shutterstock_450048262

Gebelikte Balık Yağı Kullanımı Nasıl Olmalıdır?

Dünyada kıymeti uzun süredir bilinen ancak ülkemizde son yıllarda önem kazanan Omega 3 kaynağı olan balık yağı, anne karnındaki bebeğe bile oldukça faydalı. Balık yağında bulunan Omega 3 yağ asitleri, esansiyel yağ denilen, çoklu doymamış yağları ifade ediyor. Sağlıklı vücut fonksiyonları için elzem olan bu yağlar, vücut tarafından üretilemez ve uzun süre depolanamaz. Uzmanların her gün balık yağı takviyesi alınmalı önerisinin temelinde bu gerçek yatıyor. Omega 3 yağ asitlerini içeren besinlerin sıklıkla tüketilememesi ve tüketilen besinlerle sağlanan Omega 3’ün şifasının vücutta depolanamaması, günlük Omega 3 ihtiyacının karşılanmasının kolay yolu olan balık yağı takviyelerine yönlendiriyor. Omega 3 yağ asitlerini beslenme ya da takviye şeklinde almak mümkündür. Ancak beslenme yoluyla alınan Omega 3, çoğu zaman yetersiz kaldığından doktorlar takviye alternatifini öneriyor. Balık yağı takviyesi balık sevmeyen kişilerin de Omega 3 yağ asitlerinden faydalanmaları imkanını sağlıyor. Günün herhangi bir zamanında alınabilen balık yağı takviyesi, günlük ihtiyacın karşılanmasına yardımcı oluyor. Balık yağı kullanımı hamilelik döneminde de büyük önem taşıyor. Kadınlar hamile kaldıktan sonra, uzmanlar bilhassa annenin ve bebeğin sağlığı açısından beslenme programına hemen Omega 3 desteğini ekliyor. Bebeklerde, çocuklarda Omega 3 desteğinin zekâyı artırdığı biliniyor. Daha zeki çocuklar, daha kaliteli yaşamlar için balık yağı ihmal edilmemelidir.

Hamilelikte Balık Yağı Kullanılmalı mı?

Omega 3 yağ asitleri, büyüme ve gelişmeyi doğrudan olumlu etkilediğinden uzmanlar, hamilelikte balık yağı kullanımını öneriyor. Balık yağı, bebeğin göz ve beyin gelişimini olumlu etkiliyor, anne adayının düşük riskini ciddi oranda azaltıyor ve daha kolay bir doğum yapılmasına zemin hazırlıyor. Anne adayı bebeğiyle birlikte kendi sağlığını da korumak zorundadır. Bebek annenin beslenmesiyle birlikte gelişimini tamamlıyor. Bu nedenle anne balık yağı kapsülleriyle kendisini korumalı ki bebek de aynı oranda korunsun ve gelişimini olumlu yönde tamamlasın. Anne adayları, yeterli miktarda balık yağı, Omega 3 almaz ise bebek annenin Omega 3 deposunu kullanır ve annenin sağlığını olumsuz etkiler. Annenin her anlamda balık yağından faydalanması gerekiyor. Elbette tercih edilecek balık yağının kalitesi hamilelik döneminde güvenle kullanım açısından büyük önem taşıyor.

Omega 3 yönünden yetersiz beslenen bebeklerde görülen fonksiyonlar şöyledir;

  • Erken doğum ortaya çıkar.
  • Anne adayı düşük yapabilir.
  • Bebek normalin altında bir kiloyla doğabilir.
  • Bebeğin beyin hücreleri yeterince gelişmeyebilir.
  • Bebeğin ileriki yaşamında meme ve prostat kanseri başta olmak üzere çeşitli kanser türlerine yakalanma riski yüksek olur.
  • Bebeğin zihinsel ve fiziksel becerileri gelişmemiş olabilir.

Gebelikte Balık Yağı Kullanmak Bebek Zekâsını Artırıyor!

Bilimsel araştırmaların sonuçları, Omega 3 yağ asitlerinden DHA’nın bebek zekâsını artırdığını göstermektedir. Gebelikte Omega 3 kaynağı olan balık yağı takviyesi tüketen annelerin, daha zeki bebekler doğurduğu gözlenmiştir. Omega 3, anne karnındaki bebeğin fiziksel gelişimiyle birlikte zihinsel gelişimini de olumlu etkilediğinden bu sonuç ortaya çıkıyor. Omega 3 desteği sağlayan balık yağı bebeğin göz, beyin ve sinir sistemi gelişimi için kullanımı önerilen önemli bir besindir.

