möllers damla balığı

Damla Balığını Tanıyor musunuz?

Damla balığı, nesli tükenmekte olan canlılardan biri. Aynı zamanda dünyanın en çirkin hayvanı sayılıyor. Yapılan bir oylama sonucu damla balığı kendine has görüntüsü, sarkık ve yumuşak yapısı ile dünyanın en çirkin balığı seçildi. Denizin derinliklerinde yaşayan damla balığı, 900 metre derinlerde yaşayan ve eti yenmeyen bir balık türüdür. Birçok kişi için balık çirkin görüntüsü nedeni ile iştah kapatıcı kabul ediliyor. Damla balığı tam anlamıyla akışkan, jel kıvamında farklı bir balık görüntüsündedir. Büyük bir vücutları olmasına karşın küçücük bir kuyrukları vardır.

Damla balığı Avustralya’nın güneyindeki adalarda ve Tazmanya yakınlarındaki okyanusların derinliklerinde yaşıyor. Yengeç ve ıstakoz ile beslendiği gözlenmiştir. Akışkan yapıya sahip olan damla balığı, balıkçı ağlarına sürekli takıldığı için neslinin tükenmesi söz konusudur. Damla balıkları için yapılan çirkin yakıştırması neticesinde Çirkin Hayvanları Koruma Derneği, damla balığını derneğin maskotu haline getirmiştir. Hayvanların neslini korumada çirkin – sevimli ayrımı yapılmaması gerektiğini belirten dernek, damla balığının yaşam alanlarını korumak için çalışmalar gerçekleştiriyor.

möllers haşimato nedir

Haşimato Nedir?

Haşimato hastalığı bir tür tiroit hastalığıdır. Vücudun koruma mekanizmasının tiroit dokularını yabancı olarak algılayıp saldırıya geçmesi neticesinde ortaya çıkan bağışıklık sistemi hastalığıdır.  Bu hastalık tiroit hormonu fazlalığına ya da eksikliğine neden oluyor. hastalık ilk kez 1912 yılında Japon bilim insanı Akara Haşimato tarafından keşfedildiğinden Haşimato ismi ile anılmaktadır. Haşimato hastalığı kadınlarda daha sık ve yoğun şekilde görülüyor. 45 ila 65 yaş arasındaki kadınlar risk grubunda kabul ediliyor. D, B vitamini, selenyum, iyot, probiyotikler tüketerek hastalığın etkilerini hafifletmek mümkündür.

Haşimato Hastalığının Belirtileri

Haşimato hastalığını bariz şekilde gösteren klinik bir belirti yoktur. Hormonsal değişimler, çeşitli belirtiler neticesinde uzmana görünmek sureti ile Haşimato hastalığının tanısı konulabiliyor. Belirgin Haşimato belirtileri şunlardır;

  • Çok sık kilo alıp verme
  • Çabuk üşüme
  • Ciltte kuruluk
  • Ses tonunda değişiklik
  • Kronik yorgunluk
  • Vücutta kramp
  • Kabızlık

Haşimato tespit edilmesi zor bir hastalıktır. Belirtiler farklı hastalıkların belirtileri arasında da yer aldığından ya da mevsim geçişlerinde rastlanılan şeyler olduğundan tanısını koymak zor olabiliyor. Unutkanlık, odaklanma zorluğu, konuşmada yavaşlık, saç dökülmesi, menstrüasyon düzensizliği, depresif ruh hali, sinir, iştahsızlık da belirtiler arasında yer alıyor.

möllers hamsinin en lezzetli zamanı

Hamsinin En Lezzetli Olduğu Zaman!

