otizmde balık yağı

Otizmin etkileri balık yağı ile azaltılabilir mi?

Otizmin etkileri balık yağı ile azaltılabilir mi?

Otizmde Omega 3 – Temelde beynin farklı bölgelerinin aynı anda çalışamamasından kaynaklı bir hastalıktır ve ömür boyu devam eder. Otizmli bireyler çevreleri ile iletişim kurma konusunda yaşamları boyunca güçlük çekerler. Otizm nedenleri tam olarak bilinmez, ancak bazı bilim adamları bu durumun genetik olduğunu düşünürler. Bununla birlikte otizme neden olan etmenler arasında bazı ilaçlar ve geçirilen hastalıklar olduğu da düşünülmektedir. Son yıllarda, çokça konuşulan konular arasında aşıların otizme sebep olduğu tartışması yer alır. Bu tartışmaların aslının olmadığı ise ispatlanmış bir gerçektir ve çocukluk döneminde yapılan aşıların, ölümle sonuçlanabilecek kadar ağır hastalıkların çok daha kolay atlatılmasını sağladığı yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur.

Otizm belirtileri her bireyde aynı olmaz ve bu da hastalığın tanısını geciktirir. Erken teşhis edilen otizm gerekli eğitimler ile bireyin yaşamını büyük ölçüde kolaylaştırır.

Otizm ve beslenme ilişkisi arasında oldukça güçlü bir bağ vardır. Beslenme, otizm için tek başına bir anlam ifade etmez, ancak otizmde doğru beslenme, otizm belirtilerinin azaltılmasında etkin rol oynar. Beslenme aynı zamanda çocukluk çağında gelişme ve büyüme için de gereklidir.

Otizm tedavisinde balık yağı desteği

Beyin davranışlarında meydana gelen farklılardan temel alan bir hastalık olan otizm tedavisinde Omega 3 kullanımının büyük faydalar sağladığı bilinmektedir. Omega 3 desteği sağlayan otizmde balık yağı, otizmde yaygın olarak kullanılmaktadır ve birçok hastada olumlu etkileri görülmektedir. Balık yağının içinde, beyin hücrelerinin ihtiyacı olan ve beyin fonksiyonlarının gelişiminde rol oynayan Omega 3 yağ asitleri bulunmaktadır. Otizmde balık yağının olumlu etkilerinin görülmesi, bu değerli yağ asitlerinin beyin hücrelerine sağladığı faydadan kaynaklanmaktadır.

Omega-3, eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) içerir ve bu yağ asitlerinden özellikle DHA,beyindeki sinir hücreleri arasındaki geçirgenliği arttırarak daha iyi çalışmasına yardımcı olur. Omega 3 kaynağı olarak akla ilkgelen besin takviyesi hiç şüphesiz ki balık yağıdır. İhtiyacı karşılayan içeriğe sahip kaliteli bir balık yağı otizmde kullanıldığında, beyin içerisinde meydana gelen işlevsel iletişim kopukluklarından kaynaklı semptomların azalmasına ve dolayısıyla da bireylerin yaşadıkları otizm ataklarının azalmasına katkı sağlar.Otizmde balık yağı kullanımı, olumlu gelişmeler görülmesini sağlayabilir.

Erken teşhis, doğru beslenme ve gerekli eğitim alındığında otizmde ciddi iyileşmelerin kaydedildiği yüzlerce olgu vardır.

Otizmli çocuklar yemek yerken,  yemeğin kokusunu, tadını, rengini hatta görünüşünü dâhi farklı algılayabilmektedirler. Bu nedenle de otizmde yemek eğitimi oldukça zorlu bir süreçtir ve uzun yıllar devam edebilir. Hal böyle olunca da kişiler gerekli besinleri beslenme yolu ile alamazlar. Beyin dostu bir gıda türü olan balık tüketimi, normal bireyler için bile düzenli bir yemek alışkanlığı haline getirilememiştir. Balığın kokusu, dokusu ya da dış görünüşü de otizmli bireylerde rahatsızlık nedeni olabilir ve sıradan gibi görünen bu durum otizmli kişilerde kontrol edilemeyen öfke nöbetlerine neden olabilir. Otizmde, balık gibi önemli bir besin kaynağının sağlayacağı faydalar, güçlü içerikli ve doğal balık yağı takviyesi ile de sağlanabilir.Ancak mutlaka bilinmesi gerekir ki otizm, bireye özel bir hastalıktır,semptomlar her hastada aynı şekilde görülmez. Bundan dolayı otizmdeOmega 3 desteği sağlayacak olan balık yağı kullanımı için, öncelikle bireyi takip eden hekime danışılmalı ve uygun gördüğü takdirde başlatılmalıdır.

Otizm için diyet listesi her bireyde aynı şekilde uygulanamaz. Bu nedenle de otizmdeki diyet tedavisine balık yağı eklenecek ise, süreç içerisinde kesinlikle beslenme uzmanı ya da doktordan habersiz şekilde doz artırımı ya da azaltımı yapılmamalıdır.

balık yağı prostat

Prostat tedavisinde balık yağının önemi

Prostat tedavisinde balık yağının önemi

Dokosaheksaenoik asit (DHA) ve eikosapentaenoik asit(EPA) gibi omega 3 yağ asitlerince zengin bir yağ türü olan balık yağı, prostat sağlığının korunmasında da önemli rol oynar.

Prostat, her erkekte bulunan bir salgı bezidir. Genç erişkin erkeklerde 18-20 gr ağırlığında olan bu salgı bezi erişkin erkeklerde ceviz büyüklüğüne kadar ulaşır. Prostatın yeri idrar torbasının en alt kısmı ile kalın bağırsağın son bölümünün hemen önüdür.

