105) balik-tutmak

Balık Tutmak

Bir kere denedikten sonra bağımlılık yapan hobilerden biri de balık tutmaktır. Balık tutma sevdalılarının tek gayesi mutlu olmaktır. Esasında bu, diğer hobilerde de böyledir… Balık tutmak kişinin ruhunu dinlendirir ve huzura kavuşturur. Kişinin kendini iyi ve mutlu hissetmesini sağlar.

Balıkçı çantası, balık tutanlar için olmazsa olmazlardandır. Balıkçı çantasında olta, iğne, yem, pense, kova, bıçak ve kamış dayama tahtası gibi malzemeler bulunur. Eğer balıklar tutulduğu gibi tüketilmek isteniyorsa balıkçılar yanında mangal ya da piknik tüpü de bulundurmalıdır. Bütün gün balık tutmakla geçecekse, balıkçılar yanında çayını ve suyunu da hazır etmelidir. Kıyıdan balık tutmakla yetinemeyenler tekneyle denize açılırlar. Tabi tekneyle açılacak olan balıkçılar gerekli önlemleri almalı, teknede can yeleği ve fener bulundurmalı, Alo 158-Sahil Güvenlik’i bir yere not etmelidir.

Balık tutmaya yeni başlayanlar için de, uzun süredir hobi olarak yapanlar için de kova ağzına kadar boş da olsa dolu da olsa hazzı başkadır. Diğer balıkçılarla yapılan sohbetler, aile ve arkadaşlarla sahilde kurulan sofralar, çay, güneş ve denizin verdiği huzur, balığın oltaya takıldığı andaki heyecan hiçbir şeyde yoktur. :)

82) yaz-balik-yag

Yazın Güneşten Yeterli Miktarda D Vitamini Sağlayabiliyor muyuz?

Vücudumuzda D vitamini oluşumunu sağlaması sebebiyle hepimizin güneş ışığına gereksinimi var. Özellikle yaz aylarında güneşe çıkmak, kumsalda vakit geçirmek ve bronzlaşmak neredeyse hepimizin en büyük keyiflerinden biri. Fakat biliyoruz ki, güneşin insan sağlığına olan olumlu etkileri kadar, olumsuz etkileri de mevcut. Bebekler ve çocuklar bir yandan güneşten yararlanırken, diğer yandan da güneşten korunmak zorundadır. Çünkü çoğu güneş hasarı çocuk yaşlardan itibaren başlar. Zamanla bu hasarlar artar ve erken yaşta kırışıklığa, deri lekelerine ve cilt kanserine neden olabilir. Aynı durum elbette ki yetişkinler ve yaşlılar için de geçerli…

Güneş ışınlarının en kuvvetli olduğu saatler 10:00 ile 16:00 saatleri arasıdır. Bir yandan çocuk veya yetişkin olsun bu saatlerde mümkünse güneşe çıkılmaması, koruyucu kremler, şapka ve güneş gözlüğü kullanılmasının önerilmesiyle güneşin zararlı etkilerinin önüne geçilmeye çalışılmasına rağmen, öte yandan bu uygulamalar, vücutta D vitamini aktifleşmesini sağlayan güneş ışınlarından faydalanmayı engellediği için D vitamini eksikliğini ciddi boyutlara ulaştırmış durumdadır.

Möller’s Omega-3, her daim ihtiyaç olan omega-3’ün doğal kaynağı olduğu gibi, günlük D vitamini ihtiyacının karşılanması amacıyla da doğal destektir.