Kış mevsimi ile birlikte balık mevsimi de açıldı. Sezon boyunca birbirinden lezzetli ve faydalı birçok balık sofraları süsleyecek. Özellikle hamsi ülkede yoğun biçimde tüketiliyor. Hamsinin balık tezgâhlarında her zaman farklı bir yeri olmuştur. Hem ekonomik, hem lezzetli, hem de faydalı olması hamsinin çok tercih edilmesinde etkilidir. Yalnız mısır ununa bulanıp kızartılan hamsideki Omega-3 kaybından dolayı faydalı etkilerini görmek zorlaşıyor. Hamsinin faydalarından yararlanmak için ızgara ve buğulama ile pişirilmesi öneriliyor. İşte hamsinin bazı faydaları;

  • A ve D vitamini ihtiyacının karşılanmasına yardımcı oluyor.
  • Bol miktarda fosfor, iyot, magnezyum, potasyum, sodyum ve kalsiyum içerir. Özellikle kalsiyum ve magnezyum kemiklerin, dişlerin yapısını güçlendiriyor; çocukların gelişimini destekliyor.
  • Zengin Omega 3 kaynağı olmasından dolayı, kalp sağlığını korur, kan basıncını dengeler, kalp ritim bozukluğunu önler, kötü kolesterolü düşürür. Düzenli kan akışkanlığı sağlar, depresyonu önler.
  • Kemik erimesini önlemede etkili olan hamsi, felç riskini de düşürür.
  • Cildi korur; tırnak, saç ve deri problemlerini önler.
  • Kilo kontrolü sağlar, form tutmayı kolaylaştırır.
shutterstock_573704587

Fırında Kalkan Tarifi

Hafıza kaybını, unutkanlığı önlemede etkili olan ve Omega 3 yönünden faydalı olan kalkan; kalsiyum, fosfor ve A vitamini içeriyor. Doku oluşumundan göz sağlığına, kemik sağlığından kış hastalıklarının önlenmesine kadar birçok faydası bulunuyor. Bu nedenle kalkan tarifleri sofralardan eksik edilmemelidir. İşte fırında kalkan tarifi;

Malzemeler

  • 1 tane kalkan balığı
  • 2 adet defne yaprağı
  • 2 tatlı kaşığı limon suyu
  • 3 diş sarımsak
  • Bir tutam tuz
  • Göz kararı zeytinyağı

Hazırlanışı

Önce balık bir güzel temizlenir ve ardından zeytinyağı ile yağlanır. Balığın her tarafı eşit oranda yağlanmalıdır. Balık tepsiye konulduktan sonra rendelenmiş sarımsak ve tuz karıştırılarak üzerine eşit şekilde dökülür. Defne yaprakları balığın üzerine konularak 200 derecelik fırına atılır. Kalkan balığı yaklaşık 30 – 35 dakikalık bir sürede pişer. Piştikten sonra üzerine kıyılmış maydanoz ve limon suyu dökülerek servis edilir.

möllersomega3 tiorit sağlığı için beslenme önerisi

Tiroit Sağlığı İçin Beslenme Önerileri

Orta yaş ve üstü kadınları esir alan bağışıklık sistemi hastalığı haşimato ve hipotiroit, sağlıklı beslenme ile çözümsüz kalmaktan çıkıyor, hastalıklar önleniyor. Susam, ceviz ve balığın tiroitler üzerindeki etkisi araştırıldığında bağışıklık sistemindeki bozuklukların giderilmesi açısından faydalı etkileri olduğu görünüyor. Son yıllarda kadınlarda sıklıkla görülen haşimato, tiroitlerde dengesizlikler yaşanmasına neden oluyor ve yaşam kalitesini düşürüyor. Kronik yorgunluk, iştahsızlık, kiloda artış, sinirlilik, depresyon, saç dökülmesi, kabızlık ve benzeri etkilerle kendini gösteren tiroit bozukluğu, sağlıklı beslenme düzeni, Omega 3, vitamin ve mineral desteği ile önlenebiliyor.