Gebelikte Balık Yağı Alım Miktarı

Gebelikte hem annenin hem de bebeğin ihtiyacını karşılayabilmek amacıyla, annenin Omega 3 yağ asitlerinden en az 250 mg EPA ve DHA toplam miktarına ilave olarak ayrıca 200 mg daha DHA alması sağlanmalıdır. Bu miktarlar hem bebeği hem de anneyi korumaya yetiyor. Genellikle yüksek miktar Omega 3 içeren balık yağı kapsüllerinin tavsiye edilen günlük kullanım dozları bu miktarları rahatlıkla karşılayabiliyor. Omega 3 takviyesi olan balık yağı hamile kalmayı planladıktan itibaren düzenli kullanılmalı, hamilelik süresince özellikle de son üç ay hiç ihmal edilmeden alınmalıdır. Bebeğin beyin gelişimi son 3 ay içerisinde geliştiğinden asla ihmal edilmemelidir.

shutterstock_429608752

En Fazla Omega 3 Hangi Balıklarda Bulunur?

Deniz mahsullerinde bol miktarda protein, vitamin, Omega 3 ve mineral bulunuyor. Araştırmalar balık ağırlıklı beslenmenin çok sağlıklı olduğunu gösteriyor. Günümüzde Omega 3 dendi mi akla gelen ilk besin şüphesiz balıklar oluyor. Bebeğin anne karnındaki gelişimini, annenin sağlığını koruyan Omega 3; yetişkinlerde Alzheimer riskini düşürüyor, kalbi koruyor, bağışıklık sistemini güçlendirerek zekâyı olumlu yönde etkiliyor. Uzmanlar haftada 20 ila 350 gram arasında balık tüketilmesi gerektiğini belirtiyor. Peki, hangi balıkları tüketmede öncelikli olmak gerekiyor? Hangi balıklarda daha fazla Omega 3 bulunuyor? İşte cevabı;

Balık tüketiminde civa oranlarına özen göstermek gerekiyor. Civa oranı az, Omega 3 oranı yüksek olan balıklar; somon, ton balığı, karides, hamsi, morina, lüfer, mezgit, karides, orkinos – ton balığı gibi balıklardır. İçerisinde Omega 3 olmasına karşın civa barındırdığı için ölçülü tüketilmesi gereken balık türü ise uskumru balığıdır.

Omega 3 yağ asitlerinden balık tüketerek yararlanmak isteyenlerin haftada “en az” 2 kez balık yemesi gerekiyor. Omega 3 kaynağı olan balık yağı takviyelerinin asıl kullanılma sebebi balık tüketiminin azlığı. Eğer balık yağı alınmayacaksa en azından doğal yollarla bitkisel ürünlerden ve hayvansal gıdalardan Omega 3 alınmaya özen gösterilmelidir.

Omega 3 Kaynakları Nelerdir?

Omega 3, hayvanlardan, bitkilerden, tohumlardan ve tahıllardan alınabiliyor. Geçmişte doğal yaşamın gerçekten var olduğu dönemde insanlar ineklerin ve koyunların yediği yeşillikler aracılığıyla daha doğrusu bu hayvanların sütü sayesinde Omega 3 kaynaklarından en doğal şekilde yararlanabiliyordu. Ancak günümüzde süt ve süt ürünleri, hayvancılık endüstriyel zeminde gerçekleştiğinden en zengin Omega 3 kaynağı balık kabul ediliyor. Balıkların denizde yüzerken yediği yosunlarla Omega 3 üretiyor ve bizler de bu yolla Omega 3’ten faydalanıyoruz.

Ceviz, keten tohumu, yumurta, süt, kırmızı et, tavuk, balık, ceviz, ıspanak, brokoli, lahana, marul, semiz otu, chia tohumu, mercimek gibi besinlerde de Omega 3 bulunuyor. Ancak  bitkisel kaynaklardan elde edilen Omega 3 yağ asitlerinin vücut tarafından kullanımı, hayvansal ürünlerden sağlanan Omega 3 kadar olamıyor. Aslında her mevsim, o mevsimin meyve ve sebzelerini tüketmek, et ve balık tüketimine dikkat etmek Omega 3 almayı doğal bir rutin haline getiriyor.

