143-hafiza

Beyin Fonksiyonlarını Korumanın Yolları

Akıl sağlığımız, başarılı iş ve okul yaşantımızın, sağlıklı aile ve çevre ilişkilerimizin önemli faktörüdür.  Yaşamımızın her döneminde, sinir sisteminin merkezi olan beynimizin güçlü işleve sahip olması, güçlü hafızayı, öğrenme ve algılama kapasitesi artışını, bunama ve hafıza kaybının önlenmesini, depresyon riskinin azaltılmasını ve sağlıklı sinir sistemine sahip olmasını, dolayısıyla yaşamımızın kolaylaşmasını ve kaliteli yaşam sürmemizi sağlar.

Sağlıklı beslenme, fiziksel gelişimi sağladığı, vücudumuzun bağışıklığını geliştirdiği, hastalıklara karşı bizi koruduğu gibi zihinsel gelişimimiz için de çok önemlidir. Bu yazımızda sizlere beyni güçlendiren bazı besinler hakkında bilgi vermek istedik.

Omega 3: Soğuk ve derin deniz balıkları yüksek miktarda omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA içerir. Bu yağ asitlerinden DHA, beyin fonksiyonlarının gelişimine yardımcı olur. Hafızayı güçlendirir, algılama ve öğrenme kapasitesini artırır, beyin sağlığını korur, Alzheimer, demans (bunama) hastalıklarını ve dikkat eksikliğini önleyici etkilere sahiptir.

B vitaminleri: Özellikle tahıllı gıdalarda, hayvansal ürünlerde ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunan B6 ve folik asit olarak bilinen B9 vitamini ile sadece hayvansal ürünlerde özellikle ette bulunan  B12 vitamini, beyin fonksiyonlarını ve sinir sistemini güçlendirir, Alzheimer ve demansı önler.

Kafein:  Kafein kaynağı olan kahve, guarana bitkisi gibi kaynaklar beyin fonksiyonlarını güçlendirerek, hafıza gelişimini sağlar.

Kırmızı meyve ve sebzeler: Antioksidan özellikleri güçlü olan domates, yaban mersini gibi kırmızı meyve ve sebzeler beyin hücrelerini koruyarak, hafıza kaybını önleyici etki gösterirler.

Ceviz:  Selenyum ve bitkisel omega-3 kaynağı olan ceviz, yaşlanma sürecinde beyin hücrelerini koruyarak, hafıza kaybının önlenmesine yardımcı olur.

800x400_33

Alerjik Reaksiyonlar

Alerjik rahatsızlıklar vücutta çeşitli biçimlerde kendini gösterir. Göz, deri, solunum ve sindirim sistemi gibi birçok organ ve sistemi etkiler. Özetle alerjiler, vücudun bağışıklık sisteminin enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olan doğal savunma sisteminin verdiği aşırı tepkilerdir.

Alerjik reaksiyonlar esnasında bağışıklık sistemi genellikle toz, polen, böcekçikler gibi zararsız maddelerle vücuda saldırıyorlarmış gibi savaşır. Bu da isilik, gözlerde ve vücutta kaşınma, burunda akıntı, nefes almada güçlük, bulantı ve ishal gibi semptomlara sebebiyet verir. Alerjik bir reaksiyon, ilk defa bir alerjenle karşılaştığında gerçekleşmeyebilir. Örneğin, ilk kez gerçekleşen bir arı sokmasında yalnızca bir ağrı ve kızarıklık oluşur. İkinci arı sokmasında ise kurdeşen veya nefes almada güçlük ortaya çıkabilir. Bu, yine bağışıklık sisteminin verdiği tepkinin bir sonucudur.

Alerjik rinit (saman nezlesi), en sık rastlanan alerji türüdür. Hapşırma, burun akıntısı, burunda kaşıntı ve tıkanıklığa neden olur. Alerjik konjonktivit; gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma, ürtiker; vücutta kaşıntı, deride kabarıklık, kaşıntı, anafilaksi; iç sıkıntısı, el ayası ve ayak tabanında kaşıntı, tansiyon düşüklüğü ve şok, soluk borusunda şişme ve nefes darlığı ile baş gösterir. Yer, mevsim, aile üyelerindeki benzer alerjik reaksiyonlar ve çevre faktörü de bu belirtilere zemin tutar.

Çoğu alerjik semptom hafif bir şekilde ortaya çıkar ve evde tedavisi yapılabilir. Ancak bu semptomlar aşırıya kaçarsa burun kanaması, kulak problemleri, hırıltılı soluma ve öksürmeye dönüşüp sağlıklı beslenilmediği ve tedbir alınmadığı takdirde ölüme kadar gidebilir. Omega 3 açısından zengin besinler, brokoli, lahana gibi yeşil yapraklı kış sebzeleri, C vitamini, magnezyum içeren ve anti-enflamatuar besinlerin alerjik semptomları azaltarak bu semptomların getirdiği hastalıklara iyi geldiği bilinmektedir.