shutterstock_708665917

Nesli Tükenen Bir Hayvan: Balık Baykuşu

Balık baykuşu, baykuşgiller familyasına ait yaklaşık 55 cm boyunda oldukça büyük bir baykuş türüdür. Nesli tükenmek üzere olan baykuş, 38 günlük kuluçka süresinden sonra 1 ya da 2 yumurta bırakıyor. Yavrularını yaklaşık 7-8 hafta, tüyleri çıkana kadar besliyorlar. Balık baykuşu, balık ve kurbağa yiyerek beslendiği için bu isimle anılıyor. Balık avlamak için ayaklarını mükemmel bir şekilde kullanan baykuş, dünyanın en nadir yırtıcı kuşlarından kabul ediliyor.

Balık baykuşu dünyada ve Türkiye’de yaşadığı bilinen ancak çok sık görüntülenemeyen bir kuş türüdür. Neslinin tükenmek üzere olduğuna dair ciddi bir görüş vardır. Tarih boyunca balık baykuşunun ortaya çıkışı oldukça az sayıdadır. Balık baykuşu tatlı su yengeci, kurbağa, balık gibi çeşitli deniz canlılarıyla beslendiğinden Akdeniz Bölgesini mesken tutmuştur. Uzmanlar neslinin tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan balık baykuşunun, ekosistemdeki yerinin çok önemli olduğunu belirtiyor. Yapılan araştırmalar ülkemizde yaklaşık 50 balık baykuşu olduğu yönünde sonuç vermiştir. Balıkla beslenen baykuş, Akdeniz kıyılarında özellikle Mersin’de görülmüştür.

shutterstock_551746591

Balıklar, Zengin Omega-3 Kaynağı!

Sağlıklı bir yaşamın güvencesi olarak kabul gören Omega 3 yağ asitleri, üzerinde çok fazla bilimsel araştırmanın yapıldığı yağlardır. İnsan yaşamının kalitesini yükseltmek, sağlık problemlerini minimum seviyeye düşürmek Omega 3 ile yapılan araştırmaların temel sonuçlarını oluşturuyor.

Omega 3 eksikliğinde, çeşitli hastalıklar oluşuyor ve performans düşüklüğü görülüyor. Uzmanlar keten tohumu, semizotu, ceviz gibi Omega 3 bulunan besinlerin tüketilmesinin Omega 3 eksikliğine tek başına yetmeyeceğini belirtiyor ve tek çarenin balıklar olduğunu vurguluyor. Özellikle soğuk ve derin denizlerde yaşayan balıkların Omega 3 açısından zenginleşmesi nedeniyle, bu çeşit balıkların tüketilmesi ile daha yüksek miktarda Omega 3 alımı sağlanıyor. Elbette yeterli balık tüketmeyen kişiler için Omega 3 takviyeleri çözüm sağlıyor.

shutterstock_556808413

D Vitamininin Spor Üzerindeki Etkisi

D vitamini, spor yapan kişilerin düzenli olarak alması gereken vitaminler arasında yerini alıyor. D vitamini büyük oranda güneşten faydalanıldığında sağlandığı halde, ne yazık ki ülkemizde en sık yaşanılan şey D vitamini eksikliğidir. Çok erken saatlerde işe gitmek ve geç çıkmak güneşten yararlanmayı önlüyor. Egzersiz yapan kişiler de genel olarak sabah veya akşam saatlerinde harekete geçtiğinden D vitamininden doğrudan yararlanamıyor. Öğlen güneşi altında kalma imkanı varken de, sıcaktan kaçınmak istenmesi nedeniyle öğle güneşinden faydalanamamak da D vitamini eksikliğine davetiye çıkarıyor. D vitamini içeren gıda takviyeleri bu aşamada devreye giriyor ve bünyeyi korumaya yardımcı oluyor. D vitamininin spor üzerindeki en bilinen etkisi kas gücünü ve egzersiz performansını arttırmasıdır. Atletler üzerinde yapılan bilimsel araştırmalarla da görülmüştür ki D vitamini, sportif yaşamı olumlu etkiliyor, performans yükseltiyor. D vitamini yönünden eksiklik yaşayan sporcularda kas ağrıları, zedelenmeleri, tendon yapı bozukluğu, performans düşüklüğü görülürken vitamin sorunu yaşamayan kişilerde tam aksi, başarı dolu bir sağlık grafiği izlenmiştir. Yine açık havada güneşten faydalanarak spor yapanlar ve kapalı ortamda güneşten mahrum spor yapanların değerlendirmesi yapıldığında güneşten yararlanan sporcunun daha başarılı olduğu, güç ve performansının ideal seviyede olduğu gözlenmiştir. D vitamininin spordaki etkisiyle yapılan tüm çalışmalar vitaminin elzem olduğunu gösteriyor. Sporcu güneşten yararlanamıyorsa mutlaka takviye alma yolunu seçmelidir.

