101) hamilelik-beslenme

Gebelik Döneminde Tüketilmesi Gereken Besinler

Gebelik döneminde beslenme, bebek ve anne sağlığı açısından çok önemlidir. Bu dönemde ek besinlere de ihtiyaç vardır. Günlük olarak 300 ila 500 kalori almak gerekir. Gebelik döneminde beslenmeye özen gösterilmediği takdirde bebeğin sağlığı olumsuz etkilenebilir. Sağlıksız beslenme pek çok komplikasyona neden olabilir. Hatta aşırı kilo ve diyabet gibi sağlık sorunlarına da yol açabilir.

Gebelik döneminde gerekli olan besinler;

  • Yağlı balık: Yağlı balıklar omega-3 açısından zengindir. En azından haftada iki kere balık tüketimi tavsiye edilmektedir. Anne karnındaki bebeğin fiziksel ve zihinsel gelişimi açısından önemlidir. Balığın nerede yetiştiği hem omega-3 miktarı, hem de ağır metal içerip içermemesi nedeniyle özellikle hamile bayanların güvenli kullanımı açısından dikkat edilmesi gereken bir husustur. Soğuk ve derin deniz balıkları daha yağlıdır ve bu nedenle omega-3 miktarı daha yüksektir. Balığın, ızgara ve buğulama tekniğiyle pişirilmesi omega-3 miktarının korunması ve sağlıklı beslenme açısından önemlidir.
  • Su: Gebelik döneminde kan hacmi 1,5 litre artar. Annenin de bebeğin de bu süreçte suya ihtiyacı vardır. Anne adayı susuzluk hissetmese de bebek susuz hissedebilir. Baş ağrısı, anksiyete, yorgunluk, halsizlik, kabızlık gibi sorunlar gebelik döneminde susuzluk belirtisi olabilir. Anne adayları günde yaklaşık 2 litre su içmelidir.
  • Süt ürünleri: Gebelik döneminde fazla miktarda süt ve ürünleri tüketilmelidir. Bu ürünlerden alınan protein bebeğin büyümesi için önemli olan kalsiyum ihtiyacını karşılar.
  • Yumurta: Yüksek miktarda protein, yağ, vitamin, mineral, omega-3 ve kolin içerir. Bebeğin sağlıklı fiziksel ve zihinsel gelişimi için önemlidir.
  • Et: Sığır ve tavuk eti zengin protein kaynaklarıdır. Sığır eti, kolin, B12 vitamini ve demir açısından da zengindir.
  • Kuru meyve: Bir porsiyon kurutulmuş meyvede folat, demir, potasyum gibi birçok vitamin ve mineral bulunur. Kuru meyvelerde su bulunmaması sebebiyle bu içeriklerin oranı daha çoktur. Ancak gebelik döneminde, sadece kuru meyve tüketilmesiyle ilgili bir kaide yoktur. Taze meyvelerin tüketilmesinin faydaları da unutulmamalıdır.
  • Yeşil yapraklı sebzeler: Brokoli, lahana, ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler, lif, A, C ve K vitaminleri, kalsiyum, demir, folat ve potasyum içerir. Ayrıca bu sebzeler iyi birer antioksidandır. Antioksidanlar bağışıklık ve sindirim sistemi için son derece önemlidir.
  • Baklagiller: Mercimek, bezelye, fasulye, nohut, soya gibi baklagiller bitkisel kökenli lif kaynaklarıdır. Ayrıca yüksek miktarda folik asit, demir, protein ve kalsiyum içerirler. Folik asit, anne sağlığı ve bebek gelişimi için çok önemlidir.
  • Tüm tahıllar: Tahıllar, gebelik döneminde artan kalori ihtiyacını karşılamak için uygun besinlerdir. Kepekli tahıllar, lif, B vitamini ve magnezyum açısından zengindir.

Hamilelik döneminde lif içeriği zengin tahılların, yeşil yapraklı sebzelerin, meyvelerin, baklagillerin ve suyun tüketimi, sıklıkla yaşanılan kabızlık probleminin önlenmesi açısından da önemlidir.

12

Hamilelikte Oruç Tutmak

Hava sıcakları ve susuzluk nedeniyle oruç tutmak hamileler için sakıncalı olabilir. Uzun süre aç kalmak, hem anne hem de bebek sağlığına zarar verebilir. Oruç tutan anne adayları için aşağıda bazı tavsiyelerimiz var.

  • Oruç tutmak isteyen anne adayları öncelikle bu konuyu mutlaka doktorlarına danışmalıdır.
  • Susuzluk anne adayını zorlayabilir ve erken doğuma neden olabilir. İftarda ve sahurda fazla miktarda sıvı tüketilmelidir.
  • Aç kalmak kan şekerinin düşmesinin en büyük etkenidir. Kan şekerinin düşmesi; çarpıntı, fenalık, soğuk terleme ve bayılma gibi şikâyetlere sebep olabilir. Anne adayı iftar ve sahur için, doktor gözetiminde, dengeli bir beslenme programı yapmalıdır.
  • Hamilelik döneminde vücudun Omega 3 ihtiyacı ihmal edilmemelidir. Bu nedenle, anne adayları iftarda ve sahurda ceviz, fındık, badem gibi Omega 3 içeren besinler tüketmelidir. Bol bol balık yemeli, gerekiyorsa Omega 3 takviyesi yapmalıdır.
82) yaz-balik-yag

Yazın Güneşten Yeterli Miktarda D Vitamini Sağlayabiliyor muyuz?

