800x400_12

Morina Neden Tercih Edilmeli?

Omega-3 yağ asidinin en iyi doğal kaynaklarının sardalya, somon, morina gibi okyanus balıkları olduğunu söyleyebiliriz. Fakat içerdikleri omega-3 yağ asidi konsantrasyonu bir balık türünden diğerine farklılık göstermektedir. Başka bir ifadeyle; omega 3 yağ asitleri olan EPA ve DHA’nın kalitesi ve miktarı balıktan balığa farklı olmaktadır. Bu balıklar arasında omega-3 yağ asitlerinin en yüksek konsantrasyonuna sahip olan kaynak ise morina balığıdır. 100 gr başına diğer balıklar en fazla 2,5 gr omega-3 içerirken, morina balığının karaciğeri 18,5 gr kadar omega-3 içerebilmektedir. Bu durum diğer balıkların omega-3 içeriğine kıyasla morina balığı karaciğerinin güçlü bir omega-3 kaynağı olmasını sağlamaktadır. Aşağıdaki tabloda balıklardaki omega-3 miktarları dağılımının nasıl olduğunu inceleyebilirsiniz.

mollers-tablo

Omega-3’ün vücudumuzda etkili olan metabolitleri EPA ve DHA’dır. Bu yağ asitlerinin ne olduğuyla ilgili daha ayrıntılı bilgi sahibi olmak istiyorsanız “EPA ve DHA’nın Açılımı Nedir?” ve “Hangi Miktarda Ne Kadar Omega-3 Yağ Asitleri EPA ve DHA Mevcut?” yazımıza göz atabilirsiniz.

yag-fayda

Yağların Vücudumuz İçin Gerekliliği

Yağlar, insan vücudu için gerekli olan enerjinin en önemli kaynaklarındandır. Vücudun yağ depolama kapasitesi sınırsızdır. Enerjiye gereksinim duyduğunda bu yağ depolarını kullanır. Yağlar ayrıca, vücut ısısının ve organların dış darbelere karşı korunmasında görevlidir. Yağda eriyen A, E ve K vitaminlerinin emilimini sağlar. Yağ alımı, günlük olarak ihtiyaç duyulan kalorinin % 25 ya da 35’ini karşılamalıdır. Gereğinden fazlası her zaman vücut için zararlıdır. Çünkü obezite, kanser veya kalp gibi hastalıklara neden olabilir.

Yağlar, doymuş yağ asitleri ve doymamış yağ asitleri olarak ikiye ayrılırlar. Daha çok hayvansal besinlerde bulunan doymuş yağlar, oda sıcaklığında katı halde bulunur. Bunlara tereyağı ve margarinler örnek gösterilebilir. Doymuş yağlar sağlığa oldukça zararlıdır. Tercih edilmemesi gerekmektedir. Zira vücutta kolesterolün yükselmesine sebep olarak kalp hastalığı riskini arttırırlar. Doymamış yağlar ise, vücudun ihtiyaç duyduğu yağ asitlerinin en iyi kaynaklarıdır. Bitkisel kaynaklı olup, oda sıcaklığında sıvı halde bulunurlar. Ayçiçek, mısırözü, zeytinyağı ve benzerleri bu gruba örnek verilebilir. Çoklu yağ asitleri ise, Omega 3 ve Omega 6 olmak üzere iki ana grupta toplanır. Soğuk su balıklarında (somon, uskumru, sardalya, ton balığı vs.) yüksek miktarda bulunur. Ayrıca vücuda hazır olarak da alınabilir.

Yağ asitleri vücuda dengeli ve sağlıklı beslenmeyle alınmalıdır. Dolayısıyla bu yağları öğünlerde çeşitlendirerek tüketmek ve her yemeğe uygun yağı kullanmak hem insan sağlığı için faydalı olacak, hem de yemeğe lezzet katacaktır.