Uzmanlar tiroit bozukluğunu yenmek veya önlemek için öncelikle günde iki buçuk litre su içmeyi öneriyor. Su aynı zamanda vücutta biriken ödemin dışarı atılmasına yardımcı olur. Beslenmede ise Omega 3 içeren besinlere yönelmek, tavuk, hindi ve kırmızı et tercih etmek gerekiyor. Haftada iki gün kuru baklagiller tüketilmelidir. Tiroide iyi gelen besinler arasında deniz ürünleri, yumurta sarısı, kayısı, mantar, su teresi, baklagiller, yağsız kırmızı et gibi besinler yer alıyor. Metabolizmayı tiroidin kötü etkilerinden korumak ve hastalığın etkilerini önlemek için beslenme, egzersiz önem taşıyor. Omega 3 alımı için balık yağı takviyesi almak da tiroit bozukluklarının önlenmesinde uygulanan tedavi desteklerinden biridir.möllersomega3 tiorit sağlığı için beslenme önerisi

curamed yaşlılıkta beslenme önemi

Yaşlılıkta Beslenmenin Önemi Artıyor!

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 65 yaş ve üstü kişileri yaşlı olarak kategorize ediyor. Elbette ortalama insan ömrü uzadığından yaşlı diye sınıflandırma yapılan yaş grubu aslında gün geçtikçe ilerliyor. Zira sağlıklı ve dengeli beslenme, egzersiz, uyku, vitamin ve Omega 3 gibi takviyeler ile yaşam kalitesi yükseltiliyor ve insan ömrü uzuyor. Elbette tüm yaş gruplarında beslenme önem teşkil ediyor. Bilhassa yaşlılarda beslenme daha önemlidir. Çünkü kaliteli, huzurlu bir yaşlılık için yediklerimize çok dikkat etmeliyiz. Yaşlandıkça metabolizma ile birlikte birçok şey aşağı yönde ilerleme kaydeder. Örneğin vücut ağırlığı altmış yaşından sonra düşme eğilimi gösterir. Metabolizma yavaşlar. Kilo artışı yaşanır. Kabızlık gibi sindirim sistemi zorlukları yaşanır.

Belli bir yaşın üzerine geldikten sonra az ve sık yeme düzeni tercih edilmelidir. Beslenme ve diyet uzmanları kahvaltının es geçilmemesini belirtiyor ve haftada en az 2 kez balık tüketilmesini öneriyor. Balık, sağlık açısından elzem olan değerli Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA alınmasını sağlıyor. Ayrıca hem içerdiği diğer besin öğeleri hem de hafifliği ile de bünyeye fayda sağlıyor. Balık tüketimi konusunda belli bir düzene sahip olmayanlar için Omega 3 içeren balık yağı takviyesi öneriliyor ve balık tüketimiyle alınan Omega-3 gibi sağlıklı yaşam desteği sağlıyor. Balık yağının yanı sıra bitkisel ve sıvı yağlara geçiş yapılmalı, antioksidan içeriği zengin gıdalar, kaymaksız süt, yoğurt gibi ürünlerin tüketimine özen gösterilmelidir. Yoğurt aslında sadece yaşlılar için değil orta yaş ve üzeri tüm bireyler için önemlidir. Yoğurt tüketimi beyin kanamalarını önlüyor, yüksek tansiyondan koruyor, kemik erimesini geciktiriyor.

Omega 3 ve Protein Ağırlıklı Beslenme Tercih Edilmeli

Yaşlılıkta kas kayıpları ciddi anlamda yaşanıyor. Uzmanlar bunu önlemek için protein ağırlıklı beslenmeyi öneriyor. Omega 3 yağ asitleri, nasıl beyin, kalp, damar, sinir sistemi hastalıkları gibi kronik rahatsızlıkların ortaya çıkmasını önlüyor ve riskleri düşürüyorsa, protein desteği de kas ve kemik kaybını önlüyor. Neredeyse her öğünde protein içeren bir besin tüketmek önemlidir. Proteinin eksilmesi sinir – kas bütünlüğünü bozmaya yetiyor. Hareketsizlik, yanlış beslenme, birçok vitamin, mineral ve esansiyel yağlardan mahrum kalmak kas yapısını, iskelet sistemini kötü etkiliyor.

