otizmde balık yağı

Otizmin etkileri balık yağı ile azaltılabilir mi?

Otizmin etkileri balık yağı ile azaltılabilir mi?

Otizmde Omega 3 – Temelde beynin farklı bölgelerinin aynı anda çalışamamasından kaynaklı bir hastalıktır ve ömür boyu devam eder. Otizmli bireyler çevreleri ile iletişim kurma konusunda yaşamları boyunca güçlük çekerler. Otizm nedenleri tam olarak bilinmez, ancak bazı bilim adamları bu durumun genetik olduğunu düşünürler. Bununla birlikte otizme neden olan etmenler arasında bazı ilaçlar ve geçirilen hastalıklar olduğu da düşünülmektedir. Son yıllarda, çokça konuşulan konular arasında aşıların otizme sebep olduğu tartışması yer alır. Bu tartışmaların aslının olmadığı ise ispatlanmış bir gerçektir ve çocukluk döneminde yapılan aşıların, ölümle sonuçlanabilecek kadar ağır hastalıkların çok daha kolay atlatılmasını sağladığı yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur.

Otizm belirtileri her bireyde aynı olmaz ve bu da hastalığın tanısını geciktirir. Erken teşhis edilen otizm gerekli eğitimler ile bireyin yaşamını büyük ölçüde kolaylaştırır.

Otizm ve beslenme ilişkisi arasında oldukça güçlü bir bağ vardır. Beslenme, otizm için tek başına bir anlam ifade etmez, ancak otizmde doğru beslenme, otizm belirtilerinin azaltılmasında etkin rol oynar. Beslenme aynı zamanda çocukluk çağında gelişme ve büyüme için de gereklidir.

Otizm tedavisinde balık yağı desteği

Beyin davranışlarında meydana gelen farklılardan temel alan bir hastalık olan otizm tedavisinde Omega 3 kullanımının büyük faydalar sağladığı bilinmektedir. Omega 3 desteği sağlayan otizmde balık yağı, otizmde yaygın olarak kullanılmaktadır ve birçok hastada olumlu etkileri görülmektedir. Balık yağının içinde, beyin hücrelerinin ihtiyacı olan ve beyin fonksiyonlarının gelişiminde rol oynayan Omega 3 yağ asitleri bulunmaktadır. Otizmde balık yağının olumlu etkilerinin görülmesi, bu değerli yağ asitlerinin beyin hücrelerine sağladığı faydadan kaynaklanmaktadır.

Omega-3, eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) içerir ve bu yağ asitlerinden özellikle DHA,beyindeki sinir hücreleri arasındaki geçirgenliği arttırarak daha iyi çalışmasına yardımcı olur. Omega 3 kaynağı olarak akla ilkgelen besin takviyesi hiç şüphesiz ki balık yağıdır. İhtiyacı karşılayan içeriğe sahip kaliteli bir balık yağı otizmde kullanıldığında, beyin içerisinde meydana gelen işlevsel iletişim kopukluklarından kaynaklı semptomların azalmasına ve dolayısıyla da bireylerin yaşadıkları otizm ataklarının azalmasına katkı sağlar.Otizmde balık yağı kullanımı, olumlu gelişmeler görülmesini sağlayabilir.

Erken teşhis, doğru beslenme ve gerekli eğitim alındığında otizmde ciddi iyileşmelerin kaydedildiği yüzlerce olgu vardır.

