134-salgin-hastalik

Salgın Hastalıklara Karşı Önlem Alın!

Salgın hastalıklara karşı önlem almalısınız. Çünkü havaların soğumasıyla birlikte salgın hastalıklar çocukların sağlığını tehdit ediyor. Aslında okul döneminde çocukların hastalanması ve ateşlenmesi bağışıklık sistemlerinin gelişmesi için gereklidir. Ancak sık sık burun tıkanıklığı ya da akıntısı, halsizlik, baş ve karın ağrısı, bulantı, ateşlenme, kusma gibi soğuk algınlığı belirtileri tehlike işareti olabilir. Yayılan mikroplar ve salgın, diğer bulaşıcı hastalıklara neden olabilir. Bütün bunlara engel olmak için ebeveynler çocuklarını bilinçlendirmeli ve çeşitli önlemler almalıdır.

Çocukları Salgın Hastalıklardan Nasıl Koruyabilirsiniz?

  • Doğdukları andan itibaren tüm aşıları yaptırılmalıdır.
  • Sağlıklı ve düzenli beslenmeye teşvik edilmelidir.
  • Yeterli sıvı tüketimi ihmal edilmemelidir.
  • Bol miktarda sebze, meyve ve balık tüketilmelidir.
  • Elleri düzgün ve sık sık yıkanmalıdır.
  • Uyku alışkanlıkları düzenli olmalıdır.
  • Mevsime uygun kıyafetler seçilmelidir.
  • Düzenli spor yaptırılmalıdır.
  • Her çocuğun sağlık dosyası tutulmalıdır.
  • Okullarda belli aralıklarla taramalar yapılmalıdır.
  • Çocuklar hasta insanlardan uzak tutulmalıdır.
  • Bulaşıcı hastalığa yakalanan çocuk okula gönderilmemelidir.
  • Başkalarının özel eşyaları kullanılmamalıdır.
  • Çocuklar düzenli olarak doktor kontrolünden geçmelidir.
135-bulasici-hastaliklar

Bulaşıcı Hastalıklar

Soğuk algınlığı, bronşit, parazit enfeksiyonları, menenjit, hepatitler ve döküntülü hastalıklar okullarda en çok rastlanan bulaşıcı hastalıklardır.

Bu hastalıkların ne olduğunu ya da nasıl önlenebileceğini bilmiyorsanız aşağıdaki bilgilere göz atabilirsiniz.

Döküntülü Hastalıklar: Kızamık, kızamıkçık, kızıl ve suçiçeği okul çağlarında sıklıkla karşılaşılan döküntülü hastalıklardandır. Bu hastalıklar zamanında yapılan aşılar ile önlenebilir veya hafif geçirilmesi sağlanabilir.

“Kızamık-kızamıkçık-kabakulak” aşısı üç hastalığın önlenmesi amacıyla yapılan ortak bir aşıdır. İlk dozu 1 yaşındayken, ikinci dozu da ilkokul 1. sınıftayken yapıldığı takdirde çocuğun yaşamı boyunca bu hastalıklara karşı bağışıklık kazandığı düşünülmektedir.

Suçiçeği aşısı, çocukluk döneminde sadece 1 yaşında uygulanmakta, 13 yaşına kadar başka doz uygulanmasına gerek olmamaktadır. 13 yaşında ise yeniden aşılama yapılması gerekmektedir.

Yalnızca kızıl hastalığının aşısı yoktur. Boğaz ağrısı ve ateşle başlayan bu hastalık, vücudu saran pembe döküntülerle kendini belli eder.  Muhakkak doktor kontrolünde antibiyotik tedavisiyle tedavi edilmelidir.

Nefes yoluyla bulaşan bu hastalıkları geçirmeyen çocuklar, hasta olanlardan uzakta tutulmalıdır. Hasta olan çocuklar iyileşene kadar okula gönderilmemelidir.

Kabakulak: Virüslerin tükürük bezlerinde enfeksiyon oluşturması neticesinde, bir ya da iki kulağın alt tarafında şişlik görülmesiyle kendini belli eder. Hasta olan kişilerin öksürmesi, hapşırması ve başkalarını öpmesi sırasında damlacık yolu ile başkalarına bulaşır. 3’lü aşı olan “Kızamık-kızamıkçık-kabakulak” aşısı uygulanan çocuklarda, bu hastalığa yakalanma oranı düşüktür.