Bilinçsiz Diyetler Uygulanmamalı

Belli bir yaşın üstüne gelindiğinde metabolizmanın yavaşlaması veya haşimato gibi çeşitli hastalıklar sebebi ile kişilerde aşırı kilo artışı yaşanabiliyor. Aşırı kilolu olmak da zayıf olmak da yaşlılıkta tercih edilen, uzmanların istediği bir durum değil. İştahın artması kilo problemi nedeni ile sorun iken, azalması ise kas kütlesinde ve gücünde azalmaya sebep olur. Kaslardaki zayıflık çatlak, kırık risklerini yükseltir. Bu ihtimaller nedeni ile doktorlar zayıflığı daha büyük bir sorun olarak ele alıyor. Kilo problemi olan yaşlıların kendi başına zayıflamaya çalışmaması, uzmanın verdiği diyet yerine başkalarına özel hazırlanmış diyet programını uygulamaması öneriliyor. Yanlış uygulanan diyetler kiloda dengesizlik yarattığı gibi hastalıklara da zemin oluşturabiliyor.

Öğünler Aksatılmamalı

Beslenme ve diyet uzmanlarının yanı sıra birçok tıp uzmanı yaşlılardaki genel problemi işaret ediyor; her üç yaşlıdan biri öğün atlıyor! Öğün atlamak sağlıklı ve genç kişiler için dahi risk oluştururken, yaşlı ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde daha büyük bir risk oluşturuyor. Kahvaltı, öğle ve akşam olmak üzere en az 3 ana öğün ve ara öğünler yemek gerekiyor. Az ama sık yemek önerilen beslenme şekli. Ancak yaşlılarda bu öğünlerden birini daima atlama eğilimi var. Öğün atlamak enerji düşüklüğüne sebep oluyor. Yaşlıların beden ve ruh sağlığını desteklemek için Omega 3 kaynağı olan balık yağı takviyesi öneriliyor. Balık yağı günlük Omega 3 yağ asitleri alımını sağlayarak enerji düşüklüğünü önlemeye ve yaşam kalitesini artırmaya yardımcı oluyor.curamed yaşlılıkta beslenme önemi

möllersomega3 palamut yahnisi tarifi

Palamut Yahnisi Tarifi

Palamut balığının en lezzetli olduğu dönem Eylül ve Şubat ayları arasındaki dönemdir. Palamut; fosfor, vanadyum ve sülfür bakımından oldukça zengindir. Bol protein ve D vitamini içerir. Saç ve diş sağlığını güçlendirir. Yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlarken gözlere şifa dağıtır.

7 – 8 kişilik palamut yahnisi tarifi şöyledir;

Malzemeler

3 büyük palamut

3 büyük soğan

3 orta boy domates

2 kırmızı biber

4 sivri biber

2 limon

Yarım bağ maydanoz

1 çay kaşığı karabiber

1 çay kaşığı pul biber

1 çay bardağı sıvı yağ

Bir tutam tuz

Hazırlanışı

Palamutlar önce yıkanır, temizlenir. Ardından halka şeklinde kesilerek tepsiye dizilir. Soğanlar, biberler, domatesler de sırasıyla halka şeklinde kesilir ve tepsiye, balığın üzerine dizilir. Baharatlar, karabiber, pul biber, tuz tepsideki karışıma dağıtılır. Limonlar ise kabukları soyularak halka şeklinde dilimlenir ve tepsiye eklenir. En son 1 çay bardağı sıvı yağ ile birlikte maydanozlar kıyılıp konulur. Tepsideki karışımı 200 derecelik fırında 1 saate yakın pişirmek yeterlidir.möllersomega3 palamut yahnisi tarifi

möllersomega3 şubat ayı balıklar

Şubat Ayında Yenebilecek Balıklar

Balık sezonunun açıldığı şu günlerde her ayda farklı balıklar tezgâhları süslüyor. Balıkların lezzetinden ve faydasından sonuna kadar yararlanabilmek için sezonu iyi takip etmek, faydalı balıkları tercih etmek gerekiyor. Sezon boyunca sadece hamsi yiyerek kendinizi kısıtlamamalısınız. Şubat ayında balık pazarlarını ve balık menülerini süsleyen balıklar, sizi bekliyor. İşte Şubat ayı balıkları;

