shutterstock_294823673

Her Mevsim Omega 3 Desteği Alınmalı

Vücutta sentezlenemeyen Omega 3, mevsim fark etmeksizin mutlaka dışarıdan alınmalıdır. Besinler yolu ile alınabilen omega 3 yağ asitleri, ayrıca balık yağının kapsül ve şurup formlarında hazırlanmış olan gıda takviyeleri ile de alınabiliyor. Omega 3 denince akla gelen ilk şey yağlı balıklar oluyor. Balık tüketemeyenlerin kurtarıcı alternatifi olan balık yağları da omega 3 kaynağı olarak vücudun sağlıklı bir sisteme kavuşmasına yardımcı oluyor.
Yazın Balık Yağı Kullanılmaz Düşüncesi Yanlış
Uzmanlar yazın da Omega 3 ihtiyacı olduğunun altını çiziyor. Yaz aylarında balık aracılığı ile Omega 3 almak mevsim şartlarından ötürü pek mümkün olmuyor, ancak yeşil yapraklı sebzeler gibi bitkisel kaynaklardan faydalanmak ve balık yağı takviyeleri ile alım yapmaya devam etmek mümkündür. Güneşten bol bol D vitamini alınıyor düşüncesiyle, doğal D vitamini kaynağı da olabilen balık yağlarının yazın kullanılamayacağı algısına sahip olunması nedeniyle, birçok kişi vücut için son derece değerli ve zorunlu olan Omega 3 yağ asitlerinden mahrum kalıyor. Oysaki her balık yağı D vitamini içermediği gibi, içeren balık yağı olsa dahi tavsiye edilen günlük kullanım dozuna uyulması halinde yazın da kullanımında sakınca yoktur. Takviye edici gıdalardaki D vitamini miktarları, günümüzde sağlık açısından risk oluşturmasının önlenmesi amacıyla zaten sınırlandırılmış olup, her gün kullanılmaya uygun miktarlarda sunulmakta, yazın dahi güvenle alımları sağlanabilmektedir.

shutterstock_294823673

shutterstock_696962869

Omega 3 Desteği İle Daha Kaliteli Uyuyun!

Vücut tarafından üretilemeyen ve dışarıdan alınması gereken Omega 3, beyin gelişiminden kemik ve kalp sağlığına kadar birçok alanda şifa dağıtıyor. Kaliteli, huzurlu bir uyku için dahi Omega 3 yağ asitleri değerli bir kaynak oluyor. Stresle mücadele etmeye ve depresif ruh halinden arınmaya da yardımcı olan Omega 3 yağ asitlerinin uyku için de önemli olduğu belirtiliyor. Uyku belli bölümlerden oluşuyor. REM en önemli kısmı temsil ettiğinden kalitesini arttırmak için birçok yöntem deneniyor. Beslenmeye bağlı REM kalitesi için Omega 3 yağ asitlerinin önemli olduğu belirtiliyor. Kronik uykusuzluk çeken kişiler bile düzenli Omega 3 takviyesi ile düzenli ve huzurlu bir uyku evresine geçiş yapabiliyor.

shutterstock_649352092

Omega 3 Deposu Karides

Kabuklular ailesinin lezzetlerinden biri olan karides, Avrupa ve Kuzey Amerika sularında yaşıyor. Karides salata, meze, suşi, tava ve ızgara tariflerinde oldukça sık tüketiliyor. Sağlığa çok faydalı olan karides, düzenli tüketildiğinde EPA ve DHA yani Omega 3 yağ asitlerinden fayda sağlanması için zemin oluşturuyor. Karides besin değeri nedeniyle hem sağlığa hem de damaklara hitap eden bir deniz mahsulü.
Çocuklarda, gelişim sürecindeki bireylerde karides tüketmek, doğrudan Omega 3 almak, E ve B12 vitaminlerinden yararlanmak, çinko, iyot ve fosfor mineralini almak anlamına geliyor. Karides küçük bir deniz mahsulü olmasına karşın bol etli, doyurucudur. Kalorisi düşük olduğu için diyet programlarının vazgeçilmez unsurlarından biri oluyor. Omega 3, gelişimi desteklediği gibi kilo verme sürecinde olan kişilere de yardımcı oluyor, istenilen enerjiyi ve yağ yakımını sağlıyor.
Omega 3 yağ asitlerinden fayda sağlamak isteyenler için diğer balık ürünlerine kıyasla lezzetli bir alternatif oluşturan karides, küçükten büyüğe herkesin keyifle yiyebileceği sulu bir lezzete sahip.

shutterstock_616548263

Spor Çocukların Hafıza Gelişimine Destek Oluyor

Spor yapmak, hareketli bir yaşama sahip olmak her zaman beyin gelişimi ve sağlığı için öneriliyor. Enerji sarf etmek beyin fonksiyonlarını çalıştırdığından hafıza güçlü kalıyor. Amerika’da bir üniversitenin yaptığı araştırma neticesinde sporun hafızayı etkilediğine dair veriler elde edilmiştir. Araştırma kapsamında 9 ila 10 yaşlarında 50 çocuk, araştırmacıların istediği isim ve yerleri ezberlemiştir. Spor becerisi ve geçmişi olan çocukların ezberledikleri isim ve yerleri aktarma konusunda, diğer gruptaki çocuklara göre çok daha başarılı oldukları görülmüştür.  Bu sonuç sportif faaliyetlerin hafıza gelişimine katkıda bulunduğunu göstermiştir.

Hafıza ve spor arasındaki ilişkiye dair yapılan farklı çalışmalar da bulunuyor. Örneğin bilim insanları spor yapan kişilerin konsantrasyon konusunda daha güçlü olduklarını gözlemlemiştir. Öte yandan başka bir araştırma, okula bisiklet sürerek veya yürüyerek giden öğrencilerin toplu taşımayı tercih eden öğrencilere oranla daha iyi bir düzeyde olduğunu göstermiştir. Spor yaparken salgılanan hormonlar ruhsal bir iyileşme de sağladığından, sporun fiziken ve zihnen kaliteli yaşama hizmet ettiğini söylemek mümkündür.

shutterstock_651374227

Beyni Genç Tutabilmenin Yolları Nelerdir?

Vücudumuz gibi beynimiz de zamana yenik düşüyor ve yaşlanma evresine geçiş yapıyor. Esasında beyni genç ve zinde tutmak aktif bir yaşam ile mümkün. Uzmanlar Alzheimer gibi çeşitli hastalıklara karşı önerdikleri egzersizler ile beyni canlı ve genç tutmanın mümkün olduğunu dile getiriyor. İşte genç bir beyin için yapabileceğiniz basit şeyler;

Spor yapmayı ihmal etmeyin: Spor yapmak vücut, zihin ve ruh sağlığını olumlu yönde etkiliyor. Yapılan araştırmalar ve gözlemler neticesinde, spor yapmanın beyni aktif tuttuğu, beyin fonksiyonlarını çalıştırdığı görülmüştür.

Yeni şeyler öğrenin: Müzik enstrümanı çalmak, resim yapmayı öğrenmek, örgü örmeyi keşfetmek, yabancı dil öğrenmek ve benzeri yenilikleri hayatınıza almak beynin tüm hücreleriyle birlikte çalışmasını sağlar.

Sosyalleşin: Uzmanlar her gün onlarca kişiyle görüşmenin, iletişim kurmanın zihni taze tuttuğunu ve hafızayı güçlendirdiğini belirtiyor. Kısacası sosyalleşmek, yeni insanlarla tanışmak, yeni kültürler tanımak zihni canlandırıyor.

Sağlıklı beslenin: Sağlıklı ve dengeli beslenme vücut bütünlüğü için olduğu kadar zihin ve ruh sağlığı için de önemli. Uzmanlar vitaminlerden, minerallerden ve Omega 3 gibi değerli yağlardan faydalanmanın kişiyi sağlık problemlerine karşı koruduğunu dile getiriyor.

Yeterli uyuyun: Az uyumak veya sürekli uykusuz olmak zihinsel karmaşaya neden olabiliyor. Beynin kapasitesini arttırmak için ideal seviyelerde uyumak ve zihni dinlendirmek gerekiyor.

 

shutterstock_622069007

Parlak Saçlar ve Sağlıklı Bir Cilt İçin Omega 3 Tüketin!

Sağlıklı, parlak, temiz saçlar ve genç bir cilt için besinlerin, besinlerden alınan vitamin ve minerallerin önemi büyük. Uzmanlar kimyasal ürünlere yönelmektense sağlıklı beslenmenin, bol su içmenin ve düzenli uyumanın cildi ve saçları koruduğunu dile getiriyor. Besinlerin kimyasallara oranla çok daha etkili olduğunu savunan uzmanlar, değerli yağ asitlerine dikkat çekiyor. Saçlarda ve ciltte istenilen sağlıklı görüntüye ulaşmak için her gün düzenli vitamin alımı ve Omega-3 takviyesi yapılması gerekiyor. Zira Omega-3, ciltteki hücrelerin yenilenmesine ve cilt yapısını nemli tutma etkisine sahiptir. Saçların daha sağlıklı uzaması, dış etkenlere karşı parlaklığını koruması Omega-3 yağ asitleri ile mümkündür. Omega-3’ün sağlığımız için ne denli önemli olduğu bilinen ve kabul edilen bir gerçek. Düzenli Omega-3 desteği ile dış etkenlere karşı direkt korumasız olan saçlar ve cilt, doğal bir koruma altına alınmış oluyor. Omega-3, saçlara parlaklık kazandırırken cilde şifa oluyor ve yaraların, sivilcelerin daha hızlı bir iyileşmesini sağlıyor. Hızlı bir kan dolaşımı ve hücre yenilenmesi, cilt için daima olumlu sonuçlar kazandırır. Omega 3 takviyesi ile bunu sağlamak mümkün.

shutterstock_2958869

Dünya Sağlık Örgütü, Kalp ve Damar Sağlığının Korunması İçin Omega-3 İçeren Gıdaların Tüketilmesini Öneriyor!

Omega-3 yağ asitlerinin vücut tarafından üretilemediği ve en temel yağlardan biri olarak mutlaka dışarıdan alınması gerektiği bilinen bir gerçektir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), kalp ve damar sağlığının korunması amacıyla haftada iki kere, her porsiyonunda 200 ila 500 mg Omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA içeren yağlı balıkların tüketilmesini öneriyor. Balık tüketemeyen kişilerin ise mutlaka bitkisel kaynaklardan bu miktarları almasının gerekli olduğu belirtiliyor.

3 yanı denizlerle çevrili olan ülkemizde balık tüketiminin az ve yağlı balık tüketiminin daha da  kısıtlı olması nedeniyle, kalp ve damar sağlığımızın korunması amacıyla belirtilen bu miktarların alımı sağlanamayabiliyor. Bu aşamada saf balık yağları, hem ihtiyacı karşılayabilen EPA ve DHA miktarlarıyla hem de kolay kullanımıyla da iyi bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor.

 

shutterstock_513979408

Karaciğer Yağlanmasını Önlemede Omega 3’ün Önemi

Karaciğer yağlanması, geçmişte alkol tüketenlerde ve aşırı kilolu kişilerde ortaya çıkan sağlık problemi iken modern yaşamda ne yazık ki yaygın görülen bir sağlık problemine dönüştü. Kötü beslenme, insülin direnci, obezite, hareketsiz yaşam ve şekerli içecekler karaciğer yağlanmasına sebep olan faktörlerdir. Yorgunluk, halsizlik, isteksizlik, karın ağrıları ve bulantı gibi belirtileri olan karaciğer yağlanması, önlem alınmadığı takdirde karaciğer yetmezliği başta olmak üzere birçok hastalığa zemin hazırlıyor.

Karaciğer yağlanmasına karşı önlem almak sorunu gidermek için özel bir ilaç tedavisi uygulanması yerine sağlıklı beslenme ve harekete dayalı programlar hazırlanıyor. Kilo vermek, sağlıklı beslenmek ve egzersiz programı hazırlamak çözüm sağlıyor. Omega 3 yağ asitlerinin de tempolu yürüyüş ile birlikte karaciğer yağlanmasını önleyici etkisi olduğu belirtiliyor. Omega-3’ün kan trigliserid düzeyini ve karaciğerde depolanan yağ miktarını azaltabildiği belirtiliyor.

Karaciğer yağlanması genellikle 40 – 60 yaş grubunda görülüyor. Bu yaş grubunda sıklıkla yağlı gıdaların tüketimi ve hareketsiz yaşam, karaciğerde yağlanmaya neden olduğu gibi, genel olarak sağlıksız yaşamın da ortaya çıkmasına sebep oluyor. Uzmanlar her seferinde düzenli ve omega-3 içeren gıdaların da yer aldığı sağlıklı beslenme, yeterli uyku ve günde bir saat tempolu yürüyüşün önemine dikkat çekiyor. Karaciğer yağlanması, ciddi bir rahatsızlık olmamakla birlikte önlem alınmadığında ciddi boyutlara ulaşabiliyor.

Omega 3 Her Balıkta Bulunur mu?

Omega-3’ün sağlığımız için ne kadar önemli ve gerekli olduğu konusunda yaşanılan farkındalık balık tüketim oranlarını bir nebze de olsa arttırmış durumda. Toplumun büyük bir kısmı Omega-3 alımı için her türlü balığın tüketilebileceğini, tüm balıklarda Omega-3 yağ asitlerinin olduğunu genel anlamda biliyor. Ancak her balıkta yüksek oranda yağ asidi olduğunu söylemek mümkün değildir. Tüm balıklarda Omega-3 vardır, fakat soğuk ve derin denizlerde yaşayan yağlı balıklarda daha fazla omega-3 bulunur.

Deniz ürünleri tüketemeyenler için semiz otu, ceviz, keten tohumu gibi bitkisel kaynaklardan da omega-3 alımı sağlanabiliyor. Fakat bitkisel kaynaklardan sağlanan omega-3’ün vücut tarafından kullanımı hayvansal kaynaklardan sağlanan omega-3 kadar olamıyor. Balık yağı takviyeleri yüksek miktarda Omega-3 desteği sağlıyor. Elbette, kullanılacak balık yağının kalitesi ve saflığı güvenli kullanım açısından önem oluşturuyor. Gelişim çağındaki çocukların, anne adaylarının, tüm yetişkinlerin düzenli olarak Omega 3 alması yaşamı olumlu yönde etkiliyor, gelişimi destekliyor, zihinsel ve fiziksel birçok fayda sağlıyor.

shutterstock_721103437

Kronik Yorgunluğa Karşı D Vitamini Desteği!

Şehir hayatının temposu, stresli iş, ev, okul hayatı, düzensiz beslenme, yetersiz uyku, radyasyon, çevre kirliliği gibi nedenlerden ötürü karşılaşılan yorgunluk hali, vitamin desteği ile ortadan kaldırılabiliyor. Vücudu tüm bu etkenlere karşı fiziksel ve ruhsal anlamda hazırlamak, güçlü kılmak için uzmanlar vitaminleri işaret ediyor. Bilhassa D vitamini eksikliğinin kronik yorgunluğa neden olduğunu belirtiyorlar. D vitamini bağışıklık sisteminden kalp sağlığına kadar çok geniş bir yelpazeye hitap ediyor.

D vitamini beden yorgunluğunu alıyor, kasları rahatlatarak yorgunluğu gideriyor. D vitamini aslında güneş ışınlarının etkisiyle vücudumuzda aktif hale dönüşen bir vitamin, ancak çoğu kişi güneşe çıkmayı ihmal ettiğinden doğal yollardan vitaminden faydalanamıyor. Özellikle bahar ve yaz aylarında görülen yorgunluk, vücutta birikiyor ve kış aylarını da olumsuz etkiliyor. Bağışıklık sistemine dahi etki eden bu yorgunluk hali, hastalıklara davetiye çıkarıyor. Daha çok doğrudan güneşin etkisiyle sağlanan bu vitamin; az miktarda peynir, yumurta, patates, tereyağı ve yağlı balıklardan da elde edilebiliyor. Morina balığı karaciğer yağı da doğal D vitamini kaynağı olarak destek sağlıyor. Sınırlı sayıda besinden alınması veya güneşten faydalanılamaması D vitamini eksikliğini ciddi boyutlara ulaştırıyor.