800x400_31

Cildimizi Güzelleştiren Besinler

Stres, sağlıksız beslenme, uykusuzluk ve yorgunluk ne yazık ki yaşam koşullarımızın getirileri. Ruhumuz ve bedenimiz de bütün bu koşullara göre şekillendi. Cildimiz gibi eskidi, yıprandı, yaşlandı. Bildiğimiz üzere, dış görünüş insana özgüven katar. Kendimizi iyi hissetmemizi sağlar. Sanırım kendimizi iyi hissetmeye cildimizi güzelleştirerek başlayabiliriz.

Uzun yıllar süren araştırmalar sonucunda, bazı besin maddelerinin cilt üzerinde yapıcı ve yenileyici etkileri olduğu öğrenildi. Örneğin; likopen, antioksidan bir maddedir. Cilt kırışıklıklarına ve kuru cilde etki eder. Likopen’in başlıca kaynağı ise domatestir. Üstelik suyunu da içebiliriz. Kırışıklara ek olarak, cildimize giden kan miktarını arttırmak ve akneyle mücadele etmek istersek kırmızı biber de tüketebiliriz. Bitter çikolata da seviyorsak, işimiz daha kolay. Kan akışımızı böyle de düzene sokabiliriz. Ayrıca, bitter çikolatanın bileşiminde bulunan flavonoidler ve antioksidan maddeler bizi güneş ışınlarına karşı korur. Yumurta, Hindistan cevizi yağı, yeşil çay, ıspanak, kereviz, havuç, ay çiçeği, kabak, keten tohumları da bileşimleri nedeniyle cildimiz için oldukça faydalı besinlerdir.

Cildimizin elastikliğini arttırıp yaşlanmayı geciktiren bir başka kaynak da yağ asitleridir. Aynı zamanda, cildimizin pürüzsüz bir hale gelmesinde de hayli etkilidir. Bunun için balık ve balık yağı tüketebiliriz. Çünkü balık ve balık yağı Omega 3’ün en güçlü kaynaklarındandır.

800x400_30

Çocuklarda Sık Karşılaşılan Enfeksiyonlara Karşı Morina Balığı Engeli

Çocukların ilk yaşlarında bağışıklık sisteminin henüz tam olarak gelişmemiş olması nedeniyle sık sık hastalandıklarına tanık oluruz. Uzmanlar, çocuklarda sıklıkla görülen ve ateşli seyredebilen bu hastalıkların yılda birkaç kere tekrarlanmasının bağışıklık gelişimleri açısından önemli yeri olduğunu belirtmektedir. Ne kadar doğal bir süreç de olsa, üst solunum yolu enfeksiyonları, orta kulak iltihabı, sinüzit gibi enfeksiyonlardaki görülme sıklığındaki artış ise problemdir ve muhakkak önleminin alınması gerekmektedir. Bu hastalıklardan dolayı sıkıntı yaşayan birçok çocukla dolup taşan hastanelerde gördüğümüz kalabalık, aslında düzenli morina balığı karaciğer yağının kullanılmasıyla azaltılabilir.

Nasıl mı?

Morina balığı karaciğer yağı (Cod Liver Oil) yüksek miktar Omega-3 yağ asitleri ihtiva eder. Düzenli kullanımı ile görülebilecek birçok faydasının yanında bağışıklık gelişiminde de önemli etkileri vardır. İltihabın eşlik ettiği bu gibi enfeksiyonlarda özellikle EPA’nın antienflamatuar (iltihap önleyici) özelliğiyle bu hastalıklara sıklıkla yakalanma ihtimali azaltılabilmektedir. Sadece bu da değil. Bir başka etkisi de A vitamininden kaynaklanmaktadır. Morina balığı karaciğer yağının doğal A ve D vitaminleri kaynağı olduğundan sıklıkla bahsediyoruz. A vitamininin “anti-enfeksiyon” vitamini adıyla bilinmesinin nedeni enfeksiyonlarla mücadele gücünü artırıcı güçlü etkiye sahip olmasından kaynaklanmaktadır.

Omega-3 içerikli gıdaları yeterli oranda tüketemiyorsak, A vitamininin günlük ihtiyacımız olan miktarını doğal beslenmeyle karşılayamıyorsak, bağışıklık gelişiminde önemli olan diğer vitamin ve mineralleri sağlayacak ölçüde sağlıklı beslenemiyorsak o zaman bağışıklık gelişiminin desteklenmesinde bir başka çözüm morina balığı karaciğer yağı (Cod Liver Oil) olabilir.

