı düşünüldüğünde, akla “en iyi balık yağının hangi özelliklere sahip olması gerektiği” sorusunu getirmektedir.

En iyi balık yağının özellikleri; Yüksek üretim kalitesine sahip, ihtiyacı karşılayan Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA miktarlarını içeren, zararlı maddelerden arındırılmış olduğu. Analiz raporlarıyla gösterilerek saflığı garantili ve ayrıca doğal formda olan, balık kokusu ve mide rahatsızlığı hissettirmeyip zorlanmadan kolay kullanım olanağı sağlayan balık yağı olarak özetlenebilir. Nitekim sıvı formlardaki balık yağları için lezzetli aromalara sahip çocuklar kadar yetişkinler tarafından da sevilerek tüketilen balık yağı markaları da mevcuttur.

 

 

Çocukluk döneminde balık tüketimi

Çocukluk döneminde balık tüketimi

 

Tüm yaşam boyunca, beyin gelişiminden kalp damar sağlığına, göz sağlığından sinir sistemine kadar faydaları saymakla bitmeyen omega3 yağ asitlerininönemi büyüktür. Özellikle çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimi için, omega 3’e anne karnındaki bebeklik döneminden itibaren ihtiyaç duyulmaktadır.

Omega-3 yağ asitleri, vücut için elzem olan çoklu doymamış yağ asitlerindendir ve vücut tarafından üretilmediği için dışarıdan alınması gerekmektedir. Omega-3 içeren bitkisel ve hayvansal gıdaların tüketimiyle ihtiyacın karşılanması mümkündür. Omega-3, bitkisel kaynaklardan ALA (α – linoleik asit) olarak alınabiliyorken, hayvansal kaynaklardan aktif metabolitleri olan EPA ve DHA olarakdoğrudan sağlanabilmektedir, bu nedenle omega-3 içerikli hayvansal gıdaların tüketilmesi önemle tavsiye edilir. Omega-3 içerikli gıdaların yeterince veya hiç tüketilememesi söz konusu ise, takviye edici gıdalarla da ihtiyaç karşılanabilmektedir. Balık yağları, balıklardan elde edilen ve omega3 yağ asitleri EPA ve DHA desteğini sağlayan doğal kaynaklardır.

 

Çocuklarda Zeka Gelişimi ve Sağlıklı Uyku İçin Balık

 

 

Yapılan araştırmalara göre haftada en az bir kez balık tüketen çocuklar yaşıtlarına göre çok daha zeki oluyor. Bunun yanında bu şekilde beslenen çocukların uyku kaliteleri artıyor. Düzenli balık tüketen çocukların omega desteği sayesinde IQ seviyeleri yükseliyor. Uykunun daha kaliteli olması da çocuğun gün içindeki aktivitelerine olumlu şekilde yansıyor.

 

 

Çocuklara kurallar koyarak uyku, yemek ve oyun saatleri düzenleyebilirsiniz. Ancak araştırmacılar, kurallar kadar balık tüketiminin de etkili olduğunu savunuyor. Çocuklar haftada en az iki kez düzenli balık tükettiğinde düzenli bir uyku döngüsü elde etmektedir. Bu durum çocuğun algılama yeteneğini artırır. Okuldaki başarısının da artmasını sağlar.

 

 

Uyku içinde sürekli uyanmak uykunun kalitesini düşürür. Hatta bu duruma bağlı olarak çocuklar dikkat dağınıklığı yaşayabilir. Yapılan bir araştırmada,9 ile 11 yaş arasındaki çocuklar değerlendirilmiş ve balık tüketen çocukların tüketmeyenlere oranla sınavlarda daha yüksek başarılar elde ettiği gözlemlenmiştir. Araştırma omega 3 asitlerinin çocuklarda zihinsel gelişime pozitif yönde etki ederek fayda sağladığını ortaya koymuştur.

Yapılan tüm araştırmaların sonuçlarına göre, çocukların düzenli balık tüketmesi çok önemlidir. Balık sevmeyen ve tüketemeyen çocuklar için ise,içerdiği omega3 yağ asitleri EPA ve DHA miktarlarına, saflık derecesine, doğallığına ve çocukların severek tüketebilecekleri lezzetli tatlarda olmasına dikkat ederek seçilecek balık yağı içeren takviyeler ile omega 3 ihtiyaçları karşılanabilir.

