142-hastalik-a-vitamin

Kışın Gelmesiyle Birlikte Hastalıklar Artıyor!

Kışın gelmesiyle birlikte hastalıklar artıyor. Hastalıkların önüne geçmek, rahat, sağlıklı ve mutlu bir kış geçirmek için önleminizi önceden almalısınız. Aksi takdirde, olumsuz çevre koşulları, aşırı yorgunluk, uykusuzluk, stres, yetersiz ve sağlıksız beslenme, sigara ve alkol kullanımı bünyenizi ele geçirerek bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir. Dolayısıyla her şeyden önce beslenmenize dikkat etmeli, sağlığınıza önem vermelisiniz.

Görme işlevleri, epitel doku devamlılığı, büyüme-gelişme ve üreme gibi fonksiyonlarının yanı sıra A vitamini, bağışıklık sisteminde etkisi en büyük vitaminlerden biridir. A vitamininin günlük ihtiyacının karşılanması; deri bütünlüğünü korumaya yardımcı olarak mikroplara karşı ilk engeli oluşturur. Bağışıklık sistemini güçlendirir, enfeksiyonlara karşı vücut direncini arttırır, hastalık yapıcı etkenlerle mücadele ederek kronik hastalıkları önler. Havuç, kayısı, balkabağı, ıspanak, kabak, tere, maydanoz, marul, dereotu, roka, brokoli A vitamini açısından zengindir. Ancak A vitaminin işlenmiş ya da hormonlu gıdalardan temin edilmesi insan sağlığı bakımından tehlikeli olabilir. A vitaminini doğal kaynaklardan temin etmek daha uygundur. Cod liver oil (morina balığı karaciğer yağı) doğal A vitamini kaynağıdır, her gün düzenli olarak kullanılmalıdır.

110) cocuklar-omega-3

Çocuk Sağlığı ve Gelişiminde Omega 3 Etkisi!

Omega 3 yağ asitleri, çocukların sağlıklı fiziksel ve zihinsel gelişimleri için oldukça önemlidir. Dolayısıyla anne karnından itibaren çocukların Omega 3 yağ asitleriyle tanıştırılması gerekir. İnsan vücudunda üretilemeyen omega-3 yağ asitleri ancak gıdalarla alınabilmektedir.  Hamile bir bayanın omega-3 açısından zengin beslenmesi, bebeğe doğal yolla omega-3 geçişi sağlaması açısından büyük önem taşımaktadır. Bebek doğduktan sonra en az 6 ay anne sütüyle beslenen bebeğe omega-3 geçişi devam etmektedir. Ek gıdalara geçildiği ve anne sütü bırakıldığı zaman çocuklardaki omega-3 ihtiyacını karşılayabilmek, artık çocuğun beslenmesinde omega-3 açısından zengin gıdaların varlığına bağlı olmaktadır.

Tüm yaşam boyunca önemi olan omega-3’ün, çocuk sağlığı üzerine nasıl etkileri olduğunu aşağıda sizin için özetledik:

Beyin gelişimine yardımcı olur.

  • Algılama ve öğrenme kabiliyetini arttırıcı,
  • Matematiksel zekâyı geliştirici,
  • Okuma, yazma ve telaffuz becerisini arttırıcı,
  • Dikkat eksikliğini azaltıcı etkileri görülmektedir.

Sinir sistemini güçlendirir.

  • Depresyonu ve diğer psikolojik problemleri önlemeye,
  • Hiperaktiviteyi azaltmaya,
  • Davranış bozukluklarını önlemeye yardımcı olur.

Göz sağlığını korur.

  • Göz gelişimini destekleyici,
  • Göz kuruluğunu engelleyici,
  • Retina dejenerasyonuna bağlı olarak görme fonksiyonunu arttırıcı,
  • Göz hastalıkları oluşum riskini azaltıcı etkileri vardır.

Bağışıklık sistemini güçlendirir.

