135-bulasici-hastaliklar

Bulaşıcı Hastalıklar

Soğuk algınlığı, bronşit, parazit enfeksiyonları, menenjit, hepatitler ve döküntülü hastalıklar okullarda en çok rastlanan bulaşıcı hastalıklardır.

Bu hastalıkların ne olduğunu ya da nasıl önlenebileceğini bilmiyorsanız aşağıdaki bilgilere göz atabilirsiniz.

Döküntülü Hastalıklar: Kızamık, kızamıkçık, kızıl ve suçiçeği okul çağlarında sıklıkla karşılaşılan döküntülü hastalıklardandır. Bu hastalıklar zamanında yapılan aşılar ile önlenebilir veya hafif geçirilmesi sağlanabilir.

“Kızamık-kızamıkçık-kabakulak” aşısı üç hastalığın önlenmesi amacıyla yapılan ortak bir aşıdır. İlk dozu 1 yaşındayken, ikinci dozu da ilkokul 1. sınıftayken yapıldığı takdirde çocuğun yaşamı boyunca bu hastalıklara karşı bağışıklık kazandığı düşünülmektedir.

Suçiçeği aşısı, çocukluk döneminde sadece 1 yaşında uygulanmakta, 13 yaşına kadar başka doz uygulanmasına gerek olmamaktadır. 13 yaşında ise yeniden aşılama yapılması gerekmektedir.

Yalnızca kızıl hastalığının aşısı yoktur. Boğaz ağrısı ve ateşle başlayan bu hastalık, vücudu saran pembe döküntülerle kendini belli eder.  Muhakkak doktor kontrolünde antibiyotik tedavisiyle tedavi edilmelidir.

Nefes yoluyla bulaşan bu hastalıkları geçirmeyen çocuklar, hasta olanlardan uzakta tutulmalıdır. Hasta olan çocuklar iyileşene kadar okula gönderilmemelidir.

Kabakulak: Virüslerin tükürük bezlerinde enfeksiyon oluşturması neticesinde, bir ya da iki kulağın alt tarafında şişlik görülmesiyle kendini belli eder. Hasta olan kişilerin öksürmesi, hapşırması ve başkalarını öpmesi sırasında damlacık yolu ile başkalarına bulaşır. 3’lü aşı olan “Kızamık-kızamıkçık-kabakulak” aşısı uygulanan çocuklarda, bu hastalığa yakalanma oranı düşüktür.

Hepatit A: Dışkı ile kirlenmiş yiyeceklerle ağız yolundan bulaşır. 1 yaşından sonra, 6 ay arayla 2 doz aşı yapıldığı takdirde, 20 yıl koruyucu özelliği olduğu düşünülmektedir. Hepatit A’dan korunmak, aşı, el ve gıda temizliği ile mümkündür.

Menenjit: Solunum yoluyla bulaşan bir hastalık olması nedeniyle özellikle kreş, okul gibi kalabalık ortamlarda hızlı yayılır. Menenjit, beyin zarının iltihabıdır. Zamanında tedavi edilmezse kalıcı hasarlara yol açabilir. Menenjite neden olan başlıca üç etmenden ikisine karşı, bebeklik döneminde yapılan pnömokok ve karma aşıları ile koruma sağlanabilmektedir. Fakat meningokok nedenli menenjite karşı önlem alınabilmesi, ancak meningokok aşısı ile sağlanabilir. Menenjit hastasıyla temasta bulunan kişilerin de muhakkak tedaviye alınması gerekmektedir.

Bağırsak Solucanları: Kirli sular ve yiyeceklerle,  yetersiz el ve tuvalet temizliğiyle bulaşabildiği gibi, çiğ etle de bulaşmaktadır. Burun kaşıntısı, salya akıtma, makatta kaşıntı, iştahsızlık gibi belirtilerin yanı sıra, karın ağrısı, ishal gibi günlük hayatı olumsuz etkileyen belirtileri vardır. Çocuklarda bağırsak solucanı rahatsızlıkları, okul, kreş gibi aynı tuvaletlerin kullanıldığı ortamlar nedeniyle sıklıkla görülebilir. Mutlaka, tahlil neticesinde hangi solucan tipi olduğuna göre doktor önerisiyle ilaç tedavisi yapılmalıdır. Yiyecekler özenle yıkanmalı, el ve tuvalet temizliğine dikkat edilmelidir.

Uyuz ve Saç Biti: Kalabalık ortamlarda ve yakın temas ile çok kolay bulaşırlar. Aile içinde bir bireyin yakalanması, tüm aile bireylerine kolaylıkla bulaşmasına neden olur.  Her iki etmenden de, ilaç etkili uygun şampuanların, solüsyonların, kremlerin kullanımı ile kurtulmak mümkündür.

92) saglik-hurafe

Sağlıkla İlgili Hurafeler

Çeşitli hastalıkları olan bireyler zaman zaman doktora gitmek yerine kişiden kişiye yayılarak bugüne kadar gelen sağlıkla ilgili hurafelere inanıp bu hurafelere göre hareket ederler. Oysaki bu hurafeler, kişiyi yanlış yönlendirerek insan sağlığına zarar verebilir. Her şeye rağmen, sağlıkla ilgili konularda, mutlaka bir doktora başvurulmalıdır.

Sağlıkla ilgili, kulaktan kulağa yayılan hurafeleri hep birlikte inceleyelim.

 

  • “Aşı sadece çocuklara yapılır.”

Zatürre, grip, difteri, tetanoz, boğmaca, zona, hepatit A, hepatit B, menenjit, kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşıları yetişkinlerin de yaptırması gereken aşılardır.