27) 15-12-23-yag-hucreleri

Balık Yağının Yağ Yakıcı Etkisi Olabilir Mi?

Konuya girmeden önce vücudumuzda bulunan yağ hücrelerinin tiplerinden kısaca bahsetmek gerekir.

Yakın bir tarihe kadar vücudumuzda iki tip yağ hücresi olduğu biliniyordu.

  1. Beyaz hücreler enerji elde edilmesini sağlarken,
  2. Kahverengi hücreler yağı metabolize ederek vücut ısısını korumakla görevlidir. Özellikle bebeklerde sayıca fazla olan kahverengi hücrelerin, yaş ilerledikçe sayıları azalır.
  3. Bu yağ hücrelerine ilave olarak insanlarda ve farelerde “bej hücreler” adında 3.bir yağ hücresi tipi olduğu da bulunmuş. Yaptığı görev açısından kahverengi hücrelere benzetilen bej hücrelerin de yaşın ilerlemesiyle birlikte sayıca azaldığı belirtiliyor.

Bej hücrelerin sayısı artırılabilir mi? Böylelikle yağ birikimi engellenebilir mi? İşte bu sorular Japonya’nın en köklü üniversitelerinden biri olan Kyoto Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmanın konusunu oluşturmuş. Çıkan sonuç ise oldukça dikkat çekici…

Daha önceki araştırmalardan balık yağının yağ birikimini önleyici etkisi olduğunun sunulmasından esinlenen araştırmacı Teruo Kawada, balık yağı tüketimiyle vücuttaki bej hücre artışının doğru orantılı olduğunu ortaya koymuş.  Çalışmada; bir grup fareye yağlı gıdalar, başka bir grup fareye de yağlı gıdalarla birlikte balık yağı ilaveleri verilmiş. Balık yağı alan farelerde, daha az kilo alımı ve daha az yağ depolanması olmuş. Bu durum, sempatik sinir sisteminin aktif duruma geçmesiyle, beyaz yağ hücrelerinden bej hücrelerinin oluştuğu, böylece yağ hücrelerinin metabolize etme yeteneğinde artış görüldüğü şeklinde belirtilmiş.

balik

Kullandığımız Balık Yağı Bizim İçin Faydalı Mı?

Sağlığımız için balık yağı kullanıyoruz. Peki kullandığımız balık yağları ne kadar sağlıklı? Hangi balık yağını nereden satın alıyoruz? Alırken dikkat etmemiz gereken noktaları biliyor muyuz? Bu soruların cevapları oldukça önemli olmasına rağmen birçoğumuz tarafından göz ardı ediliyor.

Günümüzde artık tüketicilerin çoğu eskiye nazaran daha bilinçli ve birçok şeyin farkında. Alacakları ürüne dair ne varsa öğrenmeye çalışıyorlar. Ürünün üretildiği yerden nasıl üretildiğine, içeriğindeki maddelerden, market raflarına nasıl getirildiklerine ve nasıl taze tutulduklarına kadar her şeyden haberdarlar. Fakat konu balık yağı olunca ihmaller başlıyor. Çünkü her bir balık yağının doğal ve üç aşağı beş yukarı sağlık üzerine benzer olumlu etkileri olduğu düşünülüyor. Oysaki her bir balık yağının kalitesi, etkisi ve güvenilirliği farklıdır.

Balık yağı seçiminde en çok göz önünde bulundurulması gereken faktörler;

  • Saflık
  • Tazelik
  • İçerik
  • Doğallık

Saflık: Coğrafi olarak balığın yetiştiği yer son derece önemli. Balıklardan omega-3 açısından zengin balık yağı elde edilmek isteniyorsa, kaynak olarak soğuk ve derin denizlerde doğal ortamında yaşayan balık türleri tercih edilmelidir. Fakat sanayileşmenin her geçen gün artmasıyla oluşan kirlilik denizleri etkilemekte ve denizlerde yaşayan canlılar için tehlike oluşturmaktadır. Her ne kadar Kuzey Atlantik Denizi gibi dünyanın en temiz denizinde yaşayan balıklardan elde edilen balık yağı da olsa, muhakkak üretim aşamasında etkin bir saflaştırma yöntemi uygulanmalı, ağır metal ölçümleri analiz belgeleriyle gösterilmelidir. Aksi takdirde ağır metallerin vücut tarafından tolere edilememesi sonucu vücutta birikmesi insanlarda kanser riskinin ve kalp-damar hastalıklarının artmasına, düşük ve sakat doğumlara neden olabilir. Tercih edilecek balık yağının saflığı, en çok çocuklar ve hamileler açısından önem taşımaktadır. Bir balık yağı tercihinde dikkat edilmesi gereken önemli konulardan biri muhakkak “saflığı” olmalıdır.