Otizmli çocuklar yemek yerken,  yemeğin kokusunu, tadını, rengini hatta görünüşünü dâhi farklı algılayabilmektedirler. Bu nedenle de otizmde yemek eğitimi oldukça zorlu bir süreçtir ve uzun yıllar devam edebilir. Hal böyle olunca da kişiler gerekli besinleri beslenme yolu ile alamazlar. Beyin dostu bir gıda türü olan balık tüketimi, normal bireyler için bile düzenli bir yemek alışkanlığı haline getirilememiştir. Balığın kokusu, dokusu ya da dış görünüşü de otizmli bireylerde rahatsızlık nedeni olabilir ve sıradan gibi görünen bu durum otizmli kişilerde kontrol edilemeyen öfke nöbetlerine neden olabilir. Otizmde, balık gibi önemli bir besin kaynağının sağlayacağı faydalar, güçlü içerikli ve doğal balık yağı takviyesi ile de sağlanabilir.Ancak mutlaka bilinmesi gerekir ki otizm, bireye özel bir hastalıktır,semptomlar her hastada aynı şekilde görülmez. Bundan dolayı otizmdeOmega 3 desteği sağlayacak olan balık yağı kullanımı için, öncelikle bireyi takip eden hekime danışılmalı ve uygun gördüğü takdirde başlatılmalıdır.

Otizm için diyet listesi her bireyde aynı şekilde uygulanamaz. Bu nedenle de otizmdeki diyet tedavisine balık yağı eklenecek ise, süreç içerisinde kesinlikle beslenme uzmanı ya da doktordan habersiz şekilde doz artırımı ya da azaltımı yapılmamalıdır.

Balık Yağı Kapsülü mü Balık Yağı Şurubu mu?

Hangisi Tercih Edilmeli?

Sağlıklı ve dengeli bir yaşam, güçlü bir bağışıklık sistemi için Omega 3 desteği sağlayan balık yağının faydaları artık herkes tarafından bilinen, su götürmez bir gerçek. Günden güne balık yağı kullanım bilinci artarken, kapsül veya sıvı halinde birçok balık yağı çeşidi de artış gösteriyor. Peki balık yağı kapsülü ile balık yağı şurubu arasında ne gibi farklar var? Balık yağı tercihi yapılırken nelere dikkat etmek gerekiyor? Hangi çeşidi sağlık için daha faydalı? Tüm bu soruların yanıtlarına birlikte bakalım.

Balık yağının kullanımı Vikingler dönemine kadar dayanmaktadır. Sanayi devrimine kadar İskandinav halkları tarafından yoğunlukla kullanılmış olan balık yağı, devrimle birlikte farklı formlarda üretilmiş ve tüm dünyada yaygınlaşmaya başlamıştır.

Tüketim alışkanlıkları, sağlık durumu, vücudun ihtiyacı olan EPA ve DHA miktarları ve bununla birlikte vitamin ihtiyacının olup olmadığı gibi etkenleri göz önünde bulundurarak Omega 3 desteği için balık yağını şurup ya da kapsül formunda kullanmak gerekebiliyor.

Balık Yağı Kapsülü Nedir?

Halk arasında balık yağı hapı olarak bilinen balık yağı kapsülü, bildiğimiz balık yağının jelatin kapsüller içine konulmuş, kolay yutulabilir halde üretilen formudur. Mide asidinin etkisiyle kapsüller midede açılır ve sıvı formlu balık yağı serbest kalır. Balık yağının kalitesi, kapsül formlu olsa da kullanıcı tarafından tüketim esnasında anlaşılabilir. Üst kalitede üretilmiş bir balık yağı yüksek miktarda etken madde içerse bile reflü oluşturmaz, mide rahatsızlığı yapmaz ve balık kokusu hissettirmez.

Kapsül içindeki balık yağının doğal mı sentetik mi olduğu da önemlidir. Trigliserid ve serbest yağ asidi formundaki balık yağları doğal Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA içerir, etil ester formundaki balık yağı ise sentetiktir. Doğal olanlar sentetik olanlara kıyasla vücut tarafından daha yüksek miktarda emilirler. Bir balık yağı kapsülünden istenilen etkinliği sağlayabilmek için kapsüllerin içerdiği Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA miktarlarının yanı sıra doğal oluşuna da dikkat edilmelidir.

Balık yağlarının saflığı, sıvı balık yağları için önemli olduğu kadar kapsül şeklindeki balık yağları için de dikkat edilmesi gereken bir özelliktir. Balık yağlarının uzun süreli kullanıldığı ve hatta hamileler tarafından da kullanımı düşünüldüğü zaman sağlık açısından bir risk oluşturmaması amacıyla zararlı maddelerden arındırılmış balık yağlarını içeren kapsüllerin tercih edilmesi  önem teşkil etmektedir.