Hangi Balıkları Dikkatli Tüketmek Gerekiyor?

Balık sağlıklı bir deniz ürünüdür ancak bazı balık türleri denizin dip bölümlerinde yaşadığı için ağır civa içerebiliyor. Bu nedenle mezgit, kalkan, barbun gibi diplerde yüzen balıkları tüketirken dikkat etmek gerekiyor. Dip balıklardaki ağır metal ölçümleri devlet tarafından kontrol ediliyor. Bu ölçümlerin yapıldığı balıklar tüketilebilir. Ancak balığa karşı hassasiyeti olanlar, bünyesi hassas olan kişiler doktora danışmadan hareket etmemelidir.

Balık mı? Balık Yağı Kapsülü mü?

Balık sezonu kışın açıldığından, yıl boyunca bol balık çıkmadığından balık tüketimini düzenli yapmak zorlaşıyor. Denizlerdeki kirlilik ise ekstra bir faktördür. Öncelikle balığın tüketimi önerilmekle birlikte, balık tüketilemediği ve yetersiz Omega 3 alımı düşünüldüğü durumlarda balık yağları Omega 3 desteği sağlayan alternatifler olarak sunuluyor. Balık yağı takviyesi kullanmak pratik bir yöntemdir. Omega 3’ün hayvansal kaynağı olan balık yağı takviyeleri, yine sağlıklı ve lezzetli balıklardan elde edilerek sıvı, şurup veya kapsül formları haline getirilmektedir.

Balık Yağı Takviyesi Obeziteye Yol Açar mı?

Balık yağı kullanımına dair en çok soru işareti ve endişe yaratan konu obezite – kilo problemidir. Zira balık yağı kilo yapar, iştah açar ve obeziteye yol açar gibi yanlış bir düşünce var. Ancak araştırmalar tam aksini gösteriyor. Balık yağı, karın tipi yağlanmayı önlemede çok etkili bir koruyucudur. Karaciğer yağlanmasında etkili bir tedavi sağlar. Kilo vermek isteyenler için balık yağı kilo aldırmaktan ziyade metabolizmayı hızlandırarak kilo verme sürecini daha tempolu hale getirir. Balık yağı ihtiyaç duyulan enerjiyi sağlar, bu enerji kilo vermeye çalışılırken kullanılarak yağları eritir.

shutterstock_380349367

Günlük Omega 3 İhtiyacı Nedir?

Omega 3 denince akla hemen balıklar ve balık yağı takviyeleri geliyor. Her gün mutlaka besinlerle veya takviyelerle Omega 3 almak, zihinsel ve fiziksel açıdan sağlıklı yaşam için önem arz ediyor.

Uzmanlar, Omega 3 yağ asitlerinin önemini özellikle balık sezonu açıldığında hatırlatıyor. Haftada 2 kez balık tüketmek, yeşil yapraklı sebzeler yemek, keten tohumu gibi tohumlar tüketmek, ceviz yemek, kahvaltıda yumurtaya yer vermek, kırmızı eti beslenmeye eklemek gibi çeşitli beslenme rutinleri Omega 3 yağ asitlerinden her gün yararlanmayı sağlıyor.

Omega 3 sadece kışın ihtiyaç duyulan ve alınması gereken bir yağ asidi değil. Kişiler en çok burada yanılgıya düşüyor. Oysaki kışın olduğu kadar yazın da insanın desteğe ihtiyacı var. Özellikle de yazın ortaya çıkan kronik yorgunluk, halsizlik, enerji düşüklüğü, isteksizlik gibi problemler Omega 3 ihtiyacı olduğunun göstergesi olabiliyor.

Uzmanlar tarafından Omega 3 yağ asitlerinin her gün alınması gerektiği belirtiliyor, fakat ne kadar alınması gerektiği kesin olarak söylenemiyor. Sağlık otoriteleri tarafından sağlıklı yaşamın devamlılığına yardımcı olan en az ve en fazla ne kadar Omega 3 alınması gerektiği konusunda tavsiyede bulunulmakta, fakat ideal alınması gereken miktar konusunda kesin bir bilgi verilememektedir. Omega 3 ihtiyacı kişinin yaşadığı ortama, genetik yapısına, beslenme düzenine, yaşam kalitesine bağlı olarak kişiden kişiye değişkenlik gösterebiliyor. Bu nedenle yaşadığımız ortamın sağlık üzerine olan olumsuz şartları ve balık tüketiminin azlığı düşünülerek, güvenle kullanılabilecek miktarlar göz önünde tutularak ve bilimsel çalışmalarda kullanılan ve olumlu sonuçların elde edildiği miktarlar da esas alınarak yaş gruplarına göre tavsiye edilen kullanım doz önerileri yapılabiliyor.