  • Hastalıkların oluşumunu engellemeye, hastalıklarla mücadele etmeye,
  • Sağlıklı hücrelerin gelişimine yardımcı olur.
97) beyin-sagligi

Beyin Sağlığımızı Nasıl Koruyabiliriz?

İnsan sağlığının korunabilmesi, vücut ve sistemlerin düzenli çalışabilmesi için beyin sağlığı korunmalıdır. Beyin sadece duyuları, duyguları, düşünceleri ve davranışları şekillendirmez. Aynı zamanda vücudun bir bütün olarak çalışmasını sağlar.

Beyin Sağlığını Korumanın Yolları

  • Omega 3 yağ asitlerinin faydalarından sık sık söz ediyoruz. Omega 3 yağ asitleri beynin işlevinin ve sağlığının korunmasında önemli bir rol oynar.
  • E vitamini beyin sağlığını doğrudan etkiler. Süt, yağ, yumurta, elma, ceviz ve ıspanak gibi besinler E vitamini içerir.
  • Lutein, göz ve beyin sağlığı için oldukça yararlı bir antioksidandır. Kırmızı üzüm, domates, ıspanak, kivi ve havuç gibi gıdalar lutein barındırır.
  • Bol bol sebze ve meyve tüketmek insan sağlığı için şarttır. Beyin sağlığı için ise kırmızı üzüm, yaban mersini, kızılcık ve domates gibi kırmızı meyve ve sebzeler tüketilmelidir.
  • Günde en az yarım saat egzersiz yapmak beyin sağlığını korumaya yardımcı olur.
  • Sağlıklı bir beyin için günde 7-8 saat uyumak gerekmektedir.
  • Sigara, tütün gibi maddeler beyin sağlığı için zararlıdır.
  • Fazla kilo diyabet, yüksek kolesterol ve tansiyon gibi hastalıklara neden olabilir. Beyin sağlığı için ideal kilo korunmalıdır.
4

Anne Sütü Omega 3 İçeriyor!

Anne sütü, bebekler için en besleyici ve sağlıklı gıdadır. Bu sebeple anne sütünün yerini hiçbir besin maddesi tutamaz. Anne sütündeki yağlar temel enerji, vitamin ve doğal Omega 3 kaynağıdır. Omega 3 ve Omega 6 dengesi en iyi anne sütünde korunur. Her sütte bir miktar demir bulunur, ancak en iyi demir emilimi anne sütünde gerçekleşir. Üstelik anne sütünün hazmı kolay ve rahattır.

Omega 3, bebeklerin beyin ve retina gelişiminde önemli rol oynar. Bebeğin bağışıklık sisteminin güçlenmesine, kalp, şeker, obezite, kanser gibi hastalıkların ve alerjik reaksiyonların önlenmesine, matematik zekâsının gelişmesine, okuma, telaffuz ve yazma becerisinin artmasına Omega 3 yardımcı olur. Dolayısıyla bebekler ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmelidir.

Anne adayının hamilelik dönemindeki beslenme alışkanlığı, bebeğin sağlığını doğrudan etkilemektedir. Anne adaylarının balık, ceviz, keten tohumu, semizotu gibi Omega 3 açısından zengin besinlerle beslenmesi ya da Omega 3 takviyesi yapması sütteki Omega 3 miktarını olumlu etkiler. Bu da bebeğin sağlıklı bir şekilde büyüme ve gelişimini tamamlanmasını sağlar.

möllers

Çocuklarda Omega 3 ve D Vitamini Eksikliği

Her anne-baba zaman zaman çocuklarının sağlığı, mutluluğu ya da başarısı için endişelenir. Ebeveynlerin iç dünyasında vuku bulan korkulardan ve endişelerden sıyrılmak yine kendilerinin elindedir. Çünkü ebeveynler çocuklarını her konuda hayata hazırlar. Haliyle çocuklarının sağlığını, mutluluğunu ve başarısını yönlendirebilirler.