Balık yağı kapsülleri, sıvı balık yağı kullanımını tercih etmeyen, kapsül yutma güçlüğü yaşamayan bireyler tarafından tercih edilebilir. Genellikle 11 yaşından itibaren balık yağı kapsülünün yutulmasında güçlük yaşanmamaktadır. Bu yaştan küçükolan çocuklar için ise,risk oluşturmamak amacıyla şurup formlu balık yağlarının kullanımı önerilmektedir.

Omega-3 kaynağı balık yağı,sağlıklı bir yaşamın vazgeçilmezidir. Balık yağının kapsül şeklinde olması ise kullanımı kolaylaştırmaktadır. Günde kaç kapsül alınması gerektiği, aslında kullanacak kişinin beslenme düzenine göre ihtiyaç duyduğu Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA miktarlarını içermesine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Balık yağı markaları tarafından, bilimsel çalışmaların sonuçlarına ve uzmanların önerilerine göre herkesin ihtiyacını karşılayabildiğini düşündükleri genel bir doz tavsiyesi yapılmaktadır. Daha yüksek dozların gereksinimi durumunda mutlaka doktora danışılmalıdır.

Balık Yağı Şurubu Nedir?

Balık yağı şurubu, balık yağının sıvı haldeki şeklidir. Çocuklar ve yetişkinler tarafından kullanılabilir. Kapsül yutamayan yetişkinler için de alternatiftir.

Tıpkı balık yağı kapsüllerinde olduğu gibi, sıvı halindeki balık yağları da doğal veya sentetik olmasına göre farklılık gösterir. Özellikle çocuklar tarafından kullanıldığı göz önüne alındığında, sıvı balık yağlarının deniz kirliliğinden kaynaklanan ağır metaller gibi sağlığa zararlı maddelerden ayrıştırılarak saflığı garantili hale getirilmiş olması çok daha fazla önem taşımaktadır.

Günümüzde sıvı haldeki balık yağlarına, balık kokusunu bastırarak kolay tüketilebilmesini sağlayabilmek ve çocuklara sevdirebilmek amacıyla farklı tatlarda aromalar katılmaktadır. Balık yağı markalarında benzer aroma olduğu zannedilebilir, oysaki her balık yağı markasının aroma çeşidi de, benzer aromaların balık yağlarında oluşturduğu tatlar da farklıdır. Bu nedenle sıvı formu balık yağının tadının beğenilmemesi önyargı oluşturmamalı, başka sıvı formlu balık yağları da mutlaka denenmelidir. 

Bazı sıvı formlu balık yağları ise çeşitli aromalar içerse dahi sevilerek tüketilemeyebilir. Bu gibi balık yağlarının tüketimini kolaylaştırabilmek amacıyla üretim sırasında içeriğine şeker de ilave edilmektedir.

Kapsül veya sıvı halinde olsun, genel olarak tüm balık yağları için kolay tüketimi, tüketildikten sonra rahatsızlık hissettirmemesi ve sağlığa zararlı olmadan uzun süreli kullanılabilirliği, yüksek kalitede üretim teknolojisine, doğallığına, saflaştırılmasına ve içeriğine bağlıdır. Sıvı balık yağları için ayrıca tat da kullanımı kolaylaştıran önemli bir etkendir.

Sıvı haldeki balık yağları, şişe kapağı açıldıktan itibaren doğrudan hava ile temasa geçmesi nedeniyle oksidasyon riskine maruz kalır. Bu riskin önlenmesi amacıyla, balık yağı üretiminin ve şişelenmesinin aynı yerde yapılması, doğrudan güneş ışığına maruz kalmaması, kapağı açılmadığı müddetçe 25℃’yi geçmeyen oda sıcaklığında, kapağı açıldıktan sonra da buzdolabında saklanması ve her markanın ambalajının üzerinde belirtilen kapağı açıldıktan itibaren tüketilmesi tavsiye edilen süreye uyulmasına dikkat edilmesi gerekmektedir.