Prostat erkekler için önemli bir organdır ve sağlığının korunması hayati önem taşır. Prostatın içerisinde yer alan bazı maddeler, hem meni sıvısının salgılanmasında büyük öneme sahiptir hem de sperm hücrelerinin canlılığının ve hareketliliğinin sağlanmasında görev alır. Prostat salgısında sağlık sorunlarının ortaya çıkması erkeğin çocuk sahibi olmasını engeller. Erkeklerde çocuk sahibi olmaya yardımcı olan tedavi seçenekleri arasında bazı besin destekleri de kullanılır. Balık yağı da bu besin destek tedavileri arasında oldukça önemli yer tutar.

İnfertilitede (kısırlıkta) balık yağı kullanımı, sperm kalitesini ve canlığını arttırmak için son yıllarda oldukça başarılı sonuçlar alınmasını sağlamıştır.

Prostat sağlığının bozulması sonucu prostat iltihabı, iyi huylu (selim) prostat büyümesi ve prostat kanseri gibi ciddi hastalıklar ortaya çıkabilir. Kaliteli ve güçlü içerikli balık yağının düzenli kullanımı,prostat dahil tüm hücrelerin sağlığı için ihtiyaç duyulan Omega-3 desteğini sağlar, dolayısıyla hastalıklardan korunmaya yardımcı olur.

Omega 3 çok değerli bir yağ asididir. Hücrenin DNA yapısının bozulmasını önleyerek kronik hastalıklara karşı koruma sağlar.

Hücre zarı geçirgen bir yapıya sahiptir ve hücre, bu zar aracılığı ile vitamin, mineral, oksijen, yağ asitleri gibi ihtiyacı olan besinleri alarak yaşamını sürdürür. Hücre sağlığının korunması için bu geçirgen yapının korunması gerekir ve Omega 3 yağ asitleri hücre zarı geçirgenliğini sağlamak için en gerekli maddelerin başında gelir. İnsan vücuduOmega 3 yağ asitlerini üretemez, ancak dışarıdan aldığı Omega 3 ileihtiyacını karşılayabilir.

Omega 3 ihtiyacı, bu yağ asitlerini içeren besinlerin sıklıkla tüketimi ile veya yetersiz tüketim durumunda Omega 3 desteği sağlayan doğal balık yağı gibi takviye edici gıdalar ile karşılanabilmektedir. Soğuk ve derin deniz balıkları Omega 3 zengini balıklardır ve bu balıklardan elde edilen balık yağları da yüksek ve doğal Omega 3yağ asidi içermektedirler.

Omega 3 bilincinin artmasıyla birlikte, balık yağı üretiminde ve dolayısıyla da birçok balık yağı markasının oluşmasında da artış olmaktadır. Çeşit çeşit markalar arasından tercih yaparken dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar vardır:

  • Balıklar yaşadıkları denizlerin kirliliğiyle doğru orantılı olarak ağır metal, kimyasal atık gibi insan bedeninde kalıcı hasar veren zararlı maddeler içerirler. Balık yağının elde edildiği balıkların hangi denizlerde yaşadığı önemlidir. Kuzey Atlantik Denizi hem soğuk hem temiz deniz olması nedeniyle, burada yaşayan balıklardaki toksik madde oranı da azdır. Bu balıklardan elde edilen balık yağına saflaştırma uygulanarak güvenilir saflıktaki balık yağına dönüştürülebilir. Üstelik Omega-3 içeriği de yüksektir.
  • Balık yağı satın alırken mutlaka ağır metal, kimyasal atık içeriğini de gösteren analiz sonuçlarının olup olmadığına dikkat edilmelidir. Balık yağları ne kadar saf ise o kadar uzun süre boyunca güvenle kullanılabilir. Balık yağlarının üretimi aşamasında uygulanan hassas saflaştırma yöntemi zararlı maddelerin balık yağından uzaklaştırılmasını sağlar.
  • Tercih edilecek balık yağının doğal içerikli olmasının yanı sıra içeriğindeki Omega-3 yağ asitlerinin de ihtiyacı karşılayabilen miktarlarda olmasına önem verilmelidir.  Doğal balık yağı, sentetik balık yağlarına kıyasla vücut tarafından yüksek miktarda emilir ve vücudun Omega 3 yağ asitlerinden daha iyi oranda faydalanılması sağlanır.  Bu nedenle balık yağının içeriğindeki EPA ve DHA miktarlarının yanı sıra doğal mı yoksa sentetik balık yağı olduğunun da öğrenilmesi maksimum etkinlik açısından önem teşkil edecektir.

Bahsedilen özelliklerde kaliteli balık yağı kullanımı, prostat rahatsızlıklarının önlenmesine katkıda bulunur. Tedavi gerektiren durumlarda ise öncelikle doktora danışılmalı, uygun gördüğü takdirde uygulanan ilaç tedavisine destek olarak kullanılmalıdır.

gebelikte balık yağı kullanımı

Gebelik Sürecinde Balık Yağı Tüketimi

Gebelikte Balık Yağı Kullanımı

Omega 3 kaynağı balık yağının birçok faydası vardır. Beyin fonksiyonlarının gelişiminden bağışıklık sistemine kadar birçok farklı konuda sağlığımıza katkıda bulunan Omega 3 desteğini sağlayan balık yağı hamilelik sürecinde kullanılabilir mi?Anne adayı ve bebeğe nasıl faydaları vardır? Gebelik ve balık yağı arasında nasıl ilişki vardır? Tüm bu soruların yanıtlarına birlikte bakalım.

gebelikte balık yağı

Gebelik Süreci ve Balık Yağı

Gebelik, bebeğin anne rahminde oluştuğu ve gelişmeye başladığı dönemin genel adıdır. Gebelik süresince anne, tükettiği besinlere son derece dikkat etmeli, hem bebeğin sağlığını hem de kendi sağlığını göz önünde bulundurmalıdır.