Vücudumuzda D vitamini oluşumunu sağlaması sebebiyle hepimizin güneş ışığına gereksinimi var. Özellikle yaz aylarında güneşe çıkmak, kumsalda vakit geçirmek ve bronzlaşmak neredeyse hepimizin en büyük keyiflerinden biri. Fakat biliyoruz ki, güneşin insan sağlığına olan olumlu etkileri kadar, olumsuz etkileri de mevcut. Bebekler ve çocuklar bir yandan güneşten yararlanırken, diğer yandan da güneşten korunmak zorundadır. Çünkü çoğu güneş hasarı çocuk yaşlardan itibaren başlar. Zamanla bu hasarlar artar ve erken yaşta kırışıklığa, deri lekelerine ve cilt kanserine neden olabilir. Aynı durum elbette ki yetişkinler ve yaşlılar için de geçerli…

Güneş ışınlarının en kuvvetli olduğu saatler 10:00 ile 16:00 saatleri arasıdır. Bir yandan çocuk veya yetişkin olsun bu saatlerde mümkünse güneşe çıkılmaması, koruyucu kremler, şapka ve güneş gözlüğü kullanılmasının önerilmesiyle güneşin zararlı etkilerinin önüne geçilmeye çalışılmasına rağmen, öte yandan bu uygulamalar, vücutta D vitamini aktifleşmesini sağlayan güneş ışınlarından faydalanmayı engellediği için D vitamini eksikliğini ciddi boyutlara ulaştırmış durumdadır.

Möller’s Omega-3, her daim ihtiyaç olan omega-3’ün doğal kaynağı olduğu gibi, günlük D vitamini ihtiyacının karşılanması amacıyla da doğal destektir.

800x400_22

Doğal A Vitamini Kaynağı

A vitamini, yaşamımızın her döneminde sağlığımız açısından birçok önemli faydası olan olmazsa olmaz vitaminlerden bir tanesidir. Oysaki bizler A vitaminine dört elle sarılacağımıza, detayı vurgulanmadan, gözümüzün korkmasına neden olan “yağda çözünen vitamin, karaciğerde birikici özellik gösterir” ifadesiyle uzaklaşmaktayız. Burada önemle vurgulanması gereken konu; her gün tavsiye edilen miktarlarda A vitamini almamız sağlık açısından herhangi bir sakınca oluşturmayacağı gibi, aksine sağlığımıza yatırım yapmamıza olanak tanıyacaktır.

A vitamininin hayatımızda ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu kısaca özetleyelim:

  • Öncelikle “anti-enfeksiyon” vitamini olarak bilinen A vitamini, vücudumuzun hastalık yapıcı etkenlerle mücadele etmesine ve bu gibi etkenlere karşı vücudun korunmasına yardımcı olmaktadır. Çocukluk döneminin ilk yıllarında sıklıkla görülen ateşli hastalıklar sonrasında A vitamini gereksiniminin daha da arttığı belirtilmektedir.
  • Antioksidan etkinliği ile sağlıklı hücrelerin korunmasında ve bazı kronik hastalıkların önlenmesinde de etkileri görülmektedir.
  • Anne karnında sağlıklı bebek oluşumu ve gelişimi açısından, günlük alım doz önerisine uyularak muhakkak kullanımı tavsiye edilmektedir.
  • Vücudun büyümesi ve gelişiminde önemlidir.
  • Göz sağlığı açısından da önemi büyüktür. Gece körlüğü ve göz kuruluğunun A vitamini eksikliği ile de bağlantısı olduğu düşünülmektedir.
  • DNA yapısının korunması ve böylece sağlıklı hücrelerin oluşumu açısından da A vitamini önem taşımaktadır.
  • İç organlarımızın epitel dokusunun gelişimine ve korunmasına yardımcı olur.
  • Üremeyi tetikleyici etkisi vardır.

A vitamininin bu faydalarının görülebilmesi için bağırsak fonksiyonlarının sağlıklı işleve sahip olması gerekmektedir. İşlenmiş gıdalardan sağlanan A vitamini alımı yerine, doğal kaynaklardan elde edilen A vitamini tavsiye edilmektedir.

A vitamininin önemli bir doğal kaynağı morina balığı karaciğer yağıdır (Cod Liver Oil). Morina balığı karaciğer yağı, hem güçlü Omega-3 yağ asitleri, hem de doğal A ve D vitaminleri kaynağıdır. Tavsiye edilen günlük kullanım dozuna uyulduğu takdirde herhangi bir toksik etkisi olmadan güvenle kullanabilirsiniz.