Tazelik: Balık yağları içerdikleri doymamış yağ asitleri sebebiyle okside olmaya elverişlidirler. Okside olmuş balık yağı kullanımı, vücutta sağlıklı hücrelerin zarar görmesine ve hastalıkların tetiklenmesine sebep olmaktadır. Böylelikle faydadan çok zararı söz konusu olur. Dolayısıyla taze balık yağları tercih edilmelidir. Taze balık yağını anlamanın yolu ise analiz raporlarını incelemekten geçer. Bu raporlarda “peroxide value” değeri “4 meq/kg”dan küçük olmalıdır. Taze avlanan balıkların kısa sürede üretime alınması, üretimin ve şişelenmenin aynı yerde yapılması balık yağının tazeliğinin korunmasında önemlidir.

Halk arasında yaygın bir düşünce olan, balık yağları ile birlikte muhakkak bir antioksidan ürünün de alınması ise balık yağlarındaki omega-3’ün etkinliğini artırmak amacıyla değil, balık yağlarının oksidan etkisini önlemek amacıyladır. Tercih ettiğiniz balık yağı tazeliği açısından güvenilir ise ilave bir antioksidan kullanmanıza gerek yoktur.

İçerik: Mevcut balık yağlarının her birinin içeriği birbirinden farklıdır. Dikkat edilmesi gereken konulardan biri balık yağının içerdiği balık yağı miktarı değil, omega-3 yağ asitleri olan EPA ve DHA miktarıdır. Çünkü vücudumuz tarafından omega-3 metabolitleri olan EPA ve DHA kullanılmakta ve her iki yağ asidi de farklı fonksiyonel etkiler ile fiziksel ve zihinsel açıdan sağlığımızın korunmasına ve gelişimine yardımcı olmaktadır. Eğer güvenilir bir morina balığı karaciğeri yağı (Cod Liver Oil) kullanıyorsanız, hem omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA açısından doğal ve zengindir, hem de doğal A ve D vitamini içeriğiyle de günlük alınması gereken, günümüzde önemi gittikçe artan bu vitaminlerin de doğal kaynağını alıyorsunuzdur.

Doğallık: Omega-3 kaynağı olan balık yağlarının her birinin doğal olduğu düşünülmemelidir.   Balık yağlarının da farklı formları bulunmakta ve formlar vücutta farklı miktarda emilim göstererek, sonuç olarak gösterdikleri etkinlikleri de farklı olabilmektedir. 3 ayrı balık yağı tipi mevcuttur. Trigliserid ve Serbest Yağ Asidi formunda elde edilen balık yağları doğaldır ve vücutta gösterecekleri etkinlikleri de EPA ve DHA miktarlarıyla doğru orantılı olarak yüksektir. Etil ester formundan elde edilen balık yağları ise sentetiktir ve her ne kadar ürün ambalajı üzerinde yüksek miktar EPA ve DHA değerleri var gibi gözükse de vücutta gösterecekleri etki düşüktür. Balıkta doğal haliyle bulunan form trigliserid formudur. Bir balık yağı tercihinde EPA ve DHA değerlerinin yüksek olması sizi yanıltmasın. Balık yağının hangi formda olduğu da tercih kriterlerinden biri olmalıdır.

yag-fayda

Yağların Vücudumuz İçin Gerekliliği

Yağlar, insan vücudu için gerekli olan enerjinin en önemli kaynaklarındandır. Vücudun yağ depolama kapasitesi sınırsızdır. Enerjiye gereksinim duyduğunda bu yağ depolarını kullanır. Yağlar ayrıca, vücut ısısının ve organların dış darbelere karşı korunmasında görevlidir. Yağda eriyen A, E ve K vitaminlerinin emilimini sağlar. Yağ alımı, günlük olarak ihtiyaç duyulan kalorinin % 25 ya da 35’ini karşılamalıdır. Gereğinden fazlası her zaman vücut için zararlıdır. Çünkü obezite, kanser veya kalp gibi hastalıklara neden olabilir.