Balık yağı içeriğinde vücudun sağlıklı gelişimi için ihtiyaç duyulan Omega 3 yağ asitlerini barındırır. Omega 3 yağ asitleri anne karnındaki bebeğin beyin, sinir sistemi ve göz sağlığının gelişimini desteklerken; anne adayının da ruhsal durumu, kalp ve damar sağlığı üzerinde olumlu etki yapar. Anne karnındaki bebeğin normal beyin ve göz gelişimi, hamile kadınlar tarafından en az 250 mg EPA+DHA olmak üzere öncelikle kendi ihtiyacı olan Omega 3 yağ asitleri miktarı karşıladıktan sonra ek olarak 200 mg daha DHA alındığında sağlanmaktadır. Anne adaylarının kendisini Omega-3 açısından desteklemesi neticesinde bebeklerinde alerjik hastalık görülme ihtimalinin azaldığı gözlenmiştir. Ayrıca gebelik döneminde kullanılan Omega 3 takviyesi sonucunda bebeklerin zihinsel ve bedensel gelişimi, uyku düzenini ve bağışıklık sisteminin de olumlu etkilendiği görülmüştür.

Gebelik dönemi süresince balık yağı takviyesi doktor kontrolünde uygun olan dozlarda kullanılmalıdır. Özellikle de gebelik döneminin son üç aylık döneminde bebeğin beyin ve sinir sisteminin gelişimi için balık yağı kullanarak Omega 3 ihtiyacının doğru bir biçimde karşılanması önem kazanır. Eğer bu üç aylık dönemde bebeğin ihtiyacı olan Omega 3 miktarı karşılanamazsa bebek annenin depolarını kullanır, bu da anne sağlığı için istenmeyen durumlara sebep olabilir. Bu dönemde Omega 3 takviyesi, anne adayının demir, B12 ve folik asit ihtiyacı kadar önemlidir.

Çoklu doymamış yağ asidi olarak nitelendirilen Omega 3, insan vücudu tarafından üretilemez. Bu nedenle dışarıdan balık, semiz otu, keten tohumu gibi Omega 3 içeren besinlerden veya balık yağı gibi takviye edici gıdalardan alınabilmektedir. Gebeliğin yanı sıra tüm yaşam boyunca sağlık için elzem olan Omega 3 ihtiyacının düzenli karşılanması gerekmektedir.

hamilelik balık yağı

Gebelik Sürecinde Omega-3 Kullanımı Ne Gibi Faydalar Sağlar?

  • Omega 3 kaynağı olan balık yağının gebelik döneminde düzenli olarak kullanımı gebelik zehirlenmesi, yüksek tansiyon etkileriolarak da bilinenpreeklampsi riskini önleyebilir.
  • Gebelik döneminde alınan Omega 3 takviyesi anne adayında, hem erken doğum olması durumunda hem de doğum sonrasında annede meydana gelebilecek depresyon riskini azaltmaya yardımcı olur.
  • Gebelik döneminde yeterince Omega 3 takviyesi almış olan anne adaylarının bebeklerinde doğum sonrasında daha az uyku sorunu meydana geldiği gözlemlenmiştir.
  • Anne adayı gebelik sürecince yeterince balık yağı almamış, Omega 3 eksikliği oluştuysa, bebeğin doğum ağırlığı düşük olabilmektedir. Bu durum da Omega 3 takviyesi almanın bebeğin sağlıklı bir kiloda doğmasınakatkı sağladığını göstermektedir.
  • Sadece gebelik dönemindeOmega 3 desteği sağlayan balık yağı kullanmak değil, doğumdan sonra da balık yağı takviyesine devam etmek, anne sütüyle bebeğin Omega 3 ihtiyacının karşılanmasına, böylece bebeğin doğduktan sonra da zihinsel ve fiziksel gelişiminin desteklenmesine yardımcı olur.

 

Gebelik Süresince Balık Tüketimi

Gebelik süresince Omega 3 ihtiyacının beslenme yoluyla karşılanması için zengin bir kaynak olan balık tüketimi önerilmektedir. Eğer Omega 3 ihtiyacı balık tüketilerek karşılanacaksa, beslenme düzenine eklenecek bu balıkların, soğuk sularda yetişen balıklar arasından seçilmesi göz önünde tutulmalıdır. Çünkü soğuk sularda yaşayan balıklar, Omega 3 açısından oldukça zengin bir yapıya sahiptir. Ancak günümüzde tüm dünyayı etkisi altına alan çevre kirliliği, denizlerde biriken cıva, arsenik gibi ağır metaller, denizlere karışan zararlı kimyasal maddeler balık etinde birikmekte, üstelik dipte yaşayan balık türlerinde bu zararlı maddelerin daha yoğun bir biçimde biriktiği gözlemlenmektedir. Bu olumsuz şartlar göz önünde tutulduğunda gebelik döneminde Omega 3 ihtiyacının karşılanması için balık tüketilecekse dip balıkların tercih edilmemesi hayati bir önem taşır. Anne adayları, somon, hamsi, sardalya, levrek, çupra ve palamut gibi balık türlerini tercih edebilirler.

Balık sevmeyen anne adayları için balık yağı kapsülleri

Balık tüketmeyi tercih etmeyenveya yeteri kadar tüketemeyen anne adayları Omega 3ihtiyacını balık yağı kapsülleri ile de karşılayabilirler. Tercih edilecek balık yağının doğal balık yağından ibaret olması, tavsiye edilen günlük kullanım dozunun ihtiyacı karşılayan EPA ve DHA miktarlarını içermesi veağır metallerden arındırılmış güvenilir saflıkta olmasına dikkat edilmesi gerekmektedir. İçerisinde vitaminler bulunan balık yağlarının hamilelik döneminde kullanılabilmesi için doktor onayının alınması tavsiye edilir.