Omega 3 Kaynağı olan Balık Yağları Nasıl Kullanılır?

Omega 3 yağ asitleri içeren besinler, nasıl günün herhangi bir saatinde tüketilebiliyorsa, Omega 3 takviyesi olan balık yağları da günün herhangi bir saatinde alınabilir. Aç veya tok karnına alınabilir olması balık yağının üretim kalitesine bağlı olarak değişir. Bazı balık yağları midede rahatsızlık hissi oluşturur, reflüye neden olur ve balık yağı kokusunun hissedilmesi nedeniyle kişide tiksinti oluşturur. Bu nedenle bu çeşit balık yağlarının mutlaka tok karnına alınması ve hatta rahatsızlık hissinin az hissedilmesi için akşam yatmadan önce alınması önerilir. Oysaki her balık yağı bu duruma neden olmaz. Üretim kalitesi yüksek olan balık yağları bu gibi şikayetler oluşturmayacağı gibi aç veya tok karnına günün herhangi bir zamanında alınması kolaylığı da sağlar. Omega 3 yağ asitleri, yaşam kalitesini yükseltip, birçok hastalığa karşı koruyucu rol oynadığından düzenli olarak alınması önemlidir.

Neden Omega 3 Alınmalı?

Omega 3 vücudun üretemediği ancak dışarıdan mutlaka alınması gereken en temel yağ asitlerinden biridir. Birçok hastalığa karşı koruyucudur, riskleri düşürmede etkilidir. Örneğin diyabet hastalığına karşı direnç sağlar, kişiyi korur. Öte yandan hücre zarlarını korumada etkilidir. Hücrelerin yenilenmesini sağlar, yaşlanmanın izlerini azaltır ve geciktirir. Cilt üzerindeki esnekliği sağlar, daha dinç bir görüntü sunar. Damarlardaki pıhtılaşmayı önler, kanser türlerine yakalanma riskini düşürür. Kanı sulandırması sebebiyle kalp krizine karşı koruyuculuk gösterir. Zihinsel performansı doğrudan artırır. Düzenli Omega 3 alımı sayesinde, çocukların akademik yaşamı daha başarılı hale geliyor. matematik zekasını artırmak, dikkat bozukluğunu yenmek, hiperaktivite ile savaşmak, çocukların ruh dengesini korumak için Omega 3’ü düzenli almak yeterlidir. Yapılan araştırmalar, Omega 3’ün depresif ruh haline iyi geldiğini göstermiştir.

shutterstock_262563494

Kış Mevsiminde Hangi Vitaminler Mutlaka Alınmalı?

Hastalıkların salgın halinde gezindiği, kişilerin fiziksel ve ruhsal enerjisinin emildiği, bağışıklık sisteminin korunmasız kaldığı kış mevsimine daha sıkı ve kontrollü girmek mümkün! Kış boyunca düzenli alacağınız vitaminlerle hasta olmaz, vücut bütünlüğünüzü koruyabilirsiniz. İşte o vitaminler;

C vitamini: Kış aylarında bağışıklık koruyucusu C vitaminini daha çok turunçgillerden almayı düşünürüz. Kış boyunca mevsim meyvelerinden düzenli tüketmek C vitamini almaya yardımcı olacaktır. Öte yandan kuşburnu, maydanoz, yeşil ve kırmızı biberin de C vitamini kaynağı olduğunu unutmayınız.

D vitamini: Güneşten mahrum kalınan kış aylarında, vücut D vitamini eksikliği çektiğinde çeşitli hastalıklara yakalanır. D vitaminini doğrudan güneşten almak zorlaşır, bu yüzden takviye şeklinde almak gerekebilir.

E vitamini: Kışın cilt sürekli kurur ve pul pul dökülmeler yaşanır. Bu durumun genel sebebi E vitamini eksikliğidir. Deri ve cilt problemlerini E vitamini alarak kontrol edebilirsiniz.