Ülkemizde genellikle uzmanlar tarafından 1 yaşından itibaren önerilmeye başlanan balık yağı şurupları hem çocuklar hem de yetişkinler tarafından kullanılabilmektedir. Tavsiye edilen günlük kullanım dozları, içeriğine bağlı olarak yaş gruplarına göre değişkenlik gösterir. Bu nedenle tavsiye edilen günlük kullanım dozlarına uyulması tavsiye edilmektedir. 

Balık Yağı Hapı mı? Yoksa Balık Yağı Şurubu mu? Hangisi Daha Sağlıklı?

Balık yağının kapsül veya sıvı hallerde tüketilmesi, kullanan kişinin tercihine ve yaşına bağlıdır. Hangi şekilde kullanılacak olursa olsun faydasının görülmesi, sağlıklı ve güvenilir kullanımının sağlanması için ise aşağıdaki önerileri dikkat edilmelidir:

  • Doğal balık yağı formunda olmalı,
  • Tavsiye edilen günlük kullanım dozuyla ihtiyacı karşılayan Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA içeriğine sahip olmalı,
  • Saflığı garantili olmalı,
  • Vitamin içeriği mevcut ise her gün kullanıma uygun miktarlarda olmalı,
  • Sıvı formlar için ağız tadına uygun sevilen lezzetlerde olmalı,
  • Yüksek kalitede üretilmiş olmalı,

Balık yağının üretildiği ülke dahi, balık yağının kalitesi hakkında genel bilgi verir. Özellikle Norveçli  balık yağları sıkı denetimler doğrultusunda üretilmektedir ve kaliteleriyle kabul görmüş markalardır. Doğal aromalı benzersiz tatlardaki sıvı formları çocuklar kadar yetişkinler tarafından da sevilerek tüketilmektedir.

Balık yağları, bilinçli kullanıldığı takdirde pek çok faydayı da beraberinde getirir.

Kalkan Tava ve Maydanoz Salatası Tarifi

Kalkan Tava ve Maydanoz Salatası Tarifi

Damaklarda leziz bir iz bırakan kalkan tava ve maydanoz salatası, favori tarifleriniz arasında yer alabilir. Maydanoz salatasıyla kalkanın muhteşem uyumu ortaya tam bir lezzet şöleni çıkmasına zemin hazırlıyor. İşte tarif;

Malzemeler

  • 1 kilo kalkan balığı (kalın şekilde dilimlenmiş olmalıdır)
  • 1 su bardağı mısır unu
  • 1 su bardağı buğday unu
  • 1 tutam tuz
  • Kızartma yağı

Maydanoz salatası malzemeler

  • 1 demet maydanoz
  • Yarım demet nane
  • 1 demet taze soğan

Sos malzemeleri

  • 1 tatlı kaşığı sumak
  • 3 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 yemek kaşığı sirke
  • 1 limon suyu
  • 1 diş sarımsak

Hazırlanışı

Unlar bir kapta karıştırılır. Balık kalın dilimler halinde kesilir ve tuzlanıp 10 – 15 dakika bekletilir. Balıklar una bulanıp kızgın yağa atılır. Balığın her iki yönü de yaklaşık 4 dakika kızartılır. Kızartılan balıklar kağıt havlu üstüne konulup fazla yağından arındırılır.

Maydanoz salatası ise; sumak, zeytinyağı, limonsuyu, sirke karıştırılarak sos yapılır. Yeşillikler ve sarımsak doğranır, karıştırılır. Yeşillikler ve sos harmanlanır ve kalkan tava ile birlikte servis edilir. balık ve salata karıştırılabileceği gibi yeşil salata yatağında da sunum yapılabilir.