59) D vitaminli balık yağlarının yazın kullanımı

İçeriğinde Doğal D Vitamini Bulunan Balık Yağlarının Yazın Kullanımı

D vitaminikalsiyum ve fosfor emilimini düzenleyerek kemik ve diş sağlığının korunmasına yardımcı olurken, ayrıca kalp sağlığından beyin fonksiyonlarının korunmasına kadar genel sağlığımız için de önemli bir vitamindir. Günlük ihtiyacımızı tereyağı, karaciğer ve yumurta gibi besinlerle kısmen karşılayabilmekteyiz. Ancak ilerleyen yaş, bağırsak fonksiyonları düzensizliği gibi etmenler D vitamini emilimini azaltabilmektedir. Ayrıca vücudumuzda doğal olarak bulunan inaktif haldeki D3 vitamininin, aktif D3 vitaminine dönüşümünü sağlayan kaynak olan güneş ışınlarından da yeteri kadar faydalanamamamız, ciddi boyutlara ulaşan D vitamini eksikliği ile yüz yüze kalmamıza neden olmaktadır.

Günlük güneşlik olan ülkemizde, yazın dahi D vitamini eksikliği görülme oranı neden ciddi boyutlardadır?

Öğlen güneşindeki vücudumuza dik gelen UVB ışınlarının vücudumuzda D vitamini dönüşümünü sağlarken, öğleden önce ve sonraki vücudumuza eğimli gelen UVA ışınlarının vücudumuzda D vitamini dönüşümünü sağlayamadığını daha önceki yazılarımızda bahsetmiştik. Kendiniz veya çocuklarınız için sormanız gereken sorular şunlardır:

  • Öğlen güneşinde kalıyor muyuz?
  • Kalıyorsak ne kadar süre kalıyoruz?
  • Her gün öğlen güneşinden faydalanabiliyor muyuz?
  • Güneş koruyucu kremler kullanıyor muyuz?

Uzmanlara göre, her gün öğlen güneşi altında en az 20 dakika güneş koruyucu krem kullanmadan kaldığımız takdirde günlük D vitamini ihtiyacımız karşılanabilmektedir. Oysaki günümüz şartlarının getirisi olarak yukarıdaki soruların tamamına olması gereken doğru cevabı vermek zor… Bir yandan kanserojen etkiye karşı kendimizi koruma altına alırken, diğer yandan D vitamini eksikliği oluşumuna zemin hazırlıyoruz.

Sağlığımız açısından önemli yeri olan D vitamini eksikliğiyle mücadele etmede, sentetik D vitamini takviyelerinin kullanımının yanı sıra cod liver oil ürünleri de önerilmektedir. Cod Liver Oil ürünleri hem güçlü Omega-3 yağ asitleri kaynağı olmasının yanında, ayrıca A ve D vitaminlerinin de doğal kaynağıdır. Böylece hem Omega-3 ihtiyacının hem de günlük D vitamini ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olmaktadır.

Cod Liver Oil olan “Möller’s Omega-3”ün her gün alınan 5 ml’si ile günlük 10 mcg (400 IU) D3 vitamini desteği sağlanmaktadır. Bu miktar çocuklar ve yetişkinler için D vitamini eksikliği ile mücadele etmek açısından günlük ihtiyacın karşılanmasına yardımcı olduğu gibi, yazın da güvenle kullanım imkânı sağlamaktadır.

NOT: Ülkemizde D vitamini eksikliği olmayan çocuklar için günde 12,5 mcg’a kadar, yetişkinler için de günde 25 mcg’a kadar takviye edici gıdalarla D vitamini alımının güvenilir olduğunu belirtilmektedir. Eğer D vitamini eksikliği tespit edilmişse, doktor önerisiyle daha yüksek dozların kullanımı gerekmektedir.

moollers_21

Çocuklarımızı Sağlıklı Beslenme Yöntemiyle Astım ve Alerjiden Koruyabilir Miyiz?

Sağlıklı beslenmenin bizi hastalıklardan koruyan önemli bir kalkan olduğunun bilincindeyiz. Bu yazımızda sizlere çocuklarımızda sıklıkla karşılaşılan astım ve alerjiye karşı koruyucu olabilecek beslenme önerilerini sunuyoruz:

OMEGA -3 BAKIMINDAN ZENGİN BESLENME

Uzmanlar astımın önlenmesi amacıyla Omega-3’ün bol miktarda alımını önermektedirler. Derin ve soğuk denizlerde yaşayan, doğal beslenen yağlı balıklar Omega-3 açısından zengindir. Ceviz, keten tohumu, ıspanak ve semizotu gibi yeşil sebzelerde de doğal halde Omega-3 yağ asitleri bulunur. Fakat hayvansal gıdalardan elde edilen Omega-3, bitkisel gıdalardan elde edilenlere göre vücudumuz tarafından daha yüksek miktarda kullanılmaktadır.

