4

Anne Sütü Omega 3 İçeriyor!

Anne sütü, bebekler için en besleyici ve sağlıklı gıdadır. Bu sebeple anne sütünün yerini hiçbir besin maddesi tutamaz. Anne sütündeki yağlar temel enerji, vitamin ve doğal Omega 3 kaynağıdır. Omega 3 ve Omega 6 dengesi en iyi anne sütünde korunur. Her sütte bir miktar demir bulunur, ancak en iyi demir emilimi anne sütünde gerçekleşir. Üstelik anne sütünün hazmı kolay ve rahattır.

Omega 3, bebeklerin beyin ve retina gelişiminde önemli rol oynar. Bebeğin bağışıklık sisteminin güçlenmesine, kalp, şeker, obezite, kanser gibi hastalıkların ve alerjik reaksiyonların önlenmesine, matematik zekâsının gelişmesine, okuma, telaffuz ve yazma becerisinin artmasına Omega 3 yardımcı olur. Dolayısıyla bebekler ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmelidir.

Anne adayının hamilelik dönemindeki beslenme alışkanlığı, bebeğin sağlığını doğrudan etkilemektedir. Anne adaylarının balık, ceviz, keten tohumu, semizotu gibi Omega 3 açısından zengin besinlerle beslenmesi ya da Omega 3 takviyesi yapması sütteki Omega 3 miktarını olumlu etkiler. Bu da bebeğin sağlıklı bir şekilde büyüme ve gelişimini tamamlanmasını sağlar.

26) 16-01-12-altın-besinler

2016’nın Faydalı 10 Altın Besini

2016 yılında bizlere faydalı gelecek, sağlığımızı olumlu etkileyecek besinleri araştırdık ve sizler için sıraladık.

  1. Chia tohumu: Omega 3, Omega 6, kalsiyum ve demir açısından zengin bir besindir. Somondan daha fazla Omega 3 içerir.
  1. Çörek otu: Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Omega 3 ve Omega 6’nın yanı sıra çeşitli enzimleri ve vitaminleri de içerir.
  1. Kinoa: Çok tahıl, az protein içerir. Vücudun kendi başına üretemediği 9 temel amino aside sahiptir. Dolayısıyla iyi bir protein kaynağı olarak bilinir.
  1. Ispanak: İçerdiği demirin yanı sıra, B vitamini türü olan folat adlı maddeyi bünyesinde barındırır.
  1. Brokoli: Kansere yol açan maddeleri sulforafan ve indole-3 karbinol gibi fotokimyasallarla yok eder. Çiğ yenmeli ya da çok az pişirilmelidir.
  1. Yaban mersini: Bulundurduğu antosiyaninler beynin gücünü arttırır. Kanser ve kalbe de iyi gelir.
  1. Yulaf: Kolesterolün düşürülmesinde etkilidir. Her gün düzenli olarak, çiğ ya da pişirilmiş olarak tüketilmelidir.
  1. Tatlı patates: Sarı patatese nazaran daha fazla lif içerir. Diyet yapanlar için de faydalıdır. Beta karoten, C vitamin, demir ve kalsiyum açısından zengindir.
  1. Sarımsak: Bileşenlerindeki sülfidler kolesterolü düşürür. Kanın yapışkanlığını azaltır.
  1. Bitter çikolata: Kan basıncını (tansiyon) düşürür. İçerdiği flavanoidler kalp-damar hastalıklarına karşı korur. Antioksidanlar ise kötü kolesterolü önler. İyi kolesterolü yükseltir.
yag-fayda

Yağların Vücudumuz İçin Gerekliliği

Yağlar, insan vücudu için gerekli olan enerjinin en önemli kaynaklarındandır. Vücudun yağ depolama kapasitesi sınırsızdır. Enerjiye gereksinim duyduğunda bu yağ depolarını kullanır. Yağlar ayrıca, vücut ısısının ve organların dış darbelere karşı korunmasında görevlidir. Yağda eriyen A, E ve K vitaminlerinin emilimini sağlar. Yağ alımı, günlük olarak ihtiyaç duyulan kalorinin % 25 ya da 35’ini karşılamalıdır. Gereğinden fazlası her zaman vücut için zararlıdır. Çünkü obezite, kanser veya kalp gibi hastalıklara neden olabilir.