Demir: Kışın düşen demir seviyesinin en büyük belirtisi halsizlik ve yorgunluktur. Bilhassa kadınlar dönemsel demir eksikliğini daha çok yaşar. Demir alımına dikkat etmek, enerjik ve zinde kalmayı sağlar. Ispanak ve brokoli demir alımı için tercih edebileceğiniz sebzeler olduğu gibi, badem, ay çekirdeği gibi kuruyemişler ve tam buğday ürünlerinden de ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. C vitaminiyle birlikte alındığında demir emilimi artacaktır.

Folik Asit: Folik asit ıspanak, roka ve benzeri yeşil yapraklı bitkilerde bulunuyor. Düzenli tüketilmediği takdirde folik asit ihtiyacı doğuyor. Cildi nemli tutmak, cilt problemlerinin oluşumuna engel olmak için folik asit almak gereklidir. Folik asidin kalp ve damar sağlığının ve sinir sisteminin korunması amacıyla da çok faydalı olduğunu da belirtmek gerekir.

Bonus: Omega 3!

Her ne kadar konumuz vitaminler de olsa, yağ asidi olan Omega 3’ün de kışın alınması gerekliliğinden bahsetmeden olmaz. Yapılan tüm bilimsel araştırmalar, Omega 3 yağ asitlerinin insan vücudu için çok güçlü ve mutlaka alınması gereken yağlardan olduğunu gösteriyor. Mutsuz hissetmek, kötü bir psikolojiyle mücadele etmek dahi Omega 3 takviyesiyle düzeltilebiliyor. Kış aylarında yaşanan depresif ruh halinden arınmak ve bağışıklığı güçlendirmek için Omega 3 ihmal edilmemelidir. Sadece kış döneminde de değil, her mevsim Omega 3 alımı sağlıklı yaşam için önemlidir.

shutterstock_263066297

Avokadonun Faydaları Nelerdir?

Mucizevi meyve avokado, eskiye oranla ulaşılmaz bir meyve değil. Her markette ve pazarda avokado bulunabiliyor. Avokadonun yaygın olması şifalarından yararlanmayı kolaylaştırıyor. İşte sağlık deposu avokadonun bilinen faydaları;

Kilo vermeyi kolaylaştırır: Kilo vermek isteyenler için mükemmel bir meyvedir. Ana veya ara öğünlerde tüketmek doygunluk hissi verir. İçerdiği faydalı yağlar ise sağlıklı yağ alımını sağlar.

Göz sağlığını korur: Antioksidan deposu avokado, lutein ve zeaksantin isimli görme yetisi için önemli olan iki önemli antioksidan içeriyor. İlerleyen dönemlerde çıkabilecek göz problemlerine karşı avokado ile önlem almak mümkündür.

Omega 3 içerir: Doymamış tekil yağ asitleri anlamında avokado özel bir meyvedir. Omega 3, kanser türlerine yakalanma riskini düşürür. Sağlıklı yaşam için ihtiyaç duyulan destek, avokadoda bulunan değerli yağlar ile sağlanabiliyor.

Yüksek lif içerir: Lifler bilindiği gibi sindirimi kolaylaştıran ve rahatlatan maddelerdir. Avokadoda yüksek oranda lif bulunması; kilo kaybını düzenler, kan şekerini kontrol altına alır, bağışıklık sistemini korur ve faydalı bakterilerin çoğalmasını sağlar.

Vitamin ve mineral deposu: Potasyum, bakır, E vitamini, C vitamini, B6 vitamini içeren avokado, bağışıklık sistemini ve cilt sağlığını güçlendirmek için en etkili meyvelerdendir.

shutterstock_465164366

Kışın D Vitamini Desteği Alın!

Kış geldi, hastalıklar yüzünü göstermeye başladı. Henüz önlem almanın, bağışıklık sistemini güçlendirmenin zamanı elbette geçmedi. Kış hastalıklarından korunmak, vücudu soğuğa karşı hazır tutmak için C ve D vitamini desteği şart! Uzmanlar C vitamini birçok meyveden alındığından ve farkındalık oluşturduğundan dikkatleri D vitaminine çekiyor. Zira D vitamini kış desteği arayan kişiler için diğer vitaminlerden üstün konumda kabul ediliyor.