800x400_11

Balığın Yanında Ne Yemeli Ne Yememeli?

Balığın, esansiyel yağ asidi olan Omega 3 kaynağı olduğu konusunda hemfikiriz.  Zengin Omega-3 içerikli balık cinsi seçimine ve Omega-3’ü kaybetmemek için de pişirme tekniklerine dikkat ederek haftada en az 2 kere tüketmenin de sağlığımıza olumlu etkileri olduğunu biliyoruz. Bilmediğimiz nokta; balığın yanında ne yememiz ya da ne yemememiz gerektiği…

Örneğin roka. İçerdiği yüksek miktardaki demir, özellikle kılçığı yenebilen balıkla birlikte tüketildiğinde, balıktan alacağımız kalsiyumun emilimini azaltır. Bu nedenle bu iki besinin bir arada alınması önerilmez.

Balıkla tüketilmesi gereken en önemli besin limondur. Çünkü limonun içinde C vitamini gibi antioksidanlar mevcuttur. Eğer balığın yaşadığı denizden kaynaklanan ağır metal içeriği var ise, vücudun bu toksik etkiye karşı tolerabilite göstermesine ve zararlı etkiyi gidermesine de yardımcı olur.

Yoğurt, balıkla birlikte tüketilmeli mi, tüketilmemeli? Bu, çok tartışılan bir konu. Eğer balık bayat ise protein yapısında bulunan histamin miktarı artar. Histaminin fazla olması da toksik etkiyi arttırır. Bu nedenle balık bayat ise asla yoğurtla birlikte tüketilmemelidir. Taze ise tüketilmesinde hiçbir sakınca yoktur.

mitler

Mitler & Gerçekler

Mit 1: Tüm balık yağları temelde aynıdır.

Gerçek şu ki; Cod Liver Oil (Morina balığı karaciğer yağı) ve Fish Oil (Balık gövdesinden elde edilen yağ) içerdikleri omega-3 yağ asidi miktarları ve doğal A ve D vitamini içeriği olup olmaması açısından farklılık göstermektedir. Cod Liver Oil ürünleri arasında dahi farklılık söz konusu olabilmektedir. Tüm balık yağları;

  • Balığın bulunduğu bölge,
  • Balık yağının hangi ülkede üretildiği,
  • Geleneksel ya da yeni üretim teknikleriyle işlenmiş olmaları,
  • Balık yağının doğal mı, yoksa sentetik formda mı olduğu, (Trigliserid ve Serbest yağ asidi formundaki balık yağları doğaldır, etil ester formunda olanlar sentetiktir).
  • İçeriğinde bulunan vitaminler ve bu vitaminlerin bozulmadan korunması
  • Uluslararası denetimlerin varlığı,
  • Ağır metaller gibi zararlı maddelerden ayrıştırılması amacıyla uygulanan saflaştırma yöntemleri,
  • Üretimin her aşamasında uygulanan analizler,
  • Balık yağı üretiminin ve şişelenmesinin aynı yerde veya farklı ülkelerde yapılmış olması

açısından her adımda farklılaşabilmektedir. İlk adımdan son adıma kadar kalitenin ön planda tutulduğu sabırlı ve disiplinli bir süreç gerçekleşmelidir.

Mit 2: 4 yaş altı çocuklarda omega 3 kullanımı tavsiye edilmez.

Norveç’te üretilen Cod Liver Oil (Morina balığı karaciğer yağı) ürünlerinin, Norveç Beslenme Kurulu tarafından 4 haftalık bebeklik döneminden itibaren kullanımı önerilmektedir. Bunun nedeni omega-3 içeriğinin yanında doğal D vitamini kaynağı da olmasıdır. Ülkemizde ise bebeklik döneminde D vitamini damlaları kullanılması nedeniyle, bu damlaların kullanımını tamamlandıktan itibaren başlanabilir. Hekimlerin önerisiyle genellikle 1 yaş civarında bu damlaların kullanımı tamamlanmaktadır. Bu yaştan itibaren çocuk veya yetişkinler için günlük ihtiyacın karşılanması amacıyla da doğal D vitamini kaynağı olan Cod Liver Oil ürünlerini güvenle kullanabilirsiniz. 4 yaşına kadar yarım doz, 4 yaşından sonra tam doz kullanımı tavsiye edilmektedir.

