5) 15-11-26-karaciger-yaglanma

Karaciğer Yağlanması

Karaciğerdeki yağ oranının yüzde 5’in üzerine çıkması, karaciğerde yağlanmaya neden olur. İlaçlar, toksinler, genetik faktörler, şişmanlık, insülin direnci, karın içinde yağlanma ve kan yağlarının artması karaciğerde yağlanmaya sebep olan faktörlerden bazılarıdır. Genelde yaşlılarda ve 40-60 yaşlarındaki bireylerde görülür. Fazla alkol tüketimi, hareketsizlik ve yanlış beslenme nedeniyle daha genç bireylerde de rastlanabilir. Vücuttaki ağrılar, halsizlik ve hareket isteksizliği, yorgunluk ve uyku düzensizliği, aşırı terleme ve depresyon karaciğerdeki yağlanmanın getirileri olabilir. Bu nedenle bireyin sağlığına dikkat etmesi gerekmektedir. Zira karaciğer, vücudumuzda önemli görevleri olan bir organdır. Kanı depo edip zararlı maddelerden arındırır.  Besinlerin sindirilmesinde etkilidir. İlaçların zararsız hale getirilmesinde rol oynar.

Karaciğer yağlanmasının belli bir ilacı yoktur. Yaşam tarzında ve beslenme şeklinde değişiklik yapılmalıdır. Kilo kaybına gidilerek de karaciğerdeki yağlanma azaltılabilir. Zeytinyağı kullanılmalı, tüketilen günlük yağ miktarının üzerine çıkılmamalıdır. Kesinlik olmamakla birlikte antioksidanların tedavide etkili olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca balık yağının da, kan trigliserid düzeyini ve karaciğerde depolanan yağ miktarını azaltması nedeniyle kullanımı tavsiye edilmektedir.

48) 16-02-26-mevsimler-hastaliklar

Mevsim Geçişlerinde Hastalıklar

Vücudumuz mevsim geçişlerine uyum sağlamaya çalışırken birçok hastalığa maruz kalır. Bahar aylarında grip, soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu enfeksiyonları daha sık görülür. Bireyler öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı, vücut ağrıları, halsizlik ve yorgunluk gibi durumlardan şikayet ederler.  Bu hastalıkları yakından tanımanız için aşağıda basit bir şekilde tanımlarını yaptık.

ALERJİK NEZLE: Yaygın görülen bir alerjik reaksiyondur. Saman nezlesi olarak da bilinir. “Alerjik Reaksiyonlar” başlıklı metnimizde söz ettiğimiz gibi, vücut herhangi bir alerjenle karşılaşınca savunmaya geçer. Bu da aksırık, burun akıntısı ile tıkanması, burun ve genizde kaşıntı gibi reaksiyonlara neden olur.

ALERJİK ASTIM: Mikrobik ajanlar ve toksinlere karşı vücudun ve solunum yollarının göstermiş kronik iltihabi bir reaksiyondur. Özellikle gece yarısı ve sabaha karşı hırıltı solunum, nefes darlığı göğüste sıkışıklık ve öksürük nöbetlerine yol açar.

MİGREN: Genelde baş ağrısı olarak ifade edilir. Başın bir bölümü sürekli olarak ağrır. Vücudu yoracak işler yapıldığında ağrı artar. Ve hasta bir süre sonra iş yapamaz hale gelir. Bulantı, göz önünde uçuşan siyah nokta ve lekeler migren atağının belirtilerindendir.

TANSİYON DEĞİŞİKLİĞİ: Kalbin kasılması esnasında kanın damar duvarına uyguladığı basınca büyük tansiyon, kalbin gevşemesi esnasındaki basınca ise küçük tansiyon denir. Tansiyon değeri değişkendir. Değişkenlik; saat, mevsim ve bulunulan yer gibi faktörler nedeniyle gerçekleşir.

EKLEM AĞRILARI: Vücutta iki kemiğin birleştiği yerlerde meydana gelen, sızlamalar şeklinde kendini gösteren ağrılardır. Ağrıların nedeni kişiden kişiye değişiklik gösterir ve her yaş grubunda görülebilir. Mevsimler de eklem ağrılarının etkenlerinden biridir.