AKDENİZ USULÜ BESLENME

Taze meyve ve sebzenin, tahıllı gıdaların, kuru baklagillerin yer aldığı Akdeniz usulü beslenme tarzının çocukları alerji ve astımdan koruduğu ile ilgili araştırmalar olduğu belirtilmektedir. Birçok meyve ve sebzenin antioksidan etkinliği nedeniyle vazgeçilmez tüketimlerimiz arasında yer alması gerektiği unutulmamalıdır.

D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİNE DİKKAT!

Astım ve alerjik reaksiyonlardaki artışın D vitamini eksikliği ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Öğlen güneşinden faydalanılmaması, güneş koruyucu kremlerin kullanımı, sıklıkla kapalı ortamlarda bulunma nedenlerinden dolayı vücudumuzdaki D vitamini sentezi engellenmektedir. Özellikle çocuklarda D vitamini eksikliğinin astımı ağırlaştırdığı uzmanlar tarafından belirtilmektedir. Bu yüzden sadece kan analiziyle belirlenen D vitamini seviyesi kontrol edilmeli, yeterli D vitamini alımı sağlanamıyorsa doğal D vitamini takviyeleri kullanılarak günlük ihtiyacın karşılanmasına destek sağlanmalıdır.

ANTİOKSİDAN BAKIMINDAN ZENGİN BESLENME

A vitamini, E vitamini, C vitamini ve Selenyum

Astım ve alerjiden korunmada antioksidan açısından beslenmenin özellikle A vitamini, E vitamini, C vitamini ve Selenyumca zengin gıdaların tüketiminin öneminden bahsedilmektedir. Balık, tavuk, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, havuç, domates, kayısı, ceviz, fındık gibi yiyeceklerin soframızda sıklıkla bulunması anlamındadır.

Yukarıda bahsedilen besin öğeleri günlük beslenmemizle yeterli miktar alındığı takdirde astım ve alerjik hastalıkların önlenmesinde önemli etkilerinin olduğu belirtilmektedir. Yetersiz alındığı düşünülen durumlar için ise, Möller’s Omega-3, hem çocuklarınız hem de sizler için omega-3 yağ asitleri (EPA + DHA), A, D ve E vitaminleri içeriğiyle doğal desteğinizdir.

80x400s

Yaza Hazır Mısınız?

Kaliteli ve sağlıklı bir yaşam için, beslenme alışkanlıklarından hayat tarzına kadar birçok faktöre dikkat etmek gerekiyor. Çünkü insan hayatına dâhil olan birçok etken insan sağlığını bozmak için bu dönemlerde yine pusuda bekliyor. Aşırı sıcak hava ve yüksek nem oranı, genel olarak sağlığı ve yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor.

Neredeyse bahar mevsiminin ortasına geldik. Yaz yavaş yavaş yaklaşıyor. Biraz ciddiyetten uzaklaşıp neşelenmek istiyorsanız, sağlığınızı korumak için uygulaması kolay ve eğlenceli yollar deneyin.