Kaynaklar

https://www.haberturk.com/saglik/haber/1009843-omega-3-erken-dogum-olasiligini-azaltiyor
https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/gebelikte-omega-3-anne-bebek-sagligini-olumlu-etkiliyor/

Balık Yağı Kapsülü mü Balık Yağı Şurubu mu?

Hangisi Tercih Edilmeli?

Sağlıklı ve dengeli bir yaşam, güçlü bir bağışıklık sistemi için Omega 3 desteği sağlayan balık yağının faydaları artık herkes tarafından bilinen, su götürmez bir gerçek. Günden güne balık yağı kullanım bilinci artarken, kapsül veya sıvı halinde birçok balık yağı çeşidi de artış gösteriyor. Peki balık yağı kapsülü ile balık yağı şurubu arasında ne gibi farklar var? Balık yağı tercihi yapılırken nelere dikkat etmek gerekiyor? Hangi çeşidi sağlık için daha faydalı? Tüm bu soruların yanıtlarına birlikte bakalım.

Balık yağının kullanımı Vikingler dönemine kadar dayanmaktadır. Sanayi devrimine kadar İskandinav halkları tarafından yoğunlukla kullanılmış olan balık yağı, devrimle birlikte farklı formlarda üretilmiş ve tüm dünyada yaygınlaşmaya başlamıştır.

Tüketim alışkanlıkları, sağlık durumu, vücudun ihtiyacı olan EPA ve DHA miktarları ve bununla birlikte vitamin ihtiyacının olup olmadığı gibi etkenleri göz önünde bulundurarak Omega 3 desteği için balık yağını şurup ya da kapsül formunda kullanmak gerekebiliyor.

Balık Yağı Kapsülü Nedir?

Halk arasında balık yağı hapı olarak bilinen balık yağı kapsülü, bildiğimiz balık yağının jelatin kapsüller içine konulmuş, kolay yutulabilir halde üretilen formudur. Mide asidinin etkisiyle kapsüller midede açılır ve sıvı formlu balık yağı serbest kalır. Balık yağının kalitesi, kapsül formlu olsa da kullanıcı tarafından tüketim esnasında anlaşılabilir. Üst kalitede üretilmiş bir balık yağı yüksek miktarda etken madde içerse bile reflü oluşturmaz, mide rahatsızlığı yapmaz ve balık kokusu hissettirmez.

Kapsül içindeki balık yağının doğal mı sentetik mi olduğu da önemlidir. Trigliserid ve serbest yağ asidi formundaki balık yağları doğal Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA içerir, etil ester formundaki balık yağı ise sentetiktir. Doğal olanlar sentetik olanlara kıyasla vücut tarafından daha yüksek miktarda emilirler. Bir balık yağı kapsülünden istenilen etkinliği sağlayabilmek için kapsüllerin içerdiği Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA miktarlarının yanı sıra doğal oluşuna da dikkat edilmelidir.

Balık yağlarının saflığı, sıvı balık yağları için önemli olduğu kadar kapsül şeklindeki balık yağları için de dikkat edilmesi gereken bir özelliktir. Balık yağlarının uzun süreli kullanıldığı ve hatta hamileler tarafından da kullanımı düşünüldüğü zaman sağlık açısından bir risk oluşturmaması amacıyla zararlı maddelerden arındırılmış balık yağlarını içeren kapsüllerin tercih edilmesi  önem teşkil etmektedir.

Balık yağı kapsülleri, sıvı balık yağı kullanımını tercih etmeyen, kapsül yutma güçlüğü yaşamayan bireyler tarafından tercih edilebilir. Genellikle 11 yaşından itibaren balık yağı kapsülünün yutulmasında güçlük yaşanmamaktadır. Bu yaştan küçükolan çocuklar için ise,risk oluşturmamak amacıyla şurup formlu balık yağlarının kullanımı önerilmektedir.

Omega-3 kaynağı balık yağı,sağlıklı bir yaşamın vazgeçilmezidir. Balık yağının kapsül şeklinde olması ise kullanımı kolaylaştırmaktadır. Günde kaç kapsül alınması gerektiği, aslında kullanacak kişinin beslenme düzenine göre ihtiyaç duyduğu Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA miktarlarını içermesine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Balık yağı markaları tarafından, bilimsel çalışmaların sonuçlarına ve uzmanların önerilerine göre herkesin ihtiyacını karşılayabildiğini düşündükleri genel bir doz tavsiyesi yapılmaktadır. Daha yüksek dozların gereksinimi durumunda mutlaka doktora danışılmalıdır.

Balık Yağı Şurubu Nedir?

Balık yağı şurubu, balık yağının sıvı haldeki şeklidir. Çocuklar ve yetişkinler tarafından kullanılabilir. Kapsül yutamayan yetişkinler için de alternatiftir.

Tıpkı balık yağı kapsüllerinde olduğu gibi, sıvı halindeki balık yağları da doğal veya sentetik olmasına göre farklılık gösterir. Özellikle çocuklar tarafından kullanıldığı göz önüne alındığında, sıvı balık yağlarının deniz kirliliğinden kaynaklanan ağır metaller gibi sağlığa zararlı maddelerden ayrıştırılarak saflığı garantili hale getirilmiş olması çok daha fazla önem taşımaktadır.