Mit 3: Cod Liver Oil (Morina balığı karaciğer yağı) kullanılması tavsiye edilmiyor.

Morina balığı karaciğer yağı, güçlü omega-3 yağ asitlerinin yanı sıra doğal A ve D vitamini kaynağıdır. Cod Liver Oil ürünlerinin güvenilir olması açısından dikkat edilmesi gereken iki önemli konu vardır:

  • İçeriğinde bulunan A ve D vitaminleri miktarlarının her gün alınmaya uygun miktarlarda olması ve böylelikle yazın dahi kullanım imkanı sağlaması,
  • Vücuda zararlı olan ağır metaller gibi toksik maddelerden arındırılmış olarak güvenilir saflıkta olması.

Eğer bu iki kriteri karşılayan bir Cod Liver Oil ürünü ise her gün ve her mevsim güvenle kullanılabilir.

Mit 4: Hamile bayanlar Cod Liver Oil ürünlerinden uzak durmalıdır.

Bir önceki maddede belirtilen kriterleri karşılayan bir Cod Liver Oil ürünü tek başına kullanıldığı takdirde hamileler için de güvenilirdir. Fakat hamilelik döneminde genellikle çeşitli vitamin ve minerallerden oluşan multivitamin ürünü de kullanılmaktadır. Bu ürünler içinde de A, D ve E vitaminleri bulunmaktadır ve genellikle A vitamini miktarı yüksek olabilmektedir. Bir Cod Liver Oil ürünü ile birlikte bir multivitamin takviyesi de kullanıldığı takdirde, her iki üründeki A, D ve E vitaminlerinin toplam miktarları fazla olabilir.  Her ne kadar Avrupa ülkelerinde bir Cod Liver Oil ve bir multivitamin ürünü birlikte kullanılıyor olsa da, ülkemizde A, D ve E vitaminlerinin günlük alınabilecek maksimum miktarları, Avrupa ve Amerika kaynaklarına göre düşük tutulmaktadır. Bu nedenle birlikte kullanım konusu veya dönüşümlü kullanma alternatifi muhakkak doktora danışılmalıdır.

Mit 5: Balık yağı cıva ve dioksin gibi zararlı toksinler içerebilir.

Moleküler distilasyon vb. hassas saflaştırma yöntemleri sayesinde balıkta bulunan ağır metaller ve diğer toksinler ayrıştırılarak uzaklaştırılmaktadır. Mükemmel saflığa sahip olan ve uluslararası denetimlerden geçen balık yağlarına güvenebilirsiniz.

Möller’s Omega-3, 161 yıldır kendini kanıtlamış güvenilir bir Cod Liver Oil (Morina balığı karaciğer yağı) ürünüdür. Dünyanın en temiz denizi kabul edilen Kuzey Atlantik Denizi’ndeki yabani kuzey kutbu morina balığından elde edilmesine rağmen, en hassas saflaştırma yöntemi olan “moleküler distilasyon” yöntemi ile ağır metaller gibi zararlı maddelerden arındırılarak mükemmel saflığa sahiptir. İçeriğinde bulunan A ve D vitaminleri kesinlikle yüksek miktarlarda olmayıp, aksine her gün alınmaya uygun miktarlardadır. Güçlü omega-3 içeriğinin yanı sıra, günümüzde her 10 kişinin 7’sinde görülen D vitamini eksikliğinin önlenmesinde, günlük D vitamini ihtiyacını karşılaması açısından da önemli doğal bir kaynaktır. Ülkemizde 1 yaşından itibaren her yaşın kullanımına uygun olan Möller’s Omega-3’ü her gün güvenle kullanabilirsiniz.