Yazın Güneşlenmek D Vitamini İhtiyacını Karşılamaya Yeterli mi

Yazın Güneşlenmek D Vitamini İhtiyacını Karşılamaya Yeterli mi

Türkiye’de D vitamini eksikliği yaşayanların oranı yüzde 90 seviyesinde. D vitamini kaynağını güneşten alan bir vitamin, ancak tek başına güneş hiçbir zaman yeterli değil. Aslında D vitaminini besinlerden alıyoruz, güneş bu vitamini güçlü ışınlarıyla aktif hale getiriyor. Bu yüzden sadece güneşlenmek D vitamini ihtiyacını karşılamıyor. Güneş ışınları elbette D vitamini bakımından sağlıklı, destekleyici bir etken, ama uzmanlar güneşe güvenerek D vitaminince zengin beslenmeyi, hatta besin desteği almayı ihmal etmeyin diyor. Yaz aylarında güneşin bol olduğu günlerde güneş banyosu yapmak, güneşlenmek, azalmış D vitamini seviyesinin normale dönmesinde gerek duyulan D vitamini ihtiyacını karşılamada yetersiz kalabiliyor.

D vitamini içeren beslenme önerilerinde özellikle Omega 3 açısından zengin balık türlerinin tüketimi öneriliyor. Deniz ürünleri hem Omega 3 hem de D vitamini desteği sunuyor. Yumurta ve süt de D vitamini açısından ideal besinlerdir. Bu beslenme döngüsünde 100 – 150 IU (ünite) D vitamini almak mümkün. Güneşlenme ise 200 – 300 IU oranında D vitamini alımını sağlıyor. Ancak hala yeterli değil. Uzmanlara göre D vitamini seviyesini korumak için günlük 400 – 600 IU D vitaminine ihtiyaç duyuluyor. İleri yaşlarda 800 IU’ye çıkıyor. Eğer kan tahlili sonucunda D vitamini eksikliği tespit edilmiş ise, hekimler tarafından daha yüksek dozlarda D vitamini kullanılması öneriliyor. Yeterli düzeyde D vitamini alınamadığı zaman, D vitamini içeren takviyeler ihtiyacı karşılayan önemli desteklerdir. Doktorlara göre D vitamini ve Omega 3 alımı asla ihmal edilmemeli. Vitamin ve sağlıklı yağlardan mahrum kalmak kronik hastalıklara zemin hazırlıyor. Bu nedenle her mevsim Omega 3 takviyesi, ihtiyaca göre de D vitamini desteği alınmalıdır.

 

Şizofrenide Omega 3 Desteği

Şizofrenide Omega 3 Desteği

Avustralya’daki Melbourne Üniversitesi’nde balık yağının şizofreni rahatsızlığı üzerindeki etkilerine dair yapılan bir araştırma, Omega  3 yağ asitleri içeren balık yağının şizofreninin ilerlemesini yavaşlattığını göstermiştir. Avusturyalı bilim insanları tarafından yapılan araştırmada 3 ay boyunca Omega 3 içeren balık yağı kullanılmıştır. 3 ayın sonunda balık yağı kullanan kişilerde şizofreni belirtilerinin minimum seviyede olduğu ortaya çıkmıştır.

Bilim insanları, 13 ila 25 yaş arası gençlerde ilk belirtilerini gözlemlediği şizofreniyi kontrol altına almak ve Omega 3 yağ asitlerinin etkisini görmek için katılımcılara 3 ay süresince balık yağı vermiştir. Katılımcıların bir bölümüne ise, içerisinde herhangi bir etken madde olmayan plasebo verilmiştir. Araştırmanın sonunda bilim insanları, balık yağı kullanan katılımcıların yüzde 10, plasebo alan katılımcıların ise yüzde 40’ına şizofreni tanısı koymuştur.

Bilim insanları, şizofrenlerin kan ve beyin hücrelerinde Omega 3 yağ asitlerinin az olduğunu belirtiyor. Omega 3, beyni ve sinir hücrelerini koruyor, birçok sinirsel rahatsızlık da böylece önlenmiş oluyor.

Sık Sık Terliyorsanız İnsülin Direncinizi Ölçtürün!

