800x400_8

Möller’s Omega 3 Tüketim Süresi

Balık yağları, kapakları ilk açıldığı andan itibaren havayla temasa geçer. Balık yağının havayla temasa geçmesiyle de oksidasyon süreci başlar. Bu sürecin yavaş veya hızlı ilerlemesi, balık yağının üretim kalitesine, havanın oksijeni ile temas etme sıklığına, saklandığı ortamın sıcaklığına ve doğrudan güneş ışığına maruz kalıp kalmamasına göre değişir.  Bu nedenleri en aza indirgeyebildiğiniz takdirde oksidasyon süreci yavaşlayabilmektedir. Sağlığı tehlikeye atmamak amacıyla gıdalarda kullanılan antioksidanların da ilave edilmesi oksidasyon sürecini mümkün olduğunca geciktiren önemli bir destektir.

Okside olmuş bir balık yağının kullanılması önerilmez. Çünkü böyle bir balık yağı tazeliğini ve besin değerini yitirmiştir, kalitesi bozulmuştur, tadı ve görüntüsü değişmiştir, vücudumuz için zararlı olabilecek hale dönüşmüştür.  Bu nedenle, tüm balık yağı ürünleri için ambalajın üzerinde belirtilen saklama koşullarına ve kapağı açıldıktan itibaren tüketilmesi tavsiye edilen sürenin aşılmamasına özen gösterilmelidir.

Üretim kalitesi tescilli olan Möller’s Omega 3’ün kapağı açıldıktan itibaren buzdolabında saklanması ve 3 ay içinde tüketilmesi tavsiye edilmektedir. Bu süre boyunca tazeliği ve kalitesi garantilidir, güvenle kullanabilirsiniz.

800x400_31

Cildimizi Güzelleştiren Besinler

Stres, sağlıksız beslenme, uykusuzluk ve yorgunluk ne yazık ki yaşam koşullarımızın getirileri. Ruhumuz ve bedenimiz de bütün bu koşullara göre şekillendi. Cildimiz gibi eskidi, yıprandı, yaşlandı. Bildiğimiz üzere, dış görünüş insana özgüven katar. Kendimizi iyi hissetmemizi sağlar. Sanırım kendimizi iyi hissetmeye cildimizi güzelleştirerek başlayabiliriz.

Uzun yıllar süren araştırmalar sonucunda, bazı besin maddelerinin cilt üzerinde yapıcı ve yenileyici etkileri olduğu öğrenildi. Örneğin; likopen, antioksidan bir maddedir. Cilt kırışıklıklarına ve kuru cilde etki eder. Likopen’in başlıca kaynağı ise domatestir. Üstelik suyunu da içebiliriz. Kırışıklara ek olarak, cildimize giden kan miktarını arttırmak ve akneyle mücadele etmek istersek kırmızı biber de tüketebiliriz. Bitter çikolata da seviyorsak, işimiz daha kolay. Kan akışımızı böyle de düzene sokabiliriz. Ayrıca, bitter çikolatanın bileşiminde bulunan flavonoidler ve antioksidan maddeler bizi güneş ışınlarına karşı korur. Yumurta, Hindistan cevizi yağı, yeşil çay, ıspanak, kereviz, havuç, ay çiçeği, kabak, keten tohumları da bileşimleri nedeniyle cildimiz için oldukça faydalı besinlerdir.

Cildimizin elastikliğini arttırıp yaşlanmayı geciktiren bir başka kaynak da yağ asitleridir. Aynı zamanda, cildimizin pürüzsüz bir hale gelmesinde de hayli etkilidir. Bunun için balık ve balık yağı tüketebiliriz. Çünkü balık ve balık yağı Omega 3’ün en güçlü kaynaklarındandır.

27) 15-12-23-yag-hucreleri

Balık Yağının Yağ Yakıcı Etkisi Olabilir Mi?

Konuya girmeden önce vücudumuzda bulunan yağ hücrelerinin tiplerinden kısaca bahsetmek gerekir.