shutterstock_337451096

Pirinçli Sardalya Köftesi Tarifi

Omega 3 deposu sardalya, yağlı yapısı nedeniyle çok faydalı ve lezzetli bir balıktır. Küçükten büyüğe herkesin seveceği, şifa bulacağı önemli bir deniz ürünüdür. Sardalya mevsimi geldiğinde çeşitli tariflerle balığın lezzetinden faydalanılmalıdır. İşte size keyifle yiyeceğiniz bir sardalya tarifi;
Malzemeler
– Yarım kilo sardalya
– Bir çay bardağı kadar pirinç
– Bir kuru soğan
– Bir tutam karabiber
– Bir yemek kaşığı pul biber
– Bir – iki tutam tuz
Salçalı sos için;
– Üç adet orta boy domates
– İki çorba kaşığı zeytinyağı
– Bir tutam tuz
– Bir çay bardağı su
Yapılışı
Sardalyaların kafası ayıklanır, içi kılçıklarından arındırılır. Balıklar yıkanır ve rondodan geçirilerek kıyma haline getirilir. Kıymanın üzerine kıyılmış soğan, tuz, karabiber, pul biber ve yıkanan pirinç eklenir. Tüm malzemeler özleşene kadar yoğrulur. Ardından ise karışımdan ceviz büyüklüğünde toplar yapılır. Sos için başka bir kapta domates rendelenir, su, tuz, zeytinyağı eklenerek ocakta bir taşım kadar pişirilir. Köfteler sosun üzerine dizilir ve kapağı kapatılarak yaklaşık 25 – 30 dakika pişirilir.
Afiyet olsun.

shutterstock_643796170

Okyanusun Derinliklerinde Yeni Yaşam Türleri Bulundu

Çin Okyanus Mineral Kaynakları Araştırma ve Geliştirme Vakfı (COMRA) tarafından iki yıldır yapılan araştırmalar, okyanusun derinliklerinde otuzdan fazla canlı türü olduğunu ortaya çıkardı. Çin resmi televizyonlarında yayınlanan bu haber, heyecan yarattı. Araştırmayı yapan vakfın sorumlusu Wang Çunşeng, su altı teknolojilerinin büyük ilerlemeler kaydettiği ve araştırmalarda etkili sonuçlar verdiklerini belirtiyor. İki yıl boyunca yapılan araştırmada okyanusun beş bin metre derinliğine kadar ilerlediklerini söyleyen araştırmacılar, yeni türler bulmada teknolojinin etkili olduğunu vurguluyor. COMRA tarafından yayınlanan su altı videoları, keşfedilen yeni türleri tanıttı. Keşif aracı ilk önce kırmızı renkli karides sonrasında ise uzun kuyruğuyla dikkat çeken okyanus sazanı, iri ve saydam gözlere sahip olan fare balığı, mor – lacivert renkli katil yılan balığını görüntüledi. Bu yeni türler kayıt altına alınarak, Uluslararası Okyanus Dibi İdaresi ile beraber Şandong’un Kingdao şehrinde düzenlenen uluslararası bilim konferansında tüm dünyaya sunuldu. Vakıf, çalışmalarının sonucunda elde ettiği başarıdan memnun. Bu başarı yeni araştırmalar için zemin hazırladı. shutterstock_643796170