Günümüzde sıvı haldeki balık yağlarına, balık kokusunu bastırarak kolay tüketilebilmesini sağlayabilmek ve çocuklara sevdirebilmek amacıyla farklı tatlarda aromalar katılmaktadır. Balık yağı markalarında benzer aroma olduğu zannedilebilir, oysaki her balık yağı markasının aroma çeşidi de, benzer aromaların balık yağlarında oluşturduğu tatlar da farklıdır. Bu nedenle sıvı formu balık yağının tadının beğenilmemesi önyargı oluşturmamalı, başka sıvı formlu balık yağları da mutlaka denenmelidir. 

Bazı sıvı formlu balık yağları ise çeşitli aromalar içerse dahi sevilerek tüketilemeyebilir. Bu gibi balık yağlarının tüketimini kolaylaştırabilmek amacıyla üretim sırasında içeriğine şeker de ilave edilmektedir.

Kapsül veya sıvı halinde olsun, genel olarak tüm balık yağları için kolay tüketimi, tüketildikten sonra rahatsızlık hissettirmemesi ve sağlığa zararlı olmadan uzun süreli kullanılabilirliği, yüksek kalitede üretim teknolojisine, doğallığına, saflaştırılmasına ve içeriğine bağlıdır. Sıvı balık yağları için ayrıca tat da kullanımı kolaylaştıran önemli bir etkendir.

Sıvı haldeki balık yağları, şişe kapağı açıldıktan itibaren doğrudan hava ile temasa geçmesi nedeniyle oksidasyon riskine maruz kalır. Bu riskin önlenmesi amacıyla, balık yağı üretiminin ve şişelenmesinin aynı yerde yapılması, doğrudan güneş ışığına maruz kalmaması, kapağı açılmadığı müddetçe 25℃’yi geçmeyen oda sıcaklığında, kapağı açıldıktan sonra da buzdolabında saklanması ve her markanın ambalajının üzerinde belirtilen kapağı açıldıktan itibaren tüketilmesi tavsiye edilen süreye uyulmasına dikkat edilmesi gerekmektedir.

Ülkemizde genellikle uzmanlar tarafından 1 yaşından itibaren önerilmeye başlanan balık yağı şurupları hem çocuklar hem de yetişkinler tarafından kullanılabilmektedir. Tavsiye edilen günlük kullanım dozları, içeriğine bağlı olarak yaş gruplarına göre değişkenlik gösterir. Bu nedenle tavsiye edilen günlük kullanım dozlarına uyulması tavsiye edilmektedir. 

Balık Yağı Hapı mı? Yoksa Balık Yağı Şurubu mu? Hangisi Daha Sağlıklı?

Balık yağının kapsül veya sıvı hallerde tüketilmesi, kullanan kişinin tercihine ve yaşına bağlıdır. Hangi şekilde kullanılacak olursa olsun faydasının görülmesi, sağlıklı ve güvenilir kullanımının sağlanması için ise aşağıdaki önerileri dikkat edilmelidir:

  • Doğal balık yağı formunda olmalı,
  • Tavsiye edilen günlük kullanım dozuyla ihtiyacı karşılayan Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA içeriğine sahip olmalı,
  • Saflığı garantili olmalı,
  • Vitamin içeriği mevcut ise her gün kullanıma uygun miktarlarda olmalı,
  • Sıvı formlar için ağız tadına uygun sevilen lezzetlerde olmalı,
  • Yüksek kalitede üretilmiş olmalı,

Balık yağının üretildiği ülke dahi, balık yağının kalitesi hakkında genel bilgi verir. Özellikle Norveçli  balık yağları sıkı denetimler doğrultusunda üretilmektedir ve kaliteleriyle kabul görmüş markalardır. Doğal aromalı benzersiz tatlardaki sıvı formları çocuklar kadar yetişkinler tarafından da sevilerek tüketilmektedir.

Balık yağları, bilinçli kullanıldığı takdirde pek çok faydayı da beraberinde getirir.

balık yağı hapı

Balık Yağı Nedir ve Neden Faydalıdır?

Balık Yağı Nedir ve Neden Faydalıdır?

Balık yağı, adından da anlaşılacağı üzere balıktan elde edilen yağdır. Sardalya, istavrit, hamsi, ringa gibi küçük balıkların gövdesinden elde edilebileceği gibi, morina balığının karaciğerinden (CodLiverOil) veya köpek balığı karaciğerinden de (SharkLiverOil) elde edilebilmektedir. Tüm bu kaynaklardan elde edilen balık yağı, vücut sağlığı açısından son derece faydalı olduğu bilinen Omega-3 yağ asitlerini içermeleri bakımından önemlidir. Her yaşta ihtiyaç duyulan Omega 3’ün kaynağı olan balık yağları ile yapılan bilimsel araştırmalar,bebeklik döneminden itibaren beyin gelişimini desteklemesinden bağışıklığın güçlendirilmesine kadar sağlıklı yaşam açısından birçok alanda faydasının olduğunu ortaya koymaktadır.

balık yağı
balık yağı

EPA ve DHA Yağ Asitleri Nelerdir?

Balık yağı Omega-3 yağ asidi bakımından zengindir. Omega-3 yağ asidi ise EPA, DHA ve DPA olmak üzere üç temel bileşenden oluşur, fakat vücutta etkili olanlar EPA ve DHA’dır. EPA ve DHA vücut tarafından üretilemeyen fakat vücudun işlevselliği için ihtiyaç duyduğu değerli yağ asitleridir. Bu yağ asitlerinden DHA, özellikle beyin tarafından tüketilir. Sinir sistemi ve göz sağlığı için önemlidir. DHA, iyi işleyen ve kendini yenileyen hücreler için mükemmel bir yakıttır. Vücut, bu yağ asitlerini hücre yenilemesinde yoğun olarak kullanır. EPA ise özellikle antienflamatuar (iltihap önleyici) etkisi sayesinde birçok hastalığa karşı vücudun dayanıklılığını artıran, bağışıklığı destekleyen yağ asididir. Her iki yağ asidinin birlikteliği, zihinsel ve fiziksel açıdan güçlü destek sağlamaktadır. Bu nedenle mutlaka omega-3 açısından zengin içerikli gıdaların günlük tüketimi ile veya takviye edici gıdalar ile vücudun ihtiyacının karşılanması gerekmektedir.