Yakın bir tarihe kadar vücudumuzda iki tip yağ hücresi olduğu biliniyordu.

  1. Beyaz hücreler enerji elde edilmesini sağlarken,
  2. Kahverengi hücreler yağı metabolize ederek vücut ısısını korumakla görevlidir. Özellikle bebeklerde sayıca fazla olan kahverengi hücrelerin, yaş ilerledikçe sayıları azalır.
  3. Bu yağ hücrelerine ilave olarak insanlarda ve farelerde “bej hücreler” adında 3.bir yağ hücresi tipi olduğu da bulunmuş. Yaptığı görev açısından kahverengi hücrelere benzetilen bej hücrelerin de yaşın ilerlemesiyle birlikte sayıca azaldığı belirtiliyor.

Bej hücrelerin sayısı artırılabilir mi? Böylelikle yağ birikimi engellenebilir mi? İşte bu sorular Japonya’nın en köklü üniversitelerinden biri olan Kyoto Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmanın konusunu oluşturmuş. Çıkan sonuç ise oldukça dikkat çekici…

Daha önceki araştırmalardan balık yağının yağ birikimini önleyici etkisi olduğunun sunulmasından esinlenen araştırmacı Teruo Kawada, balık yağı tüketimiyle vücuttaki bej hücre artışının doğru orantılı olduğunu ortaya koymuş.  Çalışmada; bir grup fareye yağlı gıdalar, başka bir grup fareye de yağlı gıdalarla birlikte balık yağı ilaveleri verilmiş. Balık yağı alan farelerde, daha az kilo alımı ve daha az yağ depolanması olmuş. Bu durum, sempatik sinir sisteminin aktif duruma geçmesiyle, beyaz yağ hücrelerinden bej hücrelerinin oluştuğu, böylece yağ hücrelerinin metabolize etme yeteneğinde artış görüldüğü şeklinde belirtilmiş.

balik

Kullandığımız Balık Yağı Bizim İçin Faydalı Mı?

Sağlığımız için balık yağı kullanıyoruz. Peki kullandığımız balık yağları ne kadar sağlıklı? Hangi balık yağını nereden satın alıyoruz? Alırken dikkat etmemiz gereken noktaları biliyor muyuz? Bu soruların cevapları oldukça önemli olmasına rağmen birçoğumuz tarafından göz ardı ediliyor.

Günümüzde artık tüketicilerin çoğu eskiye nazaran daha bilinçli ve birçok şeyin farkında. Alacakları ürüne dair ne varsa öğrenmeye çalışıyorlar. Ürünün üretildiği yerden nasıl üretildiğine, içeriğindeki maddelerden, market raflarına nasıl getirildiklerine ve nasıl taze tutulduklarına kadar her şeyden haberdarlar. Fakat konu balık yağı olunca ihmaller başlıyor. Çünkü her bir balık yağının doğal ve üç aşağı beş yukarı sağlık üzerine benzer olumlu etkileri olduğu düşünülüyor. Oysaki her bir balık yağının kalitesi, etkisi ve güvenilirliği farklıdır.

Balık yağı seçiminde en çok göz önünde bulundurulması gereken faktörler;

  • Saflık
  • Tazelik
  • İçerik
  • Doğallık

Saflık: Coğrafi olarak balığın yetiştiği yer son derece önemli. Balıklardan omega-3 açısından zengin balık yağı elde edilmek isteniyorsa, kaynak olarak soğuk ve derin denizlerde doğal ortamında yaşayan balık türleri tercih edilmelidir. Fakat sanayileşmenin her geçen gün artmasıyla oluşan kirlilik denizleri etkilemekte ve denizlerde yaşayan canlılar için tehlike oluşturmaktadır. Her ne kadar Kuzey Atlantik Denizi gibi dünyanın en temiz denizinde yaşayan balıklardan elde edilen balık yağı da olsa, muhakkak üretim aşamasında etkin bir saflaştırma yöntemi uygulanmalı, ağır metal ölçümleri analiz belgeleriyle gösterilmelidir. Aksi takdirde ağır metallerin vücut tarafından tolere edilememesi sonucu vücutta birikmesi insanlarda kanser riskinin ve kalp-damar hastalıklarının artmasına, düşük ve sakat doğumlara neden olabilir. Tercih edilecek balık yağının saflığı, en çok çocuklar ve hamileler açısından önem taşımaktadır. Bir balık yağı tercihinde dikkat edilmesi gereken önemli konulardan biri muhakkak “saflığı” olmalıdır.