Yağlar, doymuş yağ asitleri ve doymamış yağ asitleri olarak ikiye ayrılırlar. Daha çok hayvansal besinlerde bulunan doymuş yağlar, oda sıcaklığında katı halde bulunur. Bunlara tereyağı ve margarinler örnek gösterilebilir. Doymuş yağlar sağlığa oldukça zararlıdır. Tercih edilmemesi gerekmektedir. Zira vücutta kolesterolün yükselmesine sebep olarak kalp hastalığı riskini arttırırlar. Doymamış yağlar ise, vücudun ihtiyaç duyduğu yağ asitlerinin en iyi kaynaklarıdır. Bitkisel kaynaklı olup, oda sıcaklığında sıvı halde bulunurlar. Ayçiçek, mısırözü, zeytinyağı ve benzerleri bu gruba örnek verilebilir. Çoklu yağ asitleri ise, Omega 3 ve Omega 6 olmak üzere iki ana grupta toplanır. Soğuk su balıklarında (somon, uskumru, sardalya, ton balığı vs.) yüksek miktarda bulunur. Ayrıca vücuda hazır olarak da alınabilir.

Yağ asitleri vücuda dengeli ve sağlıklı beslenmeyle alınmalıdır. Dolayısıyla bu yağları öğünlerde çeşitlendirerek tüketmek ve her yemeğe uygun yağı kullanmak hem insan sağlığı için faydalı olacak, hem de yemeğe lezzet katacaktır.

mitler

Mitler & Gerçekler

Mit 1: Tüm balık yağları temelde aynıdır.

Gerçek şu ki; Cod Liver Oil (Morina balığı karaciğer yağı) ve Fish Oil (Balık gövdesinden elde edilen yağ) içerdikleri omega-3 yağ asidi miktarları ve doğal A ve D vitamini içeriği olup olmaması açısından farklılık göstermektedir. Cod Liver Oil ürünleri arasında dahi farklılık söz konusu olabilmektedir. Tüm balık yağları;

  • Balığın bulunduğu bölge,
  • Balık yağının hangi ülkede üretildiği,
  • Geleneksel ya da yeni üretim teknikleriyle işlenmiş olmaları,
  • Balık yağının doğal mı, yoksa sentetik formda mı olduğu, (Trigliserid ve Serbest yağ asidi formundaki balık yağları doğaldır, etil ester formunda olanlar sentetiktir).
  • İçeriğinde bulunan vitaminler ve bu vitaminlerin bozulmadan korunması
  • Uluslararası denetimlerin varlığı,
  • Ağır metaller gibi zararlı maddelerden ayrıştırılması amacıyla uygulanan saflaştırma yöntemleri,
  • Üretimin her aşamasında uygulanan analizler,
  • Balık yağı üretiminin ve şişelenmesinin aynı yerde veya farklı ülkelerde yapılmış olması

açısından her adımda farklılaşabilmektedir. İlk adımdan son adıma kadar kalitenin ön planda tutulduğu sabırlı ve disiplinli bir süreç gerçekleşmelidir.

Mit 2: 4 yaş altı çocuklarda omega 3 kullanımı tavsiye edilmez.

Norveç’te üretilen Cod Liver Oil (Morina balığı karaciğer yağı) ürünlerinin, Norveç Beslenme Kurulu tarafından 4 haftalık bebeklik döneminden itibaren kullanımı önerilmektedir. Bunun nedeni omega-3 içeriğinin yanında doğal D vitamini kaynağı da olmasıdır. Ülkemizde ise bebeklik döneminde D vitamini damlaları kullanılması nedeniyle, bu damlaların kullanımını tamamlandıktan itibaren başlanabilir. Hekimlerin önerisiyle genellikle 1 yaş civarında bu damlaların kullanımı tamamlanmaktadır. Bu yaştan itibaren çocuk veya yetişkinler için günlük ihtiyacın karşılanması amacıyla da doğal D vitamini kaynağı olan Cod Liver Oil ürünlerini güvenle kullanabilirsiniz. 4 yaşına kadar yarım doz, 4 yaşından sonra tam doz kullanımı tavsiye edilmektedir.

Mit 3: Cod Liver Oil (Morina balığı karaciğer yağı) kullanılması tavsiye edilmiyor.