  • “Diyabet genetik bir hastalıktır.”

Diyabet genetiğe bağlı bir hastalıktır. Ancak ailesinde diyabet hastası bulunan her bireyin de diyabet olma ihtimali yoktur.

  • “İnsülin ve şeker ilacı kullanırken diyet yapmaya gerek yoktur.”

Diyabet, insülin ve şeker ilacı eksikliğinden kaynaklanmaz. Dolayısıyla diyabetli bireyler beslenmelerine dikkat etmeli, düzenli egzersiz yapmalıdır.

  • “Karbonhidrat, diyabetli bireyler için zararlıdır.”

Diyabetli bireyler günlük kalori ihtiyaçlarının %50’sini karbonhidratlardan karşılamalıdır.

  • “Früktoz, şişmanlığa ve şeker hastalığına yol açar.”

Meyve, früktoz dışında vitamin, mineral, antioksidan ve lif de içerir. Dünya Sağlık Örgütü, günde 4-5 porsiyon meyve tüketmenin sağlık açısından yararlı olduğunu söylemektedir.

  • “Tiroit hastaları iyotlu tuz kullanmalıdır.”

İyot, tiroit yapımı için elzem bir mineraldir. Fakat tiroit hastalıkları ortaya çıktıktan sonra iyot kullanmak oldukça zararlıdır.

  • “Bol protein tüketmek güç ve zinde hissettirir.”

Günlük kalori ihtiyacının %12’si proteinden karşılanmalıdır. Vücuda fazla protein alımı, böbreği ve karaciğeri yorar, ürik asidi yükseltir, vücutta asidoza yol açar, şeker ve yağ depolanmasına neden olur.

  • “Tereyağı ve zeytinyağı bol miktarda tüketilmelidir.”

Fazla tüketilen tereyağı ve zeytinyağı vücutta yağ olarak depolanır. Tereyağı zengin miktarda doymuş yağ asidi içerir. Günlük doymuş yağ asidi ihtiyacı %7’nin üzerinde olmamalıdır.

  • “Greyfurt suyu, limon ve sarımsak tansiyon düşürür.”

Tansiyon yüksekliği ilaçlarla kontrol edilmelidir. Greyfurt, limon ve sarımsak gibi besinlerin tansiyon düşürdüğü bilimsel olarak kanıtlanmamıştır.

  • “Zeytin çekirdeği mide hastalıklarına ve hemoroide iyi gelir.”

Zeytin çekirdeğinin iki ucu da sivridir. Dolayısıyla mide tarafından öğütülemez. Mide ve hemoroit rahatsızlıklarında mutlaka bir doktora danışılmalıdır.

800x400_7

Çocuklarda Zekâ Gelişimi

Anne ve babalar elbette ki çocuklarının sağlıklı ve zeki olmalarını istiyor. Bunun için beden sağlığına, beslenmesine, aşı takvimine kadar birçok konuda gerekeni yapıyorlar. Çocuklara yeri geliyor müzik dinletiliyor, yeri geliyor kitap okutuluyor, pahalı oyuncaklar alınıyor ya da televizyon izlettiriliyor. Hatta kimi zaman anne ve babalardaki bu ilgi, sevgi ve istek çocuk üzerinde psikolojik baskı yaratırken ebeveynleri de endişelendirebiliyor. Çocukların üzerine bu kadar düşülmeli mi, yoksa serbest mi bırakmalı? Çocukları çok fazla sıkmak ya da özgür bırakmak ne kadar faydalı ya da zararlı?

Çocukların zihinsel gelişimine desteğin dozu aşırıya kaçmamak kaydıyla gayet normal bir durum. Peki ne yapılmalı?

  • Sevgi, güven ve karşılıklı etkileşim zekâ gelişiminin en önemli etkenlerinden biridir.
  • Çocuklar çeşitli eşyalara dokunmalıdır. Bu onların hayal gücünü geliştirir.
  • Hissiyatın arttırılması için çocuğun anne ve babasıyla tensel kontakta olması gerekir.
  • Sürekli olarak çocukla sohbet etmek ve ona şarkı söylemek zekâyı olumlu etkiler.
  • Erken yaşlarda çocuğa kitap okumaya başlanmalıdır. Bu, çocuğun zihinsel faaliyetini arttırır.
  • Puzzle ve logo gibi oyuncaklar görsel zekâyı geliştirir. Yaratıcılığı arttırır.
  • Odaklanmanın arttırılması için çok fazla oyuncak edinilmemelidir.
  • Elektronik ve pahalı oyuncaklardan ziyade renkli, şekilli ve eğlenceli oyuncaklar alınmalıdır.
  • Çocuklar parka, sahile yani açık havaya çıkartılmalı, güneş ışığı almaları sağlanmalıdır.
  • Gürültü ve televizyon beyin fonksiyonlarında karmaşaya yol açar, dil öğrenimini olumsuz etkiler.
  • Anne ve babalar çocuklarına günde en az 2 saat vakit ayırmalıdır. Bu, zekâ fonksiyonlarını geliştirir.
  • Çocuklara farklı kokular koklatmak beyin hücrelerinin ölmemesi açısından yararlıdır.
  • Omurilik bölgesine masaj yapmanın zekâ gelişimine katkısı büyüktür.
  • Çocuklarınız sağlıklı ve dengeli beslenmeli, bol bol balık ve Omega 3 yağ asitleri içeren besinler tüketmelidir. Bu zekânın gelişmesinde son derece etkilidir.