Tazelik: Balık yağları içerdikleri doymamış yağ asitleri sebebiyle okside olmaya elverişlidirler. Okside olmuş balık yağı kullanımı, vücutta sağlıklı hücrelerin zarar görmesine ve hastalıkların tetiklenmesine sebep olmaktadır. Böylelikle faydadan çok zararı söz konusu olur. Dolayısıyla taze balık yağları tercih edilmelidir. Taze balık yağını anlamanın yolu ise analiz raporlarını incelemekten geçer. Bu raporlarda “peroxide value” değeri “4 meq/kg”dan küçük olmalıdır. Taze avlanan balıkların kısa sürede üretime alınması, üretimin ve şişelenmenin aynı yerde yapılması balık yağının tazeliğinin korunmasında önemlidir.

Halk arasında yaygın bir düşünce olan, balık yağları ile birlikte muhakkak bir antioksidan ürünün de alınması ise balık yağlarındaki omega-3’ün etkinliğini artırmak amacıyla değil, balık yağlarının oksidan etkisini önlemek amacıyladır. Tercih ettiğiniz balık yağı tazeliği açısından güvenilir ise ilave bir antioksidan kullanmanıza gerek yoktur.

İçerik: Mevcut balık yağlarının her birinin içeriği birbirinden farklıdır. Dikkat edilmesi gereken konulardan biri balık yağının içerdiği balık yağı miktarı değil, omega-3 yağ asitleri olan EPA ve DHA miktarıdır. Çünkü vücudumuz tarafından omega-3 metabolitleri olan EPA ve DHA kullanılmakta ve her iki yağ asidi de farklı fonksiyonel etkiler ile fiziksel ve zihinsel açıdan sağlığımızın korunmasına ve gelişimine yardımcı olmaktadır. Eğer güvenilir bir morina balığı karaciğeri yağı (Cod Liver Oil) kullanıyorsanız, hem omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA açısından doğal ve zengindir, hem de doğal A ve D vitamini içeriğiyle de günlük alınması gereken, günümüzde önemi gittikçe artan bu vitaminlerin de doğal kaynağını alıyorsunuzdur.

Doğallık: Omega-3 kaynağı olan balık yağlarının her birinin doğal olduğu düşünülmemelidir.   Balık yağlarının da farklı formları bulunmakta ve formlar vücutta farklı miktarda emilim göstererek, sonuç olarak gösterdikleri etkinlikleri de farklı olabilmektedir. 3 ayrı balık yağı tipi mevcuttur. Trigliserid ve Serbest Yağ Asidi formunda elde edilen balık yağları doğaldır ve vücutta gösterecekleri etkinlikleri de EPA ve DHA miktarlarıyla doğru orantılı olarak yüksektir. Etil ester formundan elde edilen balık yağları ise sentetiktir ve her ne kadar ürün ambalajı üzerinde yüksek miktar EPA ve DHA değerleri var gibi gözükse de vücutta gösterecekleri etki düşüktür. Balıkta doğal haliyle bulunan form trigliserid formudur. Bir balık yağı tercihinde EPA ve DHA değerlerinin yüksek olması sizi yanıltmasın. Balık yağının hangi formda olduğu da tercih kriterlerinden biri olmalıdır.

mitler

Mitler & Gerçekler

Mit 1: Tüm balık yağları temelde aynıdır.