D vitamininin en ideal kaynağı güneş ışınlarıdır. Vücudumuza dik gelen öğlen güneşindeki UVB ışınları sayesinde vücudumuzda D vitamini sentezlenebiliyor. Öte yandan kanserojen riski düşünüldüğünde uzmanlar tarafından yazın öğlen güneşine çıkılmaması ve güneşin zararlı etkilerinden korunmak için de mutlaka güneş koruyucu kullanılması öneriliyor. Sonuç olarak, yazın D vitamini stoklarının normal seviyeye getirilebileceği düşünülürken, maalesef düşük D vitamini seviyesiyle kışa doğru geçiş yapılıyor. Sonbahardan itibaren ise mevcut D vitamini stokları gittikçe azalıyor, halsizlik, bitkinlik, kas ve eklem ağrıları, bağışıklık kaybı görülüyor. Stokları telafi etmedikçe de zamanla zihinsel hastalıkların, kanser, kalp ve kas hastalıkları gibi kronik hastalıkların oluşumuna zemin hazırlanmış oluyor. Bu nedenle genel sağlığın korunması amacıyla uzmanlar tarafından her gün D vitamini alımına önem verilmesi tavsiye ediliyor.

D vitamini seviyesini kanda normal değerlere yükseltebilmek veya koruyabilmek amacıyla faydalanabileceğiniz kaynaklar arasında, morina balığı karaciğer yağı önemli bir yer tutuyor. Morina balığı karaciğer yağı, sağlıklı yaşam için ihtiyaç duyduğumuz omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA ile birlikte A ve D vitaminlerinin de doğal kaynağıdır. Morina balığı karaciğer yağından, günümüz teknolojisi sayesinde her gün kullanıma uygun miktarlarda vitamin içeriğine sahip olan ve üretim aşamasında hassas saflaştırma yöntemi uygulanarak zararlı olabilecek maddelerden arındırılmış takviye edici gıdalar da üretiliyor. Böylece her gün ve her mevsim güvenle kullanım olanağı sağlanıyor. Morina balığı karaciğer yağı, hem omega-3, hem de A ve D vitaminleri ihtiyacının karşılanmasına yardımcı oluyor, sağlıklı yaşamı destekliyor.

shutterstock_597249428

Ekim Ayında Hangi Balıklar Tüketilir?

Balık sezonunun açıldığı, kış mevsiminin kapıları araladığı şu günlerde tezgâhlarda balıklar yerini almaya başladı. Omega 3 deposu şifalı balıklar hem mideye, hem de sağlığa hitap ediyor. Ekim ayı denince akla gelen ilk balık türü şüphesiz palamut oluyor. Palamudun en bol olduğu dönemlerde fiyatlar da oldukça ekonomikken bol bol tüketmek gerekiyor. İşte Ekim ayında tüketebileceğiniz diğer balıklar;

Lüfer: Lüfer, buğulama ve ızgara olarak tüketilen lezzetli bir balıktır. Lüfer balığının boylarına göre farklı isimleri vardır. Çinekop, sarıkanat, kafana gibi isimlerle anıldığını görmek mümkündür. Ekim ayında bolca lüfer tüketmek sağlığa iyi gelecek.

Hamsi: Ülkemizin en sevilen ve bol balıklarından hamsi, sezonu bütün haşmetiyle açmış durumda. Ekim ayında sıklıkla hamsi tüketmek balığın tüm etkilerinden faydalanmayı, sağlıklı kalmayı sağlar.

İstavrit: Tavada veya ızgara şeklinde tüketimi yoğun olan istavrit, lezzet anlamında şahane bir balıktır. B2, B6, B12 gibi önemli vitaminleri barındırması, hormon dengesini koruması istavritin öne çıkan faydalarından.

Kefal: Leziz etiyle ön plana çıkan kefal, bu mevsimde açık denizlerde bolca avlanır. Kefal balığı buğulama, ızgara, tava haricinde kavurma gibi farklı tariflerle de zenginleştirilip yenilebiliyor.