 

 

Büyüten Proteinleri ile Balık

 

 

Hayvansal kaynaklı olan balık proteininin bioyararlılığı yüksektir. Hızlı bir şekilde vücut proteinine dönüşür. Hücrelerin yenilenmesi için en temel besinlerden biri balıktır. Özellikle büyüme çağındaki çocuklar yeni ve sağlıklı hücre üretimine çok ihtiyaç duyar. Büyüme çağındaki çocukların beslenme düzenlerinde balık olması çok önemlidir.

 

 

Bağışıklık Sistemini Kuvvetlendirmek İçin Balık (Omega3)

 

Balık içindeki omega-3 yağ asitlerinin anti-enflamatuar etkisi sayesinde hastalıklara karşı koruyuculuk elde edilir. Bu yağ asitlerinin bağışıklık güçlendirerek, enfeksiyonların ve kanser gibi kronik hastalıklarınönlenmesinde etkili olduğu bilinmektedir. Kış aylarında grip gibi hastalıklara karşı balık tüketimi ile çocuklarınızı ve kendinizi koruma altına alabilirsiniz.

Henüz anne karnında olan ya da anne sütüyle beslenen bebeklerin omega3 ihtiyacının karşılanabilmesi, annenin omega-3 açısından desteklenmesi ile mümkün olabilmektedir. Emzirilen bebekler için anne sütü mucizevi besindir ve annenin sütündeki omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA da değerli besin öğelerindendir.  EPA ve DHA vücut tarafından üretilemediği için, annenin ve anne adayının omega-3 açısından zengin beslenmesi ve balık yağı gibi omega-3 kaynağı olan takviye kullanması, kendilerine olduğu kadar bebeğede fayda sağlamaktadır.

 

 

Obeziteye Karşı Balık

 

Teknoloji çağı çocuklarda fiziksel aktiviteleri azaltmıştır. Dengesiz beslenme ile birlikte hareketsizlik, insülin direncinin çocukluk çağına kadar düşmesine neden oldu. İnsülin direncinin kırılmasında balık yağındabulunan omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA’nın önemli rolü vardır. Zengin omega 3kaynağı olan balık, obezite riskinin azaltılmasında da etkilidir. Dikkat edilmesi gereken tek kısım ise balık tüketiminin düzenli olmasıdır.

 

 

Düzenli Ama Ne Sıklıkta?

 

Balık tüketimi çocuklar için önemli bir omega3 desteği olmaktadır. Haftada en az iki kez hatta mümkünse üç kez balık tüketilmesi balığın faydalarından yararlanmayı sağlayacaktır. Pişirme yöntemi olarak kızartma yerine ızgara, buğulama ve fırında gibi daha sağlıklı yöntemler tercih edilebilir. Balık sevmeyen çocuklar için, saflığı garantili, balık tadının algılanmadığı, severek tüketebilecekleri lezzetli aromalardakibalık yağı içeren ürünler tercih edilebilir. Bu şekilde çocuğun ihtiyaç duyduğu omega3 desteği sağlanabilir.

otizmde balık yağı

Günümüzde otizim

Günümüzde otizim

Otizmde Omega 3 – Temelde beynin farklı bölgelerinin aynı anda çalışamamasından kaynaklı bir hastalıktır ve ömür boyu devam eder. Otizmli bireyler çevreleri ile iletişim kurma konusunda yaşamları boyunca güçlük çekerler. Otizm nedenleri tam olarak bilinmez, ancak bazı bilim adamları bu durumun genetik olduğunu düşünürler. Bununla birlikte otizme neden olan etmenler arasında bazı ilaçlar ve geçirilen hastalıklar olduğu da düşünülmektedir. Son yıllarda, çokça konuşulan konular arasında aşıların otizme sebep olduğu tartışması yer alır. Bu tartışmaların aslının olmadığı ise ispatlanmış bir gerçektir ve çocukluk döneminde yapılan aşıların, ölümle sonuçlanabilecek kadar ağır hastalıkların çok daha kolay atlatılmasını sağladığı yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur.