İnsülin, şeker metabolizmasını düzenleyen, dengeleyen hormondur. İnsülin bu düzenlemeyi “insülin reseptörü”ne bağlanarak yapar ve aktifleşir. Bu reseptör, çeşitli nedenlerle insülinin bağlanmasına izin vermez ise; yeterli miktarda salgılanmasına rağmen insülin görevini yerine getiremez. Bu duruma “insülin direnci” denir. Ne kadar çok şeker alınırsa, insülin de o kadar salgılanmaya devam eder ve gereğinden fazla salgılanmış olur. Normalde vücut şekeri bir ünite insülin ile dengelenebiliyor, İnsülin direnci olan kişilerde ise birkaç ünite insülin gerekli olabiliyor. İnsülin direncinin ideal oranda olması için sağlıklı beslenmek gerekiyor. Aksi halde kişi aşırı kilo alır, karaciğer yağlanması yaşar, kalp ve damar hastalıklarına yakalanır. İnsülinin fazla salgılanması doğrudan yağ depolanmasına sebep oluyor.

İnsülin direncinin belirtileri;

  • Yemek ya da tatlı yedikten sonra gelen ağırlık hissi, uyku hali
  • Yemek sonrası şeker düşmesi; el – ayak titremesi ve terleme
  • Aşırı kilo artışı
  • Tatlı yeme isteğinin fazla olması
  • Yorgunluk hissi
  • Bel çevresinde genişleme
  • Mide kazınması
  • Adet düzensizliği
  • Karaciğer yağlanması

Tüm bu belirtiler insülin direncini işaret ediyor. İnsülin direnci tespit edilmiş kişi, mutlaka doktorun önerilerini dikkate almalıdır. Sağlıklı ve dengeli beslenme tedavinin en önemli kısmını oluşturuyor. İnsülin direncinin önlenmesinde Omega 3 yağ asitlerinden de destek alınıyor. Omega  3, düzenli alınması halinde yaşam kalitesini yükseltiyor ve insülin direncinin ideal dengeye kavuşmasına yardımcı oluyor. Omega – 3 zengini yağlı balıklar tüketerek ya da balık yağı gibi Omega 3 içerikli takviyeler ile insülin direnciyle mücadele etmek mümkün.

Neden D Vitamini Eksikliği Yaşıyoruz

D vitamini deyince, akla en önemli kaynağı olan güneş geliyor. Ülkemizde dört mevsim yaşanmasına ve yazı bol güneşli geçirmemize rağmen, yaşanılan en yaygın sağlık sorunlarından biri D vitamini eksikliği. İstatistiklere göre D vitamini eksikliğinin oranı yüzde 90 seviyesinde… Vücudumuzdaki D vitamini sentezi güneş etkisiyle sağlanmasına rağmen, neden bu sorunu yaşıyoruz? Uzmanların görüşleri doğrultusunda konuyu inceleyelim.

D vitamininden mahrum kalmamızın en temel sebebi güneşin tenimizle yeteri kadar buluşmamasıdır. Kapalı kıyafetler ya da yoğun güneş kremi kullanmanın sonucunda ultra viyole ışınları tenle temas edemiyor. Güneş ve ten arasındaki engeller güneşten minimum oranda faydalanmamıza neden oluyor. Güneş kremini doğru zamanda doğru şekilde kullanmak gerekiyor. Örneğin öğle saatinde güneşten yararlanmak vücudumuzdaki D vitaminlerini aktif hale getiriyor. Bu saat aralığında 15 – 20 dakika güneş koruyucu kremler kullanmadan güneşlenmek yeterlidir. Kollar dirseklere, bacaklar ise dizlere kadar açık olacak şekilde güneşlenme yapılmalıdır. Güneş vücutla direkt olarak temas ettiğinde D vitamini sentezleniyor. Bir yandan D vitamini sentezlenmesini sağlamaya çalışırken, öbür yandan dermatoloji uzmanlarının uyarılarına göre cilt kanserine yakalanma riski olduğunu da düşünebilirsiniz. Uzmanlar bu konuya da açıklık getiriyor. Cilt kanseri için, öğle zamanı saatlerce güneş altında olmanın riskli olduğunu, oysaki D vitamini sentezi için sadece 15-20 dakikanın yeterli olduğunu belirtiyorlar.

