92) saglik-hurafe

Sağlıkla İlgili Hurafeler

Çeşitli hastalıkları olan bireyler zaman zaman doktora gitmek yerine kişiden kişiye yayılarak bugüne kadar gelen sağlıkla ilgili hurafelere inanıp bu hurafelere göre hareket ederler. Oysaki bu hurafeler, kişiyi yanlış yönlendirerek insan sağlığına zarar verebilir. Her şeye rağmen, sağlıkla ilgili konularda, mutlaka bir doktora başvurulmalıdır.

Sağlıkla ilgili, kulaktan kulağa yayılan hurafeleri hep birlikte inceleyelim.

 

  • “Aşı sadece çocuklara yapılır.”

Zatürre, grip, difteri, tetanoz, boğmaca, zona, hepatit A, hepatit B, menenjit, kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşıları yetişkinlerin de yaptırması gereken aşılardır.

  • “Diyabet genetik bir hastalıktır.”

Diyabet genetiğe bağlı bir hastalıktır. Ancak ailesinde diyabet hastası bulunan her bireyin de diyabet olma ihtimali yoktur.

  • “İnsülin ve şeker ilacı kullanırken diyet yapmaya gerek yoktur.”

Diyabet, insülin ve şeker ilacı eksikliğinden kaynaklanmaz. Dolayısıyla diyabetli bireyler beslenmelerine dikkat etmeli, düzenli egzersiz yapmalıdır.

  • “Karbonhidrat, diyabetli bireyler için zararlıdır.”

Diyabetli bireyler günlük kalori ihtiyaçlarının %50’sini karbonhidratlardan karşılamalıdır.

  • “Früktoz, şişmanlığa ve şeker hastalığına yol açar.”

Meyve, früktoz dışında vitamin, mineral, antioksidan ve lif de içerir. Dünya Sağlık Örgütü, günde 4-5 porsiyon meyve tüketmenin sağlık açısından yararlı olduğunu söylemektedir.

  • “Tiroit hastaları iyotlu tuz kullanmalıdır.”

İyot, tiroit yapımı için elzem bir mineraldir. Fakat tiroit hastalıkları ortaya çıktıktan sonra iyot kullanmak oldukça zararlıdır.

  • “Bol protein tüketmek güç ve zinde hissettirir.”

Günlük kalori ihtiyacının %12’si proteinden karşılanmalıdır. Vücuda fazla protein alımı, böbreği ve karaciğeri yorar, ürik asidi yükseltir, vücutta asidoza yol açar, şeker ve yağ depolanmasına neden olur.

  • “Tereyağı ve zeytinyağı bol miktarda tüketilmelidir.”

Fazla tüketilen tereyağı ve zeytinyağı vücutta yağ olarak depolanır. Tereyağı zengin miktarda doymuş yağ asidi içerir. Günlük doymuş yağ asidi ihtiyacı %7’nin üzerinde olmamalıdır.

  • “Greyfurt suyu, limon ve sarımsak tansiyon düşürür.”

Tansiyon yüksekliği ilaçlarla kontrol edilmelidir. Greyfurt, limon ve sarımsak gibi besinlerin tansiyon düşürdüğü bilimsel olarak kanıtlanmamıştır.

  • “Zeytin çekirdeği mide hastalıklarına ve hemoroide iyi gelir.”

Zeytin çekirdeğinin iki ucu da sivridir. Dolayısıyla mide tarafından öğütülemez. Mide ve hemoroit rahatsızlıklarında mutlaka bir doktora danışılmalıdır.

11

Krampları Önlemek İçin Ne Yapmalıyız?

İstem dışı bir şekilde, ağrıyla birlikte kaslarda oluşan ani kasılmalara kramp denir. Genelde kollarda, bacaklarda ve sırt bölgesinde görülür. Birkaç dakika sürer, kişiyi hareketsiz bırakır ve kendiliğinden geçer. Birkaç dakikadan uzun süren ve sık tekrar eden kramplar için mutlaka bir doktora başvurulmalıdır.