yag

Omega 3 Desteği Almanız İçin Yeterli Sebepler

Sağlıklı bir yaşam sürebilmek için esansiyel, yani vücudun işlevselliği için elzem olan yağ asitlerine ihtiyaç vardır. Ancak vücut bu yağ asitlerini kendisi üretemediği için dışarıdan almak zorundadır. Omega 3, bu yağ asitlerinden biridir. Her gün omega-3 almaya özen göstermek, sağlık açısından önem taşımaktadır. Eğer, günlük beslenmeyle omega-3 alımının yetersiz olduğu düşünülüyorsa, ihtiyacın karşılanması amacıyla omega-3 açısından zengin içeriğe sahip olan takviye edici gıdalar tüketilebilir.

Uzun yıllar boyunca yapılan araştırmalar doğrultusunda elde edilen bilimsel verilere göre omega-3’ün hayatımızdaki önemi şöyle sıralanabilir:

  • En sıklıkla karşılaşılan hastalıkların başında yer alan kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi açısından omega-3’ün yeri tartışılmazdır. Kardiyolojide tedavi kılavuzlarına girmiş olan omega-3, kolesterol yükselmesi ve damar içinde pıhtı oluşumunu engelleyerek, kalp krizi riskini azaltır. Böylece kalp ritmi de düzene girer. Dolayısıyla kalp ve damar sağlığının korunması amacıyla önemle tavsiye edilmektedir.
  • Diyabetin önlenmesi açısından önemli bir yere sahip olan omega 3 yağ asitleri, kandaki insülin miktarını dengelemekle birlikte kan şekerini de düzenler. Kandaki şeker miktarının düzenlenmesiyle ortalama ağırlık da korunmuş olur.
  • Omega-3 açısından zengin kaynak olan balık yağı, beyin fonksiyonlarına doğrudan etki ederek zihin sağlığını korur. Çocukluk döneminde zihin gelişimi açısından ne kadar önemliyse, ilerleyen yaşa bağlı olarak azalan beyin fonksiyonlarının güçlenmesi için de bir o kadar önem taşımaktadır.
  • Sinir sistemini güçlendirici etkisiyle, depresyon gibi sinir sistemi hastalıklarıyla mücadele edilmesine yardımcı olur.
  • Sinir sistemini güçlendirmekten bahsederken, elbette ki ağrıların hafiflemesi üzerine etkisini unutmamak gerekir. Özellikle eklem ağrılarından şikayet ediliyorsa, omega 3 düzenli kullanıldığı takdirde ağrıların azalmasındaki etki hissedilebilir.
  • Omega-3 tüketimi, göz sağlığının gelişiminde ve korunmasında ayrı bir öneme sahiptir.
  • Düzenli omega-3 kullanımı, bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde önemli rol oynar. Böylelikle hastalıklarla mücadele gücü artar.
  • Kemiklerin güçlenmesi için kalsiyuma ihtiyaç vardır. Ancak kalsiyumun yanında omega-3 kaynağı olan balık yağının etkisi ihmal edilmemeli.
  • Omega-3 açısından zengin balık yağı kullanımı metabolizmanın düzenlenmesinde önem taşımaktadır.
  • Hamilelik döneminde kullanılan omega-3, bebeğin fiziksel ve zihinsel gelişiminin yanı sıra, annenin de fiziksel ve zihinsel sağlığının korunmasındaki en temel unsurlardan biridir.

Her şeyi bir kenara bırakırsak, omega 3 kişinin kendisini güçlü ve zinde hissetmesini sağlar. Bunca faydası öğrenildikten sonra neden kullanılmasın ki?

yag-asidi-takviye

Omega 3 Eksikliğine Dikkat!