Omega 3 kaynağı olan balık yağının kalitesini ve onun vücuda olan faydasını belirleyen temel unsur, doğallığı ve içerisindeki EPA ve DHA değerlerinin yoğunluğudur. Kutup bölgelerinde yaşayan balıklardan elde edilen yağlar, içerik açısından standart balık yağlarına göre daha zengindir.

 

Balık Yağı Kilo Aldırır Mı?

Düzenli olarak tüketildiğinde ve egzersiz yapıldığında balık yağının kilo aldırmadığı, tam tersine kilo vermeye yardımcı olduğu bilinmektedir. Bir yağ olması, kilo yapıcı etkiye neden olacağı önyargısı oluşturmasına rağmen, araştırmalar bunun doğru olmadığını göstermektedir. Basit bir egzersizle, balık yağlarından alınan kalori kolaylıkla yakılabilir. Balık yağlarında bulunan Omega 3, ayrıca “termojenez” adı verilen bir süreci harekete geçirir. Bu süreçte vücut gün içerisinde daha fazla kalori yakmaya başlar.

balık yağı hapı
balık yağı hapı

Balık Yağı Kullanmak İçin Bir Yaş Sınırı Var Mı?

Anne karnındaki bebeklik döneminden itibaren tüm yaşam boyunca Omega 3 yağ asitlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Hamile veya emziren kadınların Omega 3 açısından zengin beslenmesi veya takviye kullanımları ile bebeğin de Omega 3 ihtiyacı karşılanmaktadır. Anne sütünün daha fazla tüketilemediği bebeklik döneminden itibaren iseçocuk ya da yetişkin her yaşta ihtiyaç duyulan Omega 3 yağ asitleri,besinlerle yeteri kadar alınamıyorsa, balık yağları gibi takviye edici gıdalar ile de sağlanabilmektedir. Balık yağı, her yaş grubu için uygun bir takviyedir. Balık yağları çeşitli formlarda bulunabilmektedir ve kullanacak kişinin yaşına uygun bir form tercih edilmelidir. Sıvı formlu balık yağları çocuklar veya yetişkinler tarafından, ambalajları üzerinde yaş gruplarına göre belirtilen tavsiye edilen günlük kullanım dozlarına uyularak kullanılabilmekte iken, kapsül formlu balık yağlarının ise, yutma güçlüğü açısından risk oluşturmamak amacıyla 11 yaş üzeri ve yetişkinler tarafından kullanılması önerilmektedir. Omega 3 yağ asitleri, hamilelik döneminde anne karnındaki bebeğin zeka gelişimine, çocukluk döneminde algılama, öğrenme kapasitesinde artışakatkı sağlarken, ilerleyen yaşlarda depresyonun önlenmesinde, unutkanlığın artmasını engellemede, Alzheimer gibi hastalıkların önüne geçmede rol oynadığı da bilinmektedir.

Balık Yağı Tercihi Yapılırken Nelere Dikkat Edilmeli?

Balık yağı tercihinde bulunurken şu unsurlar göz önüne alınmalıdır.

  • Doğallık: Her balık yağı doğal formda değildir. “Trigliserid” veya “serbest yağ asidi” formunda olan balık yağları doğaldır ve biyoyararlanımları yüksektir. “Etil ester” formunda olanlar ise sentetiktir ve vücutta düşük biyoyararlanım gösterirler.  Balık yağı seçiminde, EPA ve DHA miktarlarıyla birlikte balık yağının hangi formda olduğuna da dikkat edilmesi, vücutta yeterli etkinliğin görülmesi amacıyla önemlidir.
  • İhtiyacı karşılayan içerik: Balık yağlarının içerdiği etken maddeler ve miktarları birbirinden farklıdır.Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA miktarları, vitaminler içerip içermediği ve hatta vitaminlerin balıktan gelen doğal vitaminler mi yoksa sentetik mi olduğu, balık yağlarının etkinliği açısından farklılık oluşturan etkenlerdir.
  • Garantili saflık: Balık yağlarının saflık dereceleri aynı değildir. Yaşadıkları denizlerdeki kirlilik oranıyla bağlantılı olarak, balıkların bünyelerinde bulunan ağır metaller gibi toksik madde miktarları farklılık gösterir. Bu nedenle, balık yağının hangi denizlerde yaşayan balıklardan elde edildiği ve balık yağının saflaştırılması amacıyla uygulanan yöntem önemlidir. Balık yağlarının, ağır metal test sonuçlarını da içeren ve güvenilirliğini gösteren analiz sertifikaları olmalıdır.
  • Tazelik:Balık yağı markalarının tazelikleri birbirinden farklıdır. Taze balıkların kısa süre içinde üretim işlemine tabi tutulması, uygulanan üretim kalite standartları ve üretim sonrasında balık yağının bekletilmeden kısa sürede ambalajlanması balık yağının tazeliği açısından önem taşımaktadır. Özellikle sıvı formlu balık yağının üretimi ile şişelenmesi arasında geçen süre ne kadar uzarsa o kadar oksidasyon riski artar. Uzun süren lojistik sürece maruz kalmış, ambalajlanması geciken balık yağlarında oksidasyon oluşumu ve tazeliğin korunamaması riski bulunmaktadır.
  • Sıvı formlu balık yağları için tat:Yüksek kalitede üretilen balık yağlarında balık kokusu az hissedilebildiği gibi, bu koku da çeşitli aromalarla baskılanabilmektedir. Kullanacak kişinin ağız tadına uygun olan aromayı içeren bir balık yağı tercih edilebilir. Çeşitli balık yağı markalarında benzer aroma olduğu gözükmesine rağmen, aynı tatlar algılanmayabilir. Bu nedenle tadı beğenilmeyen bir balık yağı markasındaki aromanın benzeri, başka bir balık yağı markasında da beğenilmeyeceği anlamında değildir.
  • Yüksek Kalitede Üretim: Balık yağlarının üretim kalitesi ülkeden ülkeye farklılık gösterir. Dünyada üst düzey kalitede balık yağı üretimi yapılan ve üretici firmalara sıkı kalite kontrol standartları uygulayan başlıca ülke Norveç’Üretim kalite farklılığı nedeniyle balık yağı midede rahatsızlık yapabilir. Kaliteli bir balık yağı, reflü, ağza gelen balık kokusu veya mide rahatsızlığı yapmaz. Bu nedenle günün herhangi bir saatinde aç veya tok karnına alınabilir.
  • Güvenilirlik:Balık yağı markası ile kazanılan tüketici deneyimi süresi, farklı ülkelerde de bulunması ve bu balık yağına özgü yapılan bilimsel çalışmalarının olması balık yağının güvenle kullanılması açısından önemli unsurlardır.