Hepatit A: Dışkı ile kirlenmiş yiyeceklerle ağız yolundan bulaşır. 1 yaşından sonra, 6 ay arayla 2 doz aşı yapıldığı takdirde, 20 yıl koruyucu özelliği olduğu düşünülmektedir. Hepatit A’dan korunmak, aşı, el ve gıda temizliği ile mümkündür.

Menenjit: Solunum yoluyla bulaşan bir hastalık olması nedeniyle özellikle kreş, okul gibi kalabalık ortamlarda hızlı yayılır. Menenjit, beyin zarının iltihabıdır. Zamanında tedavi edilmezse kalıcı hasarlara yol açabilir. Menenjite neden olan başlıca üç etmenden ikisine karşı, bebeklik döneminde yapılan pnömokok ve karma aşıları ile koruma sağlanabilmektedir. Fakat meningokok nedenli menenjite karşı önlem alınabilmesi, ancak meningokok aşısı ile sağlanabilir. Menenjit hastasıyla temasta bulunan kişilerin de muhakkak tedaviye alınması gerekmektedir.

Bağırsak Solucanları: Kirli sular ve yiyeceklerle,  yetersiz el ve tuvalet temizliğiyle bulaşabildiği gibi, çiğ etle de bulaşmaktadır. Burun kaşıntısı, salya akıtma, makatta kaşıntı, iştahsızlık gibi belirtilerin yanı sıra, karın ağrısı, ishal gibi günlük hayatı olumsuz etkileyen belirtileri vardır. Çocuklarda bağırsak solucanı rahatsızlıkları, okul, kreş gibi aynı tuvaletlerin kullanıldığı ortamlar nedeniyle sıklıkla görülebilir. Mutlaka, tahlil neticesinde hangi solucan tipi olduğuna göre doktor önerisiyle ilaç tedavisi yapılmalıdır. Yiyecekler özenle yıkanmalı, el ve tuvalet temizliğine dikkat edilmelidir.

Uyuz ve Saç Biti: Kalabalık ortamlarda ve yakın temas ile çok kolay bulaşırlar. Aile içinde bir bireyin yakalanması, tüm aile bireylerine kolaylıkla bulaşmasına neden olur.  Her iki etmenden de, ilaç etkili uygun şampuanların, solüsyonların, kremlerin kullanımı ile kurtulmak mümkündür.

116) sonbahar

Sonbahar İçin Sağlık Önerileri

Yaz günlerinin sıcağından, neşesinden ve hızından yorulan bünyeniz sonbahara hazır mı? Azalan güneş ışığı bedeninizi ve ruhunuzu yorgun mu düşürüyor? Öyleyse önerilerimiz bünyenize iyi gelecek.

  • Uykunuzu düzene sokun. Her gün aynı saatte uyuyup aynı saatte uyanmaya çabalayın. Düzensiz uyku, yorgun hissetmenizin başlıca nedenlerindendir.
  • Sporu alışkanlık haline getirin. İster yoga, ister fitness, isterseniz de pilates yapın. Ancak haftada 3 gün spor yapmayı ihmal etmeyin. Kendinizi enerjik ve zinde hissetmeniz için spor yapmanız şart.
  • Sağlıklı ve dengeli beslenin. Yaz mevsimine göre dışarıda daha az vakit geçireceğiniz için yediklerinizi sindirmeniz daha yavaş olacaktır.
  • Mevsim değişikliklerinden etkilenmemek için vücudunuzun bağışıklık sistemini güçlü tutmalısınız. Bunun için de antioksidan görevi gören A, C, E vitaminlerini ve Omega 3 içeren besinler tüketmelisiniz.
  • Dışarı daha az çıkmak ve arkadaşlarınızla daha az vakit geçirmek sizi mutsuz edebilir. Ama buna hiç gerek yok! Arkadaşlarınızla evde toplanın.
110) cocuklar-omega-3

Çocuk Sağlığı ve Gelişiminde Omega 3 Etkisi!

Omega 3 yağ asitleri, çocukların sağlıklı fiziksel ve zihinsel gelişimleri için oldukça önemlidir. Dolayısıyla anne karnından itibaren çocukların Omega 3 yağ asitleriyle tanıştırılması gerekir. İnsan vücudunda üretilemeyen omega-3 yağ asitleri ancak gıdalarla alınabilmektedir.  Hamile bir bayanın omega-3 açısından zengin beslenmesi, bebeğe doğal yolla omega-3 geçişi sağlaması açısından büyük önem taşımaktadır. Bebek doğduktan sonra en az 6 ay anne sütüyle beslenen bebeğe omega-3 geçişi devam etmektedir. Ek gıdalara geçildiği ve anne sütü bırakıldığı zaman çocuklardaki omega-3 ihtiyacını karşılayabilmek, artık çocuğun beslenmesinde omega-3 açısından zengin gıdaların varlığına bağlı olmaktadır.