GRİBAL ENFEKSİYON: İnfluenza denilen virüsün solunum yoluyla insan vücuduna girmesidir. Sonbahar sonlarında, kış aylarında ve ilkbahar başlangıcında salgınlara neden olur. Gribal enfeksiyon, soğuk algınlığıyla karıştırılmamalıdır. Çünkü ikisi de farklı virüsler nedeniyle oluşur. Dolayısıyla farklı hastalıklardır.

MİDE VE BAĞIRSAK SORUNLARI: Bahar aylarında onikiparmak bağırsağındaki ülser nükseder. Ülser, mide ve ince bağırsağın ilk kısmı olan onikiparmak bağırsağında gerçekleşen asite bağlı lokal doku hasarıdır. İklim değişikliklerinin vücut tarafından algılanmasıyla meydana gelen uyumsuzlukla ortaya çıkar. Bağırsakta ise başta karın ağrısı olmak üzere, ishal, kabızlık gibi sorunlara ve semptomlarına rastlanabilir.

PZT 46) 16-02-26-kronik-yorgunluk-testi

Kronik Yorgunluk Testi

Sürekli bir uyku hali, halsizlik ve vücudunuzda ağrı hissediyorsanız kronik yorgunluk sendromuna yakalanmış olma olasılığınız muhtemel. Bunu anlayabilmeniz için sizler için bir test hazırladık. Yorgunluk haliniz 6 aydan fazla sürüyor ve aşağıdaki sorulardan 5 ya da daha fazlasına “evet” cevabı veriyorsanız siz de kronik yorgunluk sendromundan muzdarip olabilirsiniz demektir.

  • Unutkanlığınız her geçen gün biraz daha artıyor mu?
  • Konsantrasyon probleminiz var mı?
  • Uykudan yorgun mu uyanıyorsunuz?
  • Kas ağrılarınız var mı?
  • Sürekli bir baş ağrısı çekiyor musunuz?
  • Eklemlerinizde şişlik ve kızarıklık olmaksızın ağrı oluşuyor mu?
  • Bunalım geçiriyor musunuz?
  • Koltuk altı bölgeniz hassas mı?
  • Anksiyete yaşıyor musunuz?
  • Fiziksel ya da zihinsel bir aktivite sonrası kendinizi tükenmiş hissediyor musunuz?
depresyon

Depresyonun Asıl Nedeni

Gülümsemenin neredeyse unutulduğu bir dönemdeyiz. Neşeli yüzler, yerini somurtan yüzlere bırakmış durumda. Depresyona giren insanların sayısı her geçen biraz daha artıyor. Artık psikolojik yardım almayan birey sayısı az.

Depresyonu yalnızca ruhsal sebeplere bağlamamak gerek. Hızlı yaşam, iş stresi ve şehir hayatının getirisi olarak ortaya çıkan yetersiz ve sağlıksız beslenme, depresyonu tetikleyen en önemli faktörlerden biri.

Yetersiz ve sağlıksız beslenme, vücudun zayıf düşmesine, halsizliğe ve yorgunluğa, yaşama adapte olamamasına yol açar. Ayrıca mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin azalmasını, beyin fonksiyonlarının olumsuz etkilenmesini tetikler. Geleceğe dair kaygılar, stresli günlük yaşam kişiyi içinden çıkılmaz büyük bir girdaba sürükler. Bu girdabın içinde hissedilen çaresizlik intihar düşüncesini dahi ortaya çıkarabilir.

Beyin fonksiyonlarının güçlendirilmesi ve depresyonun önlenmesi açısından etkili olan serotonin seviyesinin korunması için, özellikle omega 3 yağ asitleri, B6, B12, Folik asit ve D vitaminleri büyük önem taşır. Bu besin öğelerince zengin beslenme veya takviye edici gıdalarla desteklenme fiziksel olduğu kadar ruhsal açıdan da vazgeçilmezdir.