Otizm belirtileri her bireyde aynı olmaz ve bu da hastalığın tanısını geciktirir. Erken teşhis edilen otizm gerekli eğitimler ile bireyin yaşamını büyük ölçüde kolaylaştırır.

Otizm ve beslenme ilişkisi arasında oldukça güçlü bir bağ vardır. Beslenme, otizm için tek başına bir anlam ifade etmez, ancak otizmde doğru beslenme, otizm belirtilerinin azaltılmasında etkin rol oynar. Beslenme aynı zamanda çocukluk çağında gelişme ve büyüme için de gereklidir.

Otizm tedavisinde balık yağı desteği

Beyin davranışlarında meydana gelen farklılardan temel alan bir hastalık olan otizm tedavisinde Omega 3 kullanımının büyük faydalar sağladığı bilinmektedir. Omega 3 desteği sağlayan otizmde balık yağı, otizmde yaygın olarak kullanılmaktadır ve birçok hastada olumlu etkileri görülmektedir. Balık yağının içinde, beyin hücrelerinin ihtiyacı olan ve beyin fonksiyonlarının gelişiminde rol oynayan Omega 3 yağ asitleri bulunmaktadır. Otizmde balık yağının olumlu etkilerinin görülmesi, bu değerli yağ asitlerinin beyin hücrelerine sağladığı faydadan kaynaklanmaktadır.

Omega-3, eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) içerir ve bu yağ asitlerinden özellikle DHA,beyindeki sinir hücreleri arasındaki geçirgenliği arttırarak daha iyi çalışmasına yardımcı olur. Omega 3 kaynağı olarak akla ilkgelen besin takviyesi hiç şüphesiz ki balık yağıdır. İhtiyacı karşılayan içeriğe sahip kaliteli bir balık yağı otizmde kullanıldığında, beyin içerisinde meydana gelen işlevsel iletişim kopukluklarından kaynaklı semptomların azalmasına ve dolayısıyla da bireylerin yaşadıkları otizm ataklarının azalmasına katkı sağlar.Otizmde balık yağı kullanımı, olumlu gelişmeler görülmesini sağlayabilir.

Erken teşhis, doğru beslenme ve gerekli eğitim alındığında otizmde ciddi iyileşmelerin kaydedildiği yüzlerce olgu vardır.

Otizmli çocuklar yemek yerken,  yemeğin kokusunu, tadını, rengini hatta görünüşünü dâhi farklı algılayabilmektedirler. Bu nedenle de otizmde yemek eğitimi oldukça zorlu bir süreçtir ve uzun yıllar devam edebilir. Hal böyle olunca da kişiler gerekli besinleri beslenme yolu ile alamazlar. Beyin dostu bir gıda türü olan balık tüketimi, normal bireyler için bile düzenli bir yemek alışkanlığı haline getirilememiştir. Balığın kokusu, dokusu ya da dış görünüşü de otizmli bireylerde rahatsızlık nedeni olabilir ve sıradan gibi görünen bu durum otizmli kişilerde kontrol edilemeyen öfke nöbetlerine neden olabilir. Otizmde, balık gibi önemli bir besin kaynağının sağlayacağı faydalar, güçlü içerikli ve doğal balık yağı takviyesi ile de sağlanabilir.Ancak mutlaka bilinmesi gerekir ki otizm, bireye özel bir hastalıktır,semptomlar her hastada aynı şekilde görülmez. Bundan dolayı otizmdeOmega 3 desteği sağlayacak olan balık yağı kullanımı için, öncelikle bireyi takip eden hekime danışılmalı ve uygun gördüğü takdirde başlatılmalıdır.

Otizm için diyet listesi her bireyde aynı şekilde uygulanamaz. Bu nedenle de otizmdeki diyet tedavisine balık yağı eklenecek ise, süreç içerisinde kesinlikle beslenme uzmanı ya da doktordan habersiz şekilde doz artırımı ya da azaltımı yapılmamalıdır.

Balık Yağı Kapsülü mü Balık Yağı Şurubu mu?

Hangisi Tercih Edilmeli?