Yapılması gerekenler;

  • Kafein içeren içeceklerden, alkolden ve sigaradan uzak durulmalıdır.
  • Düzenli egzersiz yapılmalıdır. Egzersiz kasları güçlendirir.
  • Enerji veren besinler tüketilmelidir.
  • Dolaşımın sağlıklı bir şekilde devam etmesi için bol su içilmelidir.
  • B vitamini alımı ihmal edilmemelidir.
  • Kas çekilmelerinin düzenlenmesi için az yağlı yoğurt ve süt tüketilmelidir.
  • Sebze yemeklerinin pişirme suyu dökülmeyip yemeklerde kullanılarak tüketilmelidir. Sebze suları bol vitamin ve mineral içerir.
59) D vitaminli balık yağlarının yazın kullanımı

İçeriğinde Doğal D Vitamini Bulunan Balık Yağlarının Yazın Kullanımı

D vitaminikalsiyum ve fosfor emilimini düzenleyerek kemik ve diş sağlığının korunmasına yardımcı olurken, ayrıca kalp sağlığından beyin fonksiyonlarının korunmasına kadar genel sağlığımız için de önemli bir vitamindir. Günlük ihtiyacımızı tereyağı, karaciğer ve yumurta gibi besinlerle kısmen karşılayabilmekteyiz. Ancak ilerleyen yaş, bağırsak fonksiyonları düzensizliği gibi etmenler D vitamini emilimini azaltabilmektedir. Ayrıca vücudumuzda doğal olarak bulunan inaktif haldeki D3 vitamininin, aktif D3 vitaminine dönüşümünü sağlayan kaynak olan güneş ışınlarından da yeteri kadar faydalanamamamız, ciddi boyutlara ulaşan D vitamini eksikliği ile yüz yüze kalmamıza neden olmaktadır.

Günlük güneşlik olan ülkemizde, yazın dahi D vitamini eksikliği görülme oranı neden ciddi boyutlardadır?

Öğlen güneşindeki vücudumuza dik gelen UVB ışınlarının vücudumuzda D vitamini dönüşümünü sağlarken, öğleden önce ve sonraki vücudumuza eğimli gelen UVA ışınlarının vücudumuzda D vitamini dönüşümünü sağlayamadığını daha önceki yazılarımızda bahsetmiştik. Kendiniz veya çocuklarınız için sormanız gereken sorular şunlardır:

  • Öğlen güneşinde kalıyor muyuz?
  • Kalıyorsak ne kadar süre kalıyoruz?
  • Her gün öğlen güneşinden faydalanabiliyor muyuz?
  • Güneş koruyucu kremler kullanıyor muyuz?

Uzmanlara göre, her gün öğlen güneşi altında en az 20 dakika güneş koruyucu krem kullanmadan kaldığımız takdirde günlük D vitamini ihtiyacımız karşılanabilmektedir. Oysaki günümüz şartlarının getirisi olarak yukarıdaki soruların tamamına olması gereken doğru cevabı vermek zor… Bir yandan kanserojen etkiye karşı kendimizi koruma altına alırken, diğer yandan D vitamini eksikliği oluşumuna zemin hazırlıyoruz.

Sağlığımız açısından önemli yeri olan D vitamini eksikliğiyle mücadele etmede, sentetik D vitamini takviyelerinin kullanımının yanı sıra cod liver oil ürünleri de önerilmektedir. Cod Liver Oil ürünleri hem güçlü Omega-3 yağ asitleri kaynağı olmasının yanında, ayrıca A ve D vitaminlerinin de doğal kaynağıdır. Böylece hem Omega-3 ihtiyacının hem de günlük D vitamini ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olmaktadır.

Cod Liver Oil olan “Möller’s Omega-3”ün her gün alınan 5 ml’si ile günlük 10 mcg (400 IU) D3 vitamini desteği sağlanmaktadır. Bu miktar çocuklar ve yetişkinler için D vitamini eksikliği ile mücadele etmek açısından günlük ihtiyacın karşılanmasına yardımcı olduğu gibi, yazın da güvenle kullanım imkânı sağlamaktadır.