Bugüne kadar, sık sık omega 3’ün tanımından ve sağlığımıza olan faydalarından bahsettik. Belirli zamanlarda değil de günlük ve düzenli bir şekilde almamız gerektiğini de ayrıca belirttik. Çünkü omega 3 gerektiğinde değil, her zaman kullanmamız gereken, vücudumuzun üretemediği ancak vücudumuz için son derece gerekli olan yağ asitlerini içermektedir. Bu yağ asitlerinin takviyesini yapmadığımız sürece karşılaşabileceğimiz çeşitli sorunları aşağıda gördüğünüz üzere, sizler için sıraladık.

  • Hafıza problemleri
  • Konsantrasyon güçlüğü
  • Halsizlik
  • Kronik yorgunluk
  • Eklem ağrıları
  • Stres
  • Tahammülsüzlük
  • Kalp ve diğer vücut sistemlerinde bozukluk
  • Vücut fonksiyonlarının seyrinin değişmesi
  • Cilt problemleri
  • Göz hastalıkları

 

 

hamilelik

Hamilelik Sürecinde Omega 3

Tüm anne-babalar çocuklarına yaşamın en iyi yaşam şartlarını sunmak ister. Fakat bu şartları hazırlamaya daha bebek doğmadan başlamak gerekir. Omega-3, hamilelik sırasında çocuğun beyninin normal gelişimine katkıda bulunur. Bu yüzden de bu zorlu süreçte sizin en büyük yardımcınız olabilir. Fetüsün gereken optimal gelişmesini tamamen gerçekleştirip büyüyebilmesi için gebelik sırasında annenin beslenmesi çok önemlidir. Uzmanlar anne adaylarının hamilelik sırasında yağ şeklinde ya da kendi doktorlarının önerdiği güvenli olan başka bir şekilde omega 3 ihtiyaçlarını gidermelerini önerir.

Beynin büyük bir bölümü omega 3 yağ asidiyle oluşur. Buna ek olarak göz ve retinanın oluşumu için de içerisinde yüksek oranda DHA içeren omega 3 yağ asidi gereklidir. Dolayısıyla omega 3 yağ asidinin beynin gelişimi ve işleyişinin yanında diğer temel organların oluşup gelişmesinde de büyük katkısı olduğunu söyleyebiliriz. Annede yeterince omega 3 yağ asidi bulunmuyorsa, fetüs anneden omega 3 çalmaya başlayacaktır. Bu temel besinin eksikliği anne için de risk oluşturabilir. Bu nedenle hamilelik sırasında yeterince omega 3 almak önemlidir. Çeşitli çalışmalar da fetüsün beyin ve görme fonksiyonlarının gelişimi ve emzirme dönemindeki bebekler için gerekli olduğunu göstermiştir.

Vücudun omega-3 yağ asitlerini üretmesi mümkün olmadığından, en kolay yediğimiz gıdalar yoluyla alabiliriz. Möller’s Omega 3, yüksek miktar omega-3 yağ asitlerini içeren morina balığından kaynağını alır. Bu nedenle EPA ve DHA açısından zengin içeriğe sahiptir.

Bonus: Gözlerinizin algıladıklarına ne kadar güvenirsiniz? İki boyutlu olan bir balığı kolaylıkla algınızla oynayacak 3 boyutlu bir hale dönüştürebilirsiniz. Bu videoyu düzenli olarak omega 3 tüketmeye başladıktan sonra tekrar izlemenizi öneririz. Farkı anlamanız daha kolay olacaktır.

morina

Vikingler ve Morina

Omega 3 denildiğinde akla gelen ilk ülkenin neden Norveç olduğuyla ilgili tüm tesadüfleri kafanızdan silin. Çünkü Omega 3’ün soğuk olan bu topraklarla ilişkisi ülkenin tarihi kadar eskidir. Bunu öğrenmek için ülkenin geçmişinde bu topraklarda hüküm sürmüş kültürel bir değere bakmamız gerekiyor. Evet, Vikingler. Güçlü, dayanıklı ve zeki olmalarıyla ünlü ve bu nedenle hızla büyüyüp bölgelerinde söz sahibi olan Vikingleri diğerlerinden farklı kılan neydi? Aslında onların çok iyi bildiği ve stratejik olarak çok iyi bir şekilde kullandıkları morina balığıydı. Eğer Vikingleri biraz daha derinlemesine araştırmaya başlarsanız, emin olun morinanın da izine rastlamaya başlarsınız.