Gerçek şu ki; Cod Liver Oil (Morina balığı karaciğer yağı) ve Fish Oil (Balık gövdesinden elde edilen yağ) içerdikleri omega-3 yağ asidi miktarları ve doğal A ve D vitamini içeriği olup olmaması açısından farklılık göstermektedir. Cod Liver Oil ürünleri arasında dahi farklılık söz konusu olabilmektedir. Tüm balık yağları;

  • Balığın bulunduğu bölge,
  • Balık yağının hangi ülkede üretildiği,
  • Geleneksel ya da yeni üretim teknikleriyle işlenmiş olmaları,
  • Balık yağının doğal mı, yoksa sentetik formda mı olduğu, (Trigliserid ve Serbest yağ asidi formundaki balık yağları doğaldır, etil ester formunda olanlar sentetiktir).
  • İçeriğinde bulunan vitaminler ve bu vitaminlerin bozulmadan korunması
  • Uluslararası denetimlerin varlığı,
  • Ağır metaller gibi zararlı maddelerden ayrıştırılması amacıyla uygulanan saflaştırma yöntemleri,
  • Üretimin her aşamasında uygulanan analizler,
  • Balık yağı üretiminin ve şişelenmesinin aynı yerde veya farklı ülkelerde yapılmış olması

açısından her adımda farklılaşabilmektedir. İlk adımdan son adıma kadar kalitenin ön planda tutulduğu sabırlı ve disiplinli bir süreç gerçekleşmelidir.

Mit 2: 4 yaş altı çocuklarda omega 3 kullanımı tavsiye edilmez.

Norveç’te üretilen Cod Liver Oil (Morina balığı karaciğer yağı) ürünlerinin, Norveç Beslenme Kurulu tarafından 4 haftalık bebeklik döneminden itibaren kullanımı önerilmektedir. Bunun nedeni omega-3 içeriğinin yanında doğal D vitamini kaynağı da olmasıdır. Ülkemizde ise bebeklik döneminde D vitamini damlaları kullanılması nedeniyle, bu damlaların kullanımını tamamlandıktan itibaren başlanabilir. Hekimlerin önerisiyle genellikle 1 yaş civarında bu damlaların kullanımı tamamlanmaktadır. Bu yaştan itibaren çocuk veya yetişkinler için günlük ihtiyacın karşılanması amacıyla da doğal D vitamini kaynağı olan Cod Liver Oil ürünlerini güvenle kullanabilirsiniz. 4 yaşına kadar yarım doz, 4 yaşından sonra tam doz kullanımı tavsiye edilmektedir.

Mit 3: Cod Liver Oil (Morina balığı karaciğer yağı) kullanılması tavsiye edilmiyor.

Morina balığı karaciğer yağı, güçlü omega-3 yağ asitlerinin yanı sıra doğal A ve D vitamini kaynağıdır. Cod Liver Oil ürünlerinin güvenilir olması açısından dikkat edilmesi gereken iki önemli konu vardır:

  • İçeriğinde bulunan A ve D vitaminleri miktarlarının her gün alınmaya uygun miktarlarda olması ve böylelikle yazın dahi kullanım imkanı sağlaması,
  • Vücuda zararlı olan ağır metaller gibi toksik maddelerden arındırılmış olarak güvenilir saflıkta olması.

Eğer bu iki kriteri karşılayan bir Cod Liver Oil ürünü ise her gün ve her mevsim güvenle kullanılabilir.

Mit 4: Hamile bayanlar Cod Liver Oil ürünlerinden uzak durmalıdır.