Kofana: Lüferin 1,5 kilo üstüne ulaşan türlerine kofana deniyor. Aynı zamanda çinekop’un dedesi şeklinde anılıyor. Kofana, beyaz ete sahip lezzetli ve doyurucu bir balıktır.

Mezgit: Karadeniz’in bereketli denizinden çıkan mezgit, tavuk eti lezzetine sahiptir. Mezgit hassas bir balık olduğundan kızartması olmaz, buğulama ve tava şeklinde pişirilir.

Kalkan: Karadeniz’in meşhur balıklarındandır. Gezgin bir balık olmadığından sadece Karadeniz’de bol görünür. Orta düzeyde yağlı olan kalkan, oldukça lezzetlidir. Genellikle tavada pişirilerek tercih edilir.

Tekir: Barbunya ile çok sık karıştırılan tekir, kırmızı – pembe tonlarında bir renge sahiptir. 10 – 11 cm uzunluğunda olan tekir, genellikle kızartılarak yeniliyor.

Gümüşbalığı: Akdeniz ve Karadeniz sularında yaşayan gümüşbalığı, lezzetli ve sevilen bir balık türüdür. Yaklaşık 10 santim uzunluğunda olan balık, lüfer ve levrek balıklarının avlanmasında yem olarak kullanılıyor.

Uskumru: Protein yönü ile dikkat çeken uskumru, yüksek oranda Omega 3 içeriyor. Uskumru sezonun en çok tüketilen balıklarından biridir.

möllers omega 3 hamilelik

Sağlıklı Bir Doğum İçin Omega 3 Desteği!

Hamilelik gibi heyecanlı fakat stresli ve kaygılı bir süreçte anne adaylarının kendi sağlıklarını ve bebeklerinin gelişimini sürdürmesi için daha özel beslenme rutinine sahip olması gerekiyor. Hamilelikte çok yemek değil sağlıklı beslenmek önemli olduğundan, bazı vitamin ve yağların mutlaka alınması gerekiyor. Evet, Omega 3 yağ asitleri alınması gereken değerli yağlardan biri. Zira Omega 3, annenin sağlıklı bir hamilelik geçirmesini sağlarken aynı zamanda bebeğin anne karnındaki gelişimini olumlu etkiliyor, zekâ gelişimini destekliyor. Bebeklerin anne karnındayken Omega 3 ile etkili şekilde tanışması büyük fayda sağlıyor. Sadece zekâ gelişimindeki müthiş etkisi bile balık yağı tüketmek için yeterli bir sebep kabul ediliyor.

Hamilelikte Omega 3 yeterli seviyede alınmadığı takdirde anneyle bebek zorluk yaşayabiliyor. Annenin bağışıklık sistemi kötü etkileniyor, bebeğin gelişimi yavaşlayabiliyor, anne adaylarının kilosu arttıkça enerjisi düşebiliyor. Balık yağı fiziksel olduğu kadar ruhsal da fayda sağlıyor. Annelerin yüksek enerjiye sahip olması, ruhen kendini iyi hissetmesi, bebeğine dair olan kaygılarından arınıp rahat bir hamilelik geçirmesinde Omega 3 yağlarının etkisi tartışılmaz. Omega 3 yağ asitleri, hamileliğin kolay geçmesini sağlarken öte yandan doğumun daha kolay olmasına zemin hazırlıyor. Annenin bedenini güçlendiren yağ asitleri, erken doğum riskini azaltıyor, doğumda annelerin bedenen ve ruhen daha güçlü olmasına yardımcı oluyor.