Çocuklarınızın sağlığını korumak için Omega 3 ve D vitamini eksikliğine dikkat etmelisiniz. Çünkü çocukların beslenmeleri daha farklı, belli sağlık sorunları karşısında yaşama dayanma güçleri sizden daha zayıf. Ayrıca büyüme ve gelişme sürecinde olmaları da cabası. Bu nedenle çocuklarınızın beslenme programını kontrol etmeli, eksik olan noktaları bizzat yine siz tamamlamalısınız.

Omega 3

İnsan vücudunda üretilemeyen Omega 3 yağ asitlerinin (EPA ve DHA) önemi son zamanlarda daha net anlaşılmaya başlandı. Omega-3 ihtiyacı, bebeklik döneminde anne karnındayken başlar ve tüm yaşamımız boyunca devam eder.

Beyin ve göz gelişimi, bağışıklık ve sinir sisteminin güçlenmesi için Omega 3 çocuklarınız için şart. Burada bir ebeveyn olarak size düşen görev, çocuklarınıza balık gibi omega-3 içerikli gıdaları sevdirmek ve yeme alışkanlığı kazandırmaktır. Çocuklarınıza bu gibi gıdaları yediremiyorsanız veya yeterli omega-3 alındığını  düşünmüyorsanız, omega-3 içerikli takviye edici gıdalardan da faydalanabilirsiniz.

D Vitamini

Günümüzde yetişkinlerde ve çocuklarda D vitamini eksikliği büyük bir problemdir. Büyüme ve gelişmenin yanı sıra kas ve kemik sağlığı, bağışıklık sistemi ve göz sağlığı için D vitamini gereklidir. D vitamini eksikliği, çocuklarda daha kolay hastalanmaya, büyüme ve gelişmenin yavaşlamasına neden olur. Çocuklarınızın D vitamini eksikliğini gidermek için onları öğlen saatlerinde ciltleri çok hafif pembeleşene kadar güneşe çıkarmalısınız. Günlük ihtiyacın karşılanması için doğal D vitamini kaynağı olan morina balığı karaciğer yağını da kullanabilirsiniz.

800x400_33

Alerjik Reaksiyonlar

Alerjik rahatsızlıklar vücutta çeşitli biçimlerde kendini gösterir. Göz, deri, solunum ve sindirim sistemi gibi birçok organ ve sistemi etkiler. Özetle alerjiler, vücudun bağışıklık sisteminin enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olan doğal savunma sisteminin verdiği aşırı tepkilerdir.

Alerjik reaksiyonlar esnasında bağışıklık sistemi genellikle toz, polen, böcekçikler gibi zararsız maddelerle vücuda saldırıyorlarmış gibi savaşır. Bu da isilik, gözlerde ve vücutta kaşınma, burunda akıntı, nefes almada güçlük, bulantı ve ishal gibi semptomlara sebebiyet verir. Alerjik bir reaksiyon, ilk defa bir alerjenle karşılaştığında gerçekleşmeyebilir. Örneğin, ilk kez gerçekleşen bir arı sokmasında yalnızca bir ağrı ve kızarıklık oluşur. İkinci arı sokmasında ise kurdeşen veya nefes almada güçlük ortaya çıkabilir. Bu, yine bağışıklık sisteminin verdiği tepkinin bir sonucudur.

Alerjik rinit (saman nezlesi), en sık rastlanan alerji türüdür. Hapşırma, burun akıntısı, burunda kaşıntı ve tıkanıklığa neden olur. Alerjik konjonktivit; gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma, ürtiker; vücutta kaşıntı, deride kabarıklık, kaşıntı, anafilaksi; iç sıkıntısı, el ayası ve ayak tabanında kaşıntı, tansiyon düşüklüğü ve şok, soluk borusunda şişme ve nefes darlığı ile baş gösterir. Yer, mevsim, aile üyelerindeki benzer alerjik reaksiyonlar ve çevre faktörü de bu belirtilere zemin tutar.