  • Alışveriş için pazara gidin. Kırmızı ve yeşil renklerdeki taze meyveler ve sebzelerin tezgahlarda dizilişi yeme isteğinizi artıracak ve böylece sağlığınız için gerekli bol miktarda antioksidan alımınız için güzel bir fırsat oluşturacaktır.
  • Kendinize özel bir beslenme programı belirleyin. Sıcak havanın şimdiden hissedildiği bu mevsim ve yaz dönemi, ağır yemeklerden kaçmayı, zeytinyağlılara, yeşilliklere yönelmeyi de sağlayacaktır.
  • Sağlıklı ve dengeli beslenin. Sadece yaz mevsimi için değil her mevsim sağlıklı ve dengeli beslenmek önemlidir. Bunun alışkanlık haline getirilmesi yaşamı olumsuz etkileyen kronik hastalıklar riskinin azaltılması açısından önemlidir.
  • Güneş D vitamini için gereklidir. Öğlen güneşinde güneş koruyucu sürmeden her gün 15 dakika güneşlenin. Böyle bir imkanınız olmuyorsa, günlük D vitamini ihtiyacınızı karşılamak amacıyla morina balığı karaciğer yağı kullanabilirsiniz. Morina balığı karaciğer yağı hem doğal omega-3 yağ asitleri, hem de doğal A ve D vitaminleri kaynağıdır.
  • Sadece 15 dakika öğle güneşi altında kalıp, geri kalan öğle saatlerini güneş ışınlarının olumsuz etkilerinden korunmak için kapalı ortamlarda geçirin. Öğlen güneşinden tamamen kaçınmanın D vitamini eksikliğine neden olacağı unutulmamalıdır.
  • Kısa mesafeli yerlere yürüyerek gidin.
  • Hobilerinize zaman ayırın.
  • Bahçe ve çiçeklerle uğraşın.
  • Dans edin.
  • Gece saatlerini uykuya ayırın.
800x400_8

Möller’s Omega 3 Tüketim Süresi

Balık yağları, kapakları ilk açıldığı andan itibaren havayla temasa geçer. Balık yağının havayla temasa geçmesiyle de oksidasyon süreci başlar. Bu sürecin yavaş veya hızlı ilerlemesi, balık yağının üretim kalitesine, havanın oksijeni ile temas etme sıklığına, saklandığı ortamın sıcaklığına ve doğrudan güneş ışığına maruz kalıp kalmamasına göre değişir.  Bu nedenleri en aza indirgeyebildiğiniz takdirde oksidasyon süreci yavaşlayabilmektedir. Sağlığı tehlikeye atmamak amacıyla gıdalarda kullanılan antioksidanların da ilave edilmesi oksidasyon sürecini mümkün olduğunca geciktiren önemli bir destektir.

Okside olmuş bir balık yağının kullanılması önerilmez. Çünkü böyle bir balık yağı tazeliğini ve besin değerini yitirmiştir, kalitesi bozulmuştur, tadı ve görüntüsü değişmiştir, vücudumuz için zararlı olabilecek hale dönüşmüştür.  Bu nedenle, tüm balık yağı ürünleri için ambalajın üzerinde belirtilen saklama koşullarına ve kapağı açıldıktan itibaren tüketilmesi tavsiye edilen sürenin aşılmamasına özen gösterilmelidir.

Üretim kalitesi tescilli olan Möller’s Omega 3’ün kapağı açıldıktan itibaren buzdolabında saklanması ve 3 ay içinde tüketilmesi tavsiye edilmektedir. Bu süre boyunca tazeliği ve kalitesi garantilidir, güvenle kullanabilirsiniz.

ÇRŞ 50) cocuk-gunes-banyo

Çocuklarınıza Güneş Banyosu Yaptırın!

Havalar ısınmaya, güneş yavaş yavaş yüzünü göstermeye başlamışken biraz dışarı çıkıp hava almak hem yetişkinleri hem de çocukları fiziksel ve psikolojik olarak rahatlatacaktır. Güneşin insan sağlığına birçok faydası bulunmaktadır. Bu faydalar boş zamanlarınızı değerlendirip çocuklarınızla güneş banyosu yapmanız için güzel bir bahane olabilir.

Aşağıda güneş banyosunun faydalarını sıraladık.