Lohusa Depresyonunda Balık Yağının Mucizevî Etkisi

Lohusa depresyonu çok yaygın görülen psikolojik durumlardan biri kabul ediliyor. Anne adayları büyük bir heyecanla geçirdikleri hamileliklerinde ne yazık ki doğum yaptıktan sonra kendilerini kötü hissediyor, loğusa depresyonu dediğimiz mutsuzluğa kapılıyorlar. Her annede farklı sebepler ve etkiler görülebilir. Kimi anne bebeğine yetemeyeceğini düşündüğünden veya gelecek kaygısı yaşadığından bu depresyonu yaşıyor, kimisi ise erken doğum sebebiyle duyduğu hayal kırıklığından ötürü kendini depresyona sürüklenmiş buluyor. Bu sürecin geçmesinde profesyonel destek veya yakın desteği almak önemlidir. Ama uzmanlar beslenme desteğini de öneriyor. Yetersiz beslenen, sürekli uyuyan anneler daha derin bir depresyona sürüklenebiliyor.

Lohusalık döneminde kendini mutsuz hisseden ve odalara kapanan annelere sağlıklı beslenme, sıvı tüketimi, gün ışığı ve Omega 3 kaynağı olan balık yağı desteği öneriliyor. Balık yağını düzenli alan anneler, mutsuz ruh halinden adım adım uzaklaşarak depresyondan çıkış belirtisi gösteriyor. Lohusalık, annenin en acemi ve stresli dönemidir. Depresif duygulara kapılmak normal kabul ediliyor. Balık yağında bulunan Omega 3 yağ asitleri, beyin fonksiyonlarını canlandırır, annenin mutluluk hormonu seviyesini yükseltir, süt kalitesini artırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.  Anne adayları hamilelik döneminde balık yağı alımı konusunda doktoruyla görüşmeli, doğum sonrasında da bu desteğe devam etmelidir.

Doğum Sonrası Bebek Gelişiminde Omega 3 Etkisi

Omega 3 yağ asitlerinin bebek gelişimindeki en önemli etkisi bilişsel yönü geliştirmesidir. Zekâ gelişimi bilindiği üzere anne karnındayken başlıyor. Doktorlar da bu gelişimi olumlu yönde sürdürmek için gebelere Omega 3 içeren besinler öneriyor. Haftada iki kez balık yemek, ceviz ve badem gibi Omega yönünden zengin kuruyemişler tüketmek bebek gelişiminde destekleyici rol alıyor. Ancak balık tüketemeyen kişiler Omega 3’ten mahrum kalmıyor. Zira balık yağı kapsülleri ile Omega 3 takviyesi sürdürülebiliyor. El – göz koordinasyonu, anlama ve konuşma becerisi, algılama ve kavrama yetisi gibi alanlarda Omega 3 etkilidir. Annelerin Omega 3 alımını sürdürmesi, bebeğin anne sütü kanalı ile bu yağ asitlerinden faydalanmasını sağlıyor. Bebekler belli bir döneme geçiş yaptığında doğrudan bebeğe de Omega 3 takviyesi yapılabiliyor.

möllers torik balığı

Torik Balığını Tanıyalım

Torik balığı, uskumrugiller familyasına ait bir balıktır. Halk arasında palamut balığının büyüğü şeklinde biliniyor. Elbette torik balığı palamuttan bağımsız kendi türünün özelliğini taşıyan bir balıktır. Tombak balığı ise torik balığının küçüğüne verilen isimdir. Torik balığı oldukça hızlı ve hareketli bir balıktır. Kısa sürede büyümesiyle biliniyor. Konserve balıkçılığında sık tercih ediliyor. Balık şekil özellikleri anlamında; mavi ve çizgili sırta, gümüş renkli yan bölümlere sahiptir. 1 metre uzunluğuna kadar erişebiliyor. Torik balığı, palamut ile aynı türe sahip fakat yaşça farklı bir türü sayılıyor. Halk arasında torik balığına; sivri, altıparmak, Çingene palamudu, kestane palamudu isimleri verildiği görülmüştür.