Tüm yaşam boyunca önemi olan omega-3’ün, çocuk sağlığı üzerine nasıl etkileri olduğunu aşağıda sizin için özetledik:

Beyin gelişimine yardımcı olur.

  • Algılama ve öğrenme kabiliyetini arttırıcı,
  • Matematiksel zekâyı geliştirici,
  • Okuma, yazma ve telaffuz becerisini arttırıcı,
  • Dikkat eksikliğini azaltıcı etkileri görülmektedir.

Sinir sistemini güçlendirir.

  • Depresyonu ve diğer psikolojik problemleri önlemeye,
  • Hiperaktiviteyi azaltmaya,
  • Davranış bozukluklarını önlemeye yardımcı olur.

Göz sağlığını korur.

  • Göz gelişimini destekleyici,
  • Göz kuruluğunu engelleyici,
  • Retina dejenerasyonuna bağlı olarak görme fonksiyonunu arttırıcı,
  • Göz hastalıkları oluşum riskini azaltıcı etkileri vardır.

Bağışıklık sistemini güçlendirir.

  • Hastalıkların oluşumunu engellemeye, hastalıklarla mücadele etmeye,
  • Sağlıklı hücrelerin gelişimine yardımcı olur.
4

Anne Sütü Omega 3 İçeriyor!

Anne sütü, bebekler için en besleyici ve sağlıklı gıdadır. Bu sebeple anne sütünün yerini hiçbir besin maddesi tutamaz. Anne sütündeki yağlar temel enerji, vitamin ve doğal Omega 3 kaynağıdır. Omega 3 ve Omega 6 dengesi en iyi anne sütünde korunur. Her sütte bir miktar demir bulunur, ancak en iyi demir emilimi anne sütünde gerçekleşir. Üstelik anne sütünün hazmı kolay ve rahattır.

Omega 3, bebeklerin beyin ve retina gelişiminde önemli rol oynar. Bebeğin bağışıklık sisteminin güçlenmesine, kalp, şeker, obezite, kanser gibi hastalıkların ve alerjik reaksiyonların önlenmesine, matematik zekâsının gelişmesine, okuma, telaffuz ve yazma becerisinin artmasına Omega 3 yardımcı olur. Dolayısıyla bebekler ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmelidir.

Anne adayının hamilelik dönemindeki beslenme alışkanlığı, bebeğin sağlığını doğrudan etkilemektedir. Anne adaylarının balık, ceviz, keten tohumu, semizotu gibi Omega 3 açısından zengin besinlerle beslenmesi ya da Omega 3 takviyesi yapması sütteki Omega 3 miktarını olumlu etkiler. Bu da bebeğin sağlıklı bir şekilde büyüme ve gelişimini tamamlanmasını sağlar.

möllers

Çocuklarda Omega 3 ve D Vitamini Eksikliği

Her anne-baba zaman zaman çocuklarının sağlığı, mutluluğu ya da başarısı için endişelenir. Ebeveynlerin iç dünyasında vuku bulan korkulardan ve endişelerden sıyrılmak yine kendilerinin elindedir. Çünkü ebeveynler çocuklarını her konuda hayata hazırlar. Haliyle çocuklarının sağlığını, mutluluğunu ve başarısını yönlendirebilirler.

Çocuklarınızın sağlığını korumak için Omega 3 ve D vitamini eksikliğine dikkat etmelisiniz. Çünkü çocukların beslenmeleri daha farklı, belli sağlık sorunları karşısında yaşama dayanma güçleri sizden daha zayıf. Ayrıca büyüme ve gelişme sürecinde olmaları da cabası. Bu nedenle çocuklarınızın beslenme programını kontrol etmeli, eksik olan noktaları bizzat yine siz tamamlamalısınız.

Omega 3

İnsan vücudunda üretilemeyen Omega 3 yağ asitlerinin (EPA ve DHA) önemi son zamanlarda daha net anlaşılmaya başlandı. Omega-3 ihtiyacı, bebeklik döneminde anne karnındayken başlar ve tüm yaşamımız boyunca devam eder.