Sağlıklı ve dengeli bir yaşam, güçlü bir bağışıklık sistemi için Omega 3 desteği sağlayan balık yağının faydaları artık herkes tarafından bilinen, su götürmez bir gerçek. Günden güne balık yağı kullanım bilinci artarken, kapsül veya sıvı halinde birçok balık yağı çeşidi de artış gösteriyor. Peki balık yağı kapsülü ile balık yağı şurubu arasında ne gibi farklar var? Balık yağı tercihi yapılırken nelere dikkat etmek gerekiyor? Hangi çeşidi sağlık için daha faydalı? Tüm bu soruların yanıtlarına birlikte bakalım.

Balık yağının kullanımı Vikingler dönemine kadar dayanmaktadır. Sanayi devrimine kadar İskandinav halkları tarafından yoğunlukla kullanılmış olan balık yağı, devrimle birlikte farklı formlarda üretilmiş ve tüm dünyada yaygınlaşmaya başlamıştır.

Tüketim alışkanlıkları, sağlık durumu, vücudun ihtiyacı olan EPA ve DHA miktarları ve bununla birlikte vitamin ihtiyacının olup olmadığı gibi etkenleri göz önünde bulundurarak Omega 3 desteği için balık yağını şurup ya da kapsül formunda kullanmak gerekebiliyor.

Balık Yağı Kapsülü Nedir?

Halk arasında balık yağı hapı olarak bilinen balık yağı kapsülü, bildiğimiz balık yağının jelatin kapsüller içine konulmuş, kolay yutulabilir halde üretilen formudur. Mide asidinin etkisiyle kapsüller midede açılır ve sıvı formlu balık yağı serbest kalır. Balık yağının kalitesi, kapsül formlu olsa da kullanıcı tarafından tüketim esnasında anlaşılabilir. Üst kalitede üretilmiş bir balık yağı yüksek miktarda etken madde içerse bile reflü oluşturmaz, mide rahatsızlığı yapmaz ve balık kokusu hissettirmez.

Kapsül içindeki balık yağının doğal mı sentetik mi olduğu da önemlidir. Trigliserid ve serbest yağ asidi formundaki balık yağları doğal Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA içerir, etil ester formundaki balık yağı ise sentetiktir. Doğal olanlar sentetik olanlara kıyasla vücut tarafından daha yüksek miktarda emilirler. Bir balık yağı kapsülünden istenilen etkinliği sağlayabilmek için kapsüllerin içerdiği Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA miktarlarının yanı sıra doğal oluşuna da dikkat edilmelidir.

Balık yağlarının saflığı, sıvı balık yağları için önemli olduğu kadar kapsül şeklindeki balık yağları için de dikkat edilmesi gereken bir özelliktir. Balık yağlarının uzun süreli kullanıldığı ve hatta hamileler tarafından da kullanımı düşünüldüğü zaman sağlık açısından bir risk oluşturmaması amacıyla zararlı maddelerden arındırılmış balık yağlarını içeren kapsüllerin tercih edilmesi  önem teşkil etmektedir.

Balık yağı kapsülleri, sıvı balık yağı kullanımını tercih etmeyen, kapsül yutma güçlüğü yaşamayan bireyler tarafından tercih edilebilir. Genellikle 11 yaşından itibaren balık yağı kapsülünün yutulmasında güçlük yaşanmamaktadır. Bu yaştan küçükolan çocuklar için ise,risk oluşturmamak amacıyla şurup formlu balık yağlarının kullanımı önerilmektedir.

Omega-3 kaynağı balık yağı,sağlıklı bir yaşamın vazgeçilmezidir. Balık yağının kapsül şeklinde olması ise kullanımı kolaylaştırmaktadır. Günde kaç kapsül alınması gerektiği, aslında kullanacak kişinin beslenme düzenine göre ihtiyaç duyduğu Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA miktarlarını içermesine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Balık yağı markaları tarafından, bilimsel çalışmaların sonuçlarına ve uzmanların önerilerine göre herkesin ihtiyacını karşılayabildiğini düşündükleri genel bir doz tavsiyesi yapılmaktadır. Daha yüksek dozların gereksinimi durumunda mutlaka doktora danışılmalıdır.

 

Balık Yağı Şurubu Nedir?