Bir önceki maddede belirtilen kriterleri karşılayan bir Cod Liver Oil ürünü tek başına kullanıldığı takdirde hamileler için de güvenilirdir. Fakat hamilelik döneminde genellikle çeşitli vitamin ve minerallerden oluşan multivitamin ürünü de kullanılmaktadır. Bu ürünler içinde de A, D ve E vitaminleri bulunmaktadır ve genellikle A vitamini miktarı yüksek olabilmektedir. Bir Cod Liver Oil ürünü ile birlikte bir multivitamin takviyesi de kullanıldığı takdirde, her iki üründeki A, D ve E vitaminlerinin toplam miktarları fazla olabilir.  Her ne kadar Avrupa ülkelerinde bir Cod Liver Oil ve bir multivitamin ürünü birlikte kullanılıyor olsa da, ülkemizde A, D ve E vitaminlerinin günlük alınabilecek maksimum miktarları, Avrupa ve Amerika kaynaklarına göre düşük tutulmaktadır. Bu nedenle birlikte kullanım konusu veya dönüşümlü kullanma alternatifi muhakkak doktora danışılmalıdır.

Mit 5: Balık yağı cıva ve dioksin gibi zararlı toksinler içerebilir.

Moleküler distilasyon vb. hassas saflaştırma yöntemleri sayesinde balıkta bulunan ağır metaller ve diğer toksinler ayrıştırılarak uzaklaştırılmaktadır. Mükemmel saflığa sahip olan ve uluslararası denetimlerden geçen balık yağlarına güvenebilirsiniz.

Möller’s Omega-3, 161 yıldır kendini kanıtlamış güvenilir bir Cod Liver Oil (Morina balığı karaciğer yağı) ürünüdür. Dünyanın en temiz denizi kabul edilen Kuzey Atlantik Denizi’ndeki yabani kuzey kutbu morina balığından elde edilmesine rağmen, en hassas saflaştırma yöntemi olan “moleküler distilasyon” yöntemi ile ağır metaller gibi zararlı maddelerden arındırılarak mükemmel saflığa sahiptir. İçeriğinde bulunan A ve D vitaminleri kesinlikle yüksek miktarlarda olmayıp, aksine her gün alınmaya uygun miktarlardadır. Güçlü omega-3 içeriğinin yanı sıra, günümüzde her 10 kişinin 7’sinde görülen D vitamini eksikliğinin önlenmesinde, günlük D vitamini ihtiyacını karşılaması açısından da önemli doğal bir kaynaktır. Ülkemizde 1 yaşından itibaren her yaşın kullanımına uygun olan Möller’s Omega-3’ü her gün güvenle kullanabilirsiniz.

yag

Omega 3 Desteği Almanız İçin Yeterli Sebepler

Sağlıklı bir yaşam sürebilmek için esansiyel, yani vücudun işlevselliği için elzem olan yağ asitlerine ihtiyaç vardır. Ancak vücut bu yağ asitlerini kendisi üretemediği için dışarıdan almak zorundadır. Omega 3, bu yağ asitlerinden biridir. Her gün omega-3 almaya özen göstermek, sağlık açısından önem taşımaktadır. Eğer, günlük beslenmeyle omega-3 alımının yetersiz olduğu düşünülüyorsa, ihtiyacın karşılanması amacıyla omega-3 açısından zengin içeriğe sahip olan takviye edici gıdalar tüketilebilir.

Uzun yıllar boyunca yapılan araştırmalar doğrultusunda elde edilen bilimsel verilere göre omega-3’ün hayatımızdaki önemi şöyle sıralanabilir:

  • En sıklıkla karşılaşılan hastalıkların başında yer alan kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi açısından omega-3’ün yeri tartışılmazdır. Kardiyolojide tedavi kılavuzlarına girmiş olan omega-3, kolesterol yükselmesi ve damar içinde pıhtı oluşumunu engelleyerek, kalp krizi riskini azaltır. Böylece kalp ritmi de düzene girer. Dolayısıyla kalp ve damar sağlığının korunması amacıyla önemle tavsiye edilmektedir.
  • Diyabetin önlenmesi açısından önemli bir yere sahip olan omega 3 yağ asitleri, kandaki insülin miktarını dengelemekle birlikte kan şekerini de düzenler. Kandaki şeker miktarının düzenlenmesiyle ortalama ağırlık da korunmuş olur.
  • Omega-3 açısından zengin kaynak olan balık yağı, beyin fonksiyonlarına doğrudan etki ederek zihin sağlığını korur. Çocukluk döneminde zihin gelişimi açısından ne kadar önemliyse, ilerleyen yaşa bağlı olarak azalan beyin fonksiyonlarının güçlenmesi için de bir o kadar önem taşımaktadır.
  • Sinir sistemini güçlendirici etkisiyle, depresyon gibi sinir sistemi hastalıklarıyla mücadele edilmesine yardımcı olur.
  • Sinir sistemini güçlendirmekten bahsederken, elbette ki ağrıların hafiflemesi üzerine etkisini unutmamak gerekir. Özellikle eklem ağrılarından şikayet ediliyorsa, omega 3 düzenli kullanıldığı takdirde ağrıların azalmasındaki etki hissedilebilir.
  • Omega-3 tüketimi, göz sağlığının gelişiminde ve korunmasında ayrı bir öneme sahiptir.
  • Düzenli omega-3 kullanımı, bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde önemli rol oynar. Böylelikle hastalıklarla mücadele gücü artar.
  • Kemiklerin güçlenmesi için kalsiyuma ihtiyaç vardır. Ancak kalsiyumun yanında omega-3 kaynağı olan balık yağının etkisi ihmal edilmemeli.
  • Omega-3 açısından zengin balık yağı kullanımı metabolizmanın düzenlenmesinde önem taşımaktadır.
  • Hamilelik döneminde kullanılan omega-3, bebeğin fiziksel ve zihinsel gelişiminin yanı sıra, annenin de fiziksel ve zihinsel sağlığının korunmasındaki en temel unsurlardan biridir.

Her şeyi bir kenara bırakırsak, omega 3 kişinin kendisini güçlü ve zinde hissetmesini sağlar. Bunca faydası öğrenildikten sonra neden kullanılmasın ki?

zeki-bebek

Zeki Bebekler

Hamileler ve yeni çocuk sahibi olan ebeveynler geleceğe dair yeni umutlar beslemeye başlarlar. Tarifi mümkün olmayan ve sadece yaşanıldığında tam olarak anlaşılabilecek olan anne ve baba olma durumu size yeni bir hayatın başlangıcını müjdeler. Peki sizin bu güne hazır olduğunuz kadar o küçük aile bireyi de hazır olabilir mi? Bu tamamen size bağlı bir durum. Bebeğiniz doğmadan önceki dönemde onu dünyaya hazırlamak için yeterli süreye sahip olacaksınız. Bu süreci ne kadar başarılı geçirirseniz bebeğiniz de geleceğe hazır olacaktır.

Hamilelikle ilgili yapılan çalışmalardan elde edilen veriler sayesinde uzmanlar, hamilelik süreci, öncesi ve sonrası hakkında bebeğinizi hayata hazırlamanızı sağlayacak önerilerde bulunabiliyor. Ayrıca bu önerilerle bebeğinizin zeka gelişimini olumlu etkilememiz mümkün olabiliyor. Nasıl mı?

Hamileliğin en az üç ay öncesinden itibaren düzenli olarak omega 3 içeren besinler tüketmeye başlamalısınız. Daha önceden düzenli olarak omega 3 tüketmediyseniz, omega 3’ün sizin için yeni bir başlangıç olacağını unutmamalısınız. Başlangıcın ardından hamilelik sürecinde ve sonrasında omega 3 tüketimine aynı şekilde devam etmelisiniz. Bu sayede ilk olarak erken doğum riskini azaltır ve doğum ağırlığını artırmış olursunuz. Ayrıca doğum sonrası lohusalık depresyonu riskini de bu şekilde azaltabilirsiniz. Bebeğinize olan faydası ise bu saydıklarımızın kat ve kat fazlasıdır. Bebeğiniz daha hızlı gelişir. Okul çağında ve sonrasındaki dönemlerde öğrenme eylemini daha hızlı gerçekleştirir. Sonuç olarak omega 3 yağ asidiyle çocuğunuzun zeka gelişimini destekleyebilirsiniz. Çünkü onlar her şeyin en iyisini hak ediyor.