Beyin ve göz gelişimi, bağışıklık ve sinir sisteminin güçlenmesi için Omega 3 çocuklarınız için şart. Burada bir ebeveyn olarak size düşen görev, çocuklarınıza balık gibi omega-3 içerikli gıdaları sevdirmek ve yeme alışkanlığı kazandırmaktır. Çocuklarınıza bu gibi gıdaları yediremiyorsanız veya yeterli omega-3 alındığını  düşünmüyorsanız, omega-3 içerikli takviye edici gıdalardan da faydalanabilirsiniz.

D Vitamini

Günümüzde yetişkinlerde ve çocuklarda D vitamini eksikliği büyük bir problemdir. Büyüme ve gelişmenin yanı sıra kas ve kemik sağlığı, bağışıklık sistemi ve göz sağlığı için D vitamini gereklidir. D vitamini eksikliği, çocuklarda daha kolay hastalanmaya, büyüme ve gelişmenin yavaşlamasına neden olur. Çocuklarınızın D vitamini eksikliğini gidermek için onları öğlen saatlerinde ciltleri çok hafif pembeleşene kadar güneşe çıkarmalısınız. Günlük ihtiyacın karşılanması için doğal D vitamini kaynağı olan morina balığı karaciğer yağını da kullanabilirsiniz.

37) A-vitamini-yetersizliği

A Vitamini Yetersizliği

A vitamini vücutta depolanır. Bu sebeple yetersizlik belirtileri, A vitamininin vücuda uzun süre alınmaması sonucu ortaya çıkar.

A vitamininin eksikliğinde ortaya çıkan sorunlar;

  • Böbreklerin ve sindirim organlarının bozulması
  • Bağışıklık sisteminin bozulmasıyla enfeksiyon hastalıklarına yakalanma sıklığının artması
  • Sindirim organlarının bozulmasıyla mide yaralarının oluşması
  • Gözdeki epitel dokuların bozulması, göz kuruluğu, koruyucu tabakanın kaybolması
  • Derinin pütürlü hale gelmesi, kuruması
  • Çocuklarda büyüme ve gelişmenin gerilemesi
ÇRŞ 50) cocuk-gunes-banyo

Çocuklarınıza Güneş Banyosu Yaptırın!

Havalar ısınmaya, güneş yavaş yavaş yüzünü göstermeye başlamışken biraz dışarı çıkıp hava almak hem yetişkinleri hem de çocukları fiziksel ve psikolojik olarak rahatlatacaktır. Güneşin insan sağlığına birçok faydası bulunmaktadır. Bu faydalar boş zamanlarınızı değerlendirip çocuklarınızla güneş banyosu yapmanız için güzel bir bahane olabilir.

Aşağıda güneş banyosunun faydalarını sıraladık.

  • Öğlen güneşindeki UVB ışınları vücudumuzda D vitamini dönüşümünü sağlar. D vitamini kemik gelişimini destekleyerek kas ve kemik sağlığını korur.
  • Osteoporoz ve raşitizm gibi kemik hastalıklarına engel olur.
  • Romatizma ve eklem ağrılarını azaltır.
  • Böbrekler ve karaciğer için faydalıdır.
  • Kan, meme, kolon kanseri gibi kanser çeşitlerinin önlenmesine yardımcı olur.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Kolesterolü düzenler.
  • Göz sağlığını olumlu etkiler.
  • Vücudun kalsiyum ihtiyacının bir kısmını karşılar.
  • Regl dönemi öncesindeki süreci rahatlatır.
  • Enerjiyi arttırarak yorgunluğu giderir.
  • Ruh ve sinirsel bozukluklardan uzak tutar.
  • Depresyon ve stresten korunmayı sağlar.
  • Güneş ışığının içerdiği melatonin uykusuzluğu önler. Güzel uyumayı sağlar.
  • Vücut direncini arttırır.
  • Zihinsel ve bedensel performansı arttırır.
  • Metabolizmayı hızlandırır.
  • Vücut ağrılarına iyi gelir.
  • Büyüme ve gelişmeyi hızlandırır.
800x400_33

Alerjik Reaksiyonlar

Alerjik rahatsızlıklar vücutta çeşitli biçimlerde kendini gösterir. Göz, deri, solunum ve sindirim sistemi gibi birçok organ ve sistemi etkiler. Özetle alerjiler, vücudun bağışıklık sisteminin enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olan doğal savunma sisteminin verdiği aşırı tepkilerdir.