Morina balığı karaciğer yağı, güçlü omega-3 yağ asitlerinin yanı sıra doğal A ve D vitamini kaynağıdır. Cod Liver Oil ürünlerinin güvenilir olması açısından dikkat edilmesi gereken iki önemli konu vardır:

  • İçeriğinde bulunan A ve D vitaminleri miktarlarının her gün alınmaya uygun miktarlarda olması ve böylelikle yazın dahi kullanım imkanı sağlaması,
  • Vücuda zararlı olan ağır metaller gibi toksik maddelerden arındırılmış olarak güvenilir saflıkta olması.

Eğer bu iki kriteri karşılayan bir Cod Liver Oil ürünü ise her gün ve her mevsim güvenle kullanılabilir.

Mit 4: Hamile bayanlar Cod Liver Oil ürünlerinden uzak durmalıdır.

Bir önceki maddede belirtilen kriterleri karşılayan bir Cod Liver Oil ürünü tek başına kullanıldığı takdirde hamileler için de güvenilirdir. Fakat hamilelik döneminde genellikle çeşitli vitamin ve minerallerden oluşan multivitamin ürünü de kullanılmaktadır. Bu ürünler içinde de A, D ve E vitaminleri bulunmaktadır ve genellikle A vitamini miktarı yüksek olabilmektedir. Bir Cod Liver Oil ürünü ile birlikte bir multivitamin takviyesi de kullanıldığı takdirde, her iki üründeki A, D ve E vitaminlerinin toplam miktarları fazla olabilir.  Her ne kadar Avrupa ülkelerinde bir Cod Liver Oil ve bir multivitamin ürünü birlikte kullanılıyor olsa da, ülkemizde A, D ve E vitaminlerinin günlük alınabilecek maksimum miktarları, Avrupa ve Amerika kaynaklarına göre düşük tutulmaktadır. Bu nedenle birlikte kullanım konusu veya dönüşümlü kullanma alternatifi muhakkak doktora danışılmalıdır.

Mit 5: Balık yağı cıva ve dioksin gibi zararlı toksinler içerebilir.

Moleküler distilasyon vb. hassas saflaştırma yöntemleri sayesinde balıkta bulunan ağır metaller ve diğer toksinler ayrıştırılarak uzaklaştırılmaktadır. Mükemmel saflığa sahip olan ve uluslararası denetimlerden geçen balık yağlarına güvenebilirsiniz.

Möller’s Omega-3, 161 yıldır kendini kanıtlamış güvenilir bir Cod Liver Oil (Morina balığı karaciğer yağı) ürünüdür. Dünyanın en temiz denizi kabul edilen Kuzey Atlantik Denizi’ndeki yabani kuzey kutbu morina balığından elde edilmesine rağmen, en hassas saflaştırma yöntemi olan “moleküler distilasyon” yöntemi ile ağır metaller gibi zararlı maddelerden arındırılarak mükemmel saflığa sahiptir. İçeriğinde bulunan A ve D vitaminleri kesinlikle yüksek miktarlarda olmayıp, aksine her gün alınmaya uygun miktarlardadır. Güçlü omega-3 içeriğinin yanı sıra, günümüzde her 10 kişinin 7’sinde görülen D vitamini eksikliğinin önlenmesinde, günlük D vitamini ihtiyacını karşılaması açısından da önemli doğal bir kaynaktır. Ülkemizde 1 yaşından itibaren her yaşın kullanımına uygun olan Möller’s Omega-3’ü her gün güvenle kullanabilirsiniz.

yag

Omega 3 Desteği Almanız İçin Yeterli Sebepler

Sağlıklı bir yaşam sürebilmek için esansiyel, yani vücudun işlevselliği için elzem olan yağ asitlerine ihtiyaç vardır. Ancak vücut bu yağ asitlerini kendisi üretemediği için dışarıdan almak zorundadır. Omega 3, bu yağ asitlerinden biridir. Her gün omega-3 almaya özen göstermek, sağlık açısından önem taşımaktadır. Eğer, günlük beslenmeyle omega-3 alımının yetersiz olduğu düşünülüyorsa, ihtiyacın karşılanması amacıyla omega-3 açısından zengin içeriğe sahip olan takviye edici gıdalar tüketilebilir.