Morinanın o dönemdeki önemini anlamak için Antik Vikinglere ulaşacağımız gün ve zamana doğru bir yolculuğa çıkmamız gerekir. Vikingler zorlu deniz yolculuklarına çıkmadan önce çok iyi hazırlık yaparlardı. Bu hazırlığın en önemli noktası ise morina balığıydı. Vikinglerin zorlu yolculuklarla başa çıkmak için dirençlerinin yüksek olması gerekiyordu. Bunun için de faydasını daha öncelerden fark ettikleri morina balığından yararlanıyorlardı.

vikngkler1

Morina balığının yağlı olan karaciğerini deniz suyuyla doldurulan varilin içine koyarlardı ve yağı suyun yüzeyine yükselirdi. Sonrasında okyanusun altını olarak adlandırdıkları bu ham tıbbi yağı çeşitli şekillerde kullanırlardı. Morinanın etini de yan tarafına kuruması için asarlardı. Yağın uzun süreli kullanımı ve bozulmaması için de kendilerine özgü bir soğutma sistemleri vardı.

vikngler2

Bu yöntemler tabii ki ne kadar sağlıklı ve ne kadar güvenilir bilinmez. Ayrıca günümüzde bu işi kolaylaştıracak ve sağlığınızı koruyacak teknolojiler artık gelişmiş durumda. Bu yüzden zahmete girmeden ihtiyaç duyduğunuz omega 3’ü daha güvenli bir şekilde tedarik edebilir ve Vikinglerin tarih yazarken sahip oldukları gücü siz de derinlerde hissedebilirsiniz. Kısacası omega 3, vücudunuzu korumak için hastalıklarla savaşan emrinizdeki Vikingler olabilir.

2

Kafamızdaki Soru İşaretleri: Kolestrol

Kolesterolün vücudumuz için “iyi mi” yoksa “kötü mü” olduğuna dair uzun zamanlardan beri süren bir tartışma var. Bunun için geleneksel nitelendirmeler olduğu gibi uzmanlar tarafından yapılan araştırmalar da mevcut. Amerikan Kalp Derneği’nin sürdürdüğü araştırma da bunlardan biridir. Hatta en önemli ve detaylı olanlarından bir tanesi olduğunu söylesek yanılmış olmayız. Peki bu derneğin yürüttüğü bu araştırmayı bu kadar önemli kılan nedir?

Son yıllarda yapılan araştırmalara göre özellikle de Amerika’da kalp hastalıkları en önde gelen ölüm sebeplerinden biri haline gelmiş durumunda. Hal böyle olunca kolesterol üzerine yapılan araştırmalar da yoğunluk kazanmış. Fakat ortaya koyulan verilere göre şaşırtıcı sonuçlara ulaşılmış. Kolesterolün, aslında vücudumuzun işleyişi için gerekli olan yağa benzeyen fakat tamamen yağ olmayan bir madde olduğu gözlenmiş. Buna ek olarak kolesterol bazı hormonlarda ve tüm hücrelerin yapısında bulunur. Kolesterolün bunlar dışında bir görevi daha bulunmaktaymış. Yağların emilimini sağlayan safranın bileşiminde de yer alıyormuş.