 

 

 

 

 

 

Kışın Işıl Işıl Bir Cilt İçin Balık Yağı Kullanın

Balık yağının mucizevî faydalarından cildiniz de şifa buluyor. Soğuk havaların kurulaştırdığı cildinize yapabileceğiniz en güzel şeylerden biri balık yağı kullanmaktır. Kış belirtilerinin görüldüğü andan itibaren vücudumuz ve cildimiz kışa geçiş yapmaya hazırlanır. Cilt yapısı mevsim değişikliklerinden, ısı değişimlerinden en çabuk etkilenen yapıdır. Cilt yüzeyinde dökülmeler, pul pul görüntüler oluşması, canlılığını kaybetmesi, soluk ve mat görünmesi, kişiye daha yorgun ve mutsuz bir görüntü sunması kışın bazı etkilerindendir. Balık yağı, içerdiği değerli yağ asitleri neticesinde cildi içten besliyor, dış etkenlere karşı korumaya yardımcı oluyor. Örneğin kış aylarında en çok hissedilen kuru cilt yapısını balık yağı tüketen kişiler yaşamıyor. Gözaltı torbalarının çıktığı, gözaltlarında morarmış görüntülerin oluştuğu, cildin yıprandığı ve yorulduğu hallerde kimyasal içeren zararlı kozmetikler yerine içten koruma sağlamak adına Omega 3 yağ asitleri almak daha makul ve doğal sonuçlar veriyor.

Balık yağı, kişiyi sadece cilt anlamında korumaz, bedensel ve ruhsal açıdan sağlıklı yaşam için elzem olan ve sürekli ihtiyaç duyulan Omega 3 yağ asitlerinin alımını sağlayarak birçok hastalığa karşı da koruma sağlar. Uzmanların görüşlerine göre, cildi korurken ve parlak bir yapıya ulaştırmaya çalışırken uzun ömürlü, kalıcı, doğal, zararsız yöntemler seçmek en mantıklı yoldur. Beslenme yolu ile yapılan tüm destekler içten etkilidir ve tüm vücutta fayda sağlar, uzun ömürlü etkisi görülür. Cildin en büyük dostu saf sudur aslında. Günde en az 2 litre su içmek cilde, saçlara ve tırnaklara güzellik getiriyor. Balık yağı ise bu güzelliği destekliyor, uzun sürmesinde etkili rol oynuyor. Güzellik ile birlikte sağlıklı bir cilt yapısına kavuşmayı arzu edenlere balık yağı takviyesi öneriliyor. Balık yağı, yaşlanmayı geciktirir, cilde esneklik kazandırır, daha duru ve enerjik bir görünüm sağlar.

Balık Yağının Cilde ve Saçlara Etkisi

Balık yağının olumlu etkileri cilt ile birlikte saç ve tırnaklarda da görülüyor. Çabuk kırılan tırnaklar, balık yağının desteği ile güçlü yapıya kavuşuyor. Saçlarda ise gürleştirici ve parlatıcı bir etkiye sahiptir. Omega 3 yağ asitleri, vücudun en temel ihtiyaçlarından biri. Düzenli almak içten ve dıştan birçok olumlu değişime sebep oluyor. Saçlardaki kırılmalar, dökülmeler, cansız görüntü vücudun temel gereksinimlerinden eksik kalması neticesinde ortaya çıkıyor. Saç derisinin de tıpkı el, yüz ve vücuttaki deri gibi bakıma ihtiyacı var. Cildi bir bütün olarak ele alıp hepsini korumaya yönelik bakımlar gerçekleştirilmelidir. Ciltteki ölü hücrelerden arınmak, bakımın ilk ve en önemli adımıdır. Sonrasında ise cilde ışıltı kazandıracak şeylere geçilmelidir. Cilt tipine uygun krem, saçları destekleyecek doğru ürünler, bol sıvı tüketimi ve istisnasız balık yağı takviyesi! Balık yağı içerisindeki değerli yağ asitleri tüm vücudun ihtiyaç duyduğu temel besin ihtiyacıdır. Uzun vadede pratik, sağlıklı, doğal ve ışıldayan cilde, saçlara sahip olmak sandığınız kadar zor veya pahalı yöntemlerden geçmiyor. Sadece balık yağı ile dilediğiniz gibi ışıldayabilirsiniz!