deney

Omega 3 Bilimsel Deney

Omega 3 ile ilgili bilgilere ve haberlere artık her yerde rastlayabiliyoruz. Fakat karşılaşılan bilgilerin insanları bilgilendirmekten çok bir bilgi yığınına dönüştüğünü görüyoruz. Bu sefer de bilgilenmek yerine daha fazla soru işareti oluşmaya başlıyor. İnsanlara iletilmeye çalışılan hayati bilgiler sadece pratikte kalıyor ve sağlıklı eylemlere dönüşemiyor. O zaman bu sefer biraz daha farklı bir şeyler yapalım. Omega 3’le ilgili pratikte olan bilgilerin eyleme dönüşmüş bir halini sizlere sunalım.

Aşağıda yer alan videoda öğrencilerden yardım alınarak gerçekleştirilen bir omega 3 deneyini sizinle paylaşıyoruz. Kısa sürede öğrencilerde bu denli bir farklılaşma yaşanması emin olun, sizi de şaşırtacak.

 

Image25

Yaz Aylarında Sıhhatinizden Ödün Vermeyin!

Vücudumuz tarafından üretilemeyen omega-3 yağ asitlerinin, uzmanlar tarafından sağlığımız açısından son derece önemli olduğu her fırsatta vurgulanıyor. Eskiden balık yağlarının yüksek miktarda A ve D vitamini de içermesi nedeniyle yazın kullanımına ön yargı ile yaklaşılan balık yağlarıyla ilgili olarak günümüzdeki durum ise çok farklı.

Vücudumuzun tıpkı kış aylarında olduğu gibi yaz aylarında da omega-3 yağ asitlerine ihtiyacı olduğu bir gerçek. Bu nedenle yaz aylarında omega-3 içeren yiyeceklerin yenmemesi veya omega-3 desteğinin kesilmesi doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

Yaz aylarında sıhhatinizden ödün vermeyin, vücudunuzu omega-3 desteksiz bırakmayın. Möller’s Omega 3’ün içeriğindeki A ve D vitaminleri miktarı yazın kullanım için uygundur. Möller’s Omega 3, yazın da hem çocuklarda hem de yetişkinlerde tam 161 yıldır tüm dünyada her mevsim güvenle kullanılan bir balık yağıdır.

Image22

Sıcaklarda Ağzınızın Tadı Kaçmasın!

Uzun yıllar balık yağı kullanılacağı zaman akla gelen ilk problem balık yağlarının tadı ve gün boyu ağızda bıraktığı tat oldu. Birçok balık yağının verdiği bu rahatsızlık nedeniyle, hem yetişkinler hem çocuklar balık yağı kullanımından kaçınmaktaydı.

Kavurucu sıcakların kendisini iyice hissettirdiği bu günlerde, balık yağlarının yazın kullanımı konusunda tereddütlerin artması normal. Ancak, denemeyenler için rahatlıkla belirtmeliyiz ki Avrupa’nın lider balık yağı markası Möller’s Omega 3, sıcaklarda ağzınızın tadını kaçırmayacak bir lezzete sahip.

Şeker ve kimyasal madde içermeyen, doğal karışık meyve aroması ile çocukların ve yetişkinlerin sevdiği bir tada sahip olan Möller’s Omega 3, lezzetli tadı ile dünyaca ünlü saygın bir kuruluş olan “International Taste & Quality Institute” tarafından ödüllendirildi. Balık yağının sağladığı faydalara yazın da ihtiyacımız olduğunu düşündüğümüzde, Möller’s Omega 3 lezzetiyle yazın da sizlerle.