Karagöz: Yassı bir balık olan karagöz, bol yağlı bir balıktır. Kış mevsiminde denizin derinliklerinde yakalanır. Her mevsimde bulunsa da kışın tutulan karagöz balıkları daha lezzetli ve dolgundur.

osm

Osmanlı Döneminde Balık Tüketimi

Osmanlı mutfağı her zaman ihtişamlı yemekler, zengin sofralar ve bugüne ulaşmış yöresel lezzetleriyle biliniyor. Padişahların sofralarını taçlandıran yemeklere baktığımızda balıkların çok az yer kapladığını görüyoruz. Balık tüketiminde tatlı su ve tuzlu su ayrımı yapılmıştır. Osmanlı döneminde tuzlu su balıkları bol miktarda, çok ucuza satılıyordu. Ancak balık tüketimi genel anlamda fakir halkın tercihini oluşturuyordu. Osmanlı mutfağının kayıtlarına baktığımızda saray sofralarında tatlı su balıklarının yer aldığı ortaya çıkıyor. Su ürünlerine dair yayılan yanlış bilgi ve inanışlar balıkçılığın gelişimini önlemiştir. Saray mutfaklarına her türlü balığın girdiği dönem Sultan II. Abdülhamit dönemini işaret ediyor. Kalkan, kaya balığı, lüfer, levrek, barbunya, uskumru, mezgit, kefal, pisi balığı, kırlangıç gibi balıklar düzenli olarak saray mutfağına ve sofralarına girmeye başlamıştır. Öyle ki kayıtlar Sultan Abdülhamit’in lüfer balığını bilhassa çok sevdiğini belirtiyor. Saray mutfağına girmeyi başaran ve Osmanlı kültüründe küçük de olsa yer almaya başlayan balıklar, şifasından çok lezzetiyle öne çıkmıştır.

 

shutterstock_791658196

Kör Mağara Balıklarını Tanıyor Musunuz?

Kör mağara balıkları ya da diğer bilinen adıyla Meksika Mağara balıkları, kör olmalarıyla dikkat çekiyor. Aslında balığı ilginç kılan şey geçmişte bu balık türlerinin görebiliyor olmasıydı. Meksika mağara balıkları, zaman geçtikçe körleşmeye başlamış ve günümüzde sadece bu şekilde yaşamaya alışmışlardır. Görme eylemi balık gibi bir canlı için maksimum düzeyde enerji gerektiriyor. Araştırmacılar, bir mutasyonun göz genlerini devre dışı bıraktığını ve bu nedenle balıkların kör kaldığını düşünüyor. Ancak ilginç bir detay var ki balıkların DNA diziliminde göz genlerini engelleyen herhangi bir fark görülmüyor. Meksika balıkları için kör olmak aslında bir avantaj olabiliyor. Enerjilerini görmekle harcamadıkları için yüksek oranda enerji tasarrufu sağlıyorlar. Kör mağara balıkları görmeyen gözleri nedeniyle bilim dünyasında çok konuşulsa da balıkların yaşam rutini incelendiğinde, kör olmanın herhangi bir olumsuzluk yaratmadığı görülüyor. Meksika balıkları, az besin ile karanlıkta yaşamaya alışmış durumda. Araştırmacılar yoğun olarak enerji tasarrufuna dikkat çekiyor, kör olmalarını buna bağlıyor.

shutterstock_515051113

Limon ve Zencefil Aromalı Kılıç Balığı

Sonbahar mevsimiyle birlikte tezgâhlarda yerini almaya hazırlanan kılıç balığı, lezzetli etiyle tüm balık restoranlarının ve tutkunlarının gözdesi. İşte kılıç balığından yapabileceğiniz lezzetli bir tarif;
Malzemeler
• 8 adet kılıç balığı filetosu
• 2 limon suyu
• 2 çay kaşığı zencefil
• 4 diş sarımsak
• 1 limon kabuğu rendesi
• 2 yemek kaşığı bal
• Bir tutam pul biber
• 1 demet maydanoz
• 1 dal biberiye
Hazırlanışı
Balık filetoları haricinde kalan bütün malzemeler blender’dan geçirilir. Elde edilen karışım, balıkların üzerine dökülür ve dinlenmesi için buzdolabında yaklaşık 45 dakika bekletilir. Marine edilmiş balıklar çıkarıldıktan sonra balığın üzerindeki fazla soslar alınır ve ızgaraya yerleştirilir. Balığın her iki tarafı 7 – 8 dakika pişirilir. Pişme esnasında kalan sos fırça yardımıyla balıkların üzerine sürülür. Kılıç balığını servis ederken mevsim sebzelerinden yapılmış bir salata tercih edebilirsiniz. Afiyet olsun.