  • Öğlen güneşindeki UVB ışınları vücudumuzda D vitamini dönüşümünü sağlar. D vitamini kemik gelişimini destekleyerek kas ve kemik sağlığını korur.
  • Osteoporoz ve raşitizm gibi kemik hastalıklarına engel olur.
  • Romatizma ve eklem ağrılarını azaltır.
  • Böbrekler ve karaciğer için faydalıdır.
  • Kan, meme, kolon kanseri gibi kanser çeşitlerinin önlenmesine yardımcı olur.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Kolesterolü düzenler.
  • Göz sağlığını olumlu etkiler.
  • Vücudun kalsiyum ihtiyacının bir kısmını karşılar.
  • Regl dönemi öncesindeki süreci rahatlatır.
  • Enerjiyi arttırarak yorgunluğu giderir.
  • Ruh ve sinirsel bozukluklardan uzak tutar.
  • Depresyon ve stresten korunmayı sağlar.
  • Güneş ışığının içerdiği melatonin uykusuzluğu önler. Güzel uyumayı sağlar.
  • Vücut direncini arttırır.
  • Zihinsel ve bedensel performansı arttırır.
  • Metabolizmayı hızlandırır.
  • Vücut ağrılarına iyi gelir.
  • Büyüme ve gelişmeyi hızlandırır.
45) 16-02-26-bahar-yorgunluk

Bahar Bizi Kapıda Karşılıyor

Vücudumuz her ne kadar mevsimlere uyum sağlamaya çalışsa da ufak tefek pürüzler çıkabiliyor. Kış semptomlarını henüz üzerimizden atamamışken bahar bizi kapıda karşılıyor. İlkbaharın gelmesiyle havalar aniden ısınıp aniden soğuyabiliyor. Değişken havalara ayak uyduramayan bünyemiz ister istemez zayıf düşünce bedensel ve ruhsal hastalıklarla debelenmeye devam ediyoruz.

Bahar aylarında havadaki pozitif ve negatif elektrik yükleri artıyor. Pozitif iyonlar, kişiyi canlı ve enerjik hissettirirken negatif iyonlar halsizliği ve yorgunluğu getiriyor. Güneşe daha fazla temas edilen dönemlerde bazı hormonlar daha fazla salgılanarak kişiyi neşeli bir bireye dönüştürüyor. Ancak depresif ruh haline sahip olan insanlar kendini daha çıkmaz bir durumda hissedebiliyor. Bu hissiyatın tek nedeni hava değişimi değil tabii ki. Yeterli ve sağlıklı beslenmeme, vitamin ve minerallerin eksik kalması, tiroit bezinin düzensiz çalışması, tansiyon, kalp, enfeksiyon hastalıkları ve fazla sigara kullanımı yorgunluğu arttırıyor. Migren, depresyon, tansiyon gibi rahatsızlıklara daha sık rastlanıyor. Hava sıcaklığındaki yükselişler, sıcağa maruz kalan bireylerde kalp debisi ve hızında artışa, terlemeye, vücutta sıvı kaybına doğru gidiyor. İleri yaşlardaki bireylerde de yine yüksek tansiyon, koroner kalp hastalığı, kalp yetmezliği, kalp krizi, inme, bacak damarlarında tıkanma gibi ciddi sağlık sorunları görülüyor.

Bahar yorgunluğunu gidermek için kış aylarında eksik olan vitaminlerin vücuda alınması gerekiyor. Özellikle B ve C vitaminleri, potasyum-çinko içeren besinler, vücuda enerji sağlayan karbonhidratlar ile Omega 3 yağ asitleri, hücrelerimizin temel yapı taşı olan proteinler zinde hissettirerek yorgunluğu gideriyor. Daha az kimyasal maddeye maruz kaldığı için mevsim meyve ve sebzelerini tüketerek, çay ve kahveyi azaltarak günde en az 8-10 bardak su içerek, düzenli egzersiz yaparak metabolizma hızlandırılıp bahar yorgunluğundan korunmak mümkün. Bunlara ek olarak da çalışma ve dinlenme aralıklarının iyi ayarlanması zihni ve bedeni diri tutmaya yardımcı olabilir. Yorgunluğun dinmemesi, günlük rutini,  kişinin performansını ve psikolojisini etkilemesi durumunda ise bu sağlık sorunlarının geçiştirilmemesi, bir doktora başvurulması gerektiği tavsiye edilmektedir.