Balık yağı şurubu, balık yağının sıvı haldeki şeklidir. Çocuklar ve yetişkinler tarafından kullanılabilir. Kapsül yutamayan yetişkinler için de alternatiftir.

Tıpkı balık yağı kapsüllerinde olduğu gibi, sıvı halindeki balık yağları da doğal veya sentetik olmasına göre farklılık gösterir. Özellikle çocuklar tarafından kullanıldığı göz önüne alındığında, sıvı balık yağlarının deniz kirliliğinden kaynaklanan ağır metaller gibi sağlığa zararlı maddelerden ayrıştırılarak saflığı garantili hale getirilmiş olması çok daha fazla önem taşımaktadır.

Günümüzde sıvı haldeki balık yağlarına, balık kokusunu bastırarak kolay tüketilebilmesini sağlayabilmek ve çocuklara sevdirebilmek amacıyla farklı tatlarda aromalar katılmaktadır. Balık yağı markalarında benzer aroma olduğu zannedilebilir, oysaki her balık yağı markasının aroma çeşidi de, benzer aromaların balık yağlarında oluşturduğu tatlar da farklıdır. Bu nedenle sıvı formu balık yağının tadının beğenilmemesi önyargı oluşturmamalı, başka sıvı formlu balık yağları da mutlaka denenmelidir. 

Bazı sıvı formlu balık yağları ise çeşitli aromalar içerse dahi sevilerek tüketilemeyebilir. Bu gibi balık yağlarının tüketimini kolaylaştırabilmek amacıyla üretim sırasında içeriğine şeker de ilave edilmektedir.

Kapsül veya sıvı halinde olsun, genel olarak tüm balık yağları için kolay tüketimi, tüketildikten sonra rahatsızlık hissettirmemesi ve sağlığa zararlı olmadan uzun süreli kullanılabilirliği, yüksek kalitede üretim teknolojisine, doğallığına, saflaştırılmasına ve içeriğine bağlıdır. Sıvı balık yağları için ayrıca tat da kullanımı kolaylaştıran önemli bir etkendir.

Sıvı haldeki balık yağları, şişe kapağı açıldıktan itibaren doğrudan hava ile temasa geçmesi nedeniyle oksidasyon riskine maruz kalır. Bu riskin önlenmesi amacıyla, balık yağı üretiminin ve şişelenmesinin aynı yerde yapılması, doğrudan güneş ışığına maruz kalmaması, kapağı açılmadığı müddetçe 25℃’yi geçmeyen oda sıcaklığında, kapağı açıldıktan sonra da buzdolabında saklanması ve her markanın ambalajının üzerinde belirtilen kapağı açıldıktan itibaren tüketilmesi tavsiye edilen süreye uyulmasına dikkat edilmesi gerekmektedir.

Ülkemizde genellikle uzmanlar tarafından 1 yaşından itibaren önerilmeye başlanan balık yağı şurupları hem çocuklar hem de yetişkinler tarafından kullanılabilmektedir. Tavsiye edilen günlük kullanım dozları, içeriğine bağlı olarak yaş gruplarına göre değişkenlik gösterir. Bu nedenle tavsiye edilen günlük kullanım dozlarına uyulması tavsiye edilmektedir. 

Balık Yağı Hapı mı? Yoksa Balık Yağı Şurubu mu? Hangisi Daha Sağlıklı?

Balık yağının kapsül veya sıvı hallerde tüketilmesi, kullanan kişinin tercihine ve yaşına bağlıdır. Hangi şekilde kullanılacak olursa olsun faydasının görülmesi, sağlıklı ve güvenilir kullanımının sağlanması için ise aşağıdaki önerileri dikkat edilmelidir:

  • Doğal balık yağı formunda olmalı,
  • Tavsiye edilen günlük kullanım dozuyla ihtiyacı karşılayan Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA içeriğine sahip olmalı,
  • Saflığı garantili olmalı,
  • Vitamin içeriği mevcut ise her gün kullanıma uygun miktarlarda olmalı,
  • Sıvı formlar için ağız tadına uygun sevilen lezzetlerde olmalı,
  • Yüksek kalitede üretilmiş olmalı,

Balık yağının üretildiği ülke dahi, balık yağının kalitesi hakkında genel bilgi verir. Özellikle Norveçli  balık yağları sıkı denetimler doğrultusunda üretilmektedir ve kaliteleriyle kabul görmüş markalardır. Doğal aromalı benzersiz tatlardaki sıvı formları çocuklar kadar yetişkinler tarafından da sevilerek tüketilmektedir.