Uzun yıllar boyunca yapılan araştırmalar doğrultusunda elde edilen bilimsel verilere göre omega-3’ün hayatımızdaki önemi şöyle sıralanabilir:

  • En sıklıkla karşılaşılan hastalıkların başında yer alan kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi açısından omega-3’ün yeri tartışılmazdır. Kardiyolojide tedavi kılavuzlarına girmiş olan omega-3, kolesterol yükselmesi ve damar içinde pıhtı oluşumunu engelleyerek, kalp krizi riskini azaltır. Böylece kalp ritmi de düzene girer. Dolayısıyla kalp ve damar sağlığının korunması amacıyla önemle tavsiye edilmektedir.
  • Diyabetin önlenmesi açısından önemli bir yere sahip olan omega 3 yağ asitleri, kandaki insülin miktarını dengelemekle birlikte kan şekerini de düzenler. Kandaki şeker miktarının düzenlenmesiyle ortalama ağırlık da korunmuş olur.
  • Omega-3 açısından zengin kaynak olan balık yağı, beyin fonksiyonlarına doğrudan etki ederek zihin sağlığını korur. Çocukluk döneminde zihin gelişimi açısından ne kadar önemliyse, ilerleyen yaşa bağlı olarak azalan beyin fonksiyonlarının güçlenmesi için de bir o kadar önem taşımaktadır.
  • Sinir sistemini güçlendirici etkisiyle, depresyon gibi sinir sistemi hastalıklarıyla mücadele edilmesine yardımcı olur.
  • Sinir sistemini güçlendirmekten bahsederken, elbette ki ağrıların hafiflemesi üzerine etkisini unutmamak gerekir. Özellikle eklem ağrılarından şikayet ediliyorsa, omega 3 düzenli kullanıldığı takdirde ağrıların azalmasındaki etki hissedilebilir.
  • Omega-3 tüketimi, göz sağlığının gelişiminde ve korunmasında ayrı bir öneme sahiptir.
  • Düzenli omega-3 kullanımı, bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde önemli rol oynar. Böylelikle hastalıklarla mücadele gücü artar.
  • Kemiklerin güçlenmesi için kalsiyuma ihtiyaç vardır. Ancak kalsiyumun yanında omega-3 kaynağı olan balık yağının etkisi ihmal edilmemeli.
  • Omega-3 açısından zengin balık yağı kullanımı metabolizmanın düzenlenmesinde önem taşımaktadır.
  • Hamilelik döneminde kullanılan omega-3, bebeğin fiziksel ve zihinsel gelişiminin yanı sıra, annenin de fiziksel ve zihinsel sağlığının korunmasındaki en temel unsurlardan biridir.

Her şeyi bir kenara bırakırsak, omega 3 kişinin kendisini güçlü ve zinde hissetmesini sağlar. Bunca faydası öğrenildikten sonra neden kullanılmasın ki?

kemik-guçlenme

Kemiklerin Güçlendirilmesiyle İlgili Uluslararası Araştırmalar

Norveçli araştırmacılar morina balık yağının kemik mineral yoğunluğuna katkı sağladığı sonucuna ulaştılar. Araştırmacılar ulaştıkları bulguları öncelikle sorguladılar. Çünkü önerilerin aksine çocukların kemiklerinin gelişiminde ve yaşlılarında kemik mineral yoğunluğunda olumsuz etki yapma riski olabilirdi. Bunun üzerine birçok uluslararası kuruluş bu konuda araştırmalar gerçekleştirdi. Yine de sonuçlar tam olarak netleştirilemiyor ve bazı noktalar belirsiz kalıyordu. Son yapılan Reykjavik çalışmaları önemli gelişmeler yaşanmasını sağladı. Araştırmada yaşları 66-96 arasında değişen 4798 katılımcı yer aldı. Aynı şekilde orta yaş ve ergenlik döneminde bulunan kişilerin de balık yağı tüketimi raporlandı.

British Journal of Nutrition’da araştırma sonuçları yayımlandı. Araştırma sonuçlarında şu ifadelere yer verildi: “Herhangi bir yaşta morina karaciğeri yağı alımının bir sorun yarattığına dair hiçbir kanıt bulunamadı.” İlk kez keskin ifadelerde bulunan bir araştırmayla morina karaciğer yağının düzenli tüketimi yaşam boyu kemik sağlığı üzerinde olumlu bir etki oluşturduğu açıklanmış oldu. Ayrıca omega 3 ve D vitamini alımının önemi de vurgulandı.