Daha da ayrıntılı incelendiğinde kolesterolün normalde karaciğer tarafından üretildiğini söyleyebiliriz ve bütün hücrelerimizin dış zarlarında da kolesterol bulunmaktadır. Halk arasında “kötü kolesterol” olarak bilinen LDL (Low Density Lipoprotein – Düşük Yoğunluklu Lipoprotein) ise kolesterolü karaciğerden alıp hücrelere taşıma görevi bulunmaktadır. Eğer taşıdığı bu miktar hücrelerin gereksinim duyduğundan fazla olursa, vücutta tehlikeli birikimler oluşabilir.

1

Kötü kolesterolden kurtulmak için hemen direkt olarak ilaçlara koşmayın. Sonuçta böyle bir sonuca yanlış alışkanlıklar ve kötü beslenme neden oldu. Bu durumu tam tersine çevirdiğinizde sizin için her şey olumlu yönde gelişmeye başlayacaktır. Bu nedenle uygun yaşam biçimine, egzersizlere ve doğru beslenmeye başladığınızda sağlıklı bir yaşam için ilk adımı atmış olursunuz.

Bonus Bilgi: Yağlı balıklar! Yağlanmanın önlenmesi için yağ yemeniz gerekiyor. Kulağa ne kadar şaşırtıcı geliyor değil mi? Aslında bahsettiğimiz yağ, omega 3 yağ asididir. Çünkü omega 3, iltihap ve plak oluşumunu azaltırken aynı zamanda sağlık açısından güçlenmenize de yardımcı olacaktır. Dolayısıyla LDL kolesterolü düşerken sağlıklı olan ve “iyi kolesterol” olarak adlandırılan HDL (High Density Lipoprotein – Yüksek Yoğunluklu Lipoprotein) kolesterolü artar.

ffgfg

tansiyon-alet

Tansiyona Dikkat!

Yüksek tansiyon (Hipertansiyon), insanlar tarafından hala yeterince önem verilmeyen ve bu nedenle kötü sonuçları olabilen ciddi bir sağlık sorunudur. Yüksek tansiyon şikayetiniz söz konusu ise, doktorunuzun önerisiyle kullandığınız tansiyon ilaçları, kullanıldığı süre boyunca sağlık durumunuzun kontrol altında olmasına yardımcı olur. Bununla birlikte beslenme düzeninizi de gözden geçirerek, yararını görebileceğiniz uygun beslenme şekline kendinizi adapte etmeniz gerekiyor. Açıkçası tansiyonun başlıca sebebi olarak vücuttaki sodyum miktarının fazlalığı gösterilir. Bu nedenle değişime sodyum tüketimini azaltarak başlayabilirsiniz. Bunun dışında işinize en çok yarayacak olan omega-3 yağ asididir. Balık, omega-3 ihtiyacınızın karşılanmasını sağlayan en önemli kaynaktır. Eğer düzenli bir şekilde balık tüketmiyorsanız omega-3 içeriği yüksek balık yağı sizin için bir diğer seçenek olabilir. Amerikan Kalp Hastalıkları Derneği’ne göre omega-3 yağ asitlerinden EPA ve DHA’nın günde toplam 1 gr. alınması gerekmektedir. Burada önemli olan, seçilecek balık yağının doğal içerikli ve güvenilir olmasına dikkat edilmesinin gerektiğidir. Ayrıca tavsiye edilen kullanım dozuna uyulmasını ve yüksek dozlarda kullanılacaksa muhakkak öncesinde doktora danışılması gerektiğini de hatırlatmak isteriz.

Omega-3 nasıl bir katkı sağlıyor? Omega-3 yağ asidi, damarların bir miktar da olsa genişlemesini sağlar ve kan basıncının normal değerlere dönmesine yardımcı olur. Omega-3’ün bu özelliği bile vücut dengenizi geri kazanmanızda büyük ölçüde etkili olur. Sonuç olarak size vermek istediğimiz mesaj; hayatınızda gerekli olan değişimleri ertelemeyin!