Bahar ve yaz aylarında alınan D vitamini, tüm bir kışı geçirmeye yetmiyor, D vitamini depoları dolduğunda vücuttaki yağ dokularında vitamin depolaması yapılabiliyor. Ancak sonbahar dönemine geçiş yapıldığında vücut yeniden D vitamini eksikliği yaşamaya başlıyor. Bahar ve yaz döneminde güneş sorun değil, ancak kış döneminde güneşten her fırsatta yararlanmak, D vitamini desteği almak gerekiyor. Özellikle kapalı ortamda çalışan kişiler yaz – kış güneşten mahrum kalıyor. Zaten D vitamini eksikliğinin bir diğer sebebi de çalışma saatleri. Bu yüzden ofis çalışanlarının D vitamini desteği kullanması öneriliyor. Besin destekleriyle eksikliği gidermek mümkündür.

Haziran Ayında Hangi Balıklar Tüketilir

Haziran ayı balık tüketimi açısından verimsiz bir ay olmasına rağmen yine de bu dönemde balık tutkunları için faydalı ve lezzetli balıklar tezgâhlarda hazır bekliyor. Sağlıklı beslenmede balığın önemli yer tuttuğunu bilen kişiler, balığı her dönemde yemeye özen gösteriyor. Folik asit, kalsiyum, fosfor ve değerli mineraller sayesinde balıklar, hem sağlıklı hem de lezzetli besinler olarak karşımıza çıkıyor. Balık tüketimini bilinçli hale getirmek her ay farklı ve lezzetli balık yenmesine imkân tanıyor. İşte Haziran ayında yiyebileceğiniz balıklar;

Mercan: Bahar aylarında üretimi başlayan mercan balığı, Ağustos sonuna kadar üremeye devam eder. Bu nedenle haziran ayında bolca yemek mümkündür. Mercan balığında güçlü mineraller, Omega 3, fosfor ve A vitamini bulunuyor.

Akya: Uskumrugillerden olan akya balığı kemikli bir balık olup oldukça lezzetlidir. Genellikle ızgara pişirme yöntemiyle tüketiliyor. Yaz boyunca yenilebilecek bir balık olan akya, faydalı balık türlerindendir.

Kaya balığı: Kaya balığı yaz döneminin en leziz balıklarındandır. Görüntüsünün çirkin, fakat oldukça lezzetli olması sebebiyle çirkin ve leziz şeklinde anılan kaya balığı; gözlere, kemiklere faydasıyla biliniyor.

Mersin sarıağız: Sarıağız balığı adından da anlaşılacağı üzere sarı renkli ağzından ötürü bu ismi almıştır. Bölgelere göre kaya levreği olarak da biliniyor. Izgara ve buğulama şeklinde tüketilen sarıağız, oldukça lezzetli bir ete sahiptir.

Orfoz: A, B1, B2, B3, B6 ve B12 vitaminleri bakımında değerli olan orfoz aynı zamanda güçlü bir Omega-3 kaynağıdır. Demir, potasyum, kalsiyum, çinko gibi mineraller barındırdığı için her yönüyle tüketilmesi öneriliyor.

Orkinos: Omega-3, kalsiyum, fosfor, demir, çinko, sodyum, potasyum, magnezyum ve A – E – B grubu vitaminleri barındıran orkinos, balık tutkunlarının vazgeçilmezi sayılıyor.