Araştırmaya buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak: British Journal of Nutrition

2

Kafamızdaki Soru İşaretleri: Kolestrol

Kolesterolün vücudumuz için “iyi mi” yoksa “kötü mü” olduğuna dair uzun zamanlardan beri süren bir tartışma var. Bunun için geleneksel nitelendirmeler olduğu gibi uzmanlar tarafından yapılan araştırmalar da mevcut. Amerikan Kalp Derneği’nin sürdürdüğü araştırma da bunlardan biridir. Hatta en önemli ve detaylı olanlarından bir tanesi olduğunu söylesek yanılmış olmayız. Peki bu derneğin yürüttüğü bu araştırmayı bu kadar önemli kılan nedir?

Son yıllarda yapılan araştırmalara göre özellikle de Amerika’da kalp hastalıkları en önde gelen ölüm sebeplerinden biri haline gelmiş durumunda. Hal böyle olunca kolesterol üzerine yapılan araştırmalar da yoğunluk kazanmış. Fakat ortaya koyulan verilere göre şaşırtıcı sonuçlara ulaşılmış. Kolesterolün, aslında vücudumuzun işleyişi için gerekli olan yağa benzeyen fakat tamamen yağ olmayan bir madde olduğu gözlenmiş. Buna ek olarak kolesterol bazı hormonlarda ve tüm hücrelerin yapısında bulunur. Kolesterolün bunlar dışında bir görevi daha bulunmaktaymış. Yağların emilimini sağlayan safranın bileşiminde de yer alıyormuş.

Daha da ayrıntılı incelendiğinde kolesterolün normalde karaciğer tarafından üretildiğini söyleyebiliriz ve bütün hücrelerimizin dış zarlarında da kolesterol bulunmaktadır. Halk arasında “kötü kolesterol” olarak bilinen LDL (Low Density Lipoprotein – Düşük Yoğunluklu Lipoprotein) ise kolesterolü karaciğerden alıp hücrelere taşıma görevi bulunmaktadır. Eğer taşıdığı bu miktar hücrelerin gereksinim duyduğundan fazla olursa, vücutta tehlikeli birikimler oluşabilir.

1

Kötü kolesterolden kurtulmak için hemen direkt olarak ilaçlara koşmayın. Sonuçta böyle bir sonuca yanlış alışkanlıklar ve kötü beslenme neden oldu. Bu durumu tam tersine çevirdiğinizde sizin için her şey olumlu yönde gelişmeye başlayacaktır. Bu nedenle uygun yaşam biçimine, egzersizlere ve doğru beslenmeye başladığınızda sağlıklı bir yaşam için ilk adımı atmış olursunuz.

Bonus Bilgi: Yağlı balıklar! Yağlanmanın önlenmesi için yağ yemeniz gerekiyor. Kulağa ne kadar şaşırtıcı geliyor değil mi? Aslında bahsettiğimiz yağ, omega 3 yağ asididir. Çünkü omega 3, iltihap ve plak oluşumunu azaltırken aynı zamanda sağlık açısından güçlenmenize de yardımcı olacaktır. Dolayısıyla LDL kolesterolü düşerken sağlıklı olan ve “iyi kolesterol” olarak adlandırılan HDL (High Density Lipoprotein – Yüksek Yoğunluklu Lipoprotein) kolesterolü artar.

ffgfg

goed

GOED Omega 3 Standartları

Bazı omega 3 ürünlerinin ambalajında görebileceğiniz “GOED” logosunun ne anlama geldiğini biliyor musunuz?

GOED (Global Organization for EPA and DHA Omega 3’s), omega 3 tüketiminin sağlık açısından faydaları konusunda tüketiciyi bilinçlendirmek, yüksek etiklik ve kalite standartlarını oluşturmak ve de araştırmalar yaparak bu standartları geliştirmek amacıyla hizmet eden, ilgili devlet kurumları, sağlık kuruluşları ve üretici firmalar ile çalışarak bu kalite standartlarının uygulanmasını sağlayan, en iyi omega 3 üreticilerinin üyesi olduğu uluslararası bir kuruluştur.

Bu kuruluşa üye olan firmalar, belirlenen yüksek kalite standartlarını uygulamakla sorumludurlar. Bu nedenle “GOED Omega 3 Proud Member” logosu, sadece  “GOED” üyesi olan bir firma tarafından kullanılabilir ve bu firma tarafından üretilen omega 3 ürününü güvenle kullanabileceğimizin göstergesidir.