2

Kafamızdaki Soru İşaretleri: Kolestrol

Kolesterolün vücudumuz için “iyi mi” yoksa “kötü mü” olduğuna dair uzun zamanlardan beri süren bir tartışma var. Bunun için geleneksel nitelendirmeler olduğu gibi uzmanlar tarafından yapılan araştırmalar da mevcut. Amerikan Kalp Derneği’nin sürdürdüğü araştırma da bunlardan biridir. Hatta en önemli ve detaylı olanlarından bir tanesi olduğunu söylesek yanılmış olmayız. Peki bu derneğin yürüttüğü bu araştırmayı bu kadar önemli kılan nedir?

Son yıllarda yapılan araştırmalara göre özellikle de Amerika’da kalp hastalıkları en önde gelen ölüm sebeplerinden biri haline gelmiş durumunda. Hal böyle olunca kolesterol üzerine yapılan araştırmalar da yoğunluk kazanmış. Fakat ortaya koyulan verilere göre şaşırtıcı sonuçlara ulaşılmış. Kolesterolün, aslında vücudumuzun işleyişi için gerekli olan yağa benzeyen fakat tamamen yağ olmayan bir madde olduğu gözlenmiş. Buna ek olarak kolesterol bazı hormonlarda ve tüm hücrelerin yapısında bulunur. Kolesterolün bunlar dışında bir görevi daha bulunmaktaymış. Yağların emilimini sağlayan safranın bileşiminde de yer alıyormuş.

Daha da ayrıntılı incelendiğinde kolesterolün normalde karaciğer tarafından üretildiğini söyleyebiliriz ve bütün hücrelerimizin dış zarlarında da kolesterol bulunmaktadır. Halk arasında “kötü kolesterol” olarak bilinen LDL (Low Density Lipoprotein – Düşük Yoğunluklu Lipoprotein) ise kolesterolü karaciğerden alıp hücrelere taşıma görevi bulunmaktadır. Eğer taşıdığı bu miktar hücrelerin gereksinim duyduğundan fazla olursa, vücutta tehlikeli birikimler oluşabilir.

1

Kötü kolesterolden kurtulmak için hemen direkt olarak ilaçlara koşmayın. Sonuçta böyle bir sonuca yanlış alışkanlıklar ve kötü beslenme neden oldu. Bu durumu tam tersine çevirdiğinizde sizin için her şey olumlu yönde gelişmeye başlayacaktır. Bu nedenle uygun yaşam biçimine, egzersizlere ve doğru beslenmeye başladığınızda sağlıklı bir yaşam için ilk adımı atmış olursunuz.

Bonus Bilgi: Yağlı balıklar! Yağlanmanın önlenmesi için yağ yemeniz gerekiyor. Kulağa ne kadar şaşırtıcı geliyor değil mi? Aslında bahsettiğimiz yağ, omega 3 yağ asididir. Çünkü omega 3, iltihap ve plak oluşumunu azaltırken aynı zamanda sağlık açısından güçlenmenize de yardımcı olacaktır. Dolayısıyla LDL kolesterolü düşerken sağlıklı olan ve “iyi kolesterol” olarak adlandırılan HDL (High Density Lipoprotein – Yüksek Yoğunluklu Lipoprotein) kolesterolü artar.

ffgfg

tansiyon-alet

Tansiyona Dikkat!

Yüksek tansiyon (Hipertansiyon), insanlar tarafından hala yeterince önem verilmeyen ve bu nedenle kötü sonuçları olabilen ciddi bir sağlık sorunudur. Yüksek tansiyon şikayetiniz söz konusu ise, doktorunuzun önerisiyle kullandığınız tansiyon ilaçları, kullanıldığı süre boyunca sağlık durumunuzun kontrol altında olmasına yardımcı olur. Bununla birlikte beslenme düzeninizi de gözden geçirerek, yararını görebileceğiniz uygun beslenme şekline kendinizi adapte etmeniz gerekiyor. Açıkçası tansiyonun başlıca sebebi olarak vücuttaki sodyum miktarının fazlalığı gösterilir. Bu nedenle değişime sodyum tüketimini azaltarak başlayabilirsiniz. Bunun dışında işinize en çok yarayacak olan omega-3 yağ asididir. Balık, omega-3 ihtiyacınızın karşılanmasını sağlayan en önemli kaynaktır. Eğer düzenli bir şekilde balık tüketmiyorsanız omega-3 içeriği yüksek balık yağı sizin için bir diğer seçenek olabilir. Amerikan Kalp Hastalıkları Derneği’ne göre omega-3 yağ asitlerinden EPA ve DHA’nın günde toplam 1 gr. alınması gerekmektedir. Burada önemli olan, seçilecek balık yağının doğal içerikli ve güvenilir olmasına dikkat edilmesinin gerektiğidir. Ayrıca tavsiye edilen kullanım dozuna uyulmasını ve yüksek dozlarda kullanılacaksa muhakkak öncesinde doktora danışılması gerektiğini de hatırlatmak isteriz.

Omega-3 nasıl bir katkı sağlıyor? Omega-3 yağ asidi, damarların bir miktar da olsa genişlemesini sağlar ve kan basıncının normal değerlere dönmesine yardımcı olur. Omega-3’ün bu özelliği bile vücut dengenizi geri kazanmanızda büyük ölçüde etkili olur. Sonuç olarak size vermek istediğimiz mesaj; hayatınızda gerekli olan değişimleri ertelemeyin!

bahce

Sağlıklı Yaşam için Günlük Uygulanabilecek 5 İpucu

“Sağlıklı yaşam” denildiğinde aklınıza gelen ilk kelimeleri sıralamanızı istesek herhalde herkes en azından birkaç kavramı arka arkaya sıralayabilir. Arkasından soru bombardımanına devam ederek bunları gerçekleştirip gerçekleştirmediğinizi sorsak sayı git gide azalmaya başlar. Bunların içerisinden düzenli bir şekilde gerçekleştirdikleriniz olup olmadığını öğrenmek istesek sayı daha da azalacaktır. Eee… Peki ilk sorumuza yanıt veren çoğunluğa ne oldu? Neden bildiğimiz şeylerin hayata geçirilmesi zor? Pekala, bu soruları bir kenara bırakalım. Sonuçta motivasyonumuzu yüksek seviyelerde tutmalıyız. Ayrıca tekrar tekrar duymak gerçekleştirmemiz ve alışkanlık haline dönüştürebilmemiz için önkoşuldur. O zaman tekrar hatırlamaya ne dersiniz? Kendi kendimize uygulayabileceğimiz sağlıklı yaşam tüyolarını aşağıda bulabilirsiniz.

 

  • Lokmalarınızı en az 30-40 defa çiğnemelisiniz. İlk denemelerde 15’in üzerine çıkamazsanız endişelenmeyin, gelişecek.

 

  • Yemekler sabahları fazla, akşamları daha az olacak şekilde düzenlenmelidir. Çünkü vücut sindirimi saatler ilerledikçe yavaşlar.

 

  • Suyu ya da herhangi bir sıvıyı yemekle birlikte tüketmemelisiniz. 2-3 litrelik günlük su miktarı gün boyunca yemek aralarında tüketilmelidir. Bu sayede sindiriminize yardımcı olacağına emin olabilirsiniz.

 

  • Kafein ve şeker için vedalaşma vakti geldi. Başlarda sıkıntı yaşayabilirsiniz ama sonrasında daha mutlu olacaksınız. Bitki çayı, meyve suyu ve süt tüketimi tamamen serbest.

 

  • Akşam yemeklerinde çorbaya yer ayırmayı unutmayın. Ayrıca akşam yemeğini saat 18:00’dan önce tamamlamanızı öneriyoruz. Sindiriminizin uyku öncesine kadar tamamlanması için en uygun saat budur.


 

  • Sağlıklı yaşam tam bana göre diyorsanız bu sayfa ilginizi çekebilir. Möller’s Omega 3
cocuk-depresyon

Çocuklarda Depresyon

Bilimsel araştırmalar her zaman bizleri mutlu edecek verileri ortaya koyamayabiliyor. Çalışmalar sonucunda ulaşılan verilerde çeşitli nedenlerle depresyona giren çocukların sayısının son 10 yılda arttığı görülüyor. Çocuklarımızın her şeyimiz olduğu konusunda elbette ki şüphe yok. Fakat bu sonuçlar bazı konularda ebeveynlerin eksik kaldığını ortaya koyuyor.

Hızla artan yaşam temponuz çocuklarınızla aranıza mesafe girmesine sebep olmamalıdır. Belki de çocuğunuzla aranızdaki iletişimi yeniden gözden geçirmenizin zamanı gelmiştir. Her şey mükemmel olsa bile hızla gelişen ve geleceğe hazırlanan çocuklarımıza sağlıklı beslenmeyi bir alışkanlık haline getirmediysek bazı risklerin oluşma ihtimalini artırmış olabiliriz. Vitaminler, mineraller ve omega-3 açısından zengin beslenen çocuklar, bedensel sağlığın yanı sıra ruhsal açıdan da sağlıklı olurlar. Bunun dışında konuyla ilgili yetkili bir uzmana ya da çocuk doktorunuza danışabilirsiniz.

beyin

Omega 3 Odaklanmayı Artırıyor Mu?

Bilim insanları derslerine odaklanmayan ve okumayı sevmeyen bir çocuk üzerinde yaptıkları araştırmada şaşırtıcı bir sonuca ulaştılar. Araştırmaya göre her gün omega 3 içeriği nedeniyle balık yağı verilen çocuğun odaklanma yeteneği gittikçe gelişmiş ve belirli bir süre sonunda televizyon izlemek yerine kitap okumaya başladığı görülmüş. Hafızası belirli oranda güçlenen çocuk daha fazla kitap okumaya ve akademik hayatında daha başarılı olmaya başlamış. Böyle bir araştırma omega 3’ün zihin fonksiyonları üzerine etkilerini daha açık bir şekilde gözler önüne sermiş oldu.

“İnsan Zihni” adlı belgesele konu olan bu durum gelişmekte olan çocuklarda düzenli kullanım dâhilinde gözle görünür farklılıklar yarattığını kanıtlar niteliktedir.

akdeniz-diyeti-gebelik

Akdeniz Diyetiyle Gebelik Şansınızı Artırabilirsiniz.

Her gün karşımıza çeşit çeşit diyet listeleri çıkıyor. Her ülkenin, bölgenin ya da kişilerin kendi özel diyetleri oluyor. Bunların çoğu da sağlığımıza sağlık katacak beslenme programlarından oluşuyor. Peki çok uzağa gitmeden ülkemizin bağrından kopan bir beslenme önerisine göz atmaya ne dersiniz? Sizi Akdeniz diyetiyle tanıştırmak istiyoruz. Aslında bu beslenme programıyla biz de yeni tanıştık. Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer sayesinde yolumuz bu beslenme programıyla kesişti. Tahmin edebileceğiniz gibi yolların kesişme noktasında omega 3 yer alıyor.

Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, geçtiğimiz günlerde Akdeniz diyeti ve gebelik hakkında açıklamalarda bulunarak ilginizi çekebilecek bazı detaylar vermiş. Çoksüer, bu diyetin kişiyi yeterli ve dengeli beslenme ile ideal kilo aralığına ulaştırdığını ve bu formu korumayı hedeflediğini anlatmış. Yapılan bazı deneysel çalışmalarla Akdeniz bölgesine özel olan bu beslenme şekliyle kalp krizlerini önleyebildiği ve bazı kanser tiplerinin riskini azaltabildiği gözlemlenmiş. Ayrıca son yıllarda yapılan deneylerde ise tüp bebek başarı şansını ve gebelik oranlarını arttırdığı gözlemlenmiş.

Tahmin edilebileceği gibi beslenme şeklinin temelinde Akdeniz bölgesinin lezzetleri yer alıyor.  Zeytinyağı ağırlıklı ve az yağlı, et tercihi olarak ise balık ağırlıklı bir diyet programı sizi bekliyor. Beslenme programı kişiden kişiye farklılık gösterebileceği için çok ayrıntıya girmiyoruz. Fakat bu beslenme şeklinin sağlığınıza nasıl katkıda bulunduğundan bahsetmeliyiz. Listedeki gıdaların içerisinde omega 3, D vitamini, B vitamini ve folik asit gibi besinler olmasından dolayı sağlığınıza doping etkisi yapma gücü bulunuyor. Bu saydığımız besinler vücudu tamir etmeye ya da güçlendirmeye çalışan ve asla durmayan işçilerdir. Bundan asla şikayet etmezler. Sadece onları tüketmeniz için hazır olarak beklerler.


Kaynak

sagliga-destek

Sağlığınıza Bir Destek De Bizden Olsun.

Sağlığınıza destek olabilecek yiyeceklerin belki de yanından geçip gidiyorsunuz. İsterseniz sağlık depolayabileceğiniz yiyecekleri tekrar hatırlamanıza yardımcı olabiliriz. Bunun için okumaya devam etmeniz yeterli.

Sağlık için yeşili sevmelisiniz.

Çarşıdan alınan bir tane narın evde bin gücünde olabilmesi gerçektir.

Papatya çayı ile hem keyif hem de sağlık kazanın.

Bonus destek: Balık tüketmeye devam edin.

Balık, sofralarda yerini almadan sağlık konusunda tam olarak her şeyi halletmiş sayılmayız. Balık veya balık yağı sayesinde vücudunuza Omega 3 desteği sağlayarak eksik olan yanınızı tamamlayabilirsiniz.

Omega 3 hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için diğer yazılarımıza buradan devam edebilirsiniz.

iso-22000

ISO 22000 Belgesi ve Önemi

Gıdaların üretiminin ve teminin kusursuz bir şekilde gerçekleştirilerek sağlıklı ürünlerin müşteriye sunulması olmazsa olmaz bir unsurdur. Bu nedenle ürünler çeşitli kontrollerden geçirilir ve mevcut sorunu olanlar ortaya çıkarılır. Sorun gözlenmeyen ve herhangi bir hatası olmayan güvenli gıda ürünleri ISO 22000 belgesi almaya hak kazanır.

 ISO 22000, tüketiciyi gıda kaynaklı bir problemle karşı karşıya kalmasının önüne geçer. Çünkü kuruluşlarda Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi uygulamaları üretim kontrolü, ürün kontrolü, ekipman kontrolü; bakım ve genel hijyen uygulamaları; personel ve ziyaretçi hijyeni; taşıma, depolama, ürün bilgisi; eğitim, tedarikçi seçimi ve değerlendirmesi; iletişim ve benzeri konuları kapsar. Dolayısıyla bu belge sadece gıda güvenliği için değildir. Aynı zamanda üretim, servis ve hizmet uygulamalarının kalitesini ortaya koyar ve gelişiminin büyümesinde de anahtar rol oynar.

Diğer sertifikalarımız: Friend Of The Sea, GOED Omega 3, Neden Möller’s

gule-gule-stres

Güle Güle Stres

Hızla akan hayatınızın kontrolünü bazen elinizde tutmanız çok zor olabiliyor. Kontrolü kaybettiğinizde de yaşadığınız dengesizlik sizi depresyona kadar sürükleyebiliyor. Peki sonucunun kötü olabileceğini tahmin edebildiğimiz bir duruma önceden hazırlıklı olsak yine de sonuçları aynı mı olur? Elbette ki hayır. Vücudunuzun ve dolayısıyla kontrol merkezi olan beyninizin hazırlıklı olması, yaşayabileceğiniz riskleri en aza indirecektir.
Kontrolün elinizde olmasını sağlamak, aynı zamanda beynin işlevlerini doğru bir şekilde gerçekleştirmesiyle doğru orantılıdır. Bunun için de beyninizi bu durumlarla baş başa bırakmayıp ona bir güç desteği sağlamalısınız. Yeterli miktarda alınacak olan Omega 3 desteği ile beyninizde turbo etkisi yaratabilir ve yaşadığınız stresin büyük oranlarda düşmesini sağlamış olursunuz.
beyni-beslemeye-devam

Beyni Beslemeye Devam Edin.

Anne karnında başlayan beyin gelişimi doğumdan sonra da devam eder. Bu gelişimin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi tamamen sizin elinizdedir. Unutmayın ki bu gelişim ömrünüz boyunca sürer.

Beyin sağlığının korunmasında ve gelişiminde, vücudumuz tarafından üretilemeyen ve bu yüzden muhakkak dışarıdan alınması gereken omega 3 yağ asitleri önem taşır. Omega 3, beyin hücrelerini korur ve beyin fonksiyonlarının daha düzgün bir şekilde çalışmasına yardımcı olur. Örneğin; beyine daha fazla oksijen gitmesini sağlar ve eski bilgilerinizi daha rahat hatırlamanızı kolaylaştırır.

Omega 3 ihtiyacınızı gidermenize yardımcı olacak en önemli gıda balıktır. Balık tüketerek aldığınız omega 3’ün yanı sıra protein ve amino asit almış olursunuz. Bu besinlerin de beyin gelişimine önemli katkıları vardır. Beyniniz bu besinler sayesinde beyin tabakasının ihtiyacı olan sıvıyı karşılar ve hafızanız daha güçlü hale gelebilir.