Torik balığının özellikleri;

Torik balığı basık bir şekle sahip, tombul bir balık görünümündedir. Balığın eti fazlasıyla lezzetli olduğundan sezon boyunca çok sık tüketilir. Balığın tüm vücudu pullarla kaplı, iki sırt yüzgece sahiptir. Kendi denizinde yüzerken küçük balıklarla beslenen torik, güçlü diş yapısıyla öne çıkıyor. Çok hızlı yüzdüklerinden ve durmadıklarından ağızlarını açarak hızlı beslenirler. Torik balığının diğer bir ilginç özelliği, yüzme keselerinin olmaması ve batmamak için hız kesmeden yüzmek zorunda olmalarıdır. En çok Akdeniz sularında görülür. Marmara ve Karadeniz’de de avlanılabiliyor. Torik balığının üreme dönemi Mayıs ayına tekabül ediyor. Haziran ve Temmuza kadar devam ediyor. Ağustos ayında sezon açılıyor, uzunca bir süre devam ediyor. Toriğin en küçük türüne kestane palamudu deniliyor. Balığın ağırlığı yaklaşık 200 – 250 gram arasında değişkenlik gösteriyor. En büyük türüne Çingene palamudu deniliyor. Çingene palamudunun ortalama ağırlığı 350 gramdır. Torik yaşına göre isimlendiriliyor. İki yaşında torik, üç yaşında Sivri, daha büyük yapılara ulaştığında ise Piçota ve Altıparmak deniliyor.

Torik balığı aylara göre farklı denizlerde, bölgelerde görülüyor. Balığın gezgin, hızlı, sürat kesmeyen yapısı nedeniyle görüldüğü denizler farklılık gösterebiliyor. Torik; bahar aylarında Karadeniz, sonbaharda Marmara ve Çanakkale’de yüzmeyi tercih ediyor. Torik balığı gezgin olduğu sürece sürü halinde gezen balıkları hedef alarak beslenir. Uskumru, hamsi, sardalya gibi balıkların arasına dalarak beslenmesini sürdürür. Torik balığının Omega 3 yönünden zengin olmasının temelinde bu beslenme güdüleri yer alıyor. Torik balığı yaklaşık 20 derece ısıdaki sularda üremeyi tercih ediyor. Çok bereketli bir balık kabul ediliyor. Çünkü beş yüz bin ile bir milyon arası yumurta bıraktıkları biliniyor.

Torik Balığının Faydaları

Torik balığı protein ve vitamin anlamında oldukça zengindir. İçerdiği kaynaklar nedeniyle boy uzamasında etkili olduğu biliniyor. Torik balığını beslenmeye eklemek ve düzenli besin kaynağı almak uzamada olumlu etki yaratıyor. Uzmanlar doğru vitamini almak, balığın faydalarından yararlanmak için torik gibi koyu renkli ete sahip balıkların tüketilmesinin çok faydalı olduğunu belirtiyor. Torik özellikle A ve D vitamini anlamında zengindir. Torik balığının bilinen diğer faydaları şöyle;

  • D vitamini sebebiyle kemik yapısını güçlendirir, gelişmesine katkı sağlar.
  • Kolesterolü düzenler ve ideal seviyede tutmaya yardımcı olur.
  • Saçların daha sağlıklı bir yapıda olmasını ve parlamasını sağlar.
  • Ciltteki yaraların daha hızlı kapanmasına yardımcı olur, lekeleri geçirir.
  • Gözlere fayda sağlar, görme yetisini güçlendirir.
  • Ciltteki yaşlanma hızını yavaşlatır.
  • Omega 3 içerdiğinden vücuda zihnen ve bedenen fayda sağlar. Düzenli tüketildiğinde anne karnındaki bebekten yetişkin insana kadar geniş bir yaş kitlesine şifa dağıtır.