Çoğu alerjik semptom hafif bir şekilde ortaya çıkar ve evde tedavisi yapılabilir. Ancak bu semptomlar aşırıya kaçarsa burun kanaması, kulak problemleri, hırıltılı soluma ve öksürmeye dönüşüp sağlıklı beslenilmediği ve tedbir alınmadığı takdirde ölüme kadar gidebilir. Omega 3 açısından zengin besinler, brokoli, lahana gibi yeşil yapraklı kış sebzeleri, C vitamini, magnezyum içeren ve anti-enflamatuar besinlerin alerjik semptomları azaltarak bu semptomların getirdiği hastalıklara iyi geldiği bilinmektedir.

s

Omega 3 ve Omega 6 Dengesi

“Omega 3” ve “Omega 6” vücudumuzun sistematik çalışması açısından birbirini tamamlayan, mutlaka almamız gereken yağ asitleridir. Vücudumuzun bu yağ asitlerini üretememesi, onları gıdalar vasıtasıyla temin etmemizi gerektiriyor. Ancak dışarıdan aldığımız bu elzem yağlar, kimi zaman bizim için yeterli olmayabilir. Bu da sağlığımızı etkiler, hücre, doku, organ ve sistemlerimize zarar verir. “Omega 3” ile “Omega 6” oranı, sağlığımızın devamlılığı açısından oldukça önemlidir. Dolayısıyla bu yağ asitlerinin vücuda alımına ve aralarındaki dengeye dikkat etmemiz gerekir.

“Omega 3” ve “Omega 6” birbirlerine tamamen zıt etkilere sahiptir. “Omega 6”, hücreleri çoğaltma, ağrı uyarma, iltihap oluşturma ve pıhtılaşmayı tahrik etmeyi sağlarken, “Omega 3”ün, pıhtılaşmayı önleme, hücre çoğalmasını dengeleme, iltihap baskılama ve ağrıyı azaltma gibi görevleri vardır. Aralarındaki denge sayesinde hangisinin işlevine ihtiyaç duyuluyorsa, etkinliğini göstererek faaliyette bulunmakta ve sağlığımız açısından denge kurulmaktadır. Örneğin “Omega-6” kanamamız olduğunda pıhtılaşma sağlayarak kanamaların durdurulmasını sağladığı gibi, “Omega-3” de nedensiz yere damar içinde pıhtı birikimini engelleyerek damar tıkanıklıklarını önleme ve damar içinde düzenli kan akımı sağlaması açısından önem taşımaktadır.

Günümüz beslenme alışkanlıklarından kaynaklanan, aralarındaki dengenin bozulmasındaki neden “Omega 3” eksikliğidir. Günlük hayatta sıklıkla tükettiğimiz bitkisel yağlardan aldığımız “Omega 6” fazlalığının yanında, maalesef kısıtlı tükettiğimiz ya da hiç tüketemediğimiz “Omega-3” nedeniyle terazi dengesi bozulmakta ve “Omega-6” tarafı ağır basmaktadır. Bu nedenle son yıllarda artış gösteren kronik hastalıkların en önemli nedeninin “Omega-6”ya kıyasla düşük “Omega-3” seviyesi olduğu belirtilmektedir. Bizlerin dengeyi sağlamak amacıyla yapabileceğimiz aslında oldukça basit: Gıda tüketimi alışkanlıklarımızda ufak değişiklikler…

Günlük beslenmemizde Omega-3 açısından zengin gıdaları tüketmeye özen göstermemiz, yine de yetersizlik hissediyorsak, o zaman “Omega-3” içeren kalitesine güvendiğimiz bir takviye edici gıda kullanımı dengenin yeniden oluşmasına yardımcı olacaktır. Omega-3’ün içerdiği EPA ve DHA yağ asitlerinin anne karnındaki bebeklik döneminden itibaren tüm yaşamımız boyunca önem taşıdığını unutmamalıyız.