Çölyak Hastaları Balık Yağı Tüketebilir mi?

Çölyak hastalığı; ince bağırsakların glutene karşı hassas olması anlamına geliyor. Bu hassasiyet ömür boyu kronik şekilde sürüyor. Buğday, yulaf, arpa, çavdar gibi çeşitli tahıllarda ve ekmek, bisküvi, makarna, erişte gibi unlu yiyeceklerde bulunan gluten ne yazık ki çölyak hastalarının yememesi gereken besinler arasında yer alıyor. Glutene maruz kalan ince bağırsakta tahribat yaşanır, küçülme gerçekleşir. Bağırsakta meydana gelen bu etkiler beslenmeyi ve sindirimi zorlaştırarak başka sağlık problemlerine yol açar. Çölyak hastalarının kesinlikle gluten tüketmemesi bu nedenle önemlidir. Bu aşamada çölyak hastaları balık yağı tüketebilir mi sorusu akıllara geliyor. Hassas bir bünyeye sahip oldukları için, çölyak hastaları dikkatli besleniyor. Balık yağına karşı da temkinliler. Genellikle balık yağı takviyelerinin içinde gluten olmadığından çölyak hastaları şifa deposu Omega 3 yağ asitlerinden istediği gibi faydalanabilir. Risk oluşturmamak için, Çölyak hastaları kullanmayı düşündükleri balık yağının firmasıyla temasa geçerek, gluten içerip içermediği konusunda teyit de alabilirler. Gluten içermeyen Omega-3 kaynağı olan balık yağları çölyak hastalarına bağışıklık desteği sunuyor.

 

DHA Alımı Beyin Gelişimini Olumlu Etkiliyor

DHA; Omega 3 yağ asitlerini oluşturan iki önemli yağdan biridir. Omega 3, Eikozapentaenoik Asit (EPA) ve Dokozahekzaenoik Asit (DHA) olmak üzere sağlığımız açısından önemli iki farklı yağ asidi içeriyor. Her iki yağ da çok değerli ve vücut için faydalıdır. Düzenli ve aktif çalışan her beyin yüksek oranda DHA içerir. DHA bakımından eksik kalan kişilerde zihinsel problemler görülebiliyor. Hafıza, depresyon, erken bunama ve benzeri sorunlar DHA eksikliğinde ortaya çıkabiliyor. Yapılan bilimsel araştırmalar DHA’nın hücre zarında olumlu etkileri olduğunu göstermiştir ve günümüzde DHA’nın beyin gelişimi, göz sağlığı ve sinir sistemi gelişimini desteklediği kabul görmüştür.
Beslenme yolu ile alınan DHA, beyin hücrelerinin yenilenmesinde, korunmasında oldukça önemli faydalara sahiptir. DHA sayesinde çağın hastalığı olan Alzheimer hastalığına yakalanma riski önemli ölçüde düşürülebiliyor. Beyin hücrelerinin sağlıklı gelişim evresi geçirmesi, hücrelerin yaşlanmaya karşı güçlü kalması için DHA etkili rol oynar. Özellikle gelişme çağındaki çocuklar için DHA miktarı açısından zengin olan balık yağı takviyesi çok önemlidir. Beyinlerinin sağlıklı bir gelişim süreci geçirmesi, algılama ve öğrenme kapasitesi artışını desteklemesi ve dikkat eksikliğini önlemesi sayesinde akademik başarı yakalaması omega-3 kaynağı olan balık yağları ile mümkündür.

Varislerden Kurtulmak İçin Çözüm Omega 3

Varis, toplardamar duvarında oluşan yapısal bozukluk nedeniyle damarın genişlemesi ve kapakçıkların bozulmasıyla kanın geriye gitmesi sonucu oluşan bir rahatsızlıktır. Genellikle kadınlara yönelik bir rahatsızlık olarak bilinir, ancak erkeklerde de varis görülebiliyor. Hem estetik bir görüntü sunmuyor, hem de sağlığı tehdit ediyor.
Varislerin oluşumunda genetik yatkınlık ve aşırı kilo etkili olduğu gibi, kan akışının yavaşlamasına neden olan hareketsiz yaşam da önemli bir etkendir. Bundan dolayı, düzenli egzersiz, ideal kilo seviyesi ve Omega 3 açısından zengin beslenme ile varisleri kontrol altına almak mümkün… Omega 3 kan akışını düzenleyerek varis oluşumunu önlemeye yardımcı oluyor.

Balık Yağı Kilo Aldırmaz

Balık yağlarıyla ilgili geçmişten bu yana yaygın olan bir şehir efsanesi vardır. Söz konusu efsaneye göre balık yağı tüketmek kilo almaya neden olur. Ancak uzmanların görüşlerine göre, bilinenin aksine balık yağının kilo aldırıcı etkisi yoktur.
Balık yağlarından Omega 3 nedeniyle faydalanıyoruz. Herkesin ihtiyacı olan omega-3, beyin gelişimini destekler, kalp ve damar sağlığını korur, sinir sistemini güçlendirir, bağışıklığı destekler. Hücre yenilenmesini sağlar, sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Kilo almaktan çekinen herkes balık yağını endişe etmeden kullanabilir. Balık yağı düzenli kullanıldığında, egzersizlerle desteklendiğinde çok sağlıklı bir vücut sistemi oluşturuyor. “Kilo alırım” endişesi ile bu değerli yağ asitlerinden uzak kalmak uzun vadede sağlıksız bir tercihtir. Çünkü balık yağının sağladığı faydalar saymakla bitmiyor. Zihinsel ve fiziksel açıdan her alanda en doğal yardımcıdır.