D Vitamini Eksikliği Belirtileri Nelerdir

D vitamini güneş ışınlarının etkisiyle aktif hale gelen önemli ve gerekli bir vitamindir. D vitamini eksikliğinde, kemik sağlığından ruh sağlığına kadar çok geniş alanda etkileniyoruz. Vitamin yönünden ne durumda olduğumuzu görmek için düzenli kontrol ya da vücuttaki belirtileri takip etmeliyiz. İşte D vitamininin belirtileri;

  • Depresif ruh hali; hiçbir şeyden keyif almamak, sürekli uyumak, günlük yaşamdaki rutini ihmal etmek.
  • Kas ve kemik ağrıları; vücudun her noktasında kemik ağrıları, kaslarda kramplar ve kuvvet kaybı yaşamak.
  • Eklem ağrıları; eklemlerde ve parmaklarda ağrı hissetmek.
  • Yorgunluk; Sabahları uyanmakta zorlanmak ve gün içinde yorgun düşmek.
  • Aşırı terleme; özellikle baş ve boyun bölgesinde olmak üzere yoğun terlemek.
  • Kilo verememek; düzenli ve dengeli beslenmeye rağmen bir türlü kilo verememek.
  • Soğuk algınlığı ve nezle; çok sık soğuk algınlığı ve nezle rahatsızlığını yaşamak.
  • İshal ve kabızlık; her ikisi de D vitamini eksikliğinde kendisini gösterir.

Bu belirtilerin birkaçı ya da hepsi varsa vitamin değerlerini ölçtürmek üzere tahlil yaptırmanızı öneririz. D vitamini eksikliğinin tespitinde, mutlaka doktorun önerdiği dozda D vitamini desteği kullanılmalıdır.

 

Yaz Döneminde Omega 3 Kullanımını Bırakmayın!

Her dönemde ihtiyacımız olan Omega 3, zihinsel ve bedensel sağlığımızın en büyük koruyucusu kabul ediliyor. Pek çok kişi bilmiyor ama Omega 3 yoğun tüketimle vücutta depolanabilen bir yapıya sahip değildir. Kışın düzenli balık tüketenler Omega 3 anlamında yeterince destek aldıklarını düşünüyorlar, oysaki Omega 3 süreklilik isteyen bir besin öğesidir. Yaz mevsiminde fiziksel olarak daha fazla efor harcıyoruz, daha fazla enerji kaybı yaşıyoruz. Bu yüzden kışın alınan Omega 3, mutlaka yazın da alınmaya devam edilmelidir. Omega 3 kullanımına yaz aylarında devam etmek için önemli sebepler şöyledir;

Vücutta depolanmazlar, eksikliği hissedilir

Omega 3 yağ asitlerinin her dönem alınmasının temel sebebidir. Özellikle çocuklar için Omega 3 desteği fiziksel ve zihinsel gelişime katkı sağladığı için ekstra önem taşıyor. Omega 3 içerikli besinlerden ya da besin takviyelerinden faydalanılmalıdır.

Sağlıklı beyin faaliyetleri için gereklidir

Omega 3 yağ asitleri beyin sağlığı için oldukça faydalıdır. Daha anne karnındayken faydasını gösteren Omega 3, bebeğin zekâ gelişimini olumlu yönde etkiliyor. Beyin sistemi, retina gelişimi, akademik başarı, odaklanma, algılama becerisi Omega 3 desteği ile daha elverişli hale geliyor.

D vitaminini engellemez

Yazın Omega 3 kullanımı, D vitamini alımını önler gibi yanlış bir düşünce var. Uzmanlar bu bilginin yanlış olduğunu belirtiyor ve Omega 3 yağ asitlerine mevsim fark etmeksizin her zaman ihtiyacımız olduğunu dile getiriyor.

Ayrıca yeri gelmişken şu konuya da değinelim; İçerisinde D vitamini olan balık yağları da yazın kullanılabilir. Balıktan sağlanan doğal D vitamini, günümüz teknolojisi sayesinde üretim aşamasında ayrıştırılıp sonra istenilen miktarda balık yağına dahil ediliyor. Balık yağı içeriğindeki D vitamini miktarı, her gün kullanılabilecek uygunlukta sınırlandırılıyor ve yazın da güvenle kullanılabilmesine olanak tanıyor.