Balık yağları, bilinçli kullanıldığı takdirde pek çok faydayı da beraberinde getirir.

Kalkan Tava ve Maydanoz Salatası Tarifi

Kalkan Tava ve Maydanoz Salatası Tarifi

Damaklarda leziz bir iz bırakan kalkan tava ve maydanoz salatası, favori tarifleriniz arasında yer alabilir. Maydanoz salatasıyla kalkanın muhteşem uyumu ortaya tam bir lezzet şöleni çıkmasına zemin hazırlıyor. İşte tarif;

Malzemeler

  • 1 kilo kalkan balığı (kalın şekilde dilimlenmiş olmalıdır)
  • 1 su bardağı mısır unu
  • 1 su bardağı buğday unu
  • 1 tutam tuz
  • Kızartma yağı

Maydanoz salatası malzemeler

  • 1 demet maydanoz
  • Yarım demet nane
  • 1 demet taze soğan

Sos malzemeleri

  • 1 tatlı kaşığı sumak
  • 3 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 yemek kaşığı sirke
  • 1 limon suyu
  • 1 diş sarımsak

Hazırlanışı

Unlar bir kapta karıştırılır. Balık kalın dilimler halinde kesilir ve tuzlanıp 10 – 15 dakika bekletilir. Balıklar una bulanıp kızgın yağa atılır. Balığın her iki yönü de yaklaşık 4 dakika kızartılır. Kızartılan balıklar kağıt havlu üstüne konulup fazla yağından arındırılır.

Maydanoz salatası ise; sumak, zeytinyağı, limonsuyu, sirke karıştırılarak sos yapılır. Yeşillikler ve sarımsak doğranır, karıştırılır. Yeşillikler ve sos harmanlanır ve kalkan tava ile birlikte servis edilir. balık ve salata karıştırılabileceği gibi yeşil salata yatağında da sunum yapılabilir.

Yazın Güneşlenmek D Vitamini İhtiyacını Karşılamaya Yeterli mi

Yazın Güneşlenmek D Vitamini İhtiyacını Karşılamaya Yeterli mi

Türkiye’de D vitamini eksikliği yaşayanların oranı yüzde 90 seviyesinde. D vitamini kaynağını güneşten alan bir vitamin, ancak tek başına güneş hiçbir zaman yeterli değil. Aslında D vitaminini besinlerden alıyoruz, güneş bu vitamini güçlü ışınlarıyla aktif hale getiriyor. Bu yüzden sadece güneşlenmek D vitamini ihtiyacını karşılamıyor. Güneş ışınları elbette D vitamini bakımından sağlıklı, destekleyici bir etken, ama uzmanlar güneşe güvenerek D vitaminince zengin beslenmeyi, hatta besin desteği almayı ihmal etmeyin diyor. Yaz aylarında güneşin bol olduğu günlerde güneş banyosu yapmak, güneşlenmek, azalmış D vitamini seviyesinin normale dönmesinde gerek duyulan D vitamini ihtiyacını karşılamada yetersiz kalabiliyor.

D vitamini içeren beslenme önerilerinde özellikle Omega 3 açısından zengin balık türlerinin tüketimi öneriliyor. Deniz ürünleri hem Omega 3 hem de D vitamini desteği sunuyor. Yumurta ve süt de D vitamini açısından ideal besinlerdir. Bu beslenme döngüsünde 100 – 150 IU (ünite) D vitamini almak mümkün. Güneşlenme ise 200 – 300 IU oranında D vitamini alımını sağlıyor. Ancak hala yeterli değil. Uzmanlara göre D vitamini seviyesini korumak için günlük 400 – 600 IU D vitaminine ihtiyaç duyuluyor. İleri yaşlarda 800 IU’ye çıkıyor. Eğer kan tahlili sonucunda D vitamini eksikliği tespit edilmiş ise, hekimler tarafından daha yüksek dozlarda D vitamini kullanılması öneriliyor. Yeterli düzeyde D vitamini alınamadığı zaman, D vitamini içeren takviyeler ihtiyacı karşılayan önemli desteklerdir. Doktorlara göre D vitamini ve Omega 3 alımı asla ihmal edilmemeli. Vitamin ve sağlıklı yağlardan mahrum kalmak kronik hastalıklara zemin hazırlıyor. Bu nedenle her mevsim Omega 3 takviyesi, ihtiyaca göre de D vitamini desteği alınmalıdır.