NOT: Ülkemizde D vitamini eksikliği olmayan çocuklar için günde 12,5 mcg’a kadar, yetişkinler için de günde 25 mcg’a kadar takviye edici gıdalarla D vitamini alımının güvenilir olduğunu belirtilmektedir. Eğer D vitamini eksikliği tespit edilmişse, doktor önerisiyle daha yüksek dozların kullanımı gerekmektedir.

21) 16-01-04-romatoid-artrit

Romatoid Artritte Omega-3’ün Etkisi

Romatoid artrit, eklemlerde görülen kronikleşmiş enflamasyonlu bir hastalıktır. Nedeni tam olarak bilinmeyen, genetik faktörlerin oluşumunda etkili olabileceğinin düşünüldüğü bu hastalık, eklemlerde ağrı, hareket kısıtlılığı, şişlik ve zamanla eklemlerde şekil bozukluğuna neden olmaktadır. Kol ve bacak eklemlerinde görülen bu hastalığın ilerlemesiyle birlikte günlük yaşam olumsuz olarak etkilenmektedir. Örneğin, parmak eklemlerinde romatoid artriti olan bir hasta bir bardağı tutmakta bile zorlanabilir.

Bu hastalığın kesin bir tedavisi olmamakla birlikte uygulanan tedavideki amaç hastanın ağrı ve hareket kısıtlılığı şikayetini azaltmaya, hastalığın ilerlemesini önlemeye ve böylece yaşam kalitesini artırmaya yöneliktir. Bu amaçla, romatoloji uzmanları tarafından hastalığın derecesine bağlı olarak farklı ilaçların kombinasyonları uygulanmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalardan yola çıkarak, yüksek doz omega-3 kullanımının da ilaç tedavisine ilave edildiğinde olumlu sonuçlar verdiği belirtilmektedir. Bu çalışmalar, romatoid artrit hastalarının şikayetlerinde, ağrılı eklem sayısında, ağrı kesici ve enflamasyonla mücadele edici ilaçların dozunda ve eklemlerdeki sabah tutukluğunda azalma olduğunu göstermiştir. Ayrıca enflamasyonun göstergesi olan kandaki CRP düzeyinde belirgin azalma da görüldüğü ifade edilmektedir.

Yüksek doz omega-3’ün olumlu etkisi romatoid artrit hastalarının tedavisinde kullanılan ilaçlarla birlikte yeni bir umut ışığı olabilir. Fakat yüksek doz omega-3 kullanımının bilinçsiz bir şekilde değil, muhakkak doktor gözetiminde yapılması gerektiği konusunu hatırlatmak isteriz.

47) 16-02-26-cocuklar-alerji

Çocuklarımızı Alerjiden Koruyalım

Malum bahar aylarında alerjik reaksiyonlardaki artış oranı yükseliyor. Çocuklar da bu artışlardan nasibini alıyor. Çocuklarınızın sağlığı için yapılması gerekenleri aşağıda sıraladık:

  • Çocuklarınızın şikayetlerini ihmal etmeyin, mutlaka bir doktora götürün.
  • Havada polenlerin yoğun olduğu dönemlerde pencereleri kapatın. Bahçe işlerinden, piknik, kamp gibi açık hava etkinliklerinden çocuklarınızı uzak tutun.
  • Çocuklarınızın odalarında nem ve rutubet olmamalı. Havalandırma ve klima filtrelerini zamanında değiştirin.
  • Toz ve küf çeken halılar kullanmak yerine yıkanabilir kilimler kullanın.
  • Dağınık odalar yüksek miktarda toz tutar. Odaların dağınık olmamasına özen gösterin.
  • Odaları düzenli aralıklarla vakumla temizleyin. Çarşafları ve nevresimleri sık sık değiştirin.
  • Bahar aylarında çamaşırları dışarıda kurutmayın. Kuru ve rüzgarlı günlerde, özellikle sabah saatlerinde, pencereleri açmayın.
  • Sprey-parfüm gibi gazlı ve kokulu ürünler kullanmayın.
  • Dışarı çıkmadan önce çocuklarınızın burun kanatlarına ve dudak üstü bölgeye vazelin sürün.