Yağlar, doymuş yağ asitleri ve doymamış yağ asitleri olarak ikiye ayrılırlar. Daha çok hayvansal besinlerde bulunan doymuş yağlar, oda sıcaklığında katı halde bulunur. Bunlara tereyağı ve margarinler örnek gösterilebilir. Doymuş yağlar sağlığa oldukça zararlıdır. Tercih edilmemesi gerekmektedir. Zira vücutta kolesterolün yükselmesine sebep olarak kalp hastalığı riskini arttırırlar. Doymamış yağlar ise, vücudun ihtiyaç duyduğu yağ asitlerinin en iyi kaynaklarıdır. Bitkisel kaynaklı olup, oda sıcaklığında sıvı halde bulunurlar. Ayçiçek, mısırözü, zeytinyağı ve benzerleri bu gruba örnek verilebilir. Çoklu yağ asitleri ise, Omega 3 ve Omega 6 olmak üzere iki ana grupta toplanır. Soğuk su balıklarında (somon, uskumru, sardalya, ton balığı vs.) yüksek miktarda bulunur. Ayrıca vücuda hazır olarak da alınabilir.

Yağ asitleri vücuda dengeli ve sağlıklı beslenmeyle alınmalıdır. Dolayısıyla bu yağları öğünlerde çeşitlendirerek tüketmek ve her yemeğe uygun yağı kullanmak hem insan sağlığı için faydalı olacak, hem de yemeğe lezzet katacaktır.

s

Omega 3 ve Omega 6 Dengesi

“Omega 3” ve “Omega 6” vücudumuzun sistematik çalışması açısından birbirini tamamlayan, mutlaka almamız gereken yağ asitleridir. Vücudumuzun bu yağ asitlerini üretememesi, onları gıdalar vasıtasıyla temin etmemizi gerektiriyor. Ancak dışarıdan aldığımız bu elzem yağlar, kimi zaman bizim için yeterli olmayabilir. Bu da sağlığımızı etkiler, hücre, doku, organ ve sistemlerimize zarar verir. “Omega 3” ile “Omega 6” oranı, sağlığımızın devamlılığı açısından oldukça önemlidir. Dolayısıyla bu yağ asitlerinin vücuda alımına ve aralarındaki dengeye dikkat etmemiz gerekir.

“Omega 3” ve “Omega 6” birbirlerine tamamen zıt etkilere sahiptir. “Omega 6”, hücreleri çoğaltma, ağrı uyarma, iltihap oluşturma ve pıhtılaşmayı tahrik etmeyi sağlarken, “Omega 3”ün, pıhtılaşmayı önleme, hücre çoğalmasını dengeleme, iltihap baskılama ve ağrıyı azaltma gibi görevleri vardır. Aralarındaki denge sayesinde hangisinin işlevine ihtiyaç duyuluyorsa, etkinliğini göstererek faaliyette bulunmakta ve sağlığımız açısından denge kurulmaktadır. Örneğin “Omega-6” kanamamız olduğunda pıhtılaşma sağlayarak kanamaların durdurulmasını sağladığı gibi, “Omega-3” de nedensiz yere damar içinde pıhtı birikimini engelleyerek damar tıkanıklıklarını önleme ve damar içinde düzenli kan akımı sağlaması açısından önem taşımaktadır.

Günümüz beslenme alışkanlıklarından kaynaklanan, aralarındaki dengenin bozulmasındaki neden “Omega 3” eksikliğidir. Günlük hayatta sıklıkla tükettiğimiz bitkisel yağlardan aldığımız “Omega 6” fazlalığının yanında, maalesef kısıtlı tükettiğimiz ya da hiç tüketemediğimiz “Omega-3” nedeniyle terazi dengesi bozulmakta ve “Omega-6” tarafı ağır basmaktadır. Bu nedenle son yıllarda artış gösteren kronik hastalıkların en önemli nedeninin “Omega-6”ya kıyasla düşük “Omega-3” seviyesi olduğu belirtilmektedir. Bizlerin dengeyi sağlamak amacıyla yapabileceğimiz aslında oldukça basit: Gıda tüketimi alışkanlıklarımızda ufak değişiklikler…

Günlük beslenmemizde Omega-3 açısından zengin gıdaları tüketmeye özen göstermemiz, yine de yetersizlik hissediyorsak, o zaman “Omega-3” içeren kalitesine güvendiğimiz bir takviye edici gıda kullanımı dengenin yeniden oluşmasına yardımcı olacaktır. Omega-3’ün içerdiği EPA ve DHA yağ asitlerinin anne karnındaki bebeklik döneminden itibaren tüm yaşamımız boyunca önem taşıdığını unutmamalıyız.