 

Sık Sık Terliyorsanız İnsülin Direncinizi Ölçtürün!

İnsülin, şeker metabolizmasını düzenleyen, dengeleyen hormondur. İnsülin bu düzenlemeyi “insülin reseptörü”ne bağlanarak yapar ve aktifleşir. Bu reseptör, çeşitli nedenlerle insülinin bağlanmasına izin vermez ise; yeterli miktarda salgılanmasına rağmen insülin görevini yerine getiremez. Bu duruma “insülin direnci” denir. Ne kadar çok şeker alınırsa, insülin de o kadar salgılanmaya devam eder ve gereğinden fazla salgılanmış olur. Normalde vücut şekeri bir ünite insülin ile dengelenebiliyor, İnsülin direnci olan kişilerde ise birkaç ünite insülin gerekli olabiliyor. İnsülin direncinin ideal oranda olması için sağlıklı beslenmek gerekiyor. Aksi halde kişi aşırı kilo alır, karaciğer yağlanması yaşar, kalp ve damar hastalıklarına yakalanır. İnsülinin fazla salgılanması doğrudan yağ depolanmasına sebep oluyor.

İnsülin direncinin belirtileri;

  • Yemek ya da tatlı yedikten sonra gelen ağırlık hissi, uyku hali
  • Yemek sonrası şeker düşmesi; el – ayak titremesi ve terleme
  • Aşırı kilo artışı
  • Tatlı yeme isteğinin fazla olması
  • Yorgunluk hissi
  • Bel çevresinde genişleme
  • Mide kazınması
  • Adet düzensizliği
  • Karaciğer yağlanması

Tüm bu belirtiler insülin direncini işaret ediyor. İnsülin direnci tespit edilmiş kişi, mutlaka doktorun önerilerini dikkate almalıdır. Sağlıklı ve dengeli beslenme tedavinin en önemli kısmını oluşturuyor. İnsülin direncinin önlenmesinde Omega 3 yağ asitlerinden de destek alınıyor. Omega  3, düzenli alınması halinde yaşam kalitesini yükseltiyor ve insülin direncinin ideal dengeye kavuşmasına yardımcı oluyor. Omega – 3 zengini yağlı balıklar tüketerek ya da balık yağı gibi Omega 3 içerikli takviyeler ile insülin direnciyle mücadele etmek mümkün.

Neden D Vitamini Eksikliği Yaşıyoruz

D vitamini deyince, akla en önemli kaynağı olan güneş geliyor. Ülkemizde dört mevsim yaşanmasına ve yazı bol güneşli geçirmemize rağmen, yaşanılan en yaygın sağlık sorunlarından biri D vitamini eksikliği. İstatistiklere göre D vitamini eksikliğinin oranı yüzde 90 seviyesinde… Vücudumuzdaki D vitamini sentezi güneş etkisiyle sağlanmasına rağmen, neden bu sorunu yaşıyoruz? Uzmanların görüşleri doğrultusunda konuyu inceleyelim.