Alerjik reaksiyonlar esnasında bağışıklık sistemi genellikle toz, polen, böcekçikler gibi zararsız maddelerle vücuda saldırıyorlarmış gibi savaşır. Bu da isilik, gözlerde ve vücutta kaşınma, burunda akıntı, nefes almada güçlük, bulantı ve ishal gibi semptomlara sebebiyet verir. Alerjik bir reaksiyon, ilk defa bir alerjenle karşılaştığında gerçekleşmeyebilir. Örneğin, ilk kez gerçekleşen bir arı sokmasında yalnızca bir ağrı ve kızarıklık oluşur. İkinci arı sokmasında ise kurdeşen veya nefes almada güçlük ortaya çıkabilir. Bu, yine bağışıklık sisteminin verdiği tepkinin bir sonucudur.

Alerjik rinit (saman nezlesi), en sık rastlanan alerji türüdür. Hapşırma, burun akıntısı, burunda kaşıntı ve tıkanıklığa neden olur. Alerjik konjonktivit; gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma, ürtiker; vücutta kaşıntı, deride kabarıklık, kaşıntı, anafilaksi; iç sıkıntısı, el ayası ve ayak tabanında kaşıntı, tansiyon düşüklüğü ve şok, soluk borusunda şişme ve nefes darlığı ile baş gösterir. Yer, mevsim, aile üyelerindeki benzer alerjik reaksiyonlar ve çevre faktörü de bu belirtilere zemin tutar.

Çoğu alerjik semptom hafif bir şekilde ortaya çıkar ve evde tedavisi yapılabilir. Ancak bu semptomlar aşırıya kaçarsa burun kanaması, kulak problemleri, hırıltılı soluma ve öksürmeye dönüşüp sağlıklı beslenilmediği ve tedbir alınmadığı takdirde ölüme kadar gidebilir. Omega 3 açısından zengin besinler, brokoli, lahana gibi yeşil yapraklı kış sebzeleri, C vitamini, magnezyum içeren ve anti-enflamatuar besinlerin alerjik semptomları azaltarak bu semptomların getirdiği hastalıklara iyi geldiği bilinmektedir.

800x400_30

Çocuklarda Sık Karşılaşılan Enfeksiyonlara Karşı Morina Balığı Engeli

Çocukların ilk yaşlarında bağışıklık sisteminin henüz tam olarak gelişmemiş olması nedeniyle sık sık hastalandıklarına tanık oluruz. Uzmanlar, çocuklarda sıklıkla görülen ve ateşli seyredebilen bu hastalıkların yılda birkaç kere tekrarlanmasının bağışıklık gelişimleri açısından önemli yeri olduğunu belirtmektedir. Ne kadar doğal bir süreç de olsa, üst solunum yolu enfeksiyonları, orta kulak iltihabı, sinüzit gibi enfeksiyonlardaki görülme sıklığındaki artış ise problemdir ve muhakkak önleminin alınması gerekmektedir. Bu hastalıklardan dolayı sıkıntı yaşayan birçok çocukla dolup taşan hastanelerde gördüğümüz kalabalık, aslında düzenli morina balığı karaciğer yağının kullanılmasıyla azaltılabilir.

Nasıl mı?

Morina balığı karaciğer yağı (Cod Liver Oil) yüksek miktar Omega-3 yağ asitleri ihtiva eder. Düzenli kullanımı ile görülebilecek birçok faydasının yanında bağışıklık gelişiminde de önemli etkileri vardır. İltihabın eşlik ettiği bu gibi enfeksiyonlarda özellikle EPA’nın antienflamatuar (iltihap önleyici) özelliğiyle bu hastalıklara sıklıkla yakalanma ihtimali azaltılabilmektedir. Sadece bu da değil. Bir başka etkisi de A vitamininden kaynaklanmaktadır. Morina balığı karaciğer yağının doğal A ve D vitaminleri kaynağı olduğundan sıklıkla bahsediyoruz. A vitamininin “anti-enfeksiyon” vitamini adıyla bilinmesinin nedeni enfeksiyonlarla mücadele gücünü artırıcı güçlü etkiye sahip olmasından kaynaklanmaktadır.

Omega-3 içerikli gıdaları yeterli oranda tüketemiyorsak, A vitamininin günlük ihtiyacımız olan miktarını doğal beslenmeyle karşılayamıyorsak, bağışıklık gelişiminde önemli olan diğer vitamin ve mineralleri sağlayacak ölçüde sağlıklı beslenemiyorsak o zaman bağışıklık gelişiminin desteklenmesinde bir başka çözüm morina balığı karaciğer yağı (Cod Liver Oil) olabilir.