122) agiz-kokusu

Balık Yedikten Sonra Oluşan Ağız Kokusu Nasıl Giderilir?

Sağlığınız için haftada en az 2 kez balık tüketiyorsunuz. Ancak evde pişen balık etrafa çok kötü bir koku yayıyor ve kimileri bu koku nedeniyle balıktan tiksinebiliyor. Bu soruna çözüm olarak daha önce Balık Kokusu Giderilebilir Mi?” başlıklı bir yazı yazmıştık. Ancak şu da göz ardı edilmemelidir ki, balık sadece evde değil, ağızda da kötü kokulara neden olabiliyor. Aşağıda balık yedikten sonra ağız kokunuzu giderebilmeniz için yapmanız gerekenleri sıraladık.

  • Mutlaka balık yedikten sonra dişinizi fırçalamalı ve diş ipi kullanmalısınız.
  • Ağız hijyeni için dişinizi 6 ayda 1 temizletmelisiniz.
  • Bol bol su içmelisiniz. Su, ağzınızı ferahlatır ve nemli olmasını sağlar.
  • Maydanoz, karanfil, nane, tarçın gibi çözümler geçicidir ancak ağızdaki bakterilerin giderilmesine yardımcı olur. Anlık çözüm için çiğneyebilirsiniz.
  • Ekmek kötü kokuları azaltır. Balık yedikten sonra 1 dilim ekmek tüketebilirsiniz.
  • Yeşil çay; polifenol içerir. Polifenol ağızdaki zararlı bakterileri yok eder.
  • Suya limon damlatıp ağzınızı limonlu suyla çalkalayabilirsiniz.
  • Karbonatlı su ve tuz ile gargara yapabilirsiniz.
59) D vitaminli balık yağlarının yazın kullanımı

İçeriğinde Doğal D Vitamini Bulunan Balık Yağlarının Yazın Kullanımı

D vitaminikalsiyum ve fosfor emilimini düzenleyerek kemik ve diş sağlığının korunmasına yardımcı olurken, ayrıca kalp sağlığından beyin fonksiyonlarının korunmasına kadar genel sağlığımız için de önemli bir vitamindir. Günlük ihtiyacımızı tereyağı, karaciğer ve yumurta gibi besinlerle kısmen karşılayabilmekteyiz. Ancak ilerleyen yaş, bağırsak fonksiyonları düzensizliği gibi etmenler D vitamini emilimini azaltabilmektedir. Ayrıca vücudumuzda doğal olarak bulunan inaktif haldeki D3 vitamininin, aktif D3 vitaminine dönüşümünü sağlayan kaynak olan güneş ışınlarından da yeteri kadar faydalanamamamız, ciddi boyutlara ulaşan D vitamini eksikliği ile yüz yüze kalmamıza neden olmaktadır.

Günlük güneşlik olan ülkemizde, yazın dahi D vitamini eksikliği görülme oranı neden ciddi boyutlardadır?

Öğlen güneşindeki vücudumuza dik gelen UVB ışınlarının vücudumuzda D vitamini dönüşümünü sağlarken, öğleden önce ve sonraki vücudumuza eğimli gelen UVA ışınlarının vücudumuzda D vitamini dönüşümünü sağlayamadığını daha önceki yazılarımızda bahsetmiştik. Kendiniz veya çocuklarınız için sormanız gereken sorular şunlardır:

  • Öğlen güneşinde kalıyor muyuz?
  • Kalıyorsak ne kadar süre kalıyoruz?
  • Her gün öğlen güneşinden faydalanabiliyor muyuz?
  • Güneş koruyucu kremler kullanıyor muyuz?

Uzmanlara göre, her gün öğlen güneşi altında en az 20 dakika güneş koruyucu krem kullanmadan kaldığımız takdirde günlük D vitamini ihtiyacımız karşılanabilmektedir. Oysaki günümüz şartlarının getirisi olarak yukarıdaki soruların tamamına olması gereken doğru cevabı vermek zor… Bir yandan kanserojen etkiye karşı kendimizi koruma altına alırken, diğer yandan D vitamini eksikliği oluşumuna zemin hazırlıyoruz.

Sağlığımız açısından önemli yeri olan D vitamini eksikliğiyle mücadele etmede, sentetik D vitamini takviyelerinin kullanımının yanı sıra cod liver oil ürünleri de önerilmektedir. Cod Liver Oil ürünleri hem güçlü Omega-3 yağ asitleri kaynağı olmasının yanında, ayrıca A ve D vitaminlerinin de doğal kaynağıdır. Böylece hem Omega-3 ihtiyacının hem de günlük D vitamini ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olmaktadır.

Cod Liver Oil olan “Möller’s Omega-3”ün her gün alınan 5 ml’si ile günlük 10 mcg (400 IU) D3 vitamini desteği sağlanmaktadır. Bu miktar çocuklar ve yetişkinler için D vitamini eksikliği ile mücadele etmek açısından günlük ihtiyacın karşılanmasına yardımcı olduğu gibi, yazın da güvenle kullanım imkânı sağlamaktadır.

NOT: Ülkemizde D vitamini eksikliği olmayan çocuklar için günde 12,5 mcg’a kadar, yetişkinler için de günde 25 mcg’a kadar takviye edici gıdalarla D vitamini alımının güvenilir olduğunu belirtilmektedir. Eğer D vitamini eksikliği tespit edilmişse, doktor önerisiyle daha yüksek dozların kullanımı gerekmektedir.