D vitamininden mahrum kalmamızın en temel sebebi güneşin tenimizle yeteri kadar buluşmamasıdır. Kapalı kıyafetler ya da yoğun güneş kremi kullanmanın sonucunda ultra viyole ışınları tenle temas edemiyor. Güneş ve ten arasındaki engeller güneşten minimum oranda faydalanmamıza neden oluyor. Güneş kremini doğru zamanda doğru şekilde kullanmak gerekiyor. Örneğin öğle saatinde güneşten yararlanmak vücudumuzdaki D vitaminlerini aktif hale getiriyor. Bu saat aralığında 15 – 20 dakika güneş koruyucu kremler kullanmadan güneşlenmek yeterlidir. Kollar dirseklere, bacaklar ise dizlere kadar açık olacak şekilde güneşlenme yapılmalıdır. Güneş vücutla direkt olarak temas ettiğinde D vitamini sentezleniyor. Bir yandan D vitamini sentezlenmesini sağlamaya çalışırken, öbür yandan dermatoloji uzmanlarının uyarılarına göre cilt kanserine yakalanma riski olduğunu da düşünebilirsiniz. Uzmanlar bu konuya da açıklık getiriyor. Cilt kanseri için, öğle zamanı saatlerce güneş altında olmanın riskli olduğunu, oysaki D vitamini sentezi için sadece 15-20 dakikanın yeterli olduğunu belirtiyorlar.

Bahar ve yaz aylarında alınan D vitamini, tüm bir kışı geçirmeye yetmiyor, D vitamini depoları dolduğunda vücuttaki yağ dokularında vitamin depolaması yapılabiliyor. Ancak sonbahar dönemine geçiş yapıldığında vücut yeniden D vitamini eksikliği yaşamaya başlıyor. Bahar ve yaz döneminde güneş sorun değil, ancak kış döneminde güneşten her fırsatta yararlanmak, D vitamini desteği almak gerekiyor. Özellikle kapalı ortamda çalışan kişiler yaz – kış güneşten mahrum kalıyor. Zaten D vitamini eksikliğinin bir diğer sebebi de çalışma saatleri. Bu yüzden ofis çalışanlarının D vitamini desteği kullanması öneriliyor. Besin destekleriyle eksikliği gidermek mümkündür.

Haziran Ayında Hangi Balıklar Tüketilir

Haziran ayı balık tüketimi açısından verimsiz bir ay olmasına rağmen yine de bu dönemde balık tutkunları için faydalı ve lezzetli balıklar tezgâhlarda hazır bekliyor. Sağlıklı beslenmede balığın önemli yer tuttuğunu bilen kişiler, balığı her dönemde yemeye özen gösteriyor. Folik asit, kalsiyum, fosfor ve değerli mineraller sayesinde balıklar, hem sağlıklı hem de lezzetli besinler olarak karşımıza çıkıyor. Balık tüketimini bilinçli hale getirmek her ay farklı ve lezzetli balık yenmesine imkân tanıyor. İşte Haziran ayında yiyebileceğiniz balıklar;

Mercan: Bahar aylarında üretimi başlayan mercan balığı, Ağustos sonuna kadar üremeye devam eder. Bu nedenle haziran ayında bolca yemek mümkündür. Mercan balığında güçlü mineraller, Omega 3, fosfor ve A vitamini bulunuyor.

Akya: Uskumrugillerden olan akya balığı kemikli bir balık olup oldukça lezzetlidir. Genellikle ızgara pişirme yöntemiyle tüketiliyor. Yaz boyunca yenilebilecek bir balık olan akya, faydalı balık türlerindendir.

Kaya balığı: Kaya balığı yaz döneminin en leziz balıklarındandır. Görüntüsünün çirkin, fakat oldukça lezzetli olması sebebiyle çirkin ve leziz şeklinde anılan kaya balığı; gözlere, kemiklere faydasıyla biliniyor.

Mersin sarıağız: Sarıağız balığı adından da anlaşılacağı üzere sarı renkli ağzından ötürü bu ismi almıştır. Bölgelere göre kaya levreği olarak da biliniyor. Izgara ve buğulama şeklinde tüketilen sarıağız, oldukça lezzetli bir ete sahiptir.

Orfoz: A, B1, B2, B3, B6 ve B12 vitaminleri bakımında değerli olan orfoz aynı zamanda güçlü bir Omega-3 kaynağıdır. Demir, potasyum, kalsiyum, çinko gibi mineraller barındırdığı için her yönüyle tüketilmesi öneriliyor.

Orkinos: Omega-3, kalsiyum, fosfor, demir, çinko, sodyum, potasyum, magnezyum ve A – E – B grubu vitaminleri barındıran orkinos, balık tutkunlarının vazgeçilmezi sayılıyor.