shutterstock_633682376

Sardalya Balığının Faydaları

Sardalya küçük bir balık ancak içerdiği faydalar ile oldukça önemli ve lezzetli bir balıktır. İçerdiği besin değerini aynı anda çok fazla gıdada bulmak mümkün değildir. Sardalya mevsimi geldiğinde mutlaka tüketilmeli, etkilerinden faydalanılmalıdır. İşte sardalyanın faydaları;
– Sardalya vücutta iltihap oluşumunu önler, birçok hastalığa yakalanma riskini düşürür.
– Sardalya; Demir, kalsiyum, B12, selenyum ve fosfor açısından oldukça zengindir.
– Önemli ölçüde protein içerir, günlük protein ihtiyacının büyük bölümünü karşılar.
– Kemik ve diş sağlığını korur.
– Sardalyadaki besin değeri ruhsal iyileşmeler sağlar, depresyona iyi gelir.
– İçerdiği yağ oranı ve protein sayesinde kan şekeri seviyesini ideal seviyede tutar.
– İştah kontrolü yaptırır, uzun süre tokluk hissi verir ve kilo vermeye yardımcı olur.
– Kalbe dost bir balıktır, kan basıncını dengeler.
- Sardalyada bulunan D vitamini kanser türlerini önlemede faydalıdır.
Sardalya ve Omega 3
Sardalya yüksek miktarda Omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA içeriyor. Omega 3, bağışıklık sisteminden beyin hücrelerinin korunmasına kadar birçok alanda şifa dağıtır.

shutterstock_529836316

Disleksi Nedir?

Disleksi, bireylerin herhangi bir zekâ problemi olmadığı halde, hatta üstün zeka düzeyine sahip olmasına rağmen ortaya çıkan okuma – yazma – anlama gibi temel becerilerde öğrenme bozukluğu yaşamasıdır. Disleksi için yapılacak en basit tanım ‘özel öğrenme bozukluğudur’. Disleksi olan çocuklarda durum erken fark edilmediği takdirde okul başarısızlığı yaşanıyor. Disleksili yani disletik çocuklar okuma – yazma gibi basit becerilerde yaşıtlarına göre öğrenme zorluğu yaşadığından okuldan soğuma durumu ortaya çıkıyor.

Disleksi Belirtileri Nelerdir?

Disleksi, okul öncesinde de belirtileri olmasına rağmen, kesin belirtilerini ilkokula başladığında gösterir. Zira okuma – yazma ve anlama becerileri ilkokulda aktif kullanılır. Disleksinin belirtileri arasında aşağıdaki haller bulunuyor;

Okuma bozukluğu: Tersten okuma, heceleri karıştırma, heceleri bütün halinde okuyamama, hece atlama, seri okuyamama gibi durumlardan oluşuyor.

Yazma bozukluğu: Disgrafi de denilen yazma bozukluğunda harfleri veya rakamları yanlış yazma, birbirine benzeyen harf ve rakamları karıştırma durumudur. Örneğin küçük “d” harfi yerine küçük “b” yazılması veya “E” ile “3” rakamının karıştırılması gibi.

Öğrenme bozukluğu ve anlama zorluğu: Disleksili kişiler sağ ve solunu karıştırır, bu tip temel şeyleri öğrenmekte zorluk yaşar. Aynı şekilde dikkat konusunda problem yaşarlar, odaklanamazlar.

Çelişki: Disleksiler okuma – yazma – anlama becerilerinde zorluk yaşasa da, sanat veya fen bilimlerinde şaşırtıcı derecede başarılı olabiliyorlar.

 

shutterstock_437361565

Bal, Alzheimer’e iyi geliyor

Çağın vebası kabul edilen hastalıklardan biri olan Alzheimer, ne yazık ki çok genç yaşlarda bile kişileri esir alabilen bir rahatsızlık. Hafızanın gün geçtikçe silinmesi ve kişiye zihin bulanıklığı yaşatması nedeniyle hayatı olumsuz etkileyen bu rahatsızlık için uzun yıllardır tedavi yolları geliştiriliyor. Alzheimer rahatsızlığını besinlerle önlemek, riskleri düşürmek mümkündür. Uzmanlar Omega 3 içeren, beyin sağlığına iyi gelen besinlerin tüketimini arttırmayı öneriyor, fiziksel aktiviteler ve zihinsel egzersizler öneriyor. Önerilen besinlerden biri kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi bal oluyor. Bal, arıların yoğun çalışması neticesinde çiçeklerden elde edilen değerli maddelerden ortaya çıkıyor. Balın içeriğinde yer alan önemli bileşenler beyin fonksiyonlarını canlı tutuyor, hafızayı güçlendirmeye yardımcı oluyor. Beyni canlı tutmak, dinamik yapıya kavuşturmak için her ne kadar egzersizler önemli olsa da içten bir etki beslenme sayesinde oluyor. Kahvaltılarda bal tüketmek, bitkisel çaylarda şeker yerine balı tercih etmek, yeterli ölçüde öğünlere eklemek Alzheimer rahatsızlığına yakalanma riskini düşürüyor, hastalığın ilerleyişini yavaşlatıyor. Bal ile birlikte zencefil tüketmek aynı şekilde etkiyi arttırıyor. Zencefilin de Alzheimer için faydalı bitkiler arasında yer aldığı unutulmamalıdır.

shutterstock_338422418

Neden Yaz Aylarında Omega 3 tüketmeliyiz?

Gelişme dönemindeki çocuklar başta olmak üzere tüm yaş gruplarındaki kişiler için büyük önem taşıyan Omega 3, ana kaynak olarak balıklardan elde ediliyor. Balık yağı kapsül ve şurupları ise balık tüketmeyenler için ideal bir alternatif oluşturuyor. Elbette Omega 3 ile ilgili yanlış yargılar bulunuyor. Örneğin ‘yaz mevsiminde, aşırı sıcaklarda Omega 3 takviyesi yapılmaz’ gibi. Aslında bu düşünce tamamen yanlış bir genellemedir. Zira uzmanlar Omega 3 yağ asitlerinin vücut için faydalarına değinip, yıl boyunca her mevsimde alınması gerektiğini belirtiyor. Özellikle yaz aylarında halsizlik, yorgunluk gibi sıkıntılar yaşayanlar için Omega 3 desteği tam bir enerji kaynağı oluşturuyor. İşte yazın Omega 3 kullanmaya devam etmek için sebepler;
– Omega 3 yağ asitleri esansiyel özelliğe sahip yağlardır. Bu nedenle vücutta sentezlenmezler. Yani mutlaka dışarıdan alınması gerekiyor.
– Omega 3, anne karnından itibaren bebekler ve çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimleri için önemlidir. Zekâyı, odaklanmayı, algılama becerisini, sinir sistemini, retinayı, kemik yapısını, bağışıklık sistemini, okuma – yazma becerisini destekler ve geliştirir. Anne adaylarının ve emzirme dönemindeki annelerin bilhassa Omega 3 desteğini aksatmaması öneriliyor.
– Yaz aylarında balık mevsimi geçtiği için balık tüketim miktarı büyük oranda azalıyor ve doğal olarak Omega 3 eksikliği yaşanıyor. Yazın Omega 3 takviyesi almak vücudu alışık olduğu düzende korumaya devam eder.
– Düzenli olarak balık tüketenler veya önerilen ölçülerde tüketmeyenler, yaz aylarında Omega 3 eksikliğine bağlı halsizlik, enerji düşüklüğü ve benzeri sorunlar yaşayabiliyor. Bu tip durumların oluşmaması için kaliteli bir balık yağı takviyesi kullanmak yeterlidir.

shutterstock_585974285

PMS Şikâyetlerini Omega 3 ile Azaltın!

Adet öncesi dönemi temsil eden ve ağrı, şişkinlik, sancı, değişken ruh hali, kramp, kilo artışı, tatlıya düşkünlük gibi belirtilere sahip olan PMS (Premenstrüel Sendrom), ne yazık ki kadınların yaşamlarını her ay zorlaştırıyor. Uzmanlar PMS dönemlerini rahat geçirmek için sportif faaliyetler ve sıvı tüketimini önerse de herkeste olumlu sonuçlar gözlenmiyor veya herkese hitap etmiyor. Elbette adet döngüsünü en az tahribat ile geçirmek hatta konforlu ve keyifli geçirmek mümkün. Omega 3 yağ asitleri östrojen hormonlarının dengede kalmasını sağlar ve adet döneminin rahat, ağrısız geçmesine zemin hazırlar. Adet dönemlerinde Omega 3 içeren balıkları tüketmek, besinlere yönelmek ruhsal ve fiziksel rahatlama sağlar. Omega 3 ancak dışarıdan alınabilen bir yağ asididir. Beslenme programına Omega 3 içerikli besinler eklenemiyorsa balık yağı kapsülü, şurubu gibi takviyeler ile